Veba

Vikisöz sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Veba (Fransızca: La Peste), Nobel ödüllü yazar Albert Camus'nün 1947 yılında yayınlanan romanı.

Alıntılar[değiştir]

  • Bir kenti tanımanın en bildik yollarından biri de insanların orada nasıl çalıştığına, orada birbirlerini sevip sevmediğine ve nasıl öldüğüne bakmaktır.
  • İnsanlar yalnız felaketi yaşarken gerçeğe kendilerini kaptırırlar; yani susarlar.
  • Bir öğretmen iki kere ikinin dört ettiğini öğretiyor diye tebrik edilmez. Belki bu mesleği seçti diye tebrik edilir.
  • Tanrı tutku sever. Bu uzak ilişkiler onun ateşli şefkatine yetmez. sizi daha uzun süre görmek ister, onun sizi sevme tarzı böyledir.
  • Şunu iyi anlayın, doktor. AMA ile VE arasında gerektiğinde kolayca bir seçim yapabilirsiniz. VE ile SONRA arasında bir seçim yapmak daha zordur. SONRA ile ARDINDAN'a gelince iş daha güçleşir. Ancak kesin olarak en güç olan, VE'yi kullanmak gerekip gerekmediğine karar vermektir.
  • İnsan acı çekmeyi ya da uzun süre mutlu olmayı beceremiyor.
  • Tanrı’dan daha aceleci olmamak gerekir ve onun kurduğu değişmez düzeni hızlandırdığını ileri süren her şey sapkınlığa yol açar.
  • Herkes için de böyledir ya zaten, evlenilir, bir süre daha sevilir, çalışılır. Öylesine çalışılır ki, sevmek unutulur.
  • Seni sevdim ama artık yoruldum... Senden ayrılırken bir mutluluk duymuyorum, ama bu hayata yeniden başlamak için mutluluğun gereği yok.
    • Orjinali: Je t'ai bien aimé, mais maintenant  je suis  fatiguée... je ne suis pas heureuse de partir, mais on da pas besoin d'être heureux pour recommencer.
  • Ona mektup yazacak zamanım olmasını isterdim... Bilsin diye... ve pişmanlığa kapılmadan mutlu olabilsin diye...
  • Ve işte, biz artık aşkı beceremiyoruz. Bunu kabullenelim doktor.
  • Mutluluğu seçmenin utanılacak bir yanı yok ama tek başına mutlu olmakta utanılacak bir yan vardır.
  • Dünyada hiçbir şey insanın sevdiğinden vazgeçmesine değmez. Oysa nedenini bilmeden ben de bundan vazgeçtim.
  • Anlatıcı bu sağlık kollarının oluşturulmasına gereğinden fazla önem vermek niyetinde değil. Şurası da bir gerçek, bugün yurttaşlarımızın birçoğu, onun yerinde olsalar, bu kolların rolünü abartmaktan kendilerini alamazlardı. Ancak anlatıcı, böyle olumlu eylemlere azlasıyla önem vermekle, dolaylı yoldan ve büyük bir bağlılık duygusuyla, kötülüğün önünde saygıyla  eğilmek gibi bir sonuca varıldığını düşünüyor daha çok. Çünkü o zaman, kötülük ve kayıtsızlık insanların eylemlerinde en sık  karşılaşılan etmenler olduğu için, olumlu girişimler de az sayıda gerçekleştiğinden, bu olumlu eylemlerin bu denli değer kazandıkları düşünülebilir.
  • Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir. İnsanlar kötü olmak yerine daha çok iyidir ve gerçekte sorun bu değildir. Ancak insanlar bir şeyin farkında değillerdir, şu erdem ya da kusur denilen şeyin; en umut kırıcı kusur, her şeyi bildiğini sanan ve böylece kendine öldürme hakkı tanıyan cehalettir. Katilin ruhu kördür ve insan her türlü sağduyudan yoksunsa güzel aşk ve gerçek iyilik diye bir şey olamaz.
  • Annem de böyleydi, kendini öne çıkarmayışını severdim ve hep onunla olmak isterdim. Sekiz yıl oluyor, öldü diyemiyorum. Her zamankinden biraz daha silikleşti ve geri dönüp baktığımda artık yoktu.
  • Şunu belirtmek gerekir, veba sevme gücünü ve hatta dostluk duygusunu herkesin elinden almıştı. Aşkın biraz olsun geleceğe gereksinimi vardır ve bizler için kısa anlardan başka bir şey yoktu artık.
  • Ebedi bir mutluluğun, insanoğlunun çekeceği bir anlık ıstırabı karşılayabileceğini kesin olarak kim iddia edebilirdi?
  • Doktor Rieux talihsizliğin asıl bu olduğunu, umutsuzluğa alışmanın umutsuzluktan beter olduğunu düşünüyordu.
  • Sevgi deyince başka bir şey anlamıyorum ben. Ve ölünceye kadar çocukların işkenceden geçtiği şu yaradılışı reddedeceğim.
  • Vebanın tepesinden bakınca, müdürden en son tutukluya kadar herkes mahkumdu ve belki de ilk kez olarak hapishaneye mutlak adalet egemendi.
  • Ama en kötüsü unutulmuş olmaları ve bunu bilmeleriydi.
  • Bir vebalı olmak çok yorucudur. Vebalı olmamayı istemekse daha da yorucudur. İşte bu nedenle herkes yorgun gibi duruyor, çünkü bugün herkes biraz vebalı.
  • Annesinin ne düşündüğünü ve kendisini sevdiğini biliyordu o anda. Ama bir varlığı sevmenin çok büyük bir şey olmadığını ya da en azından asla bir sevginin dile getirilecek kadar güçlü olmayacağını da biliyordu. Örneğin, annesiyle birbirlerini hep sessizce seveceklerdi. Ve yaşamları boyunca duygularını birbirlerine daha rahat açıklayamadan sırası gelince annesi ya da kendisi ölecekti.
  • Her zaman istenebilecek ve bazen elde edilebilecek bir şey varsa, onun da insan sevgisi olduğunu şimdi onlar biliyordu.
  • Ama Rieux, o ne kazanmıştı? Yalnızca vebayı tanımış olmak ve onu anımsamak, dostluğu tanımış olmak ve onu anımsamak, şefkati tanımak ve bir gün bunu anımsamak, buydu işte kazandığı. İnsanın veba ve yaşam oyunundan elde edeceği tek şey bilgi ve bellekti.[1]

Kaynakça[değiştir]

  1. Camus, Albert (2013). Veba, Çeviren: Nedret Tanyolaç Öztokat (Türkçe)Can Yayınları. ISBN 9789750719035

Dış bağlantılar[değiştir]

Wikipedia-logo-v2.svg
Veba ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz.