Ingmar Bergman

Vikisöz sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Ingmar Bergman
Ingmar Bergman Smultronstallet.jpg
İsveçli oyun yazarı ve film yönetmeni.
Doğumu
14 Temmuz 1918
Uppsala, İsveç
Ölümü
30 Temmuz, 2007
Fårö, İsveç


  • Yaşlanmak bir dağa tırmanmaya benzer. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır, ama görüş açınız genişler.
  • Gerçekliği algılamak bir yetenek işidir. Çoğu insanda bu yetenek yoktur ama belki böylesi daha iyidir.
  • Umarım asla dindar olacak kadar yaşlanmam.
  • Dünyayı bir tek utanç kurtarabiIir.
  • Çok garip. Her zaman doğru keIimeIeri söyIüyor, doğru şeyIeri yapıyorsun ama sonuç yine de yanIış oIuyor.
  • Her sabah uyandığımda hayata karışmak için özel bir çaba sarfediyorum. Yüzüme taktığım maske mi gerçek, yoksa altında saklı olan ve benim “ben” demekten çekinmediğim varlık mı? Her şey sahte, gerçekten nasıl güldüğümü bile hatırlamıyorum. Yüzüm, gülüşüm, bakışlarım önceden tasarlanmış, dış dünyadan korunmak için bir kabuk gibi kullanıyorum onları. Sesime bile dayanmam mümkün değil.
  • Acıları paylaşabilmek için aynı dili konuşmak gerekmez.
  • Birisi beni olduğum gibi severse, sonunda kendime bakmaya cesaret edebiIirim, beIki.
  • Şövalye: Bilgi istiyorum, inanç değil, varsayımlar değil, bilgi. Tanrı elini bana doğru uzatsın, kendini açığa vurup benimle konuşsun istiyorum.
    Ölüm: Ama sesiz durur o.
    Şövalye: Karanlıkta ona doğru haykırıyorum ama sanki hiç kimse yok orada.
    Ölüm: Hiç kimse yoktur belki de.
    Şövalye: Yaşamak iğrenç bir yılgı öyleyse. Kimse ölümün karşısında, her şeyin bir hiç olduğunu bilerek yaşayamaz.
    Ölüm: İnsanların çoğu ölüm ya da yaşamın boşluğu üzerine kafa bile yormaz.
    Şövalye: Ama bir gün yaşamın o son ânına varıp karanlığa doğru bakmak zorunda kalacaklar.
    Ölüm: O gün geldiğinde...
    Şövalye: Korku içindeyken, bir görüntü yaratırız, sonra da Tanrı deriz o görüntüye.
    • Yedinci Mühür
İnsanlar filmlerimdeki amaçlarımın neler olduğunu soruyorlar. Bu zor ve tehlikeli bir sorudur ve ben genellikle kaçamak yanıtlar veririm: İnsanın içinde bulunduğu durumlarla ilgili gerçekleri, gördüğüm gibi söylemeye çalışıyorum.
  • ...bütün endişelerimiz, ihanete uğramış düşlerimiz, bu anlaşılmaz vahşet, kaybolan şeyler için duyduğumuz korku ve dünyevi koşullarımızın acı dolu ağırlığı yavaş yavaş dünya dışı bir umudu alarak kristalize oluyor. inanç ve şüphelerimiz karanlığa karşı sessiz bir çığlık ve sessizlik terkedilmişliğimizin en büyük kanıtı.
    böyle olmak zorunda mıydı, yalan söylememek, gerçeği söylemek, dürüst davranmak gerçekten bu kadar önemli mi? insan aklına geldiği gibi konuşmadan yaşayabilir mi? yalan söyleyip kıvırmadan, bahane bulmadan. insanın kendisini biraz bırakması, boş vermesi, yalancı olması, daha iyi değil mi?
    belki de, gerçekten neysen o olman daha iyi olacaktır.
    ... varolmanın umutsuz düşü... var gibi olmak değil, var olmak. her an bilinçli... aynı zamanda kendin için olduğun insanla diğerleri için olmanın farklılığı... baş dönmesi hissi ve sonunda yorgunluktan ölme isteği... içinin görülmesi, kesilip biçilmek, hatta hatta yok edilmek... her ses bir yalan, her jest sahne, her gülümseme bir tuzak... intihar mı? hayır!(...) ama gerçek kan kırmızıdır, saklandığın yerde kalamazsın. hayat her şeyin içine sızar.
  • İnsanlar filmlerimdeki amaçlarımın neler olduğunu sorar. Bu zor ve tehlikeli bir sorudur ve ben genellikle kaçamak yanıtlar veririm: İnsanın içinde bulunduğu durumlarla ilgili gerçekleri, gördüğüm gibi söylemeye çalışıyorum.
    • Four Screenplays of Ingmar Bergman (1960).


Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Vikipedi'de Ingmar Bergman ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.