İçeriğe atla

Doğa

Vikisöz, özgür söz dizini
(Tabiat sayfasından yönlendirildi)

Kaynaklı

[değiştir]
  • Defalarca söylediğim gibi bana göre kişileşmiş bir Tanrı çocukça bir şey. Beni bir agnostik olarak adlandırabilirsin... Ben, kendi var oluşumuzu ve doğayı kavrayarak anlamayabilmemiz hususundaki zayıflığımızla uyumlu tevazulu bir tutum almayı tercih ediyorum.
    • Albert Einstein, Guy H. Raner Jr.'a mektubundan, (28 Eylül 1949), Michael R. Gilmore'un Skeptic Dergisindeki makalesinden, Cilt 5, No. 2 (1997).
  • Doğanın sonucu olarak ortaya çıkan kusurlara hiçbir kimse hata bulamaz. — Aristoteles
    • Ethics, Aristoteles, III. 5.
İnsanoğlunun en büyük zaafı, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanması. Hatta bütün yiyecekleri, hayvanları ve doğayı kendine sunulmuş bir nimet sanıyor.
Albert Einstein
  • İnsanoğlunun en büyük zaafı, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanması. Hatta bütün yiyecekleri, hayvanları ve doğayı kendine sunulmuş bir nimet sanıyor. Evren dediğimiz bütün içerisinde, kendisini diğer canlılardan ayrı tutuyor. Çevreyi istediği gibi kullanıyor. Yıkıyor, yok ediyor. Halbuki insanoğlu bu evrende zincirin sadece küçük bir parçası. Bunu reddederek aslında kendisine bir hapishane yaratıyor. İnsanın bu yanılgıdan kurtulması en büyük özgürlük. Tabii bu da tam olarak mümkün olmayabilir ama bu çabanın kendisi de bir özgürlük.[1]Albert Einstein
Doğa yok etmekten nefret eder.
Cicero
  • Doğayı daha fazla gözlemlersen onun tüm varlıkları ile devasa bir organizasyon olduğunun farkına varırsın. Benim sadece doğal fenomenleri gözlemleyerek bir yaratıcının varlığı sonucuna ulaştığım büyük bir anlayış var orada.
    • Carlo Rubbia
    • Not: Brezilya magazin dergisi Veja’nın Carlo Rubbia’ya sorduğu "Tanrı’ya inanıyor musunuz?" sorusuna yanıtı.
    • Kaynak: 1998, 8/8
  • Bir canlı, doğduğu andan başlayarak, kendi kendine düzen verir ve kendini korumaya, doğasını ve bu doğayı koruyabilecek her şeyi sevmeye bir eğilimi vardır, kendini yıkımdan ve yıkımına yola açacak olan her şeyden uzak tutar. Ve Stoalılar bunu şöyle kanıtlar: hazzı ya da acıyı tatmadan önce yavrular, kendileri için yararlı olanı arayıp, zararlı olandan kaçarlar, doğalarına bağlı olmayıp, yıkımdan çekinmeselerdi böyle olmayacaktı. Öte yandan, kendilerine ilişkin bilince sahip olmasalardı, herhangi bir arzuları olmazdı. Buradan çıkarılması gereken sonuç, kendini sevmenin bir ilke olduğudur.[2][3]Cicero
  • Doğa yok etmekten nefret eder.Cicero
    • Orijinali: Ab interitu naturam abhorrere.
    • De Finibus, Cicero, V. 11. 3.
  • Yasa, yapılacak ve yapılmayacak olanı buyuran yüce akıldır... O doğanın gücüdür, o ruhtur, bilgenin aklıdır, adaletli olanla olmayanın ölçüsüdür. — Cicero
    • Yasalar, Cicero, I, VI.
  • Çoktanrıcı ya da tek tanrıcı bütün dinler gereksizdir, insanların mutluluğu için doğanın ve aklın yasaları yeter. Jean Bodin
  • Doğa tarafından mükemmelleştirilen şeyler sanat tarafından gerçekleştirilenlerden daha iyidir. — Cicero
    • Orijinali: Meliora sunt ea quæ natura quam illa quæ arte perfecta sunt.
    • De Natura Deorum, Cicero, II. 34.
  • İnsan tarafından yaratılan bir şeyi yok ettiğimizde adına vandalizm deniyor. Doğanın yarattığı şeyleri yok ettiğimizde ise adı ilerleme oluyor.[4]Ed Begley, Jr.
  • Niçin Doğa’dan yakınıyoruz? Doğa bize iyi davrandı: Kullanmasını bilen için yaşam uzundur. — Genç Seneca
    • Yaşamın Kısalığı Üstüne, Genç Seneca, Bl. II
  • Uyum sağla ya da ortadan kaybol, şimdi ve daima olduğu gibi, bu Doğa’nın yalvarışa aldırmaz buyruğudur.H. G. Wells
    • H. G. Wells (1866-1946), Bağlayıcı İplerinin Bitişindeki Akıl, 1945.
  • Doğayı tırpanla kovabilirsin, o yine de çabucak geri gelecek. Horatius
    • Orijinali: Naturam expellas furca, tamen usque recurret.
    • Epistularum Liber Primus (Kitapçıklar), kitap I, kitapçık X, dize 24.
  • Çocukların karanlıkta ürpermesi ve her şeyden korkması gibi biz de bazen ışıkta çocukların karanlıkta dehşete kapıldıkları ve hayallerinde gerçekleşmesini bekledikleri şeylerden daha fazla korkarız. Bu korku ve ondan doğan karanlık; güneşin ışınları ve günün aydınlığının parıldaması ile değil doğa yasasının görünüşü ile def edilebilir. — Lukretius
    • De Ranum Natura, Lukretius, Kitap II, Dize 56-62
Doğadan ayrı kalan insan, kibre tutulup tüm hakikati yadsımaya başladı, ve kendini doğanın hükümdârı olarak bildi.
Masanobu Fukuoka
  • Biz doğayı bilemeyiz. İnsan hiçbir şey değil; mükemmel şekilde devinen doğanın içerisinde hiçbir şey değiliz ve buna olan öfkemizle adeta yıkıp döküyoruz etrafımızdaki her şeyi. Biz sadece doğayla “birlikte” var olabiliriz. O'ndan farklı ya da O'nun dışında değiliz. — Masanobu Fukuoka [5]
  • Doğadan ayrı kalan insan, kibre tutulup tüm hakikati yadsımaya başladı, ve kendini doğanın hükümdârı olarak bildi. Ne zaman ki uzaklaştırdı kendini özünden, var oluşun temelinden, “doğa”dan, o zaman hastalıklar sardı bedenini ve şimdi de onlardan ilaç ve kimyasal bileşimlerle kurtulmaya çalışıyor. Bedenini ilaçlarla, toprağı ise kimyasal gübre ve herbisitlerle dolduruyor.
    Sonuç: Hastalıklar, Acı, Verimsizlik ve Kıtlık.[5]Masanobu Fukuoka
  • İnsanı bütün diğer canlılardan ayıran özelliği, ne dili, ne düşünebilmesi, ne aklı, ne de ahlâkıdır. İnsan, üretici olduğu için bütün diğer canlılardan farklıdır/farklılaşmıştır. Dilinin hayvanlarınkine nazaran daha çok imge içermesi, daha derin ve soyut düşünebilmesi, ahlâk diye bir sorununun olması vb., doğanın doğallığının yanında, sonra ona zıt ve onu yok eden bir üretilmiş doğa kurmak zorunda kalmasından kaynaklanmıştır. Üretim sayesinde insanlaşan; bölüşüm sayesinde siyasallaşan insan, iktisadı oluşturmakta geçiktiği ölçüde ahlakı soyutlaştırarak bir doktrin haline getirmiştir. Binlerce yıllık bir inceltme öyle bir boyuttadır ki, kökeninde iktisadın palyatifi bir bölüşüm ideolojisi bulunduğunu ayıklamak son derece güçleşmiştir…[6]Mehmet Ali Kılıçbay
  • "Târihî hâdiselerin cereyanı sırasında bâzen fizyolojik ârızalar mühim rol oynarlar. Tabiat ya mânî olur veyahut yardım eder."[7]Mustafa Kemal Atatürk
  • Doğa daima aynı ve hiçbir zaman aynı olmayan değişken bir buluttur. Ralph Waldo Emerson,
    • Essays, Ralph Waldo Emerson, First Series. History.
  • Bir dağ sırtına bakın (dedi yaşlı Sokrates), bir dağa, bir denize, bir ırmağa bakın ve 'tüm' olanı görün. — Robert Burton
    • The Anatomy of Melancholy (1621), Robert Burton, Bölüm I, 2-4/7
  • Modern uygarlığı kurmak için insanlar nehirlere barajlar kurdu, yağmur ormanlarını kesti, bataklıkları kuruttu, milyarlarca hayvanı katletti. Vahşi hayat yerine sosyal ve doğal dünyayı harmanlamaktan uzak, ekolojiye saygı duymayan geniş cam, çelik ve beton imparatorluklar kurdular. “Kalkınma” adına modernite, biyoçeşitlilik hayvanat bahçesi kafeslerinde ve donmuş DNA tüplerinde hayatta kalmaya çalışırken yaban otlakları birkaç koruma alanına indirgedi. Doğayı hakimiyet altına alma maceramız –“kalkınmamız”- otobanlarla, gökdelenlerle, fast food mekanlarıyla, büyük alışveriş merkezleriyle, otomobil galerileriyle ölçülüyor.
    İnsanlar büyümemenin ilerlememek anlamına geldiğini düşünüyor; oysa gerçek tam tersi.[8]Steve Best
Doğa'nın sonsuz kitabındaki gizleri
Çok az bir parça okuyabilirim.
Antonius ve Kleopatra
  • Hoşgörü nedir? Hoşgörü insanlığın bir parçasıdır. Hepimizin hataları ve eksikleri var; karşılıklı olarak birbirimizin hata ve eksiklerini bağışlayalım, çünkü, hoşgörü doğanın ilk yasasıdır.Voltaire
    • Orijinali: Qu’est-ce que la tolérance? c’est l’apanage de l’humanité. Nous sommes tous pétris de faiblesses et d’erreurs; pardonnons-nous réciproquement nos sottises, c’est la première loi de la nature.
    • Kaynak: Hoşgörü, Voltaire, 1764
  • Doğa'nın sonsuz kitabındaki gizleri
    Çok az bir parça okuyabilirim.
  • Doğa'nın kıvılcımlarından saklanmak ne kadar da zordur!
Tüm insanlar, doğaları gereği bilmeyi arzular.
Aristoteles

Kaynaksız

[değiştir]
  • Sanatın vazifesi, tabiatı kopya etmek değil, tabiatı ifade etmektir. — Balzac
  • Doğa, insana aklını kullanmasını ve rehberi yapmasını söyler; din ise insan aklının yozlaşmış olduğunu, güvenilmez bir rehber olduğunu ve hilekâr bir Tanrı tarafından yaratıklarına yoldan çıkmaları için rehberlik yapmak üzere verilmiş olduğunu öğretir. Doğa insana aydınlanmasını, gerçeğin peşinden gitmesini, kendini sorumlulukları hakkında eğitmesini söyler; din hiçbir şeyi araştırmamasından, cehalet içinde yaşamasından, gerçekten korkmasından memnun olur; insan ve hakkında hiçbir zaman herhangi bir bilgi sahibi olamayacağı varlık arasında mevcut olandan daha önemli bir ilişki olmadığına insanı ikna eder. — Baron d'Holbach
  • Doğa insana şöyle der: Sen özgürsün, yeryüzünde kimse seni senin haklarından kanunen yoksun bırakamaz. Din ona şöyle seslenir: O bir köledir ve Tanrısı tarafından ömrü boyunca temsilcilerinin demir çubukları altında inlemeye mahkûm bırakılmıştır. Doğa insana doğduğu yurdu sevmesini öğütler, o yurda inançla hizmet etmesini, ona zarar vermeye çalışanlara karşı kendi menfaatlerini yurdununkilerle harmanlamasını söyler; din ona şikâyet etmeden yurt üzerinde baskı kuran zorbalara itaat etmesini emreder, yurduna karşı onlara hizmet etmesini, onların boyun eğmez kaprisleri altında diğer yurttaşlarını köleleştirerek lütuflarını hak etmesini emreder. — Baron d'Holbach
  • İnsanın mutsuzluğunun kaynağı, doğa konusundaki cehaletidir. Çocuklukta öğrendiği düşüncelerden kurtulmak için tutunduğu azim, ki bu düşünceler onun varoluşuyla örülmüştür, zekâsını doğru yoldan saptıran, zekâsının gelişmesini engelleyen, onu hayalin kölesi yapan sonradan gelen önyargı, onu daimi hataya mahkûm edecek gibi görünmektedir. Deneyimsiz ve boş kavramlarla dolu bir çocuğa benzemektedir; tehlikeli bir maya kendini onun bütün bilgisiyle karıştırmaktadır; çaresiz, muğlak, oynak ve yanlıştır: Düşüncelerinin sesini, hatalı olan veya onu kandırarak menfaat sağlayacak, başka kişilerin otoritesine taşır. — Baron d'Holbach
  • İnsan, kendi dünyasının dışında gezinmek ister; mükerrer denetimlere, hırslı, çılgın deneyimlerine bakmaksızın, hâlâ imkânsız olana kalkışır; araştırmalarını görünen dünyanın ötesinde gerçekleştirmeye gayret eder ve sefaleti hayali diyarlarda arar. Pratik bir filozof olmadan önce metafizikçi olur. Hayaller üzerine meditasyon yapmak için gerçekler üzerinde düşünmeye son verir. Varsayımda bulunmak, hipotezlere kendini vermek için deneyimi ihmal eder. Aklını geliştirmemeye cüret eder, çünkü ilk günlerinden beri onun suçlu olduğunu düşünmesi öğretilmiştir. Yaşadığı dünyada mutlu olduğu imkânları düşünmeden önce, başka bir hayatın belli belirsiz yerlerindeki kaderini biliyormuş gibi davranır; kısacası, insan doğanın çalışmasını küçümser. — Baron d'Holbach
  • Gerçek yasa, doğayla anlaşmada haklı bir nedendir. — Cicero
İnsanın doğası gereği elimizde olan yegane bilimdir.
David Hume
  • Çocukların kötücül bir mirasın etkilerini atlatabildiğini gördüm. Bunun nedeni saflığın ruhun doğasından olmasıdır. — Gandi
  • Bütün sanat doğanın bir taklididir. — Genç Seneca
  • Doğa, hoşgeldin diyen kollarıyla uzanır bize ve onun kadınsı güzelliğinden haz almaya çağırır bizi; ama biz onun sükunetinden ürker, kalabalık kentlere akın ederiz ve orada tıpkı vahşi bir kurdun önünden kaçışan koyunlar gibi birbirimizi sıkıştırarak yaşarız. — Halil Cibran
  • Doğa insanları türetti; onları kendine taptırdı da. Ancak, insanların dünyada yaşayabilmeleri için, onların doğaya egemenliğini de şart kıldı. Doğaya egemen olmasını bilemeyen yaratıklar, varlıklarını koruyamamışlardır. Doğa onları, kendi unsurları içinde ezmekten, boğmaktan, yok etmekten ve ettirmekten çekinmemiştir. — Mustafa Kemal Atatürk
  • Bizi farklı kılan şey, tarihte, doğada veya doğanın arkasında hiçbir Tanrı'yı tanımamamız değildir. Bizi farklı kılan, Tanrı diye hürmet edileni Tanrı'ya benzer bulmamamızdır. — Nietzsche
  • Geliştirmiş olduğumuz tüm değerler, dünyanın gerçek doğasını görmemizi engellemek amacıyla geliştirilmiş araçlardan başka hiçbir şey değildirler. — Nietzsche
  • Bilimin dinle ortak bir iddiası vardır: Kökenlerle, yaşamın doğasıyla ve evrenle ilgili derin soruları yanıtlayabilmek. Ama benzerlik burada sona erer. Bilimsel inançlar delillerle desteklenir ve bunlarla bir sonuç elde edilir. Mitler ve inançlar ise delillerle desteklenmez ve bir sonuca götürmez. — Richard Dawkins
  • Doğa bize her zaman ipucu sunar. Sürekli bir şeyler çıkartıp durur. Ve derken birdenbire ipucunu yakalarız. — Robert Frost
  • Doğa, insan türünü ikiye bölerken çizgiyi ortadan çekmemiştir. — Arthur Schopenhauer
  • Doğa, kendisininkiyle karşılaştırıldığında hiç önemi olmayan, kısa bir süre için bireylerin kalmasına izin verir, sonra da yeni yer açmak için buruşturur, atar onları. — Arthur Schopenhauer
  • Doğada herhangi bir şey bize gülünç, saçma ya da kötü gelirse, bunun nedeni nesneler üstünde yalnızca sınırlı bilgi sahibi olmamızdır, doğanın bir bütün olarak düzeni ve tutarlılığını bilmediğimizdendir. — Spinoza

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları:

Vikisözlük'te Doğa ile ilgili kelime açıklaması bulunmaktadır.

Vikipedi'de Doğa ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.




Kaynakça

[değiştir]
  1. New York Post, 28 November 1972
  2. Stoa Felsefesi, Jean Brun
  3. Lisede Felsefe, Stoa Felsefesinde Ahlak, Dilek Arıcı
  4. goodreads.com
  5. 5,0 5,1 arsiv.indigodergisi.com
  6. Doğu Batı, Mehmet Ali Kılıçbay, Economica’nın Dublörü Etika, s. 95
  7. KARAL (Ord. Prof.), Enver Ziya. Fatih ÖZDEMİR (Ed.). Atatürk'ten Düşünceler (Kitap). ODTÜ Yayıncılık. s. 208. ISBN 975-7064-12-2. 1930, Rûşen Eşref 
  8. Dünya Günü’nden Ekolojik Topluma