Friedrich Nietzsche

Vikisöz sitesinden
Atla: kullan, ara

Friedrich Wilhelm Nietzsche (d. 15 Ekim 1844 - ö. 25 Ağustos 1900) ahlâk ve değerler sisteminin kuruluşuna yönelik bir temel çerçevesinde çağının kültür, din ve felsefe görüşlerini eleştiren nihilist Alman düşünür, filolog.

Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?
Beni öldürmeyen şey güçlendirir.
Bir genci bozmanın en iyi yolu, ona aynı düşüneni farklı düşünenden daha çok saymayı öğretmek.


  • Ahlak, sürü hayvanının içgüdüsüdür.
(İyinin ve Kötünün Ötesinde, madde 202)
  • Ahlaksal olay yoktur, yalnızca olayların ahlaksal yorumu vardır.
(İyinin ve Kötünün Ötesinde, madde 108)
  • Ahlak, evrensel değildir.
(Tan Kızıllığı, Madde 139)
  • Ahlaka boyun eğme, bir hükümdara boyun eğme gibi kölece ya da mağrur ya da çıkarcı ya da teslimiyetçi ya da budala bir heyecan ya da düşüncesizlik ya da umutsuzluk eylemi biçiminde olabilir. Bu tür boyun eğme aslında ahlaksal değil.
(Tan Kızıllığı, Madde 97)
  • Ahlak yargıları ve cezalandırmaları, daha az sınırlandırılmış olanlara karşı (özgür olan bireylere karşı) ruhsal olarak sınırlandırılmış olanın gözde intikam biçimidir.
(İyinin ve Kötünün Ötesinde, madde 219)
  • “Ahlaksal” diye nitelenen yönetmelikler gerçekte, insanlara karşı olup insanların mutluluğunu kesinlikle istemezler. Keza bu yönetmelikler “insanlığın mutluluğu ve refahı” ile bağıntılı olmaktan uzaktır.
(Tan Kızıllığı, 108)
  • Ahlak, eleştiren elleri ve işkence aletlerini kendisinden uzak tutmak için sadece her türlü korku aracına hükmetmekle kalmaz: Onun güvencesi, kullanmasını çok iyi bildiği bir tür göz boyama sanatında yatar: nasıl “coşturulacağını” bilir. Sık sık, tek bir bakışla eleştirici iradeyi felç etmeyi, hatta kendi tarafına çekmeyi başarır.
(Tan Kızıllığı, Madde 3)
  • Ahlak; uzun, korkusuz bir sahtekarlıktır.
(İyinin ve Kötünün Ötesinde, madde 291)
  • Ahlaklılık törelere itaat etmekten başka bir şey değildir (özellikle artık değildir), töreler ne tür olurlarsa olsunlar bu ilke değişmez; bununla birlikte töreler geleneksel tarzda davranmak ve değerlendirmelerde bulunmaktır. Geleneğin emretmediği şeylerde ahlak yoktur. (Tan Kızıllığı, Madde 9) Sadece gelenek olduğu için bir inanca bağlanmak... bu elbette namussuz olmak, korkak olmak, tembel olmak demektir! — Öyleyse, ahlaklılığın ön koşuluna namussuzluk, korkaklık ve tembellik olmuyor mu? (Tan Kızıllığı, Madde 101)
  • Ahlaklılık yeni ve daha iyi geleneklerin ortaya çıkmasına karşı direnir: aptallaştırır.
(Tan Kızıllığı, Madde 19)
  • Ahlak ve erdeme ilişkin her sözün ardında, bir sahtekarlık ararım.
  • Ah bu melankoli. İnsanın gerçekten boğulabileceği bir deniz var mıdır?
  • Ah siz ilahi varlıklar, bana çılgınlık verin artık! Çılgınlık verin ki sonunda kendime inanabileyim! Hezeyanlar ve çırpınmalar, ani aydınlıklar ve karanlıklar verin, korkutun beni hiçbir faninin hissetmediği şekilde ateş ve buzla, gümbürtü ve etrafta dolaşan şekillerle, ağlatın ve inletin beni, bir hayvan gibi, süründürün yerlerde; yeter ki ben inançlı biri olayım! Şüphe yiyip bitiriyor içimi. Yasayı öldürdüm; yasa beni, bir cesedin canlı birini korkuttuğu gibi korkutuyor. Eğer ben, yasanın daha fazlası değilsem, o zaman dünyanın en alçak insanıyım. İçimde olan yeni ruh, eğer sizden gelmiyorsa, nereden geliyor? Size ait olduğumu ispatlayın bana; bunu sadece çılgınlık ispatlıyor bana.
  • Arzularımız o kadar şiddetlidir ki bazen birbirimizi parçalamak isteriz. Ama topluluk duygusu bizi durdurur. Lütfen not edin : işte bu, neredeyse ahlakın tanımıdır.
  • Ah, buldum onu kardeşlerim! İşte, en yüce dorukta kanıyor sevinç pınarı benim için! Burada, hiçbir ayak takımının benimle birlikte içemeyeceği bir yaşam var! Akışın nerdeyse pek yoğun geliyor bana, ey haz pınarı! Doldurayım derken, sık sık yeniden boşaltıyorsun kadehi!
  • Ancak hepiniz beni inkar ettiğiniz zaman size dönmek isterim. Gerçekten,kardeşlerim,o zaman kaybettiklerimi başka gözlerle arayacağım.O zaman sizleri başka başka bir sevgi ile seveceğim.
  • Av ve zafer için tutkuyla donanan görkemli yırtıcı hayvan, sarışın canavar görmezlikten gelinemez. Bu gizli temel, zaman zaman patlar, hayvan tekrar vahşete döner. Romalı, Arap, Alman, Japon soyluluğu, Homeros'un kahramanları, İskandinav Vikingleri ... tümü de bu gereksinimi paylaşıyorlardı. Nereye gitseler arkalarında "barbar" kavramını bırakan bu soylu ırklar, en yüksek kültürlerinde bile, bunun bilinçliliğini gösteriyor, gururunu taşıyorlardı.
  • Avrupalı denen şu insan kokteyli-ki aslında epey çirkin bir halk adamıdır!- mutlaka bir giysiye ve gardrop olarak kullandığı tarihe muhtaçtır. Hiçbir giysinin de kendisine gerçekten uymadığını fark ediyor tabii ve değiştiriyor, boyuna değiştiriyor.
  • Ah! En yüksek umutlarını kaybeden soylular tanıdım ben. Şimdi kara çalmaktalar tüm yüksek umutlarına. Artık küstahça yaşıyorlar, anlık hazlar içinde ve ertesi güne dair hedefleri yok neredeyse... "Ruh, şehvettir!" böyle derlerdi. Bu sırada kırıldı ruhların kanatları; şimdi yerlerde sürünüyor ruhları ve kirletiyor kemirdiği her şeyi... Bir zamanlar kahraman olmayı düşünüyorlardı. Şehvet düşkünüler şimdi. Kahraman, artık onlar için bir kasvet ve dehşet!Fakat sevgim ve umudumla sana yemin ederim: terk edip gitme ruhundaki kahramanı! Kutlu tut en yüksek umutları!
  • Az bilen ve az düşünen çok konuşur.
  • Akıl hastanesini ziyaret etmek, inancın ne kadar boş bir şey olduğunu gösterir.
  • Acı çeken dostuna dinlenmesi için yer göster, ama dikkat et yatak sert olsun.
  • Ancak raksedebilen bir Tanrı'ya inanırım ben...
  • Barış zamanında savaşçı kendine çatar.
  • Bana yalan söylemiş olman değil, benim sana artık inanmamam, sarstı beni.
  • Başarının sonu yalnızlıktır.
  • Bakın, ben yıldırımın habercisiyim ve ağır bir damlayım buluttan düşen; "üstüninsan"dır bu yıldırımın adı!
  • Birini suçlamak üzere ileri uzattığın elinin üç parmağının seni gösterdiğini unutma.![kaynak belirtilmeli]
  • Başkaları yararına çok şey yapıldığı için dünya mükemmel değildir.
  • Beni öldürmeyen acı güçlendirir.
  • Benim hayalimdeki aşk, iki insanın birbirini sahiplenme duygusundan çok daha öte bir şey.
  • Benim kim olduğumu anlamak zordur. Yüz yıl bekleyelim bakalım belki o zamana kadar Bay F. N.'yi mezarından çıkaracak, dahi bir insan sarrafı ortaya çıkar.
  • Bu dâhil bütün genellemeler yanlıştır.
  • Babanın gizlediği şey, oğulda açığa çıkar.
  • Bilgi ermişleri olmak elinizden gelmiyorsa, hiç değilse bilgi savaşçıları olun.
  • Biz arzulanana değil arzulamanın kendisine âşığızdır.
  • Bir kez yürünmüş bir yola düşenlerin sayısı çoktur, hedefe ulaşan az ..
  • Bütün hedefler yokedilmiştir.Değer biçmeler birbirlerine karşı cephe almışlardır.
  • Bence hayatın kendisi gelişme içgüdüsü, idame içgüdüsü, güçlerin biriktirilmesi içgüdüsüdür: Güce yönelmenin olmadığı yerde çöküş vardır. İddiam şudur ki, insanlığın yüce değerlerinde işte bu yöntem eskitir; en kutsal isimler altında hüküm süren değerler, çöküş değerleri, nihilist değerlerdir.
  • Bizi farklı kılan şey, tarihte, doğada veya doğanın arkasında hiçbir Tanrı'yı tanımamamız değildir. Bizi farklı kılan, Tanrı diye hürmet edileni Tanrı'ya benzer bulmamamızdır.
  • Biz, tekrar ahlaktan arıtılmış olan dünyada yaşamaya cesaret eden az ve çok sayıdakiler; Biz putperestler! İnanca göre; Olasıdır ki biz, pagan inancın ne olduğunu ilk kavrayanlarız. İnsanın kendisi için daha yüksek varlıklar tasarlaması, lakin O'nu iyinin ve kötünün öte yanında görmesi söz konusudur. Her yüksek olmanın, ahlaksız olarak takdir etmek mecburiyetinde kalınması söz konusudur. Biz, "Olimpus"a inanırız! Çarmıha gerilene değil!
  • Bir genci bozmanın en iyi yolu, ona aynı düşüneni farklı düşünenden daha çok saymayı öğretmek.
  • Bu dünya başlangıcı ve sonu olmayan güçten bir canavardır. Büyüklüğün, güç büyüklüğünün çelikten sabit bir toplamıdır. O, ne daha büyür ne de daha küçülür. Kendini tüketmez. Tersine sadece değişir, ama bütün olarak değişmez derecede büyüktür.
  • Bakın! Size "Üstün insan"ı öğretiyorum. Üstün insan yeryüzünün anlamıdır. İsteminiz desin ki; Üstün insan yeryüzünün anlamı olacaktır!
  • Ben nerede canlı bir varlık bulduysam, orada kudrete yönelik iradeyi gördüm. Hizmet edenin iradesinde bile efendi olabilme iradesini gözlemledim.
  • Büyük kozmik söylem: "Ben vahşetim, ben kurnazlığım". Bir hatanın ve tüm acının sorumluluğunu üstlenme korkusuyla alay etmek (yaratıcının alayı). —Hiçbir zaman olunmadığı kadar acımasız olmak, vs. -kendi yapıtından tatmin olmanın en üst biçimi; bu biçimi, bıkmadan usanmadan yeniden inşa etmek için parçalar. Ölüm, acı ve yok olma üzerinde yeni bir zafer.
  • Bundan sonraki yıllarda yapacağım iş iyiden iyiye belirlenmişti. Olumlayıcı kesimini bitirmiştim işimin. Sözle, eylemle hayır diyen bölümüne gelmişti sıra. Bunlar da şimdiye değin sürüp gelen değerlerin yenilenmesi, büyük savaş, son karar gününün belirlenmesiydi. Bu arada, bir de yavaş yavaş çevreme bakıyor, kendime yakın gördüklerimi, güçlerine dayanarak bu yok etme işinde bana yardımı dokunabilecekleri arıyordum. İşte o günden beri, yazılarımın her biri bir oltadır: Kim bilir belki de olta atmakta herkesten ustayımdır? Oltama hiç bir şey takılmamışsa suç benim değil artık. Balık yokmuş...
  • Bugüne değin iyi ve kötü üzerine en berbat düşünceler ortaya kondu. Bu, her zaman çok tehlikeli bir şey oldu. Vicdan, iyi bir şöhret, cehennem; durumuna göre polisin bizzat kendisi önyargısızlığa izin vermiyordu ve vermiyor. İşte günümüz ahlakı üzerine, her otorite karşısında alınan tavırda olduğu gibi, düşünmemek, pek de konuşmamak gerekiyor. Burada itaat edilir! Dünya var olduğundan bu yana hiçbir otorite kendisinin eleştiri konusu yapılmasına istekli görünmemiştir. Hele ahlakı eleştirmek, ahlakı bir sorun, sorunlu bir şey olarak ele almak: Nasıl olur? Bu ahlak dışı değil miydi -şimdi değil mi?- Ama ahlak, kendisinden eleştiren elleri ve işkence aletlerini uzak tutmak için sadece her türlü korku aracına hükmetmekle kalmaz: Onun güvencesi, kullanmasını çok iyi bildiği bir tür göz boyama sanatında yatar, -nasıl "coşturacağını" bilir. Sık sık, tek bir bakışla eleştirici iradeyi felç etmeyi, hatta kendi tarafına çekmeyi başarır. Onun kendine karşı tavır almasını başardığı durumlar da var: Bunun sonucunda irade, tıpkı bir akrep gibi kendini sokar. Ahlak, ta başlangıçtan veri ikna etme sanatındaki bütün şeytanlıkları bilir. Bugün bile onun yardımına başvurmayan hiçbir konuşmacı yoktur.
  • Bir şeyde ilk olmak isteyene iyi denir. Ama bir başkasından önde olmak istemeyene de iyi denir.
  • Benim anlatacaklarım, önümüzdeki iki yüzyılın tarihidir.Ben neyin geleceğini ,neyin olacağını anlatacağım, "Nihilizmin Yükselişini". Bu tarih şimdiden anlatılabilir, çünkü zorunluluğun kendisi burada harekete geçmiştir.
  • Benim dionizik / dionysian kavramım burada ulu bir fiil oldu. Bununla karşılaştığında bütün diğer insani faaliyetler çok zavallı ve göreli kalır.Bir Goethe , bir Shakespeare , bu muazzam ihtiras ve yükseklikte bir saniye bile nefes alamaz ve Dante, Zerdüşt'le kıyaslandığında basit bir mü'mindir...
  • Bitki için dünya bitkidir, bizim içinse insan.
  • Bu milli aptallıklar bitsin artık! Özellikle Avrupa ayaktakımının kollarına düşmesin; fakirler zenginlere karşı verdikleri mücadeleye gömülmekten asla vazgeçmesin. Aksi takdirde hem halkı, hem de kültürü çürüyecektir. Çin ve Hindistan'ı sömürgeleştirdikten sonra, kendisine de egemen olacak uçsuz bucaksız Rusya ile yüzeyselliğe mahkum olan Amerika arasında bocalayıp duracaktır!
  • Bir meslek yaşamın korsesidir.
  • Bir nesneyi hem sevebilen hem de onunla alay edebilen kimse, dehaya erişmiş demektir.
  • Canavarlarla savaşanlar, sonunda canavar olmamaya dikkat etmelidirler. Ve bir boşluğa uzun süre bakarsan, boşluk da sana bakar.
  • Candan dilek.- "Bütün anahtarlar kayboluversin de her kilidi bir maymuncuk açsın" diye düşünür kendisi maymuncuk olan adam.
  • Cins olarak insan her hangi başka bir hayvanla karşılaştırıldığında, bir ilerleme kaydetmez .Bütün hayvanlar ve bitkiler dünyası, alçak olandan daha yüksek olana gelişmez.Hepsi aynı zamanda, birbirinin üzerinde, birbirinin içinden ve birbirine karşı gelişirler. En zengin ve en karmaşık biçimler-çünkü daha yüksek tip sözcüğü daha çoğunu ifade etmez daha kolay mahvolurlar. Sadece en alttakiler, en aşağıdakiler görünüşte bir ölümsüzlüğü idame ederler.
  • Çektiğim acıya bir ad taktım: "Köpek" diyorum ona. O da herhangi bir köpek gibi sadık, sıkıcı, arsız, oyalayıcı ve akıllı. Zorba tavırlarla onu azarlayabiliyor, öfkemi ondan alabiliyorum.
  • Despotlar, havanın ahlaklı olduğu bölgeleri severler.
(Tan Kızıllığı, Madde 320)
  • Doğru, yaşamayı seviyoruz; ona alışmış olduğumuzdan değil ama sevmeye alışmış olduğumuzdan.
(Seçilmiş Düşünceler)
  • Dostuna yatacak yer göster, ama dikkat et yatak sert olsun!
  • Doğrular ve yanlışlar yoktur, sadece yorumlar vardır.
  • Dünyada hiçbir şey insanı kin besleme duygusu kadar yıpratmaz.
  • Doğrunun kayıtsız şartsız dostuna iyi denilir. Ama saygınlığın insanına nesnelerin nurlandırıcısına da iyi denilir.
  • Daha güçlü olana daha zayıf olanın hizmet etmesi; bunun için onu iradesi ikna eder ki zayıf olan üzerine hükmetsin. Sadece bu o zevkten vazgeçemez. Nasıl daha küçük olan daha büyük olana kendisini verirse, en küçük olandan zevk ve güç alması için, tıpkı bunun gibi en büyük olan da kendini kudret uğruna verir, hayatını bunun için kullanır. Bu, en büyük olanın kendini teslim etmesi, vermesi, onun riziko ve tehlikelerle ölüm için zar atmasıdır.
  • Düşünün ki varoluşun ebedi kum saati defalarca tersine , bir daha tersine çevrilip duruyor.Her seferinde siz de, ben de, içindeki her zerrede sürekli tersine çevriliyoruz... Zaman ezel; zaman sonsuza dek uzanıyorsa, olabilecek her şey, zaten daha önce olmuş değil midir? Şu anda geçen her şey daha önce de aynı şekilde geçmiş değil midir? Zamanın hep var olduğunu, sonsuza dek geriye uzandığını düşünün. Böyle sonsuz bir zamanda, dünyayı oluşturan bütün olayların yeniden bir araya gelişleri, sonsuz kereler kendilerini yinelemeleri demek olmuyor mu?
  • Dionizik kelimesinin manası şudur: Birliğe itilim duygusu, kişiliğin, günlük olanın, toplumun ötesine, geçicilik uçurumunun ötesine uzanmak: Karanlık, daha dolu, daha değişken hallere doğru, ihtiraslı, acılı dolup taşma; hayatın topyekün karakteri olan, hep aynı kalan, aynı derecede güçlü, haz dolu olanın vecd ile onanması, hayatın en korkunç ve şüpheli niteliklerini kutsayıp iyi gören, neşe ve elemin, panteistce birlikte kabülü; çoğalmaya, verimliliğe, tekerrüre, ebedi istem; yaratmanın ve yoketmenin zorunlu birliği duygusu.
  • Dünya bana bir Tanrı'nın buluşu ve rüyasıymış gibi görünüyor. Dünya canı sıkılmış bir Tanrı`nın gözleri önündeki boyalı buharlara benziyor. İyi ve Kötü, mutluluk ve acı ve sen ve ben, benim için bir yaratıcının gözlerinin önündeki boyalı buharlardır. Yaratıcı gözlerini kendi üstünden çekmek istiyordu ve dünyayı yarattı. Acı çeken birisi için gözlerini kendi acısından başka bir yere çevirebilmek baş döndürücü bir mutluluktur.
  • Daima daha temiz, daima daha uzak olarak düşünülen bir tanrı ile daima daha günahkâr insan arasındaki ayrılığın yarattığı gerginlik, insanlığa zorla kabul ettirilen en büyük kuvvet sınavlarından biridir. Günahkârlar için Tanrı sevgisi bir mucizedir. Yunanlılar tanrısal bilgi ile insan bilgisizliği arasında niçin böyle bir gerginlikle karşılaşmadılar? Bu iki uçurumu birleştiren köprüler, var olmayan yeni yaratıklar olsalar gerek (Melekler mi? Vahiy mi? Tanrı'nın Oğlu mu?)
  • Damların üstünde yükselen kuleleri görmek için, şehri terk etmen gerekir.
  • Deneme ve sorgulama olmuştur tüm yolculuklarım.
  • Deri değiştirmeyen yılan ölür. Düşünce değiştirmesine engel olunan kafalar da öyle.
  • Dinler pençelerini gevşettiğinde sanat başını kaldırır.
  • Dediğinize göre, dinin gerekli olduğuna inanıyorsunuz, öyle mi? Dürüst olun! Yalnızca polisin gerekli olduğuna inanıyorsunuz.
  • Egoizm asil bir ruhun temelidir.
  • Ebedi gerçeklik olmadığı gibi, mutlak doğru da yoktur.
  • En insani davranış, bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir.
  • En gizliler!, en güçlüler!, en korkusuzlar!, en yarıgecemsiler!, bir ışık istermisiniz? Bu dünya kudrete yönelik iradedir. Bunun dışında hiçbir şey değildir. Bizzat sizde kudrete yönelik iradesiniz. Bunun dışında hiçbir şey değilsiniz!
  • Ey büyük yıldız!Aydınlattıkların olmasaydı nice olurdu mutluluğun.
  • Erkeklere özgü kendini hor görme hastalığının tek çaresi, zeki bir kadın tarafından sevilmektir.
  • Fatihler şansa inanmaz.
  • Fırtınayı getiren en derin ve yumuşak sözlerdir.
  • Felsefe, yaratmanın anlamını kavramaya çalışan bir akımdır.
  • Felsefeyi tehlikeli hale getireceğiz, felsefi bilgiyi değiştireceğiz, yaşam için bir tehlikeli olan bir felsefeyi öğreteceğiz: Yaşama bundan daha iyi nasıl hizmet edebiliriz? Bir fikir insanlığa ne kadar pahalıya mal olursa, o kadar değerlidir. "Tanrı", "Vatan", "Özgürlük"; fikirleri için kendini kurban etmekten çekinmiyorsa, tüm tarih bu tür kurban etmeleri çevreleyen dumandan ibaretse, "Tanrı", "Vatan", "Özgürlük"; gibi bu popüler kavramlar karşısında "felsefe" kavramının üstünlüğü, felsefenin onlardan daha pahalıya mal olması, onlarınkinden daha büyük kıyımları gerektirmesi dışında nasıl kanıtlanabilir?
  • Gerçeğin düşmanı tabular ve inançlardır.
  • Gelenek nedir? Bize yararlı olan şeyleri emrettiğinden dolayı değil, bize emrettiğinden dolayı itaat ettiğimiz yüksek bir otoritedir. (Tan Kızıllığı, Madde 9)
  • Geliştirmiş olduğumuz tüm değerler, dünyanın gerçek doğasını görmemizi engellemek amacıyla geliştirilmiş araçlardan başka hiçbir şey değildirler.
  • Gerçek erdem, yalnızca aristokrat azınlık içindir! Herkes için geçerli bir ahlak, gülünç bir fikirdir.
  • Gerçek ve büyük başarılar mutlulukla tanışamaz.
Hiçbir kişi, kesin olarak kendiniz geçmeniz gereken yaşamın akıntısı üzerinde bir köprü inşa edemez, hiçbir kişi ancak sen kendinle ve tek başına.
  • Her şeyi bilen ve her şeye kadir olan bir tanrı ve amacının yaratıkları tarafından anlaşılmamasına çalışan bir tanrı... İyiliklerin tanrısı olabilir mi? Sanki insanlığın selameti için sakıncası yokmuş gibi, sayısız şüpheyi ve tereddüdü binlerce yıl boyunca yaşatıp sürdüren tanrı, buna karşın gerçekte yanılmanın korkunç sonuçlarını belirsiz bir şekilde vaat etmiyor mu? O, insanlığın nasıl da hakikat uğruna acı çektiğini, hakikate sahip olsa da iyice görebilseydi, gaddar bir tanrı olmaz mıydı? — Ama belki yine de bir iyilikler tanrısıdır... ve sadece kendini daha açık ifade edemiyor!
(Tan Kızıllığı, Madde 91)
  • Her türlü kötülüğü beklerim senden; bu yüzden istiyorum senden iyiliği.
Aforizmalar
  • Hayat; kendisini alt edenindir.
  • Hayvanları ahlaksal yaratıklar olarak görmeyiz. Ama siz hayvanların bizi ahlaksal yaratıklar olarak gördüklerini mi sanıyorsunuz? — Konuşabilen bir hayvan şöyle demiş: “İnsancıllık, en azından biz hayvanların acısını çekmediği bir önyargıdır.” (Tan Kızıllığı, Madde 333)
  • Hayat bir neşe pınarıdır. Lakin ayak takımı da içince tüm pınarlar zehirlenir,bozulur.Ben temiz şeyleri severim, fakat sırıtkan suratları ve pislerin susuzluklarını görmeyi asla istemem...Onlar kutsal suyumuzu şehvetleriyle zehirlediler. Pis hayallerine zevk deyip, dili de zehirlediler...
  • Hiçbir kişi, kesin olarak kendiniz geçmeniz gereken yaşamın akıntısı üzerinde bir köprü inşa edemez, hiçbir kişi ancak sen kendinle ve tek başına.
Eğitimci olarak Schopenhauer,” § 3.1, Reginald John Hollingdale,ss. 128-129
  • Hoşlanmadığımız bir düşünceyi öne sürdüğü zaman bir düşünürü daha sert eleştiririz. Oysa, bizi pohpohladığında onu daha sert eleştirmek uygun olacaktır.
  • Hayatını tekrar tekrar aynı hayatı yaşayacakmışsın gibi yaşa, istemediğin bir durumla karşı karşıya kalmışsan ve buna boyun eğiyorsan, diğer hayatlarında da aynı şeye boyun eğeceğini düşünerek, sen en güzeli boyun eğme, bu böyle gitmez; bir şeyi çok mu istiyorsun, ama buna cesaret edemiyor musun, diğer hayatlarında da bu şeyi çok isteyip hiç bir zaman cesaret etmediğin için ulaşmayacaksın, o yüzden sen en güzeli aş kendini, yap yapmak istediğini ki sonunda en mutlu şekilde yaşayabileceğin bir kısır döngü oluşturabilmiş ol.
  • Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür, bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar. Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam: "Bu köprüyü geçip bana gelir misin?" İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin, sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer, bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar bitiverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız. Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde sözcüklere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın...
  • Issız ve yorucu dorukları sevenlerin kanatları olmalıdır!
  • İçine koyacak bir şeyiniz varsa, bir günün bin cebi vardır.
  • İdrak eden kişinin gözünde insan, kırmızı yanaklı bir hayvandır; insan sık sık utanmak zorunda kalmış bir hayvandır.
  • İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.
  • İnanç, gerçeği bilmek istememek demektir.
  • İnsanın kendisi, onun en büyük hatasıydı: kendisine bir rakip yaratmıştı; bilim, insanı Tanrısallaştırır- insan bilimselleşince rahiplerin ve tanrıların işi biter!-
  • İnsanoğlu hayatta o kadar acı çeker ki, canlılar arasında yalnız o,gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır.
  • İnsanoğlu yabancısı olduğu şeyi barbarca, kendi aklına uyduramadığı şeyi de akıl dışı diye tanımlar.
  • İnsan da ağaca benzer, ne kadar yükseğe ve ışığa çıkmak isterse, o kadar yaman kök salar yere, aşağılara, karanlıklara, derinliğe, kötülüğe.
  • İnsanın ve insanlığın tarihi bilinmez olarak seyreder. Ama ideal hayaller ve onların tarihi, bize gelişmenin kendi gibi görünmektedir.
  • İnsan öyle bir iptir ki hayvanla insanüstü arasına gerilmiştir. Uçurum üstünde bir ip.
  • İnsanlığın içinde müthiş bir güç, kendini deşarj etmek, yaratmak istemektedir.
  • İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler önemli olan çok yaşamak değil yaşadığı sürece fazla bir şeyler yapabilmektir.
  • İnsanlar geçmişte de olduğu gibi köleler ve özgürler diye ikiye ayrılır. İster devlet adamı olsun, ister tüccar, memur ya da akademisyen, kendine gününün üçte ikisinden azını ayıran herkes köledir.
  • İnsan, hayvan ile üstün insan arasına gerilmiş bir iptir: Altında uçurum olan bir ip.
  • İnsana göre maymun nedir? Gülünecek bir şey ya da acı bir utanç... İşte üstinsana göre de insan aynen böyle olacak; Gülünecek bir şey ya da acı bir utanç!
  • İnsan hiç yoktur; çünkü ilk insan yoktu. Böyle sonuç çıkarır hayvanlar.
  • İradenin tatmini değilidir zevkin sebebi... Tersine irade ileriye gitmek ister ve kendine engel olan her şeyin üstesinden gelmeye çalışır. Zevk hissi düpedüz iradenin tatminsizliğinden ortaya çıkar. Onun rakipsiz ve dirençsiz olarak yeterli doyuma ulaşamamasıdır.
  • İyi olan nedir?
    -Kudret hissini, kudret iradesini, insanın içindeki kudreti yükselten her şey!
    Kötü olan nedir?
    -Zaaftan çıkan her şey!
  • İnsandaki güçlü ve ulu olan her şey insanüstü ve dışsal olarak düşünüldü.İnsan kendini çok küçümsedi. Kendindeki iki yanı birbirinden ayrı iki alana böldü insan; değersiz ve güçsüz yanı ile güçlü ve şaşırtıcı yanını. İlkine insan dedi, ikincisine ise Tanrı!
  • İnsanda büyük olan, onun bir amaç değil, bir köprü oluşudur.
  • İnsanlar arasında yaşamak güçtür, susmak çok daha güçtür .
(Böyle Buyurdu Zerdüşt)
  • İnsanların bir şeyleri var ki, gurur duyuyorlar onunla. Ne diyorlardı, onları gururlandıran şeyin adına? Eğitim diyorlar ; kendilerini keçi çobanlarından ayırt eden şeymiş bu!
  • İnsan, yaşlılığında gençliğini anımsar, anma şenlikleri düzenler. Yakında insanlık da büyük bir heyecan içinde, gençliğinin sevinçleri gibi sanatı da anımsayacak.
  • İradenin temini değildir zevkin sebebi. Tersine irade ileriye gitmek ister ve o engel olan her şeyin üstesinden gelmeye çalışır. Zevk hissi, düpedüz iradenin taminsizliğinden kaynaklanır. Onun rakipsiz ve dirençsiz olarak yeterli doyuma ulaşamamasıdır.
  • İnsan geçimini bir düşmanla savaşarak sağlıyorsa, o düşmanın ölmemesi onun çıkarınadır.
  • İsa'nın Yaptığı Yanlış. — Hıristiyanlığın kurucusu, insanlara günahları kadar hiçbir şeyin acı çektirmediğini düşünüyordu. Yanlışı bu oldu: Kendini günahsız hisseden, bu noktada deneyimi eksik olan bir kimsenin yanlışı! Nitekim ruhu da olağanüstü ve hayalci bir merhametle doldu, bir kötülüğe doğru yöneldi. Fakat günahı icat etmiş olan kendi ümmeti, böylesi bir hâlden pek seyrek olarak büyük bir kötülüğe uğramışçasına acı çekiyordu. Ne var ki, Hıristiyanlar efendilerine hemen hak verme konusunda anlaştılar ve onun yaptığı yanlışı bir gerçek hâline sokarak kutsallaştırdılar.
  • İyi huylu insana, mücadeleden kaçana iyi denir. Ama savaşçı olana da ve zaferi tutkuyla isteyene de iyi denir.
  • Kadın gençken çiçekli bir mağaradır. Yaşlanınca mağaradan bir ejderha çıkar.
(Aforizmalar)
  • Kadın erkekten ölçülmez derecede daha kötüdür; daha akıllıdır da. Bir çeşit yozlaşmadır kadında iyilik.
  • Kadın şimdi erkeği seviyor ve ineklerde görülen o sakin, güven dolu bakış var gözlerinde. Ama dikkat! Kadının sevimli yanı o değişken, ele avuca sığmaz yanıydı asıl; erkekte ise fazlaca "sürekli iyi hava" vardı. Kadının eski halini sürdürür gibi yapması, aldırmaz görünmesi daha iyi olmaz mıydı? Sevinin bu öğüdü vermesi gerekmez miydi ona? Yaşasın komedya!
  • Kadını, kadının içinde özgürlüğe kavuşturmak...
  • Kadın, derinliği mimiklerle anlatan bir yüzeydir.
  • Kadınla buluşmaya gittiğinde yanına kırbacını almayı unutma! (Kadın yaradılış olarak güçlüden hoşlanır)
  • Kardeşlerim, başınızın üzerine şu levhayı asıyorum: Sert olunuz!
  • Kamusal kanılar- kişisel tembellikler.
  • Kendinden çok sözetmek, kendini gizlemenin de bir yoludur.
  • Kendini sevmek bir hamilelik göstergesidir.
  • Kendin alabileceğin bir hakkı, beklemeyeceksin sana vermelerine!
  • Kılavuz öğrencisine bütün izleri göstermeli ama gideceği yolu seçmemelidir.
  • Kimse öfkeli insan kadar çok yalan söyleyemez. (İyinin ve Kötünün Ötesinde, m. 26)
  • Kutsal olan gerçekler değil kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır. Neysen o ol.
  • Kaybetmeyi göze alamayacak kadar az dostum var.
  • Kopyalar - Hiç de seyrek olmayan ölçüde, önemli insanların kopyalarıyla karşılaşırız ve yağlıboya tablolarda olduğu gibi, burada da çoğu insan orijinallerden değil kopyalardan daha çok haz almaktadır.
  • Korkuyu bilen, ama onu yenende vardır yürek; uçurumu gören, ama gururla bakanda.

Uçurumu gören, ama kartal gözleriyle bakanda, uçurumu kartal pençeleriyle kavrayanda vardır yürek. (Böyle Buyurdu Zerdüşt)

  • Kendi savaşınızı açmalısınız, kendi düşüncelerinizin uğruna. Düşünceleriniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlıkları atmalıdır bunun için.
  • Kendi kendine inanmayan her zaman yalan söyler.
  • Kimine göre yalnızlık, hasta kişinin kaçışıdır; kimine göre de, hasta kişilerden kaçıştır.
  • Kendine karşı cebir kullanmayana iyi denilir. Ama nefsini yenen kahramana da iyi denilir.
  • Kibar ve soylu olana iyi denir. Ama kimseyi horgörmeyene ve kimseye yukarıdan bakmayana da iyi denir.
  • Kişi "insanı aramaya" çıkmadan önce lambayı bulmuş olmalıdır.
  • Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür.
  • Kendini aşağılayan kişi, yine de aşağılayan biri olarak kendine saygı duyuyordur.
  • Küçücük bağışlarla büyük mutluluklar kazanmak büyüklüğün bir ayrıcalığıdır.
  • Keyif ve keyifsizliğin birbirinden asla ayrılmaz şeyler olduğunu düşünelim, öyle ki insan birinin ne kadarına sahip olmak isterse ötekinin de ancak o kadarına sahip olacak. Seçim sizin:1.mümkün olduğu kadar az keyifsizlik, kısacası acısız bir yaşam mı, yoksa o ana kadar hiç tadılmamış zevkleri tatmanın, keyifleri yaşamanın bedelini ödemeyi göze alarak mümkün olduğu kadar çok keyifsizlik mi? Eğer ilk seçeneği yeğler ve acılarınızı azaltmayı, hatta yok etmeyi isterseniz, o zaman zevk alma kapasiteniz de azalacak, hatta yok olacak.
  • “Kötü”, insanoğlunun ilk zamanlarındaki bütün durumlarında “bireysel”, "bağımsız”, “keyfi”, “alışılmamış”, “öngörülmemiş”, “hesaplanamaz” anlamlarına gelir.
  • Kızışmış bir kadının eline düşmektense, bir katilin eline düşmek daha iyi değil mi?
(Tan Kızıllığı, Madde 9)
  • Merhameti öldürün.
(Twilight of the Idols)
  • Mutluluk hedef değildir. Tersine kudret duygusu hedeftir. İnsanın ve insanlığın içinde müthiş bir güç kendini deşarj etmek , yaratmak istemektedir. O, hiçbir zaman mutluluk hedefi olmayan patlamaların kesintisiz zinciridir.
  • Mantıksal bir çıkarsamayla, ama sezginin anında oluşan keskinliğiyle ,sanatın sürekli gelişiminin Apolloncu ve Dionysoscu bir ikiliğe bağlı olduğunu anladığımızda estetik bilimi için çok şey yapmış oluruz: Yaradılışın, bazen araya giren uzlaşmalara rağmen sürekli çatışan cinsiyet ikiliğine bağlı olması gibi...
  • Modern çağın en genel belirtisi: İnsan kendi gözünde saygınlığını inanılmaz derecede yitirmiştir.
  • Nerede yaşayan bir yaratık gördümse, orada güçlü olmak isteğine rastladım.
  • Neden mi yazıyorum? Aramızda kalsın, düşüncelerimden başka türlü kurtulma şansı bulamadım henüz.
  • Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatcısıdır.
  • Nihilizmin anlamı nedir? En üst değerlerin değersizleşmesi. Hedef yok: 'Niçin'e yanıt verilebilinmiş değil. Ya da verilen yanıtlar yetersiz kalmıştır. Kime göre çünkülerin doğru olduğunu kim bilebilir ki...
  • O... Her şey belirlenmiş bir noktadan sonra O'na yönelir. Fakat kimi fark eder bu yönelimi, kimi ise halen farkında değildir nereden gelip nereye gittiğinin...
  • Olgular yoktur, yalnızca yorumlar vardır.
  • Öyle kolay bir sanat değildir uyumak. Onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerekir.
  • Öldürmeyen acı beni güçlendirir.
  • Pek çok insan bir zamanlar girdikleri yol hakkında inatçıdır, amaçları hakkında inatçı olanlar ise çok azdır.
  • Pazaryerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan her şey. Hep pazaryerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratan. Yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. Sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç! Yalnızlığına kaç! Sen küçük ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. Onların göze görünmez öçlerinden kaç! Onlar sana karşı öçten başka bir şey değildirler. Artık el kaldırma onlara! Sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değildir ki...
  • Papalığın hiçbir zaman Hıristiyan siyasetini uygulayacak bir durumu olmadı; dini reformcular siyasetle uğraştıkları zaman, örneğin Luther gibi, bunların herhangi bir ahlakdışı (immoralist) veya tiran gibi Machiavellici oldukları görülür.
  • Platon can sıkıcıydı.
  • Peki, siz dostlar, beğeni ve beğenme tartışılmaz mı diyorsunuz? Fakat bütün hayat beğeni ve beğenme üzerine bir tartışmadır!
  • Politikaya atılan bilginlere genellikle komik bir rol verilir: Bir politikanın iyi vicdanı olmak.
  • Ruh peşinde koşan birinin ruhu yoktur.
  • Size düşen ödev kendinizi kabullenmenizdir, benim sizi kabullenmemim yollarını aramak değil. Kendinden hoşlanmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarını kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlarlar. Bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar.Ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesinin altına girmeyi kabullenmektir...
  • Seyirciler bulanık suda balık tutan ile derinden su çekeni kolayca karıştırıyor.
  • Sadece cevaplarını bulabileceğimiz soruları duyarız.
  • Sizin kökeniniz , nereden geldiğiniz değildir. Bundan sonra onurunuzu oluşturan , tersine nereye gittiğinizdir.
  • Sahip olmak ve daha çoğuna sahip olmayı istemek, tek kelimeyle büyümektir. Bu hayatın kendisidir.
  • Sosyalizm; sona erdiği düşünülen en cüz'ilerin ve budalaların, yani yüzeysel insanların bir baskısı ve kıskançların, dörtte üç sahte oyuncuların, gerçekte "modern ideleri"nin mantıksal bir sonucudur. Onların, gizli anarşizmlerinin doğurduğu bir durumdur...
  • Sosyalistlerin üslubu, umutları ve hayalleri, zararsız koyun mutluluğunun bir ifadesidir.
(Güç İstenci)
  • Sosyalizm öğretisinde, hayatın çok kötü bir şekilde olumsuzlanması, kötü bir şekilde gizlidir. Böyle bir düşünceyi nihai olarak düşünenler, kusurlu doğmuş insanlar ya da ırklar olmalıdır.
(Güç İstenci)
  • Sosyalistler, anarşistler, nihilistler varlıklarını başka birini suçlayabilecekleri bir şeyde buldukları nispette, Hıristiyanlığa yakındırlar. Zira, Hıristiyan da kendi hastalığından, marazlı bünyesinden birini sorumlu tutarak buna daha iyi tahammül edeceğine inanır. İntikam ve kin içgüdüsü her iki durumda da tahammül vesilesi, varlığı koruma içgüdüsü olarak görünüyor.
(Güç İstenci)
  • Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh...
  • Sanırım en yüce insanın ruhundan bazı şeyleri tahmin edebildim.O insanı -üstinsan- çözen kimse belkide mahvolacak.Ama yine de onu gören, onun mümkün olmasına yardım etmelidir.
  • Sevişmek isteyince ilkin birbirinden nefret etmeli, değil mi? Senin labirentinim ben.
  • Sürü hayvanının zayıflığının ürettiği ahlak, decadent-in ürettiği ahlaka çok benzer. Bunlar birbirini anlar ve bir ittifak oluştururlar. Büyük decadent dinler, her zaman sürünün desteğine güvenir-. Kendi başınayken sürü insanında hiçbir hastalık yoktur. Hatta çok değerlidir.Ama yönetilmeye ihtiyaç duyduklarından dolayı, bir çobana gereksinimleri vardır. Papazlar bunu bilir.
  • Şimdiye kadar üstinsan dünyaya hiç gelmedi. En büyük ve en küçük insanı çırılçıplak gördüm. Hala birbirlerine pek fazla benziyorlar. Hakikaten, en büyüklerini bile hala pek insanca buldum.
  • Şövalyece / Aristokratik değer yargıları güçlü bir fiziği, serpilen, dopdolu bir sağlığı gerektirir. Bunları koruyup devam ettirebilmek için de savaşı, macerayı, avcılığı, dansı, harp oyunlarını, yani genel olarak dinç, özgür, neşe dolu faaliyetler gerektirir.
  • Tanrı'nın da cehennemi vardır, dedi Şeytan. Bu insana olan sevgisidir.
  • Tanrı öldü: insana acımasından öldü tanrı.
(Böyle Buyurdu Zerdüşt, Merhamet Edenler Hakkında)
  • Tanrı yok, o olsaydı onun ben olmadığıma inanamazdım.
  • Tüm yazılanlar arasında en çok bir kişinin kendi kanıyla yazdığı şeyi severim. Kanla yaz ve göreceksin ki, kan tindir... Etrafımda cinler olsun istiyorum, çünkü ben cesurum. Hayaletleri kaçıran cesaret, kendisine cinler yaratır. —cesaret gülmek ister. Artık hislerinizi paylaşmıyorum; altımda gördüğüm şu bulut, güldüğüm şu karaltı ve ağırlık -işte budur sizin yağmur bulutunuz. Yükselmeyi arzuladığınızda yukarı bakarsınız siz. Ve ben aşağı bakarım, çünkü yükseltilmiş biriyim ben. Aranızdan hanginiz aynı anda hem gülebilir, hem yükseltilmiş olabilir? En yüksek dağa çıkan, tüm matem oyunlarına, tüm matem ciddiyetlerine güler. Cesur, tasasız, alaycı ve şiddet uygular -işte böyle istiyor bizleri bilgelik: O bir kadındır ve daima savaşçıyı sever ancak.
  • Türler gittikçe daha çok yetkinleşmezler ; güçsüz her seferinde güçlüye egemen olur. Çünkü çoğunluktadır ve daha akıllıdır.
  • Tanrı kavramından en yüksek iyiliği uzaklaştıralım- O, bir Tanrı'ya layık olmayandır. Biz bu kavramdan en yüksek bilgeliği de uzaklaştıralım- Bu, Tanrı kavramından, Tanrı'dan bir bilgelik ucubesinin ürünü olan bu akıllılığa sebep olarak filozofların kendini beğenmişliğidir. O, onlara mümkün mertebe eşit görünmelidir. Hayır! Tanrı, en yüksek kudrettir. Bu yeter! O'ndan her şey ortaya çıkar, O'ndan dünya ortaya çıkar.
  • Tipik dindar bir insanın decadencenin bir şekli olup olmadığını belirlemek için (bütün yenilikçiler kasvetli ve saralıdır) iki tip; Dionysos ve Çarmıha gerilen; ama biz burda bir başka tür dindar insanı ihmal etmiyormuyuz? Yani paganı... Pagan mezhebi, hayata şükretme ve onu tasdikin bir şekli değil mi? Bunun en yüksek temsilsici hayatın savunulması ve tasdiki değil mi? Sağlam yaratılmış tür ve vecd ile taşan ruh! Bu ruh türü ki , varoluşun tezatlı ve şüpheli vechelerini kendine alıp kurtarır.İşte burada yunanlıların Dionysos'u nu ortaya koyuyorum : Hayatın dindarca tasdiki... Çarmıha gerilene karşı Dionysos'u!
  • Tüm yazılmışların içinde en çok kanla yazılanı severim. Kanla yaz, göreceksin ki kan, tindir.
  • Uçurumları sevenin kanatları olmalı.
  • Umut sadece eziyetin süresini artırır.
  • Uçmayı öğretemediğinize düşmesini öğretin.
  • Uçuruma gözlerinizi dikip baktığınızda, uçurum da sizin içinize bakmaya başlar.
  • Ümit kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır.
  • Üstinsan daha soğuktur, daha az tereddüt eder ve "fikirlerden" korkmaz; saygı ve "saygınlık" erdemlerine, ayrıca "sürü erdemi olan" hiçbir şeye sahip değildir. Önder olamıyorsa tek başına ilerler... İletişim kurulamayan biri olduğunu bilir. Sıradan olmak onun için tatsız bir şeydir... Kendisiyle konuşmadığı zamanlarda bir maske takar. İçinde, yüceltmek ya da suçlamak mümkün olmayan bir yalnızlık taşır.
(Güç İstenci)
  • Varlık, sonsuz bir yaradır.
  • Vicdan sızısı utanmazlıktır.
  • Yaratıcılık ve keşif acıda ve yalnızlıkta saklıdır.
  • Yazar ağzını kapamalıdır ki eseri kendininkini açsın.
(Seçilmiş Düşünceler)
  • Yiğitlik; en büyük korkunun ve en büyük ümidinin üstüne üstüne gitmektir.
  • Yüksek sesle konuşanlar ince konuları düşünemez.
  • Yine de en çok çiy damlası, en sessiz gecede düşer, bilirim.
  • Yokluk büyük varlıktır azizim, yeter ki fark edebilesin.
(Böyle Buyurdu Zerdüşt)
  • Yükseldikçe uçma bilmeyenlere daha küçük görünürüz.
  • Yükselmek için yalnız kendi gücünüzü kullanın, başkasının sizi yükseltmesine fırsat vermeyin.
  • Yüreğinin sesine kulak verene iyi denilir. Ama sadece yükümüne kulak verene de iyi denilir.
  • Yumuşak ve barışçıl olana iyi denilir. Ama nefsini yenen kahramana da iyi denilir.
  • Yüksek kültür dediğimiz şey, barbarlığın-gaddarlığın ruhsallaştırılmasına ve yoğunlaştırılmasına dayanır. Benim önermem şudur : "vahşi hayvan hiçbir zaman dinlenmeye çekilmemiştir. O hâlâ yaşamaktadır, büyümektedir, o sadece Tanrılaşmıştır.
  • Yoldaşlar arar yaratıcı ve hasat arkadaşları: Çünkü ona göre her şey olgun hasat için. Ama yüz orağı yok onun: Bu yüzden yolar başakları öfkeli öfkeli. Yoldaşlar arar yaratıcı, oraklarını bilemesini bilen yoldaşlar. Yıkıcılar denecek onlara, iyi ile kötüyü hor görenler denecek. Hasatçılar ve şenlik edenler onlar hâlbuki. Kendi gibi yaratıcılar arıyor Zerdüşt, hasat arkadaşları ve şenlik arkadaşları arıyor: Sürülerle, çobanlarla, cesetlerle işi ne Zerdüştün! Ve sen benim ilk yoldaşım, hoşça kal! Ağacının kovuğuna güzelce gömdüm seni, güzelce sakladım seni kurtlardan. Ama veda ediyorum şimdi sana, zira vakit erişti. Bir seherle öbür seher arası yeni bir gerçek ayan oldu bana.
  • Yoksul ruhlar...Yoksul ruhlardan nefret ederim: Hiçbir şey yoktur içlerinde, kötü şey de yoktur hemen hemen.
  • Yokuş...Yokuş nasıl çıkılır?
    Çık ve düşünme yokuş çıktığını.
  • Yalan dünyasında doğruluk pathos'u nasıl oluyor?
  • Zavallı İnsanlık! — Beyindeki kanın bir damla fazla ya da az olması, yaşamımızı tarif edilemeyecek kadar perişan ve zor hale sokabilir. Öyle ki, Prometheus`un akbabadan çektiği acıdan daha fazlasını bu bir damla kandan çekeriz. Ama insan nedenin damla olduğunu bile bilmeyip, "şeytan!" ya da "günah!" diye düşünürse, en korkunç durum işte o zaman ortaya çıkar.
  • Zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar.
  • Zorla alabileceğin bir hakkın, sana verilmesine izin verme.

Hakkında Söylenenler[düzenle]

  • Bir de şu sahne geliyor insanın gözünün önüne: Turin’deki otelinden çıkan Nietzsche. Bir arabacının atını kırbaçladığını gören Nietzsche atın yanına gidiyor, kollarını hayvanın boynuna doluyor ve gözyaşlarına boğuluyor. Bu 1889’da oldu; o sırada Nietzsche de insanların dünyasından elini eteğini çekmişti. Başka bir deyişle, tam akıl hastalığının patlak verdiği sıralar. Ama tam da bu nedenle, yaptığı harekette derin anlamlar buluyorum ben; Nietzsche attan Descartes adına özür diliyordu. Deliliği at için gözyaşlarına boğulduğu an başladı. işte benim sevdiğim Nietzsche bu.[1] - Milan Kundera

Kaynak[düzenle]

  1. Milan Kundera, Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği




Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Commons'da Friedrich Nietzsche ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

Vikipedi'de Friedrich Nietzsche ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.


Dış bağlantılar[düzenle]