Çağrı

Vikisöz sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Çağrı, yönetmenliğini Mustafa Akkad'ın yaptığı, tamamına yakını Libya'da, bir kısmı Fas'ta çekilen, İslamiyet'in doğuşunu konu edinen, Arapça olarak 1976'da, İngilizce olarak 1977'de gösterime giren film.

Mustafa Akkad tarafından yönetilip senaryosu H.A.L. Craig ve Tevfik el Hakim tarafından yazılmıştır.

Diyaloglar[değiştir]

Anthony Quin, İrene Papas, Mustafa Akkad, Mona Vasif ve Abdullah Gays

Habeşistan Hicreti[değiştir]

Cafer-i Tayyar: Yıllarca taştan, tahtadan yontulmuş putlara taptık. İlahlarımızı kendimiz yarattık. Allah’ın varlığından habersiz yaşadık. Kanunlarımızı insanlar yapıyordu. Allah’tan gelen hiçbir şey yoktu. Zenginler fakirleri unutmuştu. Acıma duygusu bilinmiyordu. Düşene kimse el uzatmıyordu. Allah bizi bunun gibilerin (Amr bin As’ı kastediyor) elinden kurtaracak birini seçti. Ona yapması gerekeni öğretti. Bize gönderdi. Hz. Muhammed’e inanıyoruz. Allah’ın elçisi olarak kabul ediyoruz.

Necaşi: Bilmek istiyorum, dininiz neyi emrediyor?

Cafer-i Tayyar: Allah’a inanmayı, yalan söylememeyi, zina etmemeyi, harama el uzatmamayı, zulmetmemeyi, komşularımızı kendimiz kadar sevmeyi, yardım etmeyi “bazen bir tebessüm bile yardım sayılır” diyor. Kadınlara kötü davranmamayı, yetimlere bakmayı emrediyor. Tahtadan, taştan oyulmuş tanrılardan hayır gelmeyeceğini söylüyor.

Amr bin As: Dinimize daha fazla dil uzatılmasına tahammül edemeyeceğim. Biz eski bir uygarlığız. Tanrılarımızdan taş ve tahtadan putlar diye söz etmek cahilliktir. Bizim taptığımız şey bir şekil değil, o şeklin içinde yaşayan ruhtur.

Necaşi: Putperestliğin iyi anlaşılmadığı konusunda seninle beraberim.

Amr bin As: Teşekkür ederim. Şimdi de kadınlar için düşündüklerini anlatsınlar.

Cafer-i Tayyar: Allah kadını erkeğe eş olsun diye yaratmıştır. Erkekten farklıdır ama onunla eşittir.

Amr bin As: Eşit mi!? Satın alırız kadınları; yedirir, giydirir, kullanır, sonra da başımızdan atarız. Hiç kadın erkekle eşit olabilir mi?

(Necaşi’nin sarayında Mekkeli paganlar kahkaha atarlar)

Cafer-i Tayyar: Allah insanı bir kadın ve bir erkekten yarattı. Amr, seni karnında taşıyan anaya saygın bütün kadınlara yansımalı!

Necaşi: Onun bir tek Allah’ından bu kadar güzel sözler çıkarken sizin 300 tanrınızın dili mi tutuldu?

Cafer-i Tayyar: Allah daha önce de konuştu insanlarla, İbrahim, Nuh, Musa, İsa aracılığıyla. Şimdi de Hz. Muhammed'i seçtiyse niye şaşırmalı buna?

Necaşi: Bu isimleri kimden öğrendin?

Cafer-i Tayyar: Hepsinin Kur’an’da yeri var.

Amr bin As: Muhammed'i çocukluğundan tanırım, koyunlara bakan bir yetimdi.

Necaşi: Ne çıkar, İsa da marangozdu. İsa’nın sözleri ve sizin Muhammed’inizin sözleri, aynı lambadan çıkan iki ışık gibi.

Amr bin As: Hayır, yalan söylüyor. Onlar İsa’yı inkâr eder. Üç tanrıya taptığınızı söyler: Baba, Oğul ve Kutsal Ruh.

Necaşi: İsa için neler düşünüyorsunuz, söyler misin?

Amr bin As: ‘Allah’ın oğlu değildir’ diyorlar, İsa Allah’ın oğlu olamazmış.

Necaşi: İsa’yı anlat bana.

Cafer-i Tayyar: Peygamberimizden öğrendiklerimizi tekrarlayabilirim: Allah, Kutsal Ruh’unu Meryem adlı bir bakirenin rahmine düşürmüş. O da Allah’ın peygamberi olan İsa’yı doğurmuş.

Amr bin As: Bakın, ‘Allah’ın oğlu değil’ diyorlar.

Necaşi: Sizin mucizeniz, Kur’an-ı Kerim, İsa’nın doğuşunu nasıl anlatıyor?

Cafer-i Tayyar: Kelime kelime tekrarlayayım mı?

Necaşi: Gel, yaklaş.

Cafer-i Tayyar: Kur’an-ı Kerim’de Meryem’in hikayesi şöyle anlatılmıştır:

“Bismillahirrahmanirrahim, Meryem ailesinden ayrılıp doğuya gitti. Biz de Cebrail aleyhisselam’ı ona gönderdik. Cebrail, Meryem’e insan şeklinde göründü. Meryem, Allah’a sığındığını, Allah’tan korkuyorsa ona dokunmamasını söyledi. O zaman Cebrail aleyhisselam: ‘Ben, Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir erkek çocuğu hediye etmek için gönderildim,’ dedi. Meryem ise ‘Benim nasıl oğlum olabilir? Bana insan eli dokunmadı. Ben kötü bir kadın değilim,’ deyince, ‘Rabbin böyle istiyor,’ dedi. ‘Onu kudretimizi gösteren bir rahmet olarak yaratacağız.’” Sadakallahülazim.

Necaşi: Sizinle bizim aramızda büyük bir fark yok. (Asasıyla yere bir çizgi çizerek) Ancak şu çizgi kadar. (Amr bin As’a dönerek) Önüme altından dağlar yığsan, teslim etmem onları. (Müslümanlara dönerek) Ülkemde dilediğiniz kadar kalabilirsiniz. Barış içinde yaşayacaksınız. Allah’ın lütfu hiçbir zaman üstünüzden eksik olmasın.

Hamza'nın Kâbe önündeki meydan okuması[değiştir]

(İslam'ın yayılmasını emreden ayetin inmesi üzerine gizli gizli toplanan Müslümanlar açığa çıkıp Kâbe'ye yürürler. Burada Zeyd bin Harise Kafirûn suresini okurken Ebu Cehil'in de etkisiyle büyük bir kavga çıkar. O sırada aslan avından dönen Hamza'yı uzaktan gören birinin çığlıkları üzerine kavga yavaş yavaş durur. Hamza at sırtından iner, omzundaki aslan postunu üstünden atar, kalabalığı yara yara Ebu Cehil'in önüne kadar gelir.)

Hamza: (Ebu Cehil'e) Çok cesursun! (Topluluğa döner) Çölün en cesur adamıdır! Ama silahsız insanlar karşısında!
Ebu Cehil: Senin Muhammed'in yalancının biri!
Hamza: Yalancı mı? Konuşturmadınız ki! Hangisi gerçek hangisi yalan? Konuşmadan bilinemez ki!
Ebu Cehil: Muhammed bir sahtekar!

(Ebu Cehil'e sırtı dönük olan Hamza birden dönerek elindeki yayın kirişiyle Ebu Cehil'e vurur. Ebu Cehil Kâbe'nin merdivenlerine düşer.)

Hamza: Kalk ayağa! Cesaretin varsa vur!

(Ebu Cehil karşılık vermez)

Hamza: (Kalabalık arasında dolaşarak, rastgele seçtiği insanların karşısına dikilerek devam eder) Ben de yeğenimin inancını paylaşıyorum! Onun söylediklerini söylüyorum! Dövüşmek isteyen çıksın karşıma! Benimle dövüşsün!

(Hamza'nın karşısına dikildiği herkes korkarak dönüp gider. Hamza en son tekrar Ebu Cehil'e döner. Ebu Cehil de yerden kalkıp gider. Hamza, Sahabeler tarafından Kâbe'nin merdivenlerinin yanındaki köşede güvene alınan Peygamber'in yanına gider)

Hamza: Gece çölde tek başıma kaldığımda anladım. Allah o kadar büyüktür ki, dört duvar arasına sığmaz.

Oyuncular[değiştir]

Dış bağlantılar[değiştir]

Wikipedia-logo-v2.svg
Çağrı ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz.