Abdullah Öcalan
Görünüm
| Abdullah Öcalan | |
|---|---|
|
PKK'nın kurucularından biri ve bilinen ilk lideri | |
| Doğum tarihi | 4 Nisan 1949 |
| Doğum yeri | Halfeti, Şanlıurfa, Türkiye |
|
| |
Abdullah Öcalan (d. 4 Nisan 1949, Halfeti, Şanlıurfa) veya zaman zaman kullanılan kısa adıyla Apo, PKK'nın kurucularından biri ve bilinen ilk lideri (1978-1999).
Sözleri
[düzenle]- Ulus-devlet çağımızın en tehlikeli hastalığıdır. Halkları böler, doğayı talan eder, kadını köleleştirir.[1]
- Türkiye, Kürt sorununu çözmedikçe ne iç barış ne bölgesel barış mümkündür. Ama çözerse, Ortadoğu’nun halklar demokrasisine öncülük edebilir.[2]
- İsrail'i hegemonik çekirdek olarak kavramadıkça, Ortadoğu ulus-devlet dengesinin veya dengesizliğinin nasıl kurgulandığını ve tesis edildiğini de kavrayamayız.[3]
- Sosyalizm, insanlığın eşitlik ve özgürlük arayışının en anlamlı ifadesidir.[4]
- Eğer bizim yürüttüğümüz silahlı mücadelenin özelliklerini kavrasaydınız müthiş kazandırdığını görecektiniz. Silahlı mücadele yalnızca silahların patlaması değildir, en yüksek ideolojik yoğunlaşmaktır bana göre. Politikayı en gerçekçi kavrayıştır. Bana göre silahlı mücadeleden bahsediyorum, sizin veya başkalarının kavradığı biçimde değil. Ve her hâlde bu biraz daha Kürtler için böyledir. Onları tek adam edecek... Biraz... Bu araçtan başka bir gelişme yolunun kendilerine tanınmamasından ileri geliyor, niye anlamıyorsunuz?[5]
- Bazıları bize "AKP'nin kuyrukçuluğunu yapmayın" diyor. Aslında durum tam tersidir. AKP bizi takip etme durumundadır. Biz AKP'yi peşimizden sürüklüyoruz.[6]
- Başkanlık sistemi düşünülebilir. Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile başkanlık ittifakına girebiliriz. Yalnız Başkanlık ABD’deki gibi olmalı, devlet meclisi gibi bir senato, bir de halklar meclisi. Bunun adı demokratik meclis de olabilir. Bu da ABD’deki gibi temsilciler meclisi gibi olabilir, Rusya'daki alt duma gibi olabilir. İngiltere’deki avam kamarasının Türkiye versiyonu gibi.[7]
- En büyük teröristin ABD'nin politik ve ekonomik güçleri olduğunu söylemek yerindedir. Çünkü insanların başına en bela olan, en tehlikeli oyunu oynayan, dolayısıyla da baskıyı, işkenceyi en amansız uygulayan bu bir avuç borsa teröristidir, politik teröristtir.[8]
- Demokratik konfederalizm, halkların kardeşliğini ve eşitliğini esas alan bir sistemdir.[9]
- Kadın özgürlüğü, yeni uygarlığın şekillenmesinde en dengeleyici ve eşitçi rolü oynayacaktır. Neolitik toplumun çözülüşünden beri adeta toplumdan silinen kadın tekrar saygın, özgür ve eşitlikçi koşullarda yerini alacaktır. Bunun için tüm teorik, programsal, örgütsel ve eylemsel çalışmalar yapılacaktır. Kadın gerçeği, bir dönem çok sözü edilen proleter sınıf ve ezilen ulus kavramından daha somut ve tahlil edilebilir bir konudur. Denilebilir ki, toplumun en köklü dönüşümü, kadının sağlayacağı dönüşümle belirlenir. Kadın ne kadar eşit ve özgürse, toplumun tüm kesimleri de o kadar eşit ve özgürdür. Demokrasinin ve laikliğin kalıcı olarak yerleşmesinde kadının demokratikleşmesinin rolü belirleyici olacaktır.[10]
- Komünizmi eleştirenlerin çoğu, aslında hiçbir alternatif sunmayan, sömürü ve baskı düzeninin savunucularıdır.[11]
- Komünizm, insanlığın tarihsel olarak en ileri özgürlük ve eşitlik idealidir.[12]
- Kürtlerin alın yazısı artık cehalet, isyan, bastırılma ve katliam değil, demokratik bilinç, gelişmiş toplum ve özgür birlikteliktir.[13]
- Şunu sezdiğimi açıkça itiraf etmeliyim: Kasaplar hayvanı kesime alırken- hayvan aslında kesileceğini fark eder ve tir tir titrer. Kadının erkek karşısındaki duruşu bana hep bu titremeyi hatırlatır.[14]
- Hz. İbrahim, insanı kurban olmaktan kurtardı. Zerdüşt ise hayvanın dahi kurbanını yasakladı. Hz. İbrahim ve Zerdüşt’ün düşüncelerini önemsiyorum. Bundan böyle et yemeye karşı bireysel bir tavır aldım. Vejetaryen oldum. Bu ilkel avcılık kültüründen gelen geleneğin kalkmasını diliyorum. Kurban Bayramını, kurbanın kaldırılması temelinde kutluyorum. Bu barışı getirir. Bayram, şekerle ve tatlılıkla kutlanmalıdır.[15]
- (2001)
- Dinci isyanlar, Kürt ulusallaşmasını engelleyen ve halkı feodal boyunduruğa sokan yapılardır. Şeyh Said gibi örneklerden uzak durmak gerekir.[16]
- Metanın değişim değeri haline gelmesiyle ticaret ve tüccar çok önemli bir uygarlık kategorisi haline gelmiştir. Kısaca belirteyim ki, ben metayı Karl Marks gibi yorumlamıyorum. Yani metanın değişim değerinin işçi emeğiyle ölçülebileceği iddiasını, önemli sakıncalar doğuran bir kavramlaşma sürecinin başlangıcı olarak değerlendiriyorum. Günümüzde neredeyse metalaşmadık bir değeri kalmayan toplumun çözülüşünü göz önünde bulundurursak, ne demek istediğimi daha iyi açıklamış olurum. Toplumun metalaşmasını zihnen kabul etmek demek, insan olmaktan vazgeçmek demektir. Bu, barbarlıktan daha ötesi demektir. Bir benzetme yapacak olursak, mezbahada parça parça edilmiş hayvanın satılığa sunulmasının tüm insan toplumuna taşırılması demektir.[17]
- Sadece maddi açıdan değil, öldürme kültürünün manevi sonuçları çok daha ağırdır. Hayvanları ve hemcinslerini öldürmeyi bir yaşam tarzı -zorunlu savunma dışında- olarak kültürleştiren bir topluluk, artık savaş makinesini geliştirmek için her türlü alet ve kurumsal düzeni geliştirmeyi temel alacaktır. Devlet en temel güç kurumu olarak hazırlanırken, savaş okları, mızrakları ve baltaları en değerli araçlar olarak icat edilip geliştirilecektir. Doğal ana-toplumdan çıkan ataerkil toplumun tarihin en tehlikeli sapması olarak gelişmesi, günümüze kadarki tarihin korkunç öldürme ve sömürme biçimlerinin de özüdür. Bu gelişme, bir kader ve ilerlemenin zorunlu koşulu olması şurada kalsın, tam bir sapma halidir. Aslanın krallığına benzer bir gelişme oluyor. Yine yılan-fare diyalektiğine benziyor. Daha şimdiden devlet teorilerine ‘yılan-fare’ teorisi demek doğruya daha yakın bir değerlendirmedir. Çoğu erkeğin soyadı Aslandır. Öyle olmak çok özlenir bir husustur. Soruyorum: “Kimi yemek için?[18]
- Kemalizmin "Kürt düşmanlığı" olduğunu iddia etmek, milliyetçi tuzaklara düşmek anlamına gelir.[19]
- Kavisin dağ eteklerindeki her bitki ve hayvan canlısı benim için bir tutku nesnesiydi. Onlarda, sanki kutsal bir mana varmış gibi bakardım. Onlar benim için ben onlar için yaratılmış birer arkadaştık. Peşlerinden çok koştum aşkla. Benim aşkım biraz böyleydi. Halen bu konuda en affetmediğim hareketim avladığım kuşların başını hiçbir acıma hissi duymadan koparmamdı. Özne-nesne anlayışı altındaki derin tehlikeyi bu olaylar kadar hiçbir anlatım bana göstermedi. Ekolojik tercihim çocukluğumun bu tutku ve suçunun itirafıyla yakından bağlantılıdır. Avcılık kültüründen kalma bu büyük ruh tehlikesinin birer avcılıktan ibaret olan ‘güçlü sömüren, buyurgan adamın’ sanatı olan iktidar ve savaşlarının maskesini düşürmekle ancak giderebilecektim. Bitki ve hayvanların dilini anlamadıkça ne kendimizi anlayabilecek ne de ekolojik toplumcu olabilecektik. Beni bırakmayan bitki ve hayvanlarımın anılarına böyle anlam verecektim.[14]
- Hayvanat bahçelerindeki düzen, aslında tüm toplumun hayvanat bahçesi tarzında düzenlendiğine dair çok aydınlatıcı bir örnektir. Nasıl hayvanat bahçesindeki hayvanlar seyirlikse (gösteri unsuru), toplumun da bir gösteri toplumuna dönüştüğü birçok filozofça tespit edilmiştir ve dillendirilmektedir. Başta üç (S)'ler, seks endüstrisi, peşi sıra ve iç içe spor ve sanat-kültür endüstrileri geniş bir medyatik reklam kampanyasıyla yoğun ve sürekli olarak duygusal ve analitik zekayı bombalayarak, tamamen işlevsizleştirerek, gösteri (temaşa eden) toplumunun zihniyet fethi tamamlanmıştır.[20]
- Bir toplum artık önemli ahlaki ve siyasi rehberlik sağlayan kurumlar yaratamıyorsa ve yönetemiyorsa, bu o toplumun baskı ve sömürüye boyun eğdiği anlamına gelir.[21]
- İran kültürü başından itibaren ulus-devletçilik başta olmak üzere kapitalist modernite ile kavgalıdır. Dayatılan tüm bu unsurlara karşı direnmektedir. Çok yerel ve tarihsel bir olguymuş gibi dayatılan Şiacılığın bile bir milliyetçilik olduğunu, kapitalist modernitenin bir türevini oluşturduğunu ve İran İslâmî Devriminin bu maskeyle boşa çıkarıldığını İran halkları daha şimdiden kavramakta ve ayağa kalkmaktadır. Özellikle İran çok eski olan devlet geleneğini kullanarak sözüm ona kapitalist modernite ile baş edeceğini, daha doğrusu böylesi bir imaj yaratarak sistem tarafından kabul göreceğini sanmaktadır. Tarihi bu temelde kullanmak herhalde tükenmişliğin en gözükara biçimi olsa gerek. Moderniteyi bu kadar tarihsel gelenekle, geleneği bu kadar moderniteyle karıştırıp ulus-devletçiliğini kurtaracağını sanmak ancak kurnazlıkla izah edilebilir. Bu nedenlerle yakın geleceğin Ortadoğu’su belki de İran üzerinden şekillenecektir. İran gerçekten modernite tartışmalarının ana merkezi konumundadır. Şia milliyetçiliği ne kadar saptırsa da, modernite üzerindeki ideolojik ve politik tartışma büyüyerek devam edecektir. İran halkları kapitalist moderniteyi diğer halklardan daha fazla tanımaktadır ve ona boyun eğmemekte kararlı görünmektedir. Mevcut Şia milliyetçiliği ne kadar sahte anti-İsrailcilik, anti-Amerikancılık ve anti-Batıcılık yaparsa yapsın, uzun süreli olarak İran halklarının kendileri için uygun modernite arayışının önüne geçemez; hatta ABD ve İsrail’le uzlaşsa bile halkların bu arayışı karşısında maskeli duruşunu kurtaramaz. İran kültüründe hakikat arayışı güçlüdür. Ayrıca İran’da tarih kadar eski bir komünal yaşam geleneği vardır. Dolayısıyla İran’ın yakın geleceğinde gerçek anlamda bir modernite savaşına tanık olabiliriz.[22]
- Kürt kadınlarının çoğunun bedenleri ölü, kokuşmuş, soğuk ve çok kabadır. Fizikleri biraz böyledir, ruhları donuktur. Fikir düzeyi hiç yoktur.[23]
- Lise dönemlerinde büyük felsefik bunalımı yaşadım. Tanrı ile savaş verdim, bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra yarı Tanrı oldum.[24]
- Sosyalizm, ahlaki bir toplumun temelidir ve insanlığın geleceğinde vazgeçilmez bir yer tutar.[25]
- Toplumun iyice dönüşebileceği alan kadınların edindiği dönüşümün kapsamı tarafından belirlenir. Benzer şekilde kadının özgürlüğü ve eşitliği düzeyi de toplumun tüm kesimlerinin özgürlüğü ve eşitliğidir. Demokratik bir ulus için, özgürlüğün toplumu özgürleşmiş toplumu oluşturması sebebiyle kadının özgürlüğü büyük öneme sahiptir. Kurtulmuş toplum demokratik bir ulustur. Dahası insan rolünü tersine çevirme ihtiyacı devrimci öneme sahiptir.[26]
- Özgürlük konusunda bencil olmamak, insan indirgemeciliğine düşmemek bence önemlidir. Kafesteki hayvanın büyük özgürlük çırpınışı yadsınabilir mi? Bülbülün şakıması en değme senfoniyi geride bırakırken, bu gerçekliği özgürlük dışında hangi kavramla izah edebiliriz? Daha da ileri gidersek, evrenin tüm sesleri, renkleri özgürlüğü düşündürmüyor mu? İnsan toplumunun en derin ilk ve son köleleri olarak kadının tüm çırpınışları özgürlük arayışından başka hangi kavramla izah edilebilir? En derinlikli filozofların, örneğin Spinoza’nın, özgürlüğü cehaletten çıkış, anlam gücü olarak yorumlaması aynı kapıya çıkmıyor mu?[20]
- Yaratıcı doğa yerini yaratıcı tanrıya bırakır. Ana şefkati olarak anlaşılması gereken doğa, zalim doğa damgasını yer. Artık dilsiz ve zalim doğaya yüklenmek insan kahramanlığı haline gelecektir. Hayvanlar ve bitkilerin her tür dengesiz imhası, toprak, su ve havasının kirletilmesi, sanki insan toplumunun en temel hakkıymış gibi alışkanlık kazanır. Doğal çevre artık ölü, umut vermeyen geçici bir yaşam alanı olarak körleştirilir. Canlı doğanın sınırsız umut kaynağı doğa, artık kör, anlayışsız, kaba madde yığınından başka bir şey değildir.[18]
- Demokratik konfederalizm çok önemli; bunu yalnız Kürtler için değil, Ortadoğu ve hatta dünya için öneriyorum. Ulus-devlete dayalı tıkanmada yol açıcı olur. Ulus-devlete dayalı Birleşmiş Milletler iflas etmiştir. Irak sorunu bunu ortaya serdi. 20. yüzyılın son çeyreğinde yaşanan çözümsüzlük, Körfez, Irak ve Afganistan’ın durumu ortada. BM çaresiz. ABD bunu biraz kavramış ama emperyalizmin model sunma olanağı sınırlı. (...) Gerçek demokratik alternatif yerine Türkiye, Mısır, Afganistan gibi ülkelerde gerçek demokrasiyi örtbas eden sahte modeller peşindedir. Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesi, yalnızca devlet kurma hakkı değildir. Lenin bunu mahvetti. Lenin ve Stalin’in bunu aşırı bir şekilde devlet kurma ilkesi olarak ele almaları tarihi felaketler getirdi. Kurtuluş için sahte devlet topluklukları yarattı. (...) Ulusların kendi kaderini tayin hakkını ben şöyle algılıyorum, çünkü Kürtlerde de bunun peşine düşen bir kesim var: Bu hak kendi demokrasisini ve devlet olmayan kendi yönetimlerini kurma hakkıdır. Devlet olmayan toplulukların bütün sorunlarını kendilerinin tartışacakları, kararlaştıracakları; köylerde, mahallelerde ve şehirler çerçevesinde kendi sorunlarını kendileri tartışarak kararlaştıracakları ve çözecekleri bir model kurma hakkıdır.[27]
- Ortadoğu’nun ağırlaşan tarihsel ve toplumsal sorunlarının çözümü için de demokratik konfederalizm sistemi geçerlidir. Kapitalist sistem ve emperyal güçlerin dayatmaları demokrasiyi geliştiremez, ancak demokrasiyi istismar edebilir. Demokratik Konfederal Sistemde, tabandan gelişen demokratik seçeneği egemen kılmak esastır. Bu sistem toplumsal temelde etnik, dini ve sınıfsal farklılıkları gözeten bir sistemdir. Kürdistan içinse kendi kaderini tayin etme hakkı, milliyetçi temelde devlet kurmak değil, siyasi sınırları sorun yapmadan ve sınırları esas almadan kendi demokrasisini kurma hareketidir. (...) İran’da, Türkiye’de, Suriye’de ve hatta Irak’ta oluşacak bir Kürt yapılanmasında tüm Kürtler bir araya gelerek kendi federasyonlarını, birleşerek de üst konfederalizmi oluştururlar. (...) Kürdistan Demokratik Konfederalizminde asıl karar yetkisi köy, mahalle ve şehir meclis ve delegelerinindir. Dolayısıyla halkın ve tabanın kararı geçerlidir. [28]
- Bir Arabistan Yarımadası tasarımı olarak Allah, milattan önce 2000’lerde ideolojik bir kimlik kazanmıştır.[29]
- Sorunun kaynağı araştırıldığında, doğaya tehlikeli biçimde ters düşmüş hâkim toplumsal sistem karşımıza çıkmaktadır. Binlerce yıl süren toplum içi çelişkilerin kaynağında doğal çevreyle yabancılaşmanın yattığı; ne kadar iç toplumsal çelişki ve savaşlar gelişmişse o kadar da doğayla ters düşüldüğü gittikçe artan bilimsel bir netlikle ortaya çıkmaktadır. Günümüzün parolası doğaya hâkim olmak, kaynaklarını acımasızca ele geçirmek ve sömürmektir. Doğanın vahşetinden bahsedilir. Bu kesinlikle doğru değildir. Kendi cinsine, türüne karşı vahşileşen insanın doğaya karşı da en tehlikeli vahşi konumuna düştüğü yaşanılan çevre sorunlarından bellidir. Hiçbir tür insan kadar bitki ve hayvan türlerini yok etmemiştir. Mevcut hızla yok etme işini sürdürürse geriye nesli tükenen bir dinozor türüne dönüşmekten kurtulamayacak bir insan sorunuyla karşı karşıya kalırız. Nüfus artış hızı ve hızla gelişen ve kötü kullanılan teknolojisiyle insanın mevcut yıkıcılığı durdurulamazsa, insan yaşamı sürdürülemez bir aşamaya çok da uzun olmayan bir sürede gelip dayanacaktır.[30]
- Kürtler hiçbir devlet tarafından fethedilmemişlerdir. Kendilerine yönelik hiçbir fetih, işgal ve ilhâk statüsü yoktur. Yani siyasal ve hukuki açıdan statüleri, içinde yaşadıkları devletlerle gönüllü ortaklık temelinde oluşmuştur.[31]
- Allah bir nevi ortaçağın feodal manifestosudur, temel yasası ve bildirgesidir.[32]
- Avcı, savaşçı tarzı olmadan toplumun yaşayıp gelişemeyeceği doğru bir varsayım değildir. Etle beslenmeyen hayvan türleri etle beslenenlerden binlerce kez daha fazladır. Çok az sayıda tür etle beslenir. Doğaya derinliğine bakıldığında hayvansal yaşam için öncelikle zengin bir bitki örtüsü oluşmaktadır. Hayvansal gelişme bitkisel gelişmenin bir sonucudur. Diyalektik ilişki böyledir çünkü ilk hayvanın yiyecek bir hayvanı yoktur. O bitkiyle beslenecektir. Etle beslenmeye bir sapma gözüyle bakmak gerekir. Eğer tüm hayvanlar birbirini yeseydi canlı hayvan türü hiç oluşmazdı. Bu, evrim kuralına da aykırı bir gelişmedir.[33]
- Komünal yaşam, insan doğasına en uygun toplumsal sistemdir. Bu nedenle komünizm, insanlığın özlemini duyduğu adaletin gerçek temsilcisidir.[34]
- Bazıları benim için ‘Kemalizme kayıyor’ diyebilirler. Kemalizm düşmanlığı Kürtlerin lehine değildir. İlk Kürt isyanları Batı’ya dayanıyordu. Söylemek istediğim şu: O dönemde Kürtler ve Türkler üzerinde emperyalizmin oyunu vardı. O zamanki isyanlara önderlik edenler bunu göremedi. Önderliklerin gerici yanlarını görmek gerekir. Bu oyun hâlâ devam ediyor. İsyan Kürt egemenlerinin yaklaşımıdır. Şeyh Said, isyanı taviz koparma amacıyla Kürtleri ateşe atmıştır.[35]
- Avcılık kültürünün ilkesi, diğer canlılara karşı tuzak ve komplodur. Hayvanlar, hatta bitkiler aleminde bile kökleri olan bir kültürdür bu. Bu kökler aynı zamanda analitik zekânın da biyolojik kökleridir; insan toplumunda daha farklı olan bu avcılık kültürünün analitik zekânın gelişmesiyle birleşerek, sentezlenerek, toplumsal bünyede ve çevre ekolojisinde erkenden bir katman, hiyerarşi oluşturma yeteneğini veya gücünü kazanmasıdır. Felaket böyle başlamıştır. Cennet-cehennem ayrımı analitik zekânın toplumsal hiyerarşi kurma gücüyle el ele gider. Hiyerarşik toplumda bir avuç ‘güçlü erkek adam’ toplumun üstünde kurulup cennetsel yaşam tahayyülüne yol açarken, alttaki toplum için gittikçe derinleşen, nedeni ve çıkışı anlaşılamayan cehennemin yolu açılır.[20]
- Her köye kente orman önerim vardı, onu yineliyorum. Cudi Dağı'nda Nuh'un Gemisi'ndeki gibi, Cudi'ye her türlü bitkiden ekilmeli, her türlü hayvan getirilmeli. Cudi'de mevcut ağaçlar, bitkiler kesilmemeli, çiçekleri koparmamalı; korunmalı, hayvanlarını avlanmamalıdır.[36]
- Yukarıda Tanrı olsaydı, beni yine yanlış yola sevk edecekti. Allah da Kürtler için değildir, Kürtleri şaşırtıyor. Kürtlerin Allah'ı da onları yanlış yola sevk ediyor. Bunun için ben “kendi kendimin” tanrısıyım.[37]
- İktidar bulaşıcı bir hastalığa benzetilerek de daha iyi anlaşılabilir. Yani iktidar bulaşıcıdır. Başlangıçta ‘güçlü ve kurnaz adam’ın tek başına önce av hayvanları, sonra birikimli ana kadınlar üzerinden yürüttüğü bu toplumsal hastalık; önce hiyerarşik ataerkil düzende rahip (anlam sahibi kişi) + yönetici (tecrübesiyle toplumu idare eden) + askeri komutan (gücü tekelinde tutan) üçlüsünce kurumsallaştırıldı. Sınıf ve kent inşasıyla devletleştirildi. Fakat şunu hemen belirtelim ki, devlet iktidarının kurulmasıyla güçlü ve kurnaz adamların hiyerarşik ataerkil düzeninin ortadan kalktığı sanılmasın.[20]
- Beden dilinden kurtulmak ve kelimelerle düşünmek, en büyük zihniyet devrimlerinden belki de ilkidir. Bu, bir yandan insan türünün hayvanlar âleminden kopuşunu hızlandırırken, öte yandan toplumların simgesel dil kuruluşları etrafında kümelenmelerine büyük ivme kazandırır. Çünkü aynı ses düzenlerini konuşanlar, giderek hem daha farklı, hem de zekâ gücü kazanmış olarak birliklerini geliştirirler.[20]
- "Anadolu Apo’ya mezar olacak" diye bağırıyorlar. Şimdi bunların içinde bomba patlatmak hakkımızdır. Bize mezar diyene biz de mezar yapabiliriz.[38]
- PKK'nın illa benim de bir devletçiğim olsun biçiminde dayatması olamamıştır. Ama demokratik, özgür bir Kürt ve Kürdistan projesinden de asla vazgeçmemiştir ve vazgeçmeyecektir.[39]
- Hegel'i Aydınlanma düşüncesinin büyük ama onu revizyondan geçiren filozofu olarak tanımlamak mümkündür. Toplumsal tarihe hak ettiği yeri tanıdığı gibi, bilim felsefesini de henüz (bir yönüyle) aşılmamış güçte ortaya koymuştur.[40]
- Beni çok iyi muayene ettiniz. Beğendim. Sizi Sağlık Bakanı yapacağım.
- İmralı Adası'ndaki hücresinde muayene eden doktora Milliyet - 08.03.2007
- ...Dinin anti-emperyalist, anti-sömürgeci bir temelde ve halkın tarihi geleneklerine uygun bir mücadele olarak kullanılmasına önayak olmak gerekir. Bir İran deneyinde olduğu gibi anti emperyalist, radikal çıkış örneklerinden yararlanarak bunların olumlu yönlerini kendi koşullarımızda değerlendirerek ve daha olumlu bir karşılık vererek sonuç alabiliriz.[41]
- Toplumda egemen bir ilke size dayatılıyor ve sizi yürütüyor. Yüzyıllardan beri oluşmuş bu ilkeleri, siz bir kader olarak görüyorsunuz. Ama araştırmalar da gösteriyor ki, bu bir tanrı emri değil, doğal bir özellik değil, bir kader de değil, bir insan emridir.[42]
- Tek tanrılı din ideolojileri, baştan sona siyaset ideolojileridir. Dini söylem, Allah, peygamber ve melek gibi kavramlar dönemin siyasi literatürüdür.[43]
- KCK; Türkiye, İran, Irak ve Suriye ulus-devletleri içinde, ayrıca Irak Kürt Federe Devleti karşısında da demokratik özerk bir oluşum olarak en ideal ortak, eşit ve özgür yaşam projesidir.[44]
- Kapitalizm, insanın insana, doğaya ve tüm evrene yabancılaşmasının adıdır. Bu sistem, sürekli olarak savaş, kriz ve yıkım üretir.[45]
- Evlilik namusu, onuru denilen şey, esasta “küçük imparatorun” bütün kahrının çekilmesidir. Nasıl ki büyük imparator, onuru saydığı devlet mülküne birşey olduğunda bunu savaş nedeni sayarsa, küçük imparator da onuru saydığı mal olarak kadına birşey yapılırsa bunu büyük namus meselesi, dolayısıyla kavga nedeni sayar. Daha da ilginç olan, kadının ruh olarak tamamen boşaltılması, biçimsel olarak da aşırı kadınsı, süslü-sesli bir “kafeste kuş” haline getirilmesidir. Ses ve makyaj düzeni, doğal kadının çok dışında öz kimliğinin ezici biçimde inkarına dayanan, kişiliğini öldüren bir durum arz eder. Kadıncılık, kadının özel olarak kişiliksizleştirilmesidir. Bir erkek icadı ve dayatmasıdır. Böyle olduğu halde, sanki kadının doğal duruşu buymuş gibi suçlamaktan geri kalmaz. Tüm reklam, teşhir malzemesi olarak kullanılmasından bizzat sistem sorumlu olduğu halde, bu da kadının doğal özüne yakıştırılır. Kadın onuru kapitalizmle en dip noktasına oturmuştur. Kadının kimliğini dibe vuran, aynı zamanda komünal toplum değerleridir. Sistemin mantığı hem buna muhtaç hem de oldukça becerilidir. Pornoyla her tür kutsallığından soyutlanan kadın cinsi, kapitalizmle başlangıçtaki primata indirgenmiş olur. Kadının uygarlık tarihi boyunca toplumdan silinmesi, hiyerarşik ve sınıfsal gelişmeye bağlı olduğu kadar, erkeğin egemen erkek toplum yüceltmesine de bağlıdır. Yine kadın toplum etkinliğini ne kadar yitirmişse, komünal değerlerden o denli uzaklaşmış olur. Kadının doğası, komünal toplum değerlerine daha yakındır.[46]
- Çok kan dökülecektir, ama bu temelde olduktan sonra bunun da zararı yoktur. Kan sadece bizi daha fazla yıkar, temizler. O kadar çok kirliyiz ki, ne kadar çok kan dökersek Kürdistan da o kadar çok temizlenir, yaşamaya layık bir ülke haline gelir. Onun için ben, kanın dökülmesinden çekinmiyorum.[47]
- Daha çok kan akıtacağız ve bundan en küçük bir şekilde ‘yanlış yapıyoruz, yenilebiliriz’ diye korkakça bir tutuma girmeyeceğiz.[48]
- Çok kan dökülmesi gerekiyor. (…) Milyonlarca insanın ölümü hiçbir şey değildir. Botan suyundan daha fazla kan akmalı, her dağda, her ağacın altında, her taş kovuğunda şehitler vermeliyiz.[49]
- Hiyerarşi, bilge yaşlının otorite kazanmasıdır.[50]
Kaynaksız
[düzenle]- Benim ilk üyeliğim Ülkü Ocakları'nadır. Daha önce Ülkü Ocakları'na hem de Komünizmle Mücadele Derneği'nin seminerlerine gidiyordum.
- (1999, yakalandıktan sonra tutuklanarak götürüldüğü İmralı Adası'ndaki sorgulanmalarından)
- Zaten kullanıldım? Kullanılmanın en çarpıcı örneği benim durumum.
- (1999, yakalandıktan sonra yaptığı mahkeme savunmalarından)
- ABD'nin Ortadoğu projesine karşı önerdiğim proje Kürdistan Demokratik Konfederasyonu'dur. Önerdiğim; devlet olmayan, ona asla teslim de olmayan bir model. Bunu tüm Kürdistan'ın parçaları için öneriyorum. Bu proje ilkel milliyetçiliğe karşı ve ABD'nin kanlı sürecini engellemeye yöneliktir.
- Demokratik konfederalizm bir devlet sistemi değil, halkın devlet olmayan demokratik sistemidir. Başta kadınlar ve gençler olmak üzere halkın tüm kesimlerinin kendi demokratik örgütlenmesini yarattığı, politikayı doğrudan ve özgür-eşit konfederasyon yurttaşlığı temelinde, yerelde kendi özgür yurttaşlık meclislerinde yaptığı bir sistemdir. Dolayısıyla öz güç ve öz yeterlilik ilkesine dayanır. Gücünü halktan alır ve ekonomi de dahil her alanda öz yeterliliğe ulaşmayı benimser. Demokratik konfederasyonizm; klan sisteminden ve aşiret konfederasyonlarından günümüze kadar uygarlık tarihi boyunca devletçi toplum merkezileşmesine girmek istemeyen doğal toplumun demokratik komünal yapısına dayanır.
- Demokratik konfederalizm düşüncelerim ulus-devlet ile özdeşleştirilmemeli, tam tersine milliyetçiliğin panzehiridir. Devlet de öğrenecek, yeni yeni kavramaya çalışıyor, tabii anlayamıyorlar, tartışacak profesörü yok, aydını yok. Herkes şoke oldu. Yalnız Kürtler için de söylemiyorum. Kavrayamamışlar. Altı yıldır ısrarla üç şeyi tartışacaksınız dedim: Demokratik Toplum, Demokratik Devlet, Demokratik Siyaset. Çıkış bu tartışmadadır.
- Bu hayatta en nefret ettiğim şey savaştı. Ama sistem köle olmayı dayatınca, ben de savaşı seçmek zorunda kaldım.
- Türkiye'nin üniter yapısıyla bir sorunumuz yok.
- Daha önce size söylemiştim, Talabani ve Barzani'nin maşa olduklarını, Türkiye'ye dost görünseler bile asla güvenilir olmadıklarını. Şimdi benim durumumdan sonra Amerika'nın en büyük yatırımı bunlara olacak ve Türkiye için tehdit bana göre daha da büyüyecektir. Bunların oyunlarını boşa çıkarmak için ben hizmete hazırım, örgütü sizin uygun göreceğiniz şekilde bunların üzerine yöneltebilirim. Tabii bunun için imkan vermelisiniz.
- Yapmayın yahu!
- (Sorgusu sırasında hiç konuşmaması üzerine, Öcalan'ın fanatik Galatasaraylı olduğunu bilen bir polisin, Öcalan'ın dilini çözmek için "Galatasaray Kocaelispor'a 2-0 kaybetti, haberin var mı?" demesi üzerine)
- Savaş ve Müzik iki ayrı şeydir. Fakat onları birleştiren çok ince bir çizgi vardır. Bu da RİTİM'dir. Çünkü ikisi de bilinçli olmayı, yürek, beyin ve kullanılan aracın birlikteliğini gerektirir.
- Doğada her şey didinerek, çaba harcayarak ve çelişkilerle boğuşarak gelişme kaydeder. Eğer eksiklikler giderilmezse, karşıt çelişki üstün gelir.
- Kadın; yüzyıllardan beri karanlığa, kapalılığa mahkum edilmiş, yalnızca saraylara kapatılma ve bütün toplumsal etkinliklerden uzaklaştırma da değil, ama aynı zamanda ruhsal açıdan da karanlığa gömülmüş, yitirilmiş bir varlıktır.
- Erkeğin eline düşen kadın, çirkinleşmeye başlar. Hakimiyetinize geçirdiğiniz kadın, çirkinleşmeye başlar. Bende tam tersi, benimle yakınlaşan kadın güzellikte tırmanışa geçmek zorunda. Şartım budur. Köhneleşmiş kadın, köle kadın, anam da olsa kovuyorum. İlk anda gözlerimle, sonra yüreğimle eze eze. Git önce kendini düzelt. Ağzını düzelt diyorum. Şuranı düzelt buranı düzelt diyorum. Öyle geleceksin.
- Kendinizi yakmayın, sizi yakanları yakın!
- Sempatîzanlari tarafından kendini yakma eylemleri boy göstermeye başladığında.
- Büyük amaçlar uğruna ölmek, her zaman yaşamaktır.
- 1995’te söyledim, bu savaşı ben başlattım ama bu Kürt-Türk savaşı yanlıştır.
- Başarı için yürekli çıkışlar gereklidir.
- Kürdistan devrimi, Orta Doğu'da bir rönesanstır.
- Özlenen yaşam mucizelerle değil, devrimle olur.
- Özgürlük kendini yönetmekle başlar.
- Yazı yazabilmek için ruhun dolup taşması gerekir.
- Anlamın ve hissin yarattığı insan en güçlü insandır.
- Hiçbir güç, anlam gücünün üstünde bir güce sahip değildir.
- Başkalarının ölümüne yargılamak isteyenler, kendilerini de yargılayabilmeli. Başkalarını savunmak isteyenler, kendilerini savunmayı bilmelidir. Başkalarını özgür kılmak isteyenlerde önce kendilerini özgür kılmayı bilmelidir. Böylece hiç özgür doğmamış çocuklarımızın belki de özgür doğma hakkı bir gerçeklik haline gelebilecektir.
- Yanlış tarihle doğru yaşanmaz. Kendi özgürlük tarihini doğru yazamayanlar özgür yaşayamaz.
- Başarıdan başka hiçbir şey sizi affetmez.
- Özgürlük kolay olsaydı, Ronahi ile Berivan kendilerini yakmazlardı.
- Her insan başta insan olduğunu bilmelidir. En büyük teknik, insandır.
- Büyük riskler göze alınmadan, büyük savaşlar kazanılmaz.
- Kendime taktığım isimler var: Aldatmaz, aldatılamaz; yalanı dinlemez yalan söylemez; çirkini kabul etmez, çirkin olarak kendini yaşatmaz, dayatmaz; yenilginin yanına yaklaşmaz, yenilgiyi kabul etmez.
- PKK büyük bir terbiye, edep yeridir, saygının ve hürmetin geliştiği yerdir.
- PKK bir düşündürme hareketidir.
- PKK; ideolojiden politikaya, örgütlenmeden eyleme kadar tüm alanlarda bağımsızlık ilkesini esas almış, bu ilke temelinde mücadeleyi yükselten, halkının özgücüne dayanan, ulusal özgürlük ve eşitliği mücadelesinin önemli öğeleri olarak görmüş olan bir harekettir.
- PKK dağa, taşa, insanın ruhuna, beynine ve yüzyıllara sinmiş bir harekettir.
- PKK, gerçekten özellikle Türk-Kürt halkı ilişkilerinde çok büyük bir haksızlığın olduğu bilinciyle yola çıkan; kesinlikle Türkiye halkının varlığına saygılı olan, onun gerçekten bağımsız ve demokratik kurtuluşuna inanan ve kendisinin de en yiğit tarihten günümüze kadar değerlerinin olduğunu bilen, bunu esas alan, bundan güç alan ve bunu kendi halkı içinde de görmek isteyen, bağımsızlık ve özgürlüğün kendisi için de gerekli olduğuna inanan, iki halkın arasında güzel, doğru, halkı ilişkilerin kurulmasının halklarımıza da en yakışır bir düzen olduğuna inanan gerçekten bu temelde tüm gücünü ortaya koyan ve ancak bu düşünceye derinden bağlılıktır ki büyük direnme ortaya koyabilen ve kendisini bugüne kadar getirmesini bilen bir harekettir.
- (1988 yılında Mehmet Ali Birand'a verdiği röportajda, "PKK ne istiyor?" sorusuna Öcalan'ın verdiği cevap)
- PKK’yı anlamamak, özgür Kürdü, Kürdistan’ı anlamamak demektir. Gerilikte ısrar etmek demektir.
- Önderliği dinlemeyen cehenneme gider. Onunla oynayanı, korkunç bir son bekliyor.
- Önderlik gerektiğinde tek başına taraftarlarını susturabilendir. Tek başına onlara karşı tavır alabilendir. Tek başına; onları istemedikleri halde "bir tavra" yöneltebilendir.
- Yüreği ateş ve zafer tutkusuyla yananlar, ancak bizimle yürüyebilirler.
- Direnen ben, direnen halktır.
- Hakikat; aşktır. Aşk, özgür yaşamdır.
- Ben kolay kaybetmem, ben kolay ölmem, ben yaşarım ve başarırım, diyeceksiniz!
- Elde olmayan nedenler dışında başarı kesindir diyeceksiniz!
- Mezarda bile olsam bu savaş kesin kazanacak!
- Bütün eleştirilerime rağmen, en beğendiğim insanı PKK içinde bulabiliyorum.
- Başarıyor ve kazanıyorsam ancak o zaman varım.
- Kürt davasını sırtladığımda; babam "bu çok ağır bir yük altında kalabilirsin" dedi, o gün kapıyı kapatıp bir daha dönmemek üzere evden çıktım. Neler yapabileceğimi; neleri göze alacağımı dünyaya göstermeliydim, çünkü imkansız benim için kelimeden ibaretti.
- ....Temel kavramlara açıklık getirmek ve düzeltmelere gitmek yolunda oldukça çaba sarf ediyoruz ve oldukça da yoğunlaşmış durumdayız. Bu yararlıdır da. Yoldaşlar topluluğu, tartışmasını bilen bir topluluktur. Yeni tanrılar, yeni dinler icat etmeyelim. Biz, bilimsel sosyalizmin gerçekliğine inanıyoruz, ama “dinimiz sosyalizmdir” demiyoruz. Bilimsel sosyalizm, dinin, hatta felsefenin aşılmasıdır da. Ancak, bundan dinin bir hiç olduğu, tamamen demode olduğu ve insan yaşamında etkili olmadığı sonucu asla çıkmamalıdır. Din gerçeğine komünizm adı altında inkârcı yaklaşım, genelde olduğu kadar, özellikle Orta Doğu halklarında çok tehlikeli bir etki yaratmıştır. Bu yaklaşımın halktan soyutlanmaya, dolayısıyla da gericiliğin oldukça güçlenmesine yol açtığını hemen belirtelim. Hatta denilebilir ki, din gerçeğine inkârcı yaklaşım, diyalektik materyalizmin kaba uygulanması anlamında olup, Orta Doğu devrimlerinin gelişmeyişinin en önemli nedenlerinden birisidir.
- Marx, sınıflarla başlatır tarihi. Oysa sorunsallığın başlangıcı sınıfla değil, kadın toplumsallığı etrafında gelişir.
- Kapitalizm tarih dışıdır; ahlaksızdır. Ne bir toplum biçimidir ne de uygarlık. Sadece asalaktır.
- Tarih; bir sınıf savaşımı tarihi değil, bir devlet ve komün çatışmasından ibarettir. Marx; Bakunin’i anlasaydı, Lenin de Kropotkin’i anlasaydı sosyalizmin kaderi kesinlikle başka türlü gelişirdi.
- Ergenekon’dan gözaltına alınanların çoğu 1960'lardan itibaren ABD tarafından eğitilen özel harpçilerdir. Amerika bunlara siz beni mahvettiniz, beni batırdınız dedi ve çöpe attı. Amerika şimdi de kendi projesini ılımlı İslam üzerinden hayata geçirmek istiyor. Bunlar kendilerine Kemalist diyorlar, Atatürkçü diyorlar ama hiçbirinin Mustafa Kemal'le bir alakası yok. Mustafa Kemal'in karikatürünün karikatürü bile olamazlar. Veli Küçük ne bilir Mustafa Kemal'i, ne anlar Mustafa Kemal'den? Aralarında dağlar kadar fark var.
- Sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrardır.
- Savaşanlar, barışabilir. Savaşın sorumluluğunu taşıyanlar ancak barışın sorumluluğunu üstlenebilir.
Hakkında söylenenler
[düzenle]- Kaç bin kişinin katili Öcalan. O 30 bin kişinin ailesi her gün kahroluyor. Çocuklarının katili asılacağına özel bir adada, özel bir odada Türk devleti tarafından besleniyor.[51] Kenan Evren
- Öcalan'ın asılmaması hataydı. Keşke o zaman idam cezası uygulansaydı. O zaman PKK terör örgütü biterdi. Öcalan şimdi özel cezaevi koşullarında örgütü içerden yönetmeye devam ediyor.[52] Kenan Evren
- Kürt'üz sonuna kadar, Kürt'üz sonuna kadar, vallahi Apo'yu özledik. Kürt'üz ölene kadar, Kürt'üz sonuna kadar, vallahi biz dostu özledik.[53] Ahmet Kaya
- Öcalan o günlerde Mahir Çayan'ın kitaplarını ve yazılarını okur ve çevresindekilere, "Mahir Çayan ve Deniz Gezmiş'in gerilla yöntemlerini birleştirmek gerektiğini" söylerdi.[54] Uğur Mumcu
- ...Neden iddianamede en ağır ceza istenen iki kişiden birine onbeş gün okuldan uzaklaştırma cezası verilirken aynı eylemden dolayı, aynı iddianamede suçlanan ve aleyhinde tanık ifadeleri bulunan Abdullah Öcalan'a en hafif ceza verilmişti? Metin N. Yalçın'a neden onbeş gün okuldan uzaklaştırma kararı verilmişti de Öcalan'a aynı eylemden dolayı dikkat çekme cezası uygun bulunmuştu? Aynı eylemden dolayı Metin N. Yalçın neden cezalandırılmış? Öcalan niçin kayrılmıştı?... [55] Uğur Mumcu
Kaynakça
[düzenle]- ↑ Abdullah Öcalan, Demokratik Uygarlık Manifestosu
- ↑ Abdullah Öcalan, Demokratik Uygarlık Manifestosu
- ↑ Abdullah Öcalan, Demokratik Uygarlık Manifestosu
- ↑ Abdullah Öcalan, Bir Halkı Savunmak
- ↑ https://www.youtube.com/watch?v=iJ91JxQJt44&t=523s
- ↑ Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa: İmralı Notları, Weşanen Mezopotamya, 1 Haziran 2014 tarihli tutanak, s. 307.
- ↑ AKP’ye iktidarı altın tepside sunduk
- ↑ Abdullah Öcalan, Sosyalizmde Israr İnsan Olmakta Isrardır, Weşanen Serxwebun Yayınları, İkinci Baskı, s. 131.
- ↑ Abdullah Öcalan, Ortadoğu’da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü
- ↑ Abdullah Öcalan, Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Mezopotamya Yayınları, s. 445
- ↑ Abdullah Öcalan, Demokratik Uygarlık Manifestosu
- ↑ Abdullah Öcalan, Bir Halkı Savunmak
- ↑ Abdullah Öcalan, Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Mezopotamya Yayınları, s. 524
- ↑ 14,0 14,1 Abdullah Öcalan, Demokratik Modernite Kadın Devrimi Çağıdır
- ↑ milliyet.com.tr
- ↑ Abdullah Öcalan, Demokratik Uygarlık Manifestosu
- ↑ Abdullah Öcalan -Özgürlük Perspektifleri
- ↑ 18,0 18,1 Abdullah Öcalan, Devlet
- ↑ Abdullah Öcalan, Bir Halkı Savunmak
- ↑ 20,0 20,1 20,2 20,3 20,4 Abdullah Öcalan, Özgürlük Perspektifleri
- ↑ Abdullah Öcalan, Özgürlük Sosyolojisi
- ↑ Abdullah Öcalan, Demokratik Uygarlık Manifestosu
- ↑ Abdullah Öcalan, Nasıl Yaşamalı, Cilt 1, s. 91
- ↑ Abdullah Öcalan, Özgür Yaşamla Diyaloglar, s. 257
- ↑ Abdullah Öcalan, Ortadoğu’da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü
- ↑ Abdullah Öcalan, Özgür Yaşam: Kadın Devrimi
- ↑ Abdullah Öcalan, Demokratik Konfederalizm
- ↑ Abdullah Öcalan, Demokratik Konfederalizm
- ↑ Abdullah Öcalan, Sümer Rahip Devletinden Halk Cumhuriyetine Doğru, s. 194
- ↑ Abdullah Öcalan- Demokratik Özerklik
- ↑ Abdullah Öcalan, Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü
- ↑ Abdullah Öcalan, Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Mezopotamya Yayınları, s. 313
- ↑ Abdullah Öcalan, Bir Halkı Savunmak
- ↑ Abdullah Öcalan, Ortadoğu’da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü
- ↑ Abdullah Öcalan, Serxwebûn, 222. sayı, Haziran 2000
- ↑ Abdullah Öcalan -2008 Görüşme Notları
- ↑ Abdullah Öcalan, Sanat ve Edebiyatta Kürt Aydınlanması, s. 153
- ↑ Med Tv, canlı telefon bağlantısında söyledikleri. (Youtube), Erişim tarihi: 09.03.2016.
- ↑ Abdullah Öcalan, Bir Halkı Savunmak
- ↑ Abdullah Öcalan, Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü
- ↑ “Din Sorununa Devrimci Yaklaşım”
- ↑ Serxwebûn, 2009, "Demokratik ve özgürlükçü düşünmeye devam edin" başlıklı yazı, sayfa 41.
- ↑ Abdullah Öcalan, Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Mezopotamya Yayınları, s. 204
- ↑ Abdullah Öcalan, Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü
- ↑ Abdullah Öcalan, Ortadoğu’da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü
- ↑ Abdullah Öcalan, Demokratik Uygarlık Manifestosu
- ↑ Abdullah Öcalan, 12 Eylül Faşizmi ve PKK Direnişi, s. 487
- ↑ Abdullah Öcalan, Serxwebûn, 44. sayı, s. 7
- ↑ Abdullah Öcalan, Serxwebûn, 42. sayı, s. 6
- ↑ Abdullah Öcalan, Bir Halkı Savunmak
- ↑ https://www.internethaber.com/evrenin-ihtilal-ozlemi-mi-21345h.htm
- ↑ Kenan Evren: Apo'yu assaydık PKK biterdi https://www.haber61.net/gundem/apoyu-assaydik-pkk-biterdi-h15540.html
- ↑ Ahmet Kaya: Vallahi Apo'yu özledik https://www.youtube.com/watch?v=uE-e4qPYOLw&ab_channel=everything
- ↑ Kürt Dosyası, 1993
- ↑ Kürt Dosyası, 1993