II. Abdülhamid

Vikisöz sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
II. Abdülhamid
Sultan Abdul Hamid II of the Ottoman Empire.jpg
Osmanlı İmparatorluğu'nun 34. padişahı ve 113. İslam halifesidir
Doğumu
21 Eylül 1842
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
Ölümü
10 Şubat 1918
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu

II. Abdülhamid (Osmanlı Türkçesi: عبد الحميد ثانی `Abdü’l-Hamīd-i sânî- d. 21 Eylül  1842 – ö. 10 Şubat 1918), Osmanlı İmparatorluğu'nun 34. padişahı ve 113. İslam halifesidir.

Sözleri[değiştir]

  • Biz İstanbul'u Rumlardan zapt ettik. Fetih günü onlar matem tutmak isterler. Biz tezahürde bulunursak onların hissiyatını rencide ederiz. Benim zamanımda bir kere İstanbul'un fethi günü merasim yapmak istediler. Ben bu hissiyat noktasını nazara alarak müsaade etmedim. Bunlar hikmet-i hükümettir. Çünkü hükümet tebaasının hepsinin hissiyatını da rencide etmemeğe çalışmalıdır.[1]
  • Doğrusunu isterseniz ben Türküm ama Türkçe havalardan ziyade alafranga havalar, operalar hoşuma gider. Çünkü Türkçe minördür. İnsana uyku getirir. Hem de bizim Türkçe dediğimiz makamlar Türkçe değildir. Yunan'dan Acem'den alınmıştır. Türk çalgısı davul zurnadır.[2]
  • Göreceksiniz yüzbaşım! İttihatçılar, İstanbul üzerine yürüyüşlerinden cesaret alarak bu devleti birtakım kötü serüvenlere sürükleyecekler, belki de Turancılık gayretiyle veya İslamcılık siyasetiyle korkarım ki hem Çarlık Rusya’sı, hem de Büyük Britanya İmparatorluğu ile aynı zamanda savaşa sokacaklardır.
  • Beni evhamlı sanıyorlardı hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar.
  • Millet birbirini kırıp geçireceğine bırakın beni öldürsün.
  • Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir. Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi, yenilgi kaderdir.
  • İcabı halinde donanmayı kaybetmemek için canımı vermeye hazırım.
  • Ben Bizans İmparatoru Konstantin'den daha az haysiyetli değilim. Biraderim hazretlerine (V. Mehmet Reşat) bağlılığımı arz ediniz. İstanbul'dan çıkmam! Kendisinin de çıkmamasını atalarımızın şerefi adına istirham ederim!
    (Çanakkale Savaşı sırasında her ihtimale karşı saltanatı Eskişehir'e taşımaya hazırlanan ve Abdülhamit'i İstanbul'da bırakmayıp yanında götürmek isteyen Sultan V. Mehmet Reşat'a, Başmabeyinci Tevfik Paşa aracılığıyla gönderdiği cevap.)[3]
  • Benim prensibim budur. Ben terakki taraftarıyım. Avrupa'da ne icat olunursa memleketimizde yapılmalıdır.[4]

Milletler hakkındaki görüşleri[değiştir]

  • Rusya ile harp vukuunda, disiplinli bir şekilde yetiştirilen bu Kürt alayları bize çok büyük hizmetlerde bulunabilirler.
  • Orduda öğrenecekleri “itaat” fikri, kendileri (Kürtler) için de faydalı olacaktır.

Kişiler hakkındaki sözleri[değiştir]

  • Sen benim yüzümü ağarttın. İki cihanda da yüzün ak olsun!
    (Gazi Osman Paşa'ya Plevne Savaşı sonrası söyledi)

Hakkında söylenenler[değiştir]

  • Bu hain herif (II. Abdülhamid), istese, bir anda her şeyi yapar; memleketi bahtiyar eder; etrafındaki alçakları dağıtır; hem memleket, millet bahtiyar olur, hem kendisi diyordum. Fakat bu adamın senelerden beri kan içmeye alışmış olduğunu ve insanın itiyadından vazgeçemeyeceğini düşündükçe, şahsına karşı fevkalade bir adavet (hissediyor) ve herhalde bunun vücudunun ortadan kalkmasının en selim bir çare olacağını düşünüyordum.[5] - Enver Paşa
  • Babam doğru ve tam dinî itikada sahip bir Müslümandan başka biri değildir. Beş vakit namazını kılar, Kur'ân-ı Kerîm okurdu. Daima camilere devam ettiğini, Ramazanlarda Süleymaniye Camii'nde namaz kıldığını, o zamanlar camide açılan sergilerden alışveriş ettiğini hikâye tarzında anlatırdı. Babam herkesin namaz kılmasını, camilere devam edilmesini çok isterdi. Sarayın husus'i bahçesinde beş vakit Ezân-ı Muhammedi okunurdu. Babamın bir sözü vardı: "Din ve fen," derdi. "Bu ikisine de itikat etmek caiz" olduğunu söylerdi. - Ayşe Sultan
  • Hamidizm'den iki yol çıkar. Biri, Kemalizm ve diğeri Enverizm'dir. - Yalçın Küçük
  • Hamid, Mustafa Kemal ve II. Mahmut ile birlikte son iki yüzyıllık tarihimizin en önemli üç yöneticisinden birisidir. Yaratılmak istenen toz dumanın aksine, otuz üç yıllık saltanatında, siyasi ve adli sadece dokuz idam olmuştur; kuşkusuz, bunlardan birisi, büyük yenilikçimiz Mithat Paşa'dır. - Yalçın Küçük
  • Türk ilericiliğinin bête noire'ı Hamid, aşırı vesveseli, her türlü özgürlükten korkan, ancak imparatorluğu yaşatabilmek için büyük reformlar yapılmasına inanmış ve bunları başlatmış bir Osmanlı prensi idi. İmparatorluğun artık Batı'da kalamayacağını görebilecek kadar realist idi ve Doğu'ya kaydırmak istiyordu, bu amaçla, Şii imasından çekindiği için soyadını "Afgani" olarak değiştiren İrani Cemalettin ile Panislamizme sarılıyordu. - Yalçın Küçük
  • Hamid, bir politika okuludur ve soğukkanlı incelemeden bugünü anlamak zordur. - Yalçın Küçük
  • Dünya Yahudiliği'nin Filistin'e yerleşmesi Sultan Hamid zamanındadır. - Yalçın Küçük
  • Yahudiliğin Filistin'e yerleşmesinde "Mikve İsrael" çok çok önemlidir. "Mikve" İspanyolca'da, "umut" demektir, İbrani "Tikve İsrael" diyorlar; o zamanki Osmanlı memaliki ve bugünkü İsrail'de kurulan tarım okulu ve çiftliğidir. Benzeri Aydın'da da kurulmuştur. Hepsi, Hamid zamanındadır. İstememiştir, ancak kapıları açmıştır. Kuşkusuz Sultan Hamid, ürkmüştür, sonra önlemeye çalıştı. Ama atı alan Üsküdar'ı geçmişti. - Yalçın Küçük
  • Kemalizm içe dönük ve kurucu idi. Enverizm dışa dönük ve yayılmacıdır. Hem Enver Paşa hem Kemal Paşa, kişiliklerini ve formasyonlarını, Hamid'in saltanatında buldular; Hamid, Ermeni Politikası'na kadar, hem içte hem dışta modern bir prens sayılıyordu. Daha sonraki yıllarda üstü örtülmesine karşın hep modernizatör bir despot olarak kaldı; özgürlüklerden korkuyor ve modernizasyondan vazgeçemiyordu. - Yalçın Küçük
  • Abdülhamit'i anlamak her şeyi anlamak olacaktır. - Necip Fazıl Kısakürek
  • Sen bir anne gibi tuttun ufukları. - Sezai Karakoç
  • İlk şaşırmak ilk adımda başladı diyorum. Daire-i hususiye bu mu idi? - Halit Ziya Uşaklıgil
  • Bize ümmetin günahını kendinde bulmak, kendinde yenmek,kendisiyle fenaya erdirmek isteyen ruh dünyasının kahramanları lazımdır. - Nurettin Topçu
  • II. Abdülhamit, meziyet ve kusurları ile son imparatordu. Ondan sonra Osmanlı tahtının bir pırıltısı ve ağırlığı kalmamıştı. - Turgut Özakman (Diriliş/Çanakkale 1915'ten)
  • Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak, halbuki biz sussak tarih susmayacak, tarih sussa, hakikat susmayacak. - Sezai Karakoç
  • Sen değil naaşın hükümdar olsa elyakdır bize/Dönsün etsin taht-ı Osmaniye tabutun cülus - Ahmet Rasim
  • Abdülhamid'in yönetim tarzı azami müsamahadır. - Mustafa Kemal Atatürk
  • Padişah Abdülhamit sayesinde Batı âlemi, bilhassa Dışişleri teşkilatları; Halifeye, İslâm âleminin Papası gözüyle bakıyorlardı. Onun bu sıfatla kullanabileceği nüfuzdan çekiniyorlar, hattâ korkuyorlardı. - Wanbery
  • Abdülhamit devrinin her 24 saati bin muamma ile doludur. - Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu
  • Abdülhamid'i kötülemek cehalettir. - Ali Rıza Alp
  • 1908 Meşrutiyetine kadar İstanbul'da elektrik yasaktı. Sultan Abdülhamit'in vehmi yüzünden. 19 Ağustos'ta cülus donanmasını yağ kandilleri ve havai fişeklerle yapardık. Ertesi günden başlayarak bütün gazetelerde vezir ve paşa konaklarının donanma haberlerini görmeli idiniz. Sütunlarca. Ufacık mumlu kandillerin adı Kandil-i Süreyya Mesil idi.[6] - Falih Rıfkı Atay
  • Toplumun en büyük haksızlığa uğramış tarihî şahsiyetlerinden biri, II. Abdülhamid’dir. Kendisinden önceki devirlerin ağır yükünü omuzlarında taşıyan, en güvenebileceği adamların ihanetine uğrayan ve dağılmak üzere olan içi dışı düşman dolu bir imparatorluğu 33 yıl sırf zekâ ve hamiyeti ile ayakta tutan bu büyük padişahı katil, kanlı, müstebit, kızıl sultan, cahil ve korkak olarak tanıtılmış, daima aleyhinde işleyen bu propagandanın tesiriyle de böyle tanınmış talihsiz bir insandır.[7] - Nihal Atsız
  • Bu dünyada herkes birçok şeyin cahilidir. Yeter ki kendi işinin cahili olmasın. Kendi işinin ehli olduğunu bin bir delille ispat etmiş bulunan Sultan Abdülhamid ise asla cahil değildir. Onun bir yüksek okul ve hatta lise diploması yoktu. Fakat hususi öğretmenlerle hayattan ve içinde yetiştiği büyük ve muhteşem hanedandan çok cevherli şeyler öğrenmişti.[8] - Nihal Atsız
  • Babam içki içmez, içenleri hoş görmezdi. Saraya sokulmasını da yasak etmişti. Sigara ve kahveyi severdi, hatta, sigarayı çok içerdi diyebilirim. (...) Babam, günün çalışma saatleri bittiği vakit, hareme gelirdi. Müzik dinlemek, Saray tiyatrosunda sahne oyunlarını seyretmek en ziyade sevdiği eğlenceleriydi. (...) Haremdeki kızlar tarafından icra edilen, piyano, keman ve sazlardan mürekkep küçük bir orkestrayı, babam sık sık dinlerdi, yine onlar tarafından yapılan İspanyol bale ve danslarını da alaka ile takip ederdi.[9] - Şadiye Osmanoğlu

Kaynakça[değiştir]

  1. Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri, Hususi Doktoru Atıf Hüseyin Bey'in hatıratı, editör: Metin Hülagü, Pan Yayınları, s. 216
  2. Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri, Hususi Doktoru Atıf Hüseyin Bey'in hatıratı, editör: Metin Hülagü, Pan Yayınları, s. 174
  3. Turgut Özakman, Diriliş-Çanakkale 1915, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2007, s. 126
  4. Vahdettin Engin, Bir Devrin Son Sultanı II.Abdülhamid, Yeditepe Yayınevi, s.108
  5. haberturk.com
  6. Bayrak, Falih Rıfkı Atay, 1970, s. 25
  7. Abdülhamid Han (Göksultan)
  8. Ocak Dergisi, 11.Sayı, 11 Mayıs 1956
  9. Şadiye Osmanoğlu, Hayatımın Acı ve Tatlı Günleri, İstanbul 1966, s. 22-23

Dış bağlantılar[değiştir]

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları:

Commons'da II. Abdülhamid ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

Vikipedi'de II. Abdülhamid ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.