Arthur Schopenhauer

Vikisöz sitesinden
Atla: kullan, ara
Arthur Schopenhauer
Schopenhauer.jpg
Alman filozof.
Doğumu
22 Şubat 1788
Danzig (bugün Gdańsk, Polonya)
Ölümü
21 Eylül 1860
Frankfurt, Almanya
"Hayal gücü olan, ama bilgisi olmayan kişinin kanatları vardır ama ayakları yoktur."

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Commons'da Arthur Schopenhauer ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

Vikipedi'de Arthur Schopenhauer ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.


  • Birey için şüphe neyse, parlamento için muhalefet odur. O gerekli olduğu kadar, yararlıdır da.
  • Birisi sizin için gerçekten çok değerliyse, bunu ondan sanki bir suçmuş gibi gizleyin. Bu hoş bir şey değildir ama doğrudur. Çünkü, bırakın insanları, köpekler bile büyük dostluklara katlanamazlar.
  • Üç türlü aristokrasi vardır; birincisi yaş ve kıdem; ikincisi servet; üçüncüsü akıl ve bilgidir. En şereflisi sonuncusudur.
  • Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiçbir şeyi olmayandır.
  • Dünya hiç olmasaydı bile müzik var olurdu.
  • Birbirlerini en çok teshir edenler, birbirlerini en çok itmam edenlerdir.(Tamamlayanlardır.)
  • Tüm istekler ihtiyaçtan, dolayısıyla yoksunluktan, dolayısıyla ıstıraptan doğar.
Orijinali: Alles Wollen entspringt aus Bedürfnis, also aus Mangel, also aus Leiden.
Kaynak: Welt und Mensch II, S. 230ff
  • Gelişimimiz için bir aynaya ihtiyacımız vardır.
Orijinali: Zu unserer Besserung bedürfen wir eines Spiegels.
Kaynak: Aphorismen zur Lebensweisheit
  • Her çocuk bir bakıma bir dahi ve her dahi bir bakıma bir çocuktur.
Orijinali: Jedes Kind ist gewissermaßen ein Genie; und jedes Genie ist gewissermassen ein Kind.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung(1819)
  • Görüş, etki ve temas alanımız ne kadar darsa, o kadar mutluyuzdur. Bunlar ne kadar genişlerse, o kadar ıstırap çeker, ürkeriz. Çünkü bu alanla birlikte kaygılar, arzular ve korkular da çoğalır ve büyür. Bu yüzden körler bile bize ilk başta göründüğü kadar mutsuz değildir.
  • İnsanın hayatı, yenileceğinden hiç şüphe etmeksizin, var olmaya çalışmak için harcanmış bir çabadır.
  • Dünyanın özü kötüdür. Yapılması gereken en iyi şey yaşam istencini reddetmektir.
  • Yıkmak düzeltmekten, yalan söylemek ispatlamaktan daha kolaydır.
  • Herkes kendinde eksik olanı sever.
  • Beraberinde getirdikleri umutlar ve korkularla akın akın gelen arzulara teslim olduğumuz sürece... Kalıcı mutluluğa ya da huzura hiçbir zaman kavuşamayız.
  • Acı çekenler ile acı çektirenler aynıdır.
  • Şu dünyayı Tanrı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. Çünkü, dünyanın sefaleti yüreğimi parçalar. Yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek ona şöyle bağırmak hakkımızdır: "Bunca mutsuzluğu ve bu üzüntüyü ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?"
  • Doğa, insan türünü ikiye bölerken çizgiyi ortadan çekmemiştir.
  • Kim ne derse desin, mutlu insanın en mutlu anı, uykuya daldığı andır ve mutsuz bir insanın en mutsuz anı, uykudan uyandığı andır. İnsan hayatı, bir tür hata olmalı.
  • Para deniz suyuna benzer, ne kadar çok içersen o kadar çok ona susarsın.
Orijinali:Das Geld gleicht dem Seewasser. Je mehr davon getrunken wird, desto durstiger wird man.
  • Merhamet ahlakın temelidir.
Orijinali:Das Mitleid ist die Grundlage der Moral.
  • Yazgı kartları karıştırır, biz de oynarız.
Orijinali:Das Schicksal mischt die Karten, und wir spielen.
  • Kütüphaneler insanlığın tek güvenilir ve kalıcı olan belleğidir.
Orijinali:Bibliotheken sind allein das sichere und bleibende Gedächtnis des menschlichen Geschlechts.
  • Kendi çıkarımız hükmü tamamıyla yanlış kılar.
Orijinali:Der eigene Vorteil verfälscht das Urteil vollständig.
  • İnsan tabii ki istediğini yapabilir, ama istediğini isteyemez.
Orijinali:Der Mensch kann wohl tun was er will, aber er kann nicht wollen was er will.
  • İyimserlik dinlerde olduğu gibi felsefede de gerçeklerin yerini almış temel bir yanılgıdır.
Orijinali:Aber Optimismus ist, in den Religionen, wie in der Philosophie, ein Grundirrtum, der aller Wahrheit den Weg vertritt.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung, Zweiter Band, Zum vierten Buch, Kapitel 48
  • Kalbin gerçek, derin barışı ve tüm ruhun huzuru sadece yalnızlıkta bulunur.
Orijinali:Der wahre, tiefe Friede des Herzens und die vollkommene Gemütsruhe sind allein in der Einsamkeit zu finden.
  • Kendi tecrübenin avantajı büsbütün kesinliğe sahip olmandır.
Orijinali:Die eigene Erfahrung hat den Vorteil völliger Gewissheit.
  • Hayatın ilk elli yılı metin, geri kalanı yorumdur.
Orijinali:Die ersten fünfzig Jahre des Lebens sind Text, der Rest ist Kommentar.
  • Zeki bir insan yalnızlıkta, düşünceleri ve hayal gücüyle mükemmel bir eğlenceye sahiptir.
Orijinali:Ein geistreicher Mensch hat in gänzlicher Einsamkeit an seinen eigenen Gedanken und Phantasien vortreffliche Unterhaltung.
  • Yanlış bir görüşü geri almak onu savunmaktan daha çok kişilik gerektirir.
Orijinali:Eine falsche Ansicht zu widerrufen erfordert mehr Charakter, als sie zu verteidigen.
  • Sayfaların arasında gözyaşları, ağlama, dişlerin birbirine çarpması ve karşılıklı katletmenin korkunç gümbürtüsü olmayan felsefe, felsefe değildir.
Orijinali:Eine Philosophie, in der man zwischen den Seiten nicht die Tränen, das Heulen und Zähneklappern und das furchtbare Getöse des gegenseitigen allgemeinen Mordens hört, ist keine Philosophie.
  • Tarih hep aynıdır, yalnız hep farklı.
Orijinali:Geschichte ist immer dasselbe, nur immer anders.
  • Dili bir kelime daha fakir kılmak, bir ulusun düşüncesini bir kavramdan yoksun kılmak demektir.
Orijinali:Aber die Sprache um ein Wort ärmer machen heißt das Denken der Nation um einen Begriff ärmer machen.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung, Zweiter Band, Zum ersten Buch, zweite Hälfte, Kapitel 12
  • Sağlık her şey değildir, ama sağlık olmadan her şey bir hiç.
Orijinali:Gesundheit ist nicht alles, aber ohne Gesundheit ist alles nichts.
  • Evlenmek, haklarını ikiye bölmek ve görevlerini ikiye katlamak demektir.
Orijinali:Heiraten heißt seine Rechte halbieren und seine Pflichten verdoppeln.
Kaynak: Die Welt als Wille und Vorstellung(1818)
  • Vefat etme ihtimali için burada itiraf ediyorum ki, Alman ulusunu taşkın aptallığı yüzünden küçümsüyorum ve ona ait olmaktan utanıyorum.
Orijinali:Ich lege hier für den Fall meines Todes das Bekenntnis ab, dass ich die deutsche Nation wegen ihrer überschwänglichen Dummheit verachte und mich schäme, ihr anzugehören.
  • Bilincimiz ruhun sadece yüzeyi, ki yerkürenin sadece yüzeyini bildiğimiz gibi onun da içini değil, sadece kabuğunu biliyoruz.
Orijinali:Das Bewußtseyn ist die bloße Oberfläche unseres Geistes, von welchem, wie vom Erdkörper, wir nicht das Innere, sondern nur die Schaale kennen.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung, Zweiter Band, Zum ersten Buch, zweite Hälfte, Kapitel 14
  • Her halk diğer halkları kötüler ve hepsi de haklı.
Orijinali:Jedes Volk verhöhnt andere Volker, und jedes hat Recht.
  • Her aptal çocuk bir böceği ezebilir. Ama dünyanın bütün profesörleri bir böcek yaratamaz.
Orijinali:Jeder dumme Junge kann einen Käfer zertreten. Aber alle Professoren der Welt können keinen herstellen.
  • Şöhret edinilmeli, fakat onurun sadece kaybolmamasına dikkat etmek yetecektir.
  • İnsanları tanıdığımdan beri hayvanları severim.
Orijinali:Seit ich die Menschen kenne, liebe ich die Tiere.
  • Başkalarının fikirlerine aşırı derecede önem vermek, herkeste var olan bir manyaklık.
Orijinali:Viel zuviel Wert auf die Meinung anderer zu legen ist ein allgemein herrschender Irrwahn.
  • Çok insan kafaları olmadığı için kafayı bozmuyor.
Orijinali:Viele verlieren den Verstand deshalb nicht, weil sie keinen haben.
  • İnsanların kader dedikleri çoğu zaman sadece kendi kendilerine yaptıkları aptal oyunlar.
Orijinali:Was die Leute gemeiniglich als Schicksal nennen, sind meistens nur ihre eigenen dummen Streiche.
  • Hakikat, onu arzu etmeyenin boğazına sarılan bir fahişe değildir. Hatta o kadar çekingen bir güzeldir ki, onun için herşeyini feda etmiş olan bile onun lütufundan emin olamaz.
Orijinali:Die Wahrheit ist keine Hure, die sich Denen an den Hals wirft, welche ihrer nicht begehren: vielmehr ist sie eine so spröde Schöne, daß selbst wer ihr Alles opfert noch nicht ihrer Gunst gewiß seyn darf.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung, Vorreder zur zweiten Auflage
  • Tek tanrılı toplumlarda ateizm ya da Allah sızlık, ahlak yoksunlugu ile eş anlamlı olmuştur.
Orijinali:Dies geht soweit, daß bei monotheistischen Völkern Atheismus, oder Gottlosigkeit, das Synomym von Abwesenheit aller Moralität geworden ist.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung, Viertes Buch, § 65
  • Doğuştan gelen tek bir yanılgı vardır. O da mutlu olmak için burada olduğumuzu sandığımızdır.
Orijinali:Es gibt nur einen angeborenen Irrthum, und das ist der, daß wir dasind, um glücklich zu seyn.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung, Zweiter Band, Zum vierten Buch, Kapitel 49
  • Kant'ın öğretisini ve Kant'tan beri Platon'u anlayayıp kavrasalardı, birinin terimlerini etrafta savuracaklarına ve diğerinin biçemini taklit edeceklerine bu iki büyük ustanın öğretileri üzerinde vefali ve ciddi bir bicimde düşünselerdi; bu iki bilgenin nasıl birbirini tuttuğunu ve iki öğretinin salt anlamı ve amaçladıkları nokta aynı olduğunu anlamaları gecikmezdi.
Orijinali:Hätte man jemals Kants Lehre, hätte man seit Kant den Platon eigentlich verstanden und gefaßt, hätte man treu und ernst dem innern Sinn und Gehalt der Lehren beider großer Meister nachgedacht, statt mit den Kunstausdrücken des einen ums sich zu werfen und den Stil des andern zu parodieren; es hätte nicht fehlen können, daß man längst gefunden hätte, wie sehr die beiden großen Weisen übereinstimmen und die reine Bedeutung, der Zielpunkt beider Lehren, durchaus derselbe ist.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung, Drittes Buch, § 31
  • Gençliğin güzelliği olmasa bile çekicidir; ihtiyar güzellik çekici değildir.
Orijinali:Jugend ohne Schönheit hat immer noch Reiz; Schönheit ohne Jugend keinen.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung, Zweiter Band, Zum vierten Buch, Kapitel 44
  • Dinler halk için gerekli, ve onlar için paha biçilmez bir iyilik.
Orijinali:Religionen sind dem Volke nothwendig, und sind ihm eine unschätzbare Wohlthat.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung, Zweiter Band, Zum ersten Buch, zweite Hälfte, Kapitel 17
  • Bana yapılan haksızlık bana hiçbir şekilde ona haksızlık yapma hakkını vermez.
Orijinali:Unrecht, das mir Jemand zufügt, befugt mich keineswegs ihm Unrecht zuzufügen.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung, Viertes Buch, § 62
  • Çoğu hakikat sadece kimsenin sorunu ele alacak ve üstüne gidecek cesareti bulamamasından dolayı ortaya çıkmıyor.
Orijinali:Viele Wahrheiten bleiben bloß deshalb unentdeckt, weil Keiner Muth hat, das Problem ins Auge zu fassen und darauf los zu gehen.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung, Zweiter Band, zweite Hälfte, Kapitel 15
  • Birisi hayatı boyunca büyük bir çocuk gibi kalmayıp ciddi, makul ve mantıklı bir adam olursa, dünyanın çok işe yarar ve adamakıllı bir vatandaşı olabilir ama dahi olamaz artık.
Orijinali:Wer nicht zeitlebens gewissermaaßen ein großes Kind bleibt, sondern ein ernsthafter, nüchterner, durch gesetzter und vernünftiger Mann wird, kann ein sehr nützlicher und tüchtiger Bürger dieser Welt seyn; nur nimmermehr ein Genie.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung, Zweiter Band, Zum dritten Buch, Kapitel 31
  • Dinler ateşböcekleri gibidir: Parlayabilmek için karanlığa gereksinim duyarlar. Tüm dinlerin koşulu yaygın olan belirli bir derecede cehalettir. Ki sadece bu havada yaşayabilirler ancak.
Orijinali:Religionen sind wie die Leuchtwürmer: sie bedürfen der Dunkelheit um zu leuchten. Ein gewisser Grad allgemeiner Unwissenheit ist die Bedingung aller Religionen, ist das Element, in welchem allein sie leben können.
Kaynak:Parerga und Paralipomena II, S. 365
  • Büyük hayat düşünün öznesinin bir olduğunu ve görüngülerin tüm çeşitliliğinin zamana ve mekana bağlı olduğunu kendimize hatırlatırsak, o devasa düşünceye olan korkumuz azalacaktır. Hepsi kocaman bir rüya ve onu her bir yaratık görür: Ama hayatındaki bütün karakterler de onunla birlikte o rüyayı görür.
Orijinali: Auch wird unsere Scheu vor jenem kolossalen Gedanken sich mindern, wenn wir uns erinnern, dass das Subjekt des großen Lebenstraumes in gewissem Sinne nur Eines ist […] und dass alle Vielheit der Erscheinungen durch Raum und Zeit bedingt ist. Es ist ein großer Traum, den jenes Eine Wesen träumt: aber so, dass alle seine Personen ihn mitträumen.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Bir insanın kendine ait olan, onu yalnızlığa giderken eşlik eden ve kimsenin ona verip ve kimsenin ondan alamayacağı ŞEY: Bu, sahip olduğu her şeyden veya onun başkasının gözünde ne olduğundan çok daha esaslıdır.
Orijinali:Was einer für sich selbst hat, was ihn in die Einsamkeit begleitet, und keiner ihm geben und nehmen kann: dies ist viel wesentlicher als alles, was er besitzt, oder was er in den Augen andrer ist.
  • Dünya, 15 yaşından küçük çocuklara din dersi vermeyecek kadar dürüst olursa, belki o zaman ona umut besleyebiliriz.
Orijinali:Wenn die Welt erst ehrlich genug sein wird, um Kindern vor dem 15. Jahr keinen Religionsunterricht zu erteilen, dann wird etwas von ihr zu hoffen sein.
  • Hayvanlara karşı acımasız olan, iyi bir insan olamaz.
Orijinali:Wer gegen Tiere grausam ist, kann kein guter Mensch sein.
  • Akıllı olan, sohbet sırasında ne hakkında konuştuğundan ziyade kiminle konuştuğunu düşünerek hareket edecektir. Bunu yaptığı takdirde sonradan pişman olacağı hiçbir şey söylemeyeceğinden emindir.
Orijinali:Wer klug ist, wird im Gespräch weniger an das denken, worüber er spricht, als an den, mit dem er spricht. Sobald er dies tut, ist er sicher, nichts zu sagen, das er nachher bereut.
  • Nasıl gemide giderken ilerlememiz kıyıdaki nesnelerin geri çekilmesiyle, dolayısıyla da küçülmesiyle kendini belli ediyorsa, ihtiyarlamamız da büyük yaşlardaki insanların bize genç görünmeleriyle kendini belli eder.
Orijinali:Wie man auf einem Schiffe befindlich, sein Vorwärtskommen nur am Zurückweichen und demnach Kleinerwerden der Gegenstände auf dem Ufer bemerkt, so wird man sein Alt- und Älterwerden daran inne, dass Leute von immer höheren Jahren einem jung vorkommen.
  • En tesadüfü bile uzak bir yoldan gelen gerekli olandır.
Orijinali:Auch das Zufälligste ist nur ein auf entfernterem Wege herangekommenes Notwendiges.
  • Şükür ki yüz tane ahmak bir araya gelse bir tane akıllı adam etmez.
  • En değersiz gurur, milli gururdur. Bu, onunla gurur duyandaki bireysel özelliklerin yoksunluğunu ele verir çünkü insan neden milyonlarca insanlarla paylaştığı bir özelliğe tutunma gereği duyarbilirki başka türlü? Dikkate değer kişisel niteliklere sahip olan, sürekli göz önünde bulundurduğu ülkesinin hatalarını açıkça görebilecektir. Ama dünyada gurur duyabilecek hiçbir şeyi olmayan her zavallı aptal gurur duyabilmek için son çare olarak ait olduğu ülkesi ile gurur duyar.
Orijinali:Die billigste Art des Stolzes ist hingegen der Nationalstolz. Denn er verrät in dem damit Behafteten, den Mangel an individuellen Eigenschaften, auf die er stolz sein könnte, indem er sonst nicht zu dem greifen würde, was er mit so vielen Millionen teilt. Wer bedeutende persönliche Vorzüge besitzt, wird vielmehr die Fehler seiner eigenen Nation, da er sie beständig vor Augen hat, am deutlichsten erkennen. Aber jeder erbärmliche Tropf, der nichts in der Welt hat, auf das er stolz sein könnte, ergreift das letzte Mittel, auf die Nation, der er gerade angehört, um stolz zu sein.
  • Aldığımız her nefes bizi sürekli etkisi altında olduğumuz ölüme doğru çeker... Nihai olarak zafer ölümün olacaktır, çünkü doğumla birlikte ölüm zaten bizim kaderimiz olmuştur ve avını yutmadan önce onunla yalnızca kısa bir süre için oynar. Bununla birlikte, hayatımıza olabildiğince uzun bir süre için büyük bir ilgi ve özenle devam ederiz, tıpkı sonunda patlayacağından emin olsak da, olabildiğince uzun ve büyük bir sabun köpüğü üflememiz gibi.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • Cinsel birleşmedeki esrime hali. İşte bu! Her şeyin gerçek özü ve nüvesi bu, varoluşun amacı ve hedefi.
Kaynak:Manuscripts Remain in Four Volumes
  • Hayat berbat bir şeydir. Hayatımı onu düşünerek geçirmeye karar verdim.
Kaynak:Schopenhauer's Gespräche und Selbstgespräche
  • Yetenek başkalarının vuramadığı hedefi vuran nişancı gibidir; dahi ise başkalarının göremediği bir hedefi vuran bir nişancı.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • Mutlu bir hayat olanaksızdır; insanın başarabileceği en iyi şey kahramanca bir hayattır.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Dünyaya bakış açımızın sağlam temelleri ve derinlik veya sığlığı çocukluk yıllarında oluşur. Bu görüş daha sonra özenle düzeltilir ve mükemmel hale getirilir, ama özde değişmeden kalır.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Eğer hayata küçük ayrıntılarıyla bakacak olursak ne kadar gülünç görünür. Mikroskopta görülen bir damla su gibidir, tek hücrelilerle kaynayan tek bir damla. Telaşla koşuşturup birbirleriyle mücadele etmelerine nasıl güleriz. Ister bu su damlasında isterse insan hayatının küçük süresi içinde olsun bu korkunç etkinlikler komik bir etki yaratıyor.
Kaynak:Complete Essay of Schopenhauer: Seven Books in One Volume | Parerga und Paralipomena
  • Her şey dinin yanında: vahiy, kehanetler, hükümetin koruması, en yüksek değer ve tanınmışlık... ve hepsinden öte, doktrinlerini çocukluğun körpe çağında zihne kazıma, dolayısıyla neredeyse doğuştan gelen fikirler gibi görülmelerini sağlama şeklindeki paha biçilmez ayrıcalık.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • İleriyi önceden görebilseydik, çocukların ölüme değil, hayata mahkum olan, ama henüz cezalarının ne anlama geldiğini bilmeyecek kadar bilinçsiz olan masum mahkumlar olduğunu görebilirdik. Yine de her insan ileri yaşlara... "bugün kötü ve her gün daha da kötüleşecek, ta ki en kötüsü olana kadar," denilebilecek bir hayat durumuna ulaşmak ister.
Kaynak:Complete Essay of Schopenhauer: Seven Books in One Volume | Parerga und Paralipomena
  • Sonsuz uzayda etrafında bir düzine daha küçük kürenin döndüğü yuvarlak, ortası sicak, üzerindeki küflü tabakanın canlı ve bilinçli varlıklar ürettiği soguk sert bir kabukla kaplı sayısız aydınlık küre - bu ... gerçek dünya.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • Beyin olanca gücüyle ilerlerken, cinsel sistemlerin korkunç etkinliği daha uykuda olduğu için çocukluk, hayatımız boyunca özlemle geri dönüp baktığımız masumiyet ve mutluluk dönemi, hayatın cennetidir, kayıp cennet.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ama bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Krallar taçlarını ve asalarını geride bıraktılar, kahramanlar da silahlarını. Ama aralarındaki, görkemlilikleri dışlarına taşan, bunu dışarıdaki şeylerden almayan büyük insanlar, büyüklüklerini yanlarında götürdüler. - Onaltı yaşındayken, Westminister Sarayı'nda
Kaynak:Safranski
  • İnsanların çoğu hayatlarının sonunda geriye dönüp baktıklarında molalarda yaşadıklarını görürler. Takdir etmeden ve zevk almadan geçip giden şeyin aslında hayatları olduğunu gördüklerinde şaşırırlar. Ve böylece umutlarla kandırılan insan ölümün kollarına koşar.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Üstün, nadir bulunan zekaya sahip insanlar yalnızca yararlı olan bir işe girmeye zorlandıklarında en güzel resimlerle süslenip sonra da mutfak kabı olarak kullanılan değerli bir vazoya benzer.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • Insanın somut olarak yaşadığı hayatın yanı sıra her zaman soyut olarak ikinci bir hayat yaşaması dikkate değer ve önemlidir... sakince enine boyuna düşünme alanında, önceden onu tamamen ele geçiren ve yoğun bir şekilde etkileyen şeyler soğuk, renksiz ve uzak görünür: o yalnızca bir seyirci ve gözlemcidir.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • Büyük acılar daha önemsizlerinin hissedilmesini engeller ve tersine, büyük acıların yokluğunda en küçük dertler ve sıkıntılar bile bize büyük acı verir.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • Olabildiğince az şey dilemek ve çok şey öğrenmek istiyorum.
  • Hiçbir şey onu telaşlandırıp heyecanlandıramaz artık. Bizi dünyaya bağlayan ve bizi (kaygı, yakıcı arzu, öfke ve korku dolu olan bizi) sürekli acı içinde ileri geri sürükleyen binlerce istenç bağı: o hepsini kesip paramparça etti. Gülümseyerek geriye, şu anda oyunun sonuna gelmiş bir satranç oyuncusu gibi kayıtsızca önünde duran bu dünyanın düşsel görüntüler geçidine bakıyor.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • Çiçek yanıt verdi: Seni aptal! Görülmek için mi açtığımı sanıyorsun? Kendi zevkim için açılıyorum, başkaları için değil çünkü hoşuma gidiyor. Aldığım zevk var olmaktan ve açmaktan ibaret.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Gençliğimizdeki neşelilik ve karamsarlığa kapılmama hali, kısmen hayat tepesine tırmanıyor ve tepenin öteki tarafındaki ölümü görmüyor olduğumuz gerçeğine dayanır.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Felsefe yüksek bir dağ yoludur... ıssız bir yoldur ve yukarı çıktıkca daha da ıssızlaşır. Bu yolu her kim izlerse hiç korkmamalı, her şeyi geride bırakmalı ve kış karında güvenle ilerlemelidir... Kısa süre içinde altındaki dünyayı görür; kumsalları ve bataklıkları gözünün önünden kaybolur, düzgün olmayan noktaları düzelir, yırtıcı sesleri artık kulağına ulaşmaz. Ve yuvarlaklığını da görür. Kendisi her zaman saf ve serin dağ havasındadır ve güneşi görür, oysa aşağıdakı herkes gecenin karanlığıyla kuşatılmıştır.
Kaynak:Manuscript Remains
  • Türdeşi yaratıklarla temelli olarak ilişki kurmaktan kaçınan çok mutlu bir adam o.
Kaynak:Complete Essay of Schopenhauer: Seven Books in One Volume | Parerga und Paralipomena
  • Seks, çerçöpüyle izinsiz içeri girmekte, devlet adamlarının müzakerelerine ve alimlerin araştırmalarına müdahale etmekte tereddüt etmez. Her gün en değerli ilişkileri mahveder. Daha önce onurlu ve dimdik olan insanların vicdanını çalar.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • Mantıkla beslenmeyen şey mantıkla yönetilemez.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • Sırrım konusunda sessizliğimi korursam benim esirim olur; eğer ağzımdan kaçırırsam ben onun esiri olurum. Sessizlik ağacında huzur meyveleri yetişir.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Eğer dalaverecilerin oyuncağı ve soytarıların maskarası olmak istemiyorsak, ilk kural içine kapanık ve ulaşılmaz olmaktır.
Kaynak:Manuscript Remains
  • Otuz yaşıma gelene kadar öyle olmayan yaratıklara eşitmişim gibi davranmaktan bıkıp usandım. Bir kedi genç olduğu sürece kağıt toplarla oynar, çünkü onların canlı ve kendine benzer bir şey olarak görür. İnsan denen iki ayaklı hayvanlar da benim için aynı şeyi ifade ediyor.
Kaynak:Manuscript Remains
  • Soğuk bir kiş sabahı çok sayıda kirpi donmamak için hep birlikte ısınmak üzere bir araya toplanır. Ama kısa süre sonra oklarının birbirleri üzerindeki etkilerini görüp yeniden ayrılırlar. Isınma gereksinimi onları bir kez daha bir araya getirdiğinde okları yine kendilerine engel olur ve iki kötü arasında gidip gelirler, ta ki birbirlerine katlanabilecekleri uygun mesafeyi bulana kadar. Bunun gibi, insanların hayatlarının boşluğundan ve tekdüzeliğinden kaynaklanan toplum gereksinimi onları bir araya getirir, ama nahoş ve tiksinti verici özellikleri onları bir kez daha birbirinden ayırır.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Fakat iç ısısı yeterince fazla olanlar sıkıntı ve kızgınlık yaratmamak veya hissetmemek için toplumdan kaçacaktır.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Zekam bana değil, dünyaya aittir.
Kaynak:Manuscript Remains
  • Bir dahi kendi çağında gezegenlerin yolunu aydınlatan bir kuyrukyıldız gibi parlar... Kültürünün normal seyriyle el ele gitmez: tam tersine çalışmalarını önündeki yolun çok ilerisine savurur.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • Ölümden sonra doğduğundan önce neysen o olacaksın.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • İki ayaklı hayvanların sıradan sohbetleri kadar kısır ve sıkıcı bir sohbeti sürdürmektense hiç konuşmamak daha iyi.
Kaynak:Manuscript Remains
  • İnsanlarla kurulan neredeyse bütün bağlar bir kirlenme, bir pislenmedir. Ait olmadığımız acınası yaratıklarla dolu bir dünyaya indik. Daha iyi olan az sayıda insana saygı duymalı ve değer vermeliyiz; gerisine talimat vermek için dünyaya geldik, onlarla arkadaş olmak için değil.
Kaynak:Manuscript Remains
  • Ne sevgiye ne de nefrete yol açmamak dünya bilgeliğinin yarısıdır: hiçbir şey söylememek ve hiçbir şeye ınanmamak da öteki yarısı.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • İnsanlarla uğraşmada üstünlüğe ulaşmanın tek yolu onlardan bağımsız olduğunuzu göstermenizdir.
Kaynak:Complete Essay of Schopenhauer: Seven Books in One Volume | Parerga und Paralipomena
  • Önemsememek önemsenmeyi getirir.
Kaynak:Complete Essay of Schopenhauer: Seven Books in One Volume | Parerga und Paralipomena
  • Kibar ve dostca davranarak insanları esnek ve itaatkar yapabilirsiniz: bu yüzden sıcaklık balmumu için neyse kibarlık da insan doğası için odur.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • İnsanları keyifli bir ruh haline sokmanın başınıza gelen kötü bir şeyi anlatmaktan veya kişisel bir zayıflığınızı açıklamaktan daha başka yolları da vardır.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • İsteklerimizi sınırlamalaıyız, arzularımızı dizginlemeli, öfkemizi bastırmalı, bireyin sahip olmaya değecek şeylerden yalnızca sınırlı bir paya erişebileceği gerçeğini akıldan çıkarmamalıyız...
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Dikensiz gül yoktur ama gülsüz pek çok diken vardır.
Kaynak:Complete Essay of Schopenhauer: Seven Books in One Volume | Parerga und Paralipomena
  • Ben kalabalıklar için yazmadım... çalışmalarımı, zamanın seyrinde nadir rastlanan istisnalar olarak ortaya çıkacak düşünen bireylere miras bırakıyorum. Onlar da benim gibi ya da gemisi batıp ıssız bir adaya çıkan ve kendisinden önce aynı sıkıntıları yaşayan birinin izlerinin, ağaçlardaki bütün papağanlardan ve maymunlardan daha fazla teselli sunduğu bir denizci gibi hissedeceklerdir.
Kaynak:Manuscript Remains
  • İnsan, büyük bir hayretle, binlerce yıllık varolmayıştan sonra birdenbire var olduğunu görür; bir süre yaşar; ve sonra yeniden yok olması gereken aynı oranda uzun zaman gelir.
Kaynak:Complete Essay of Schopenhauer: Seven Books in One Volume | Parerga und Paralipomena
  • Hayat bir parça nakış işlemesine benzetilebilir. Hayatının ilk yarısındaki herkes işlemenin ön tarafını görür, ikinci yarısında ise tersini. ikincisi o kadar güzel değildir, ama daha öğreticidir, çünkü iplerin birbirine nasıl bağlandığını görmemizi sağlar.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Belirli bir kışkırtma yokken bile, olmayan tehlikeleri aradığım huzursuz bir endişe hali içindeyim; bu durum benim için en ufak dertleri sınırsız derecede büyütüyor ve insanlarla ilişkiyi çok zor hale getiriryor.
Kaynak:Manuscript Remains
  • Benim gibi insanlar tarafından geride bırakılan fikirler, anıtlar hayattaki en büyük zevkimdir. Kitaplar olmasa uzun zaman önce umutsuzluğa gömülürdüm.
Kaynak:Manuscript Remains
  • Avrupa'nın bilgili adamlarına ve filozoflarına: Sizin için Fichte gibi çenesi düşük birisi bütün zamanların en büyük düşünürü Kant'ın eşitidir ve Hegel gibi işe yaramaz, arsız bir şarlatan derin düşünür olarak değerlendirilir. Bu yüzden sizin için yazmıyorum.
Kaynak:Manuscript Remains
  • Gençliğin bakış açısından bakıldığında hayat sonsuz derecede uzun bir yolculuktur: yaşlılıktan bakınca çok kısa bir geçmişe benzer. Gemiyle uzaklaştığınızda kıyıdaki nesneler daha küçük, tanınması ve ayırt edilmesi daha zor hale gelirler, aynı şekilde olaylar ve etkinliklerle dolu geçmiş yıllarınızı da tanıyamazsınız.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Benim gibi bir adam dünyaya geldiğinde geriye istenecek tek şey kalır - bütün hayatı boyunca olabildiğince kendisi gibi olması ve entelektüel güçler için yaşaması.
Kaynak:Manuscript Remains
  • Gerçek tekeşlilik taraftarları nerede? Hepimiz anlık yaşıyoruz ve çoğumuz sürekli çokeşliyiz. Ve her erkek pek çok kadına ihtiyaç duyduğu için birden fazla kadını geçindirmesinin onun sorumluluğu olmasından daha adil bir şey olamaz...
Kaynak:Complete Essay of Schopenhauer: Seven Books in One Volume | Parerga und Paralipomena
  • Aşık olan herkes sonunda zevke ulaştıktan sonra olağandışı bir düş kırıklığı yaşayacaktır; ve bu kadar büyük bir özlemle arzuladığı şeyin diğer cinsel tatminlerden daha fazla bir şeye neden olmadığını görüp şaşkına dönecek, böylece kendisini bu ilişkiden fazla yararlanmış olarak görmeyecektir.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • Karşımızdakinin yalnızca kendi budalalığımız, kusurumuz ve kötülüğümüz olduğunu akıldan çıkarmayarak her insan budalalığına, kusuruna ve kötülüğüne hoşgörülü bir şekilde yaklaşmalıyız.
Kaynak:Parerga und Paralipomena
  • Hayatının son dönemindeki hiçbir insan, samimiyse ve bütün melekleri yerindeyse, her şeyi yeniden yaşamak istemez. Bunu yapmaktansa tamamen yok olmayı tercih eder.
Kaynak:Die Welt als Wille und Vorstellung
  • Kısa süre sonra kurtların bedenimi yiyeceği düşüncesine dayanabiliyorum, ama felsefe profesörlerinin benim felsefemi kemirdikleri düşüncesi ürpermeme neden oluyor.
Kaynak:Manuscript Remains
  • İnsanoğlu benden hiç unutamayacağı birkaç şey öğrendi.
Kaynak:Manuscript Remains
  • Güzellik, kalpleri bizim için önceden kazanan bir tavsiye mektubudur.
Kaynak:Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
  • Yahudiler yalancıların üstadlarıdır.
  • Onur kazanılmamalı, sadece kaybetmemek yeter.
  • Herşeyden evvel hiçbir insan mutlu değildir; bütün hayatı boyunca hayali bir mutluluk peşinde koşup durur, onu nadiren ele geçirir ve ele geçirse bile, geçirmesiyle birlikte bir yanılsamadan, bir düş kırıklığından başka birşey kalmayacaktır geride; ve kural olarak sonunda bütün umutları suya düşecek ve limana bir enkaz halinde girecektir.
Kaynak:Hayatın Anlamı Syf.66
Yazarlar; meteorlar, gezegenler ve sabit yıldızlar olarak sınıflandırılabilirler...
  • Yazarlar; meteorlar, gezegenler ve sabit yıldızlar olarak sınıflandırılabilirler. Bir meteor bir an için çarpıcı bir etki yapar. Yukarıya bakar ve "Orada” diyerek bağırırsın ve ardından sonsuza dek görmezden gelirsin. Gezegenler ve gezgin yıldızlar daha uzun bir süre kalırlar. Genellikle sabit yıldızların ışığını yansıtırlar ve daha önceden tecrübe edilmemiş halleriyle hayrete düşürürler; ama bu sadece yakın olmalarındandır ve bulundukları yerdeki verimlilikleri çok uzun süreden beri devam etmekte değildir; hayır, verdikleri ışık sadece yansıtmakta olduklarıdır ve etki alanları sadece yörüngeleri ve çağdaşları arasındadır. Etkileri bir değişiklik ve bir hareket için ve ancak birkaç yıl anlatılacak bir dönem içindir. Sabit yıldızlar gökyüzündeki yerlerini sürekli olarak güvenle koruyanlardır; kendilerinden olan bir ışıkla parıldar, etkilerini bugün de dün olduğu gibi sürdürürler, genellikle çok yıllar öncesinden bu yana bu yeryüzündekilerce ışıkları görülebilmektedir.
Kaynak: Cilt 2 Edebiyat Sanatı
  • Zevklerin binlercesi bir acıyı telafi edemez.
Kaynak:Hayatın Anlamı Syf.37
  • Hayvanların hakları olmadığı ve onlara davranışımızın ahlaken önemsiz olduğu iddiası Batı barbarlığının ve ilkelliğinin mükemmel bir örneğidir. Ahlakın yegane garantisi evrensel merhamettir.[1]

Arthur Schopenhauer hakkında söylenenler[düzenle]

  • Ben Schopenhauer'in, onun ilk sayfasını okuduktan sonra bütün sayfalarını okuyacaklarından ve dediği her kelimeyi dinleyeceklerinden emin olan okurlarındanım. - Friedrich Nietzsche, Alman filozof
  • Benim diğerlerinden daha çok beğendiğim bir alman yazar var: Schopenhauer. Alman dilini sadece Schopenhauer'i orijinal dilinde okuyabilmek için iyice öğrendim. - Jorge Luis Borges, Arjantinli yazar
  • Benim gözümde Schopenhauer ve Lichtenberg empatik Goethe'den daha değerli. - Paul Léautaud, Fransız yazar
  • ... Bunun ilk adımını psikoanaliz atmadı. Başı çekenler filozoflardı, hepsinden önce de büyük düşünür Schopenhauer, ki onun << bilinçsiz iradesi >> psikoanalizin << ruhsal güdüler >>'ine karşılık geliyor. O düşünür, insanları cinsel faliyetlerinin anlamını hafife aldıkları konusunda uyardı. - Sigmund Freud, Avusturyalı nörolog ve psikanalist
  • Büyük buluş Schopenhauer idi. Onun dünya hakkındaki karanlık tablosunu tamamen tasvip ediyorum. - Carl Gustav Jung, İsviçreli psikolog ve psikiyatrist
  • Çoğu zaman ondan öğrendik, ama sıkça da bunları ondan öğrendiğimizi unuttuk. - Rüdiger Safranski, Alman filozof ve yazar
  • Dürüstlüğün en büyük örneği ve gerçeğe her şeyden öte tapan bir adam. - Karl Popper, Avusturyalı bilim felsefecisi
  • Genç Schopenhaueri tuhaf ve ilginç bir delikanlı olarak tanıdım. Keskin zekalı ve inat; onu çok akıllı buluyorum. - Johann Wolfgang von Goethe, Alman şair
  • Nietzsche arka plana geriledikçe, Schopenhauer'e doğru çekildiğimi hissediyordum. - Hermann Hesse, Alman yazar (nobel sahibi)
  • Niye Schopenhauer okumadığın anlaşılabilecek bile değil. O kadar bol miktarda akıllıca ve dahice ifade edilmiş düşünce yaratmış ki, onu her zaman okumalısın. - Kurt Tucholsky, Alman yazar
  • Onu, aydın bir kötümser olarak görürdüm. Ama şimdi biliyorum ki, o insanoğlunun mutlak hakikatına ulaştı ve öğretisinin ebedi etkisini onunla birlikte başladı. - Wolfgang Hildesheimer, Alman yazar
  • Onu okumak bana ifade edilemez bir biçimde zevk verdi. Dedikleri tamamıyla doğru. - Søren Kierkegaard, Danimarkalı filozof, ilahiyatçı ve yazar
  • Schopenhauer bir üslup dahisi. Sadece dili için bile kesinlikle okunmalı. - Franz Kafka, Avusturyalı yazar
  • Schopenhauer felsefesi her bağlamda üstün bir manevi ve ahlaki kültürün temeli yapılmalıdır. - Richard Wagner, Alman besteci
  • Schopenhauer ile birlikte ben de özgür iradenin varlığına inanmıyorum. - Albert Einstein, Alman fizikçi (nobel sahibi)
  • Schopenhauer'e olan sonsuz hayranlığım - daha önce hiç tatmamış olduğum bir dizi manevi zevk. Eminin ki en büyük dahi: Schopenhauer. - Lev Tolstoy, Rus yazar
  • Yardımseverliği kimse etik ve sosyal açıdan daha derin temellendirmedi. - Karl Marx, Alman filozof

Kaynaklar[düzenle]

  1. Arthur Schopenhauer, The Basis of Morality