İçeriğe atla

Muhammed

Vikisöz, özgür söz dizini
(Muhammed (Peygamber) sayfasından yönlendirildi)
Muhammed
Mescid-i Nebevî'nin kapılarında yer alan "Allah'ın Elçisi Muhammed" yazısı (Medine, Suudi Arabistan)
Doğum tarihi y. 570
Doğum yeri Mekke, Arabistan
Ölüm tarihi 8 Haziran 632
Ölüm yeri Medine, İslam Devleti
Vikipedi maddesi
Vikiveri öğesi

Muhammed, İslam'ın kurucusu olup İslam'da ve Bahailikte peygamber olduğu kabul edilen Arap siyasi ve dini liderdir. Müslümanlar tarafından, Allah'ın göndermiş olduğu peygamberlerin sonuncusu olduğuna inanılır. Bahailer ise onu peygamberlerden herhangi biri sayar. Sözlerine hadis denir.

Sözleri

[değiştir]
A B C Ç D E F G H I İ K M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
  • Acı da olsa doğruyu söyleyiniz.
  • Abdullah bin Abbas anlatıyor: Yahudiler, gök gürültüsünün ne olduğunu Muhammed'e sordular:
‘Bulutlara müvekkel olan melektir. Beraberinde ateşten kamçılar var. Bununla bulutları Allah'ın dilediği yere sevk eder,’ diye cevap verdi.
Onlar tekrar sordular: ‘Ya şu işitilen ses, o nedir?’
‘Bu, bulutların istenen yere gitmeleri için onlara yapılan bir sevktir,’ dedi.[1]
  • Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.[2]
  • Ağız tadını bozan ölümü çok hatırlayınız.[3]
  • Ahir zamanda pek az bulunan şey, güvenilecek kardeş ve helal yoldan kazanılan paradır.[4]
  • Akıllı kişi nefsine hâkim olup ölümden sonrası için iş yapandır. Aciz [gücü yetmeyen] kişi ise nefsini arzularına tabi kılıp sonra da Allah'a karşı temennide bulunandır.[5]
  • Ali bedenimde baş gibidir.[6]
  • Alimlere uyunuz. Çünkü onlar, dünyanın kandilleri, ahiretin de lambalarıdır.[7]
  • Allah yolunda öldürülmem; bana bütün evlerde ve çadırda yaşayanların benim olmasından daha sevgilidir.[8]
  • Allah hüzünlü kalbi sever.[9]
  • Allah, Kitabı, Resulü, mü'minlerin yöneticileri ve tüm Müslümanlar için nasihattir.[10]
  • Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.[11]
  • Allah, ümmetimin kalplerindeki kötü arzu ve meyilleri, söz ve fiil haline çıkarmadıkları müddetçe affeder.[12]
  • Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hiçbir itaat yoktur. İtaat ancak marufta [iyilikte]'dir.[13]
Ana babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilikte bulunsun.
  • Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.[14]
  • Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.[15]
  • Allah'tan faydalı ilim isteyin ve fayda vermeyen ilimden Allah'a sığının.[16]
  • Amellerin en hayırlısı sevdiğini Allah için sevmek buğzettiğine de Allah için buğzetmektir.[17]
  • Ana babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilikte bulunsun.[18]
  • Ana ve baba, cennete girmesine vesile olacak kapılardan birisidir. Bu kapıdan girme fırsatını kaybetmek ya da değerlendirmek artık senin arzuna kalmıştır.[19]
  • At ey Saad! Anam babam sana feda olsun.[20]
    • Uhud Savaşı sırasında, Müslümanların en büyük okçularından Saad bin Ebi Vakkas'a söyledikleri
  • Âdemoğlunun bir dere altını olsa ikincisini ister. Onun ağzını topraktan başka bir şey doldurmaz. Allah tövbe edenin tövbesini kabul eder.[21]
  • Âhiret'e nazaran Dünya'nın değeri, ancak sizden birinizin parmağını denize daldırmasına benzer. Parmağı ile denizden aldığı suyu göz önüne getirsin.[22]
  • Akıllı kimse, nefsine hakim olan ve ölümden sonrası için çalışandır. Âciz kimse, nefsini hevasına tâbî kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli gören)dir.[5]
  • Allah’a yemin ederim ki, Allah’ın bir kimseye senin sayende hidayet vermesi, senin için kırmızı develere malik olmaktan hayırlıdır.[23]
  • Allah bütün işlerde yumuşaklığı sever.[24]
  • Allah erkeklere benzeyen kadınlara ve kadınlara benzeyen erkeklere lanet etsin.[25]
  • Sizin en hayırlılarınız hayrı umulan, şerrinden emin olunan kimselerdir. En şerlileriniz hayrı umulmayan, şerrinden emin olunmayan kimselerdir.[26]
  • Allah Teala sizin kalıbınıza ve malınıza bakmaz, kalbinize ve amellerinize bakar.[27]
  • Allah’a amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.[28]
  • Allah-u Teâlâ zâlimi imhâl eder (bir müddet cezasını tehir eder), tâ ki gazabına uğrayınca onu kimse kurtaramaz.[29]
  • Allah-u Teâlâ buyurdu ki: "Bir kimse benim velilerimden birine düşmanlık ederse, ona karşı harp ilan ederim. Hiçbir kulum, kendisine farz ettiğim şeylerden bence daha sevimli bir şeyle bana yakınlık kazanmamıştır. Nafile ibadetlerle durmadan bana takarrüb eder, nihayet onu severim ve onu sevince de işitir kulağı, görür gözü, tutar eli ve yürür ayağı olur, benden bir şey isterse elbette veririm, bana sığınırsa muhakkak korurum."[30]
  • Baba sevgisini koru. O sevgiyi kesip atarsan, Allah da senin mutluluk ışığını söndürür.
  • Bana benzemekten en çok uzak olanınız, cimri, ağzı bozuk ve çirkin söz söyleyen kimsedir.
  • Başkalarının kusurlarından bahsetmek istediğin vakit, kendi kusurlarını hatırla. o zaman başkalarının kusurlarıyla alakadar olmaya hakkın olmadığını hatırlarsın.
  • Bela insanın diline bağlıdır. Bir kimse bir şeyi “yapmam” dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır.
  • Ben terörle muzaffer oldum.[31]
  • Benden sonra erkeklere, kadınlardan daha zararlı fitne ve fesad (âmili) olarak hiçbir şey bırakmadım.[32]
  • Benî İsrâil'den bir kavim (mesh olunup) beşer tarihinden silindi. Bilinmez ki, o kavm ne (fenâlık) işlemiştir. Ben zannetmem ki, o ümmet fâreden başka bir şeye mesh ve tahvîl edilmiş (dönüştürülmüş) olsun. Çünkü fâre (içsin) diye (bir yere) deve sütü konulursa, onu içmez de koyun sütü konulursa onu içer...[33]
  • Benim Ehl-i Beyt’imi kendi aranızda, vücuttaki baş ve baştaki iki göz gibi kabul edin. [Tabiatıyla] Baş, gözler olmadan yolunu bulamaz.
  • Benim şeytanım kâfir idi. Lâkin Allah ona karşı bana yardım etti de (şeytanım) Müslim oldu.[34]
  • Bildiği ile amel eden kişiye Allah bilmediği ilimlerin bilgisine varis kılar.
  • Bilgisizler içinde bir bilgili, ölüler içinde bir diridir.
  • Bilin ki, ümmetimin en kötüleri, kötülüklerinin korkusundan dolayı saygı gösterilen kimselerdir. Şerrinden korkularak saygı gösterilen kimse benden değildir.
  • Bir anlık tefekkür, bin yıl nafile ibadetten hayırlıdır.
  • Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi miras bırakamaz.
  • Bir erkek, yanında mahremi bulunmayan [yabancı] bir kadınla yalnız kalmasın.[35]
  • Bir gün birisiyle dost olduğunuzda, yarın onun bir düşman olabileceğini unutmayın.
  • Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyilikleridir.
  • Bir kadını aşağılatmak istiyorsan evine (evlendiğin kadının üstüne) başka bir kadını daha al.[36]
  • Bir kimse cennetlik olarak ölünce, büyük veya küçük, yaşı ne olursa olsun, otuz yaşında bir kimse olarak cennete girer ve artık bu yaş ebediyen değişmez. Cehennemlikler için de durum böyledir.[37]
  • Bir kimse karısını yatağına dâvet edip de (mazereti olmadığı halde) gelmez ve kocası da ona dargın olarak gecelerse, sabah oluncaya kadar melekler o kadına lânet ederler.[38]
  • Bir Müslümana, bir başka Müslümanı korkutmak helâl olmaz![39]
  • Bir Müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o Müslüman için birer sadakadır.[40]
  • Bir saat sonra kıyamet kopacak olsa, elinize bir fidan almışsanız yine de onu dikiniz.
  • Bir şey sattığında, satın aldığında ve alacağını istediğinde kolaylık gösteren kula Allah merhamet etsin.
  • Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir Müslümana, üç günden fazla kardeşi ile dargın durması helâl olmaz.[41]
  • Biriniz elinde bir fidan olduğu sırada kıyamet kopacak olsa, onu dikmeye gücü yeterse, diksin.
  • Biriniz yemeğe davet edilince, oruçlu ise "Ben oruçluyum" desin.
  • Birinizin yamalı bir elbise giymesi, kendisine güven duyulan bir görünüm vererek bedelini ödeyemeyeceği bir elbise alıp giymesinden daha iyidir.
  • Bizi aldatan bizden değildir.[42]
  • Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab'ın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir.
  • Bu sudan içiniz ve yüzünüze, göğsünüze dökünüz.
    • "(Bir defa) Nebiyy-i Muhterem..., içinde su bulunan bir kab istedi. Ellerini, yüzünü kabın içinde yıkadıktan sonra içine (mübârek ağzından su) püskürdü... Sonra onlara: -'Bu sudan içiniz ve yüzünüze, göğsünüze dökünüz'- buyurdu."[43]
  • Buna karşılık sana, kıyamet günü, her biri yularlanmış yedi yüz deve vardır![44]
    • Devesini Allah yoluna bağış olarak verdiğini söyleyen adama verdiği cevap.
  • Babalarınıza iyilik edin ki oğullarınız da size iyilik etsin.
  • Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana âsi olan da Allah'a âsî olmuş olur. Emire itaat eden bana itaat etmiş, Emir'e âsî olan bana da âsî olmuş olur.
  • Başkalarını doğruluğa çağıran kimseye kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir. Bununla beraber onların sevabından da hiçbir şey eksilmez. Sapıklığa çağıran kimseye de ona uyanların günahı gibi günah verilir. Bununla beraber ona uyanların günahlarından hiçbir şey eksilmez.
  • Beş günah vardır ki, keffâreti yoktur. Bunlar; Allâh'a şerîk koşmak, bigayri hakkın adam öldürmek, Mü'min'e bühtan ve iftira etmek, muharebe günü kaçmak ve yalan yere yemin ile hakkı iptal etmek.
  • Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.
  • Biat etmeyerek ölen kimse, cahiliyet zamanında ölmüş gibi olur. Müslim'in diğer bir rivayetinde; Cemaatten ayrılarak ölen kimse, cahiliyet zamanında ölmüş gibi olur.
  • Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selâm verir.
  • Bir adamın hayra sarf ettiği paranın en efdali, iyaline infak ettiği para ile Allah yolunda kullanacağı atı için verdiği ve bir de Allah rızası için (mücahit) arkadaşlarına sarf ettiği paradır.
  • Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi miras bırakamaz.
  • Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir.
  • Bir kul ki Allâh-u Teâlâ onun kalbinde beşere merhamet yaratmamıştır, haib ve hâsir olmuştur.
  • Bir topluluk bir yere vardığında içlerinden birinin onlara selâm vermesi yeterli olur. Oturanlardan birisinin onlardan selâm alması yeterlidir.
  • Biri Allah korkusundan ağlayan, diğeri Allah rızası için gece nöbet bekleyen iki gözü Cehennem ateşi yakmaz.
  • Bu dünyada ya bir garip ya da yolcu ol.
  • Büyüklerle oturunuz, âlimlere sorunuz. Hikmet ehli ile düşüp kalkınız.
Cebrail bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki, Allah komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.
  • Cebrail bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki, Allah komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.[45]
  • Cehenneme baktım. Çoğunun kadın olduğunu gördüm. Ne için böyledir dedim. Çok lânet ederler, kocalarına şükretmezler ve onlardan şikâyet ederler, dediler.[46]
  • Cehennemde kâfirin dili, Uhud Dağı gibi büyük, derisinin kalınlığı ise, üç günlük yoldur...[47]
  • Cehennemlikler derece derecedir. Bir kısmı vardır, ateş onları topuğuna kadar yakalar; bir kısmı vardır, dizlerine kadar yakalar; bir kısmı vardır, kemere kadar yakalar; bir kısmı vardır, köprücük kemiğine kadar yakalar.[48]
  • Cenâze tabuta konup da erkekler onu omuzları üzerine yüklendiği zaman, cenâze iyi bir kişi ise: 'Beni (gideceğim yere) ulaştırın, ulaştırın' der. Cenâze eğer fenâ bir kimse ise: 'Eyvah! Bu cenâzeyi nereye götürüyorsunuz?' der, onun sesini insanlardan başka her şey duyar; eğer insan bu sesi duysa idi, bayılıp düşerdi.[49]
  • Cennet [nefse ağır geldiği için] hoşlanılmayan şeylerle, cehennem de şehvete hitap eden şeylerle kuşatılmıştır.
  • Cennet annelerin ayakları altındadır.
  • Cennet ehlinin çocuğu olmaz, orada doğum yoktur.[50]
  • Cennet sermayesi "La ilahe illallah", nimetin sermayesi ise "Elhamdülillah"tır.
  • Cennete giren hiç kimse dünyaya geri dönmek istemez, yeryüzünde olan her şey orada vardır. Ancak şehit böyle değil. O, mazhar olduğu ikramlar sebebiyle yeryüzüne dönüp on kere şehit olmayı temenni eder.[51][52][53]
  • Cennete ne zengin cimri, ne de kaba merhametsiz girer.[54]
  • Cennette hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın.[55]
  • Cennette bir çarşı vardır. Ancak orada ne alış, ne de satış vardır. Sadece erkek ve kadın sûretleri vardır. Erkek bunlardan bir suret arzu ederse o sûrete girer.[56]
  • Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez.
  • Cennette siyah gözlülerin (hurilerin) toplanma yerleri vardır. Orada, benzerini mahlukâtın hiç işitmediği güzel bir sesle şarkı okurlar.[57]
  • Cihad, kıyamet gününe kadar geçerli bir emirdir.
  • Cihadın en faziletlisi zalim sultan katında hakkı söylemektir.
  • Cahiller cesur olurlar.
  • Cenab-ı Hakk'ın rızası aranan bir ilmi sırf Dünya metaına nail olmak için öğrenen bir kimse, Kıyamet Günü'nde Cennet'in kokusunu bile duymaz.
  • Cennet, onun ayakları altındadır."
  • Çocuğa, yedi yaşına varınca namazı emredin. On yaşına varınca, -eğer namaz kılmıyorsa- onu dövün.[58]
  • Çocuk doğuran siyah kadın, çocuk doğurmayan (beyaz) ve güzel kadından daha hayırlıdır.[59]
  • Çocuk sağını solundan ayırmasını bildi mi ona namazı emredin.[60]
  • 'Daha vakti var, ilerde yaparım' demek, şeytanın müminlerin kalplerine bıraktığı bir vesvesedir.
  • Din kardeşlerine gelen belaya sevinme. Sonra Allah ona afiyet, sana bela verir.
  • Dolaşan her kadının yanında bir şeytan olur. Bir kimse güzel bir kadına rastlayınca, hemen evine gidip hanımı ile sohbet etmelidir. Çünkü, bu meselede bütün kadınlar aynıdır.[61]
  • Dostlukta da düşmanlıkta da aşırıya kaçmayın.
  • Dört şey peygamberin sünnetlerindendir: Utanmak, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek.
  • Dua da bir ibadettir.[62]
  • Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri [nafile ç.n.] oruç tutup, gecelerini [nafile] ibadetle geçiren kimse gibidir.[63]
  • Dünyada bir kadın kocasına eziyet ederse, o erkeğin hûrîlerden olan zevcesi o kadına hitâbederek:
- 'Allah canını alsın; bu adama eziyet etme. O, dünyada senin yanında bir misafirdir; yakında senden ayrılıp bize kavuşacak', diyerek muâheze eder.[64]
  • Dünya tatlı ve manzarası câziptir. Allah sizi dünyada başkalarına halef kılacak ve nasıl muâmele edeceğinize bakacaktır. Binâenaleyh dünyadan korkunuz ve kadınlardan korununuz.
  • Dünyada iki yüzlü olanlar, Kıyamet Günü ateşten iki yüzlü olarak gelirler.
  • Dünyanızı ıslah ediniz. Yarın ölecekmiş gibi de Ahiret için çalışınız.
  • Düşmanlarınızın en kuvvetlisi içinizdedir.
  • Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.[65]
  • Ekmeğe saygı gösterin. Çünkü Allah onu değerli kılmıştır. Kim ekmeğe değer verirse, Allah da ona değer verir.
  • Eller üç kısımdır: Alan el, veren el ve tutan el. Bunların en iyisi ise veren eldir.
  • Emirleriniz hayırlılarınız, zenginleriniz hoşgörülüleriniz, işleriniz aranızda danışmayla olduğunda yerin üstü sizin için yerin altından daha hayırlıdır. Ama emirleriniz şerlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, işleriniz kadınlarınızın elinde olduğunda yerin altı sizin için yerin üstünden daha hayırlıdır.
  • En büyük düşmanın, iki kaburga kemiğinin arasında olan düşmandır.
  • En büyük hıyanet, seni doğru kabul eden Müslüman kardeşine yalan söylemendir.
  • En hayırlı erkek, eşine en iyi davranandır.
  • En hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğreteninizdir.
  • En mükemmel insan, başkalarına en çok yararı dokunan insandır.
  • En üstün ibadet, sıkıntı anında sabırla kurtulmayı beklemektir.
  • Erdemin en büyüğü, seninle ilişkilerini kesene iyilik etmen, senden esirgeyene vermen, sana kötülük edeni bağışlayıp, dost elini uzatmandır.
  • Erkek hanımına, hanım da beyine sevgiyle baktıklarında, Cenab-ı Hak da onlara rahmetle bakar. Şayet erkek, hanımının ellerini ellerine alırsa, her ikisinin de, günahları parmaklarının arasından dökülür gider.
  • Erkek, kadının üzerine hayvan gibi atılmamalı, önce oynamalı, öpüşmelidir.[66]
  • Erkeklerle güzel sesle konuşmayınız.[67]
  • Esnemek şeytandandır. Sizden biriniz esneyeceği zaman gücü yettiği kadar onu karşılasın. Çünkü sizin biriniz (esnerken mübâlâğa ederek) 'haaa' deyince şeytan sevincinden güler...[68]
  • Evin bir köşesinde serili olan bir hasır, doğum yapmayan kadından daha hayırlıdır.[69]
  • Evlat kokusu cennet kokusudur.
  • Evlerinizin hayırlısı, içinde ikrama mazhar olan yetimin bulunduğu evdir.
  • Ey Ebu Zerr, biliyor musun, bu Güneş nereye gidiyor? Arşın altına secde yapmaya gider, bu maksatla izin ister, kendisine izin verilir. Secde edip kabul edilmeyeceği, izin isteyip izin verilmeyeceği zamanın (kıyametin) gelmesi yakındır. O vakit kendisine: 'Geldiğin yere dön!' denir. Böylece battığı yerden doğar. Bu durumu Cenab-ı Hakk'ın şu sözü haber vermektedir: 'Güneş, duracağı zamana doğru yürüyüp gitmektedir. Bu aziz ve alîm olan Allah'ın takdiridir.'[70]
  • Ey maymun evladı (Yahudiler), Tanrı sizi zelil edip size azabını indirmedi mi?[71]
  • Ey Tanrım, beni miskin yaşat ve miskin öldür...[72]
  • Eğer biriniz hoşlanmadığı bir rüya görürse hemen kalkıp namaz kılsın ve o rüyayı kimseye anlatmasın.
  • Evlâdım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun.
  • Evlat kokusu, Cennet kokusudur.
  • Ey insanlar! Allah’a tövbe ve istiğfar ediniz! Ben günde yüz kere tövbe ediyorum.
  • Fakirler, Cennet'e, zenginlerden beş yüz yıl önce girerler.[73]
  • Fitne döneminde ibadete sarılmak, bana hicret etmek gibidir.
  • Fiyatça yüksek olanı ve efendisinin nazarında en nefis olanıdır![74]
    • "Hangi köleyi azat etmek daha yararlıdır?" sorusuna cevabı.
  • Fuhuş yeryüzünde yaygınlaşınca yer sarsıntıları (depremler) olur. İdareciler halka zulüm ve haksızlık yaptıklarında yağmurlar kesilir [Kuraklık ve kıtlık başlar]. İslam toplumunda yaşayan gayrimüslimlere verilen sözler yerine getirilmediğinde de düşman, Müslümanlara galip gelir.
  • Farz ibadetlerinden sonra Allâh yanında amellerin en sevgilisi (rızâsına muvâfık olanı), Müslümanın kalbine sevinç koymaktır.
Güzel ahlak, dostluğu sağlamlaştırır.
  • Gece karanlığı olmaya başladığı zaman; çocuklarınızın dışarıda bulunmalarına engel olun. Çünkü o sırada şeytanlar çevreye yayılıp dolaşırlar...[75]
  • Gece şu taraftan [doğudan] gelince, gündüz de şu taraftan [batıdan] gidince, güneş de batınca oruçlu orucunu açmıştır.
  • Gerçek Müslüman, odur ki Müslümanlar kendisinin elinden ve dilinden emindir. Gerçek muhacir [göç eden e.n.] ise Allah'ın yasaklarını terk eden kimsedir.
  • Gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir.[76][77]
  • Görmediği halde, vaat edilen cennet için, peşin olan şehveti terk eden kimseye ne mutlu.
  • Gözlerinizi haramdan sakının.
  • Güler yüzlülük kini giderir.
  • Gülerek günah işleyen ağlayarak cehenneme girer.
  • Gümüşten iki cennet vardır. Kapları ve içinde bulunan diğer şeyleri de gümüştendir. Altından iki cennet vardır, kapları ve içlerinde bulunan diğer eşyaları da hep altındandır. Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah'ın vechindeki rıdâu'l-kibriyadan [büyüklük perdesinden] başka bir şey yoktur.[78][79][80][81]
  • Güneş ile Ay kıyamet gününde (ziyaları sönüp birbiri içine) dürülürler.[82]
  • Güzel ahlak, dostluğu sağlamlaştırır.
  • Güzel söz sadakadır.[83]
  • Gece ile gündüz müsavi olduğu veya Âhir Zaman yaklaştığı vakitte mü’minin rüyası ekseriye doğru olur. Mü’minin rüyası nübüvvetin kırk altıda bir cüz’üdür. Müslim'in diğer bir rivayetinde: Sizden hanginiz en doğru sözlü ise onun rüyası da en doğrudur.
  • Gizli ve âşikâr her işinde Allah'tan korkmayı tavsiye ederim.
  • Güçlü kimse insanları güreşte yenen değil, belki hiddet anında kendini zapt eden, iradesine sahip olan adamdır.
  • Günahlara tevbe eden, günah işlemeyen gibidir. Günahlara tevbe ve istiğfar edip o günaha devam eden, Rabbi ile istihza (alay) eden gibidir.
  • Hacamat ettiren de, hacamat eden de orucunu açmıştır.
  • Hangi köle kaçarsa, bilsin ki ondan zimmet [garanti] kalkmıştır, dönünceye kadar namazı kabul edilmez.[84]
  • Haksızlıkla bir makama ulaşan kimse, haddini aşmış sayılır.[85]
  • Haramın her türlüsünden çekinin.
  • Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder.
  • Hasetten kaçının. Çünkü o, ateşin odunu yakıp tükettiği gibi bütün hayırları yer tüketir.[86]
  • Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
  • Her duyduğunu söylemesi, kişiye günah olarak yeter.
  • Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.[87]
  • Her kim mescide cemaatle namaz kılmak için gelirse, her gelişi için Allah ona cennette özel bir mükafat hazırlar.[88]
  • Her sarhoşluk veren şey [dinde yasaklanan içki olan] hamr grubundandır ve sarhoşluk veren her şey haramdır.[89]
  • Her şeyin bir yolu vardır. Cennetin yolu da ilimdir.
  • Herhangi biriniz rüya görmezse üzülmesin. Çünkü ilmin derinliklerine dalan kimse, rüya görme özelliğini kaybeder.
  • Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk [doğru sözlü] diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb [çok yalancı] diye yazılır.[90]
  • Hiç unutulmayacak yüz anne yüzüdür.
  • Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.[91]
  • Hiçbir farz namazı kasten terk etme. Kim namazı kasten terk ederse, İlahi koruma ve teminattan mahrum kalır.
  • Hiçbir Müslüman yoktur ki, Allah’a dua etsin de, Allah duasına şu 3 halden biri ile cevap vermesin: Kişi dua ettiğinde, Allah, onun karşılığını dünyada acilen [peşin] verir. Duanın karşılığını ahirete erteler. Yaptığı dua kadar, o kuldan bir dert ve sıkıntıyı giderir. Bu sözü işitince sahabeler sevinç içinde: Öyleyse, bizler çok dua ederiz, dediler. Allah Resulü de şu açıklamayı yaptı: Allah’ın kabul etmesi, sizin duanızdan daha çoktur.
  • Hiçbiriniz kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe [gerçekten] iman etmiş olamaz.[92]
  • Hiçbir mümin diğer bir mümine, onun hidayetini artıran ve onu helak olmaktan koruyan faydalı sözden daha değerli bir hediye vermemiştir.[93]
  • Hilâli görünceye kadar oruç tutmayın, yine [müteakip] hilâli görünceye kadar da yemeyin. Bulut araya girerse ayı takdir edin.
  • Horoz sesini işittiğinizde, hemen Tanrı'nın iyiliğinden isteyin. Çünkü öttüğüne göre melek görmüştür. Eşek anırdığı zaman da, şeytanın kötülüğünden Tanrı'ya sığının! Çünkü eşek, şeytanı görmüştür de; onun için anırmıştır.[94]
  • Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder.
  • Hayır, büyüklerinizle beraberdir.
  • Hepiniz çoban ve muhafızsınız, maiyetinizde bulunanların hukukundan mesulsünüz. İş başındakilerde muhafızdır, memurlarından mesuldür. Erkek, ailesi efradının çobanıdır ve onlardan mesuldür. Kadın da kocasının evinde bir muhafızdır, o da ondan mesuldür. Hülasa hepiniz muhafızsınız ve maiyetinizdekilerden mesulsünüz.
  • Her duyduğu şeyi söylemesi kişiye günah olarak yeter.
  • Her kim ilim tahsili için bir yola sülûk ederse bu yüzden Allah-u Teâla, ona Cennet'e gidecek yolu kolaylaştırır.
  • Herhangi bir cemaat Allah’ı zikir için toplanırlarsa muhakkak melekler onları kuşatır, onları rahmet kaplar ve onlar üzerine sükunet ve vakar iner. Cenabı Hakk da onları katında bulunan meleklere medhü sena eder.
  • Herhangi bir kimse,bir şahsı içlerinde bu şahıstan daha ehil kimse bulunduğunu bildiği halde , on kişi üzerinde âmir tayin ederse, Allah ve Resûlullah'a ve Müslümanlara hıyanet etmiş olur.
  • Hiç kimse öfkeli olduğu iki kişi arasında hükmetmesin.
  • Hükümdar, Allâh'ın adl ve emânının yerde gölgesidir.
  • Irkçılığa çağıran bizden [Müslümanlardan] değildir. Irkçılık için savaşan bizden değildir. Irkçılık üzere ölen de bizden değildir.
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.
  • İçinizde ehl-i beytimin durumu, Nuh peygamberin gemisine benzer. O gemiye binen kurtulur, binmeyen helâk olur.
  • İçinizden her kim mescide tükürüp (balgam çıkaracak olursa) tükürüğünü bir müminin tenine veya libâsına dokunup eza vermemek için yok etsin.[95]
  • İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.[96]
  • İki bayram ayı eksilmezler: Bunlar Ramazan ve Zü'l-Hicce aylarıdır.
  • İki günü bir olan bizden değildir.
  • İki Müslüman birbirine kılıç çektiği zaman, öldüren de, ölen de cehennemdedir.
  • İki sesi Allah sevmez: Musibete uğradığında feryat etmeyi ve nimete kavuştuğunda saz çalmayı.
  • İlim bir hazinedir; anahtarı sormaktır. Allah size rahmet etsin, sorun; çünkü sormakla dört kimse mükâfat alır: Soran, cevap veren, dinleyen ve onları seven.
  • İlim öğrenmek erkek kadın tüm Müslümanlara farzdır.
  • İlim öğrenmek için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır.[97]
  • İmamdan evvel başını (secdeden) kaldıran her hanginiz, acaba şundan korkmaz mı ki, (Tanrı) başını eşek başına, yâhud sûretini, eşek sûretine çevirsin.[98]
  • İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.[99]
  • İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü Lâ ilâhe illallah [Allah’tan başka tanrı yoktur] sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.[100]
  • İman, yetmiş küsur şubedir ve utanma imandan bir şubedir" buyurmuştur.[101]
  • İman ikiye ayrılır; yarısı sabır ve yarısı da şükürdür.
  • İmanı en üstün olanınız, en güzel ahlaklı olanınızdır.
  • İnsan oğlu ihtiyarladıkça ondaki iki haslet gençleşir: İhtiras (aç gözlülük) ve arzu.
  • İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.[102]
İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.
  • [İnsanı] Helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.[103]
  • İnsanoğlu Allah'a karşı kurban gününde kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır.
  • İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek... İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.
  • İnsanlar "inandık" demekle, imtihandan geçirilmeden bırakılacaklarını mı sandılar?
  • İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, onlar arasında dini konusunda(yapılan saldırılara) sabırla karşı koyan, kor parçasını avuçlayan gibi olacak.
  • İnsanlar babalarından çok zamanlarına benzerler.
  • İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz.
  • İnsanlara layık oldukları değeri verin.
  • İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.[104]
  • İnsanlara verilenlerin en hayırlısı güzel ahlaktır.
  • İnsanları inandıklarından vazgeçirmek, onları bir şeye inandırmaktan daha zordur.
  • İnsanların en hayırlısı, ahlakı en güzel olanıdır.
  • İnsanların peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de 'Utanmadıktan sonra dilediğini yap!' sözüdür.[105]
  • İslâm, güzel ahlâktır.[106]
  • İslam cemaatinden bir karış da olsa ayrılan, boynundan İslam bağını çözmüş demektir.
  • İslam'ın dışında bir millet üzerine yemin eden, söylediği gibidir.
  • İslam'ın düğmeleri düğme düğme çözülecek. Her düğme çözüldükçe insanlar onu takip eden düğmeyi çözmeye teşebbüs edecekler. Bu çözülen düğmelerin ilki idari konular, sonuncusu da namazdır.
  • İşler ehil olmayana verildiğinde kıyameti bekleyin.
  • İşçiye ücretini teri kurumadan veriniz.[107]
  • İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. etmez ise ehli sen olursun.
  • İhtiyara, sırf yaşından dolayı hürmet eden hiç kimse yoktur ki, Allah da ona yaşlandığında saygı gösterecek birini ihsan etmesin.
  • İki kimse gıbta edilmeye şayandır. Birisi Kur’an öğrenmiş olup onunla gece gündüz meşgul ve muktezasıyla amil olandır. Diğeri de Allah’ın kendisine mal ihsan ettiği kimsedir ki gece gündüz o malı Allah yoluna sarf eder.
  • İki müslüman birbirleriyle karşılaşıp da el sıkışırsa, ayrılmazdan evvel günahları bağışlanır.
  • İki nimet vardır ki,insanların çoğu o nîmetlerin kadrini bilmiyorlar da aldanıyorlar. Bunlar sağlık ve boş vakittir
  • İlim öğrenmek her Müslüman için farzdır. İlim öğrenen kişiye, denizdeki balıklara kadar her şey istiğfar eder.
  • İlmin kaldırılıp bilgisizliğin geçerli sayılması şarap (ve alkollü içkilerin ) içilmesi, zinanın açıktan yapılması kıyamet alametlerindendir.
  • İlminden faydalanılan bir alim, bin Abid’den daha hayırlıdır.
  • İman yetmiş küsür şubedir. Haya da imandan bir şubedir.
  • İmanın efdali, nerede olursan ol, Allah’ın seninle olduğunu bilmendir.
  • İnsan dilinin altında gizlidir.
  • İnsan öldüğü zaman üç şey hariç ameli kesilir: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim, salih evlat.
  • İnsanların en âcizi duada âciz olan, insanların en cimrisi de selâm vermekte cimri olandır.
  • İnsanların en hayırlısı, ahlakı en güzel olanıdır.
  • İş, ehlinin gayrına verildiği zaman kıyameti bekle.
Kendisinde ruh olan hiçbir canlıyı hedef ittihaz etmeyin.
  • Kadere iman, Allah’ın birliği [tevhid ç.n.] inancı ile irtibatlıdır.
  • Kadın, ocak başında olsa dahi erkeğinin dâvetine icâbet etsin.[108]
  • Kadınlar insanın karşısına şeytan gibi çıkarlar... Size doğru bir kadının geldiğini gördüğünüz zaman bilesiniz ki size yaklaşan bir şeytandır.
  • Kalbinden tam bir sadakatle Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in de Allah'ın resûlü olduğuna şehadet eden bir kimseyi Allah, cehennem ateşine haram kılar.
  • Kardeşini bir günahından dolayı ayıplayan kişi, günahı işlemedikçe ölmez.
  • Kavimler layık oldukları şekilde yönetilirler.
  • Kendisinde ruh olan hiçbir canlıyı [atışlarınıza] hedef ittihaz etmeyin.[109][110][111]
  • Kendisini fakir gösteren kimse, fakirleşir.
  • Kıyamet günü cehennem, yetmiş bin yuları olduğu halde getirilir. Her yularında, onu çeken yetmiş bin melek vardır.[112][113]
  • Kıyamet günü kâfir, dilini siccine doğru çekerken, insanlar onu ayaklarının altında çiğnerler.[114]
  • Kıyamet gününde Allah, kullarından birini çağırır, huzurunda durdurarak malının hesabını sorduğu gibi, makamının da hesabını sorar.
  • Kıyamet gününde bilginlerin mürekkebi şehitlerin kanıyla tartılır.
  • Kıyamete yakın Müslümanlar içinde en az bulunacak şey; helal para ile kendisine güvenilecek arkadaştır.
  • Kim Allah’ı gazaplandırmakla bir güç sahibini hoşnut ederse, Allah’ın dininden çıkmış olur.
  • Kim Allah yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.
  • Kim Allah ile kendisinin arasını düzeltir, güzel yaparsa; Allah da onun, insanlarla arasını düzeltir, güzel yapar. Kim iç dünyasını [kalbini, niyetini] düzeltirse, Allah da onun dışını [davranışlarını] düzeltir.
  • Kim Allah yolunda bir askerin teçhizatını temin ederse bizzat gaza yapmış olur. Kim, gazaya çıkan bir askerin geride kalan ailesine hayırlı himayede bulunursa gaza yapmış olur.[115][116][117][118][119]
  • Kim benim sünnetimi diriltirse [ihya ederse ve yaşamında tatbik ederse] beni sevmiş olur. Beni seven de benimle beraber cennettedir.
  • Kim bir hayırlı işi yapmaya yönelirse, onu yapan kadar mükâfat alır.
  • Kim bir namaz unutacak olursa hatırlayınca derhal kılsın. Unutulan namazın bundan başka kefareti yoktur.[120][121][122][123][124]
  • Kim -din- kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur.[125]
  • Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o onlardandır.
  • Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.
  • Kim bir kavme misafir olursa, onlar müsaade etmedikçe [nafile ç.n.] oruç tutmasın.
  • Kim bir mü'mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir.
  • Kim gaza yapmadan ve içinde gaza yapma isteğini konuşturmadan ölürse, münafıklıktan bir çeşit üzere olur.
  • Kim orucu fecirden önce niyetlemezse [kesin kılmazsa] onun orucu yoktur.
  • Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir.
  • Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.
  • Kim kendiliğinden kusacak olursa, üzerine kaza gerekmez. Kim de isteyerek kusarsa orucunu kaza etsin.
  • Kim kölesi ile yüz okiyye üzerinden mükâtebe yapsa da, kölesi, bunun on okiyyesi hariç hepsini ödese, yine de köledir.[126][127][128]
  • Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.[129][130]
  • Kim mahlûkun rızasını, Halıkın gazabıyla kazanmaya çalışırsa, Allahu Teala o mahluku ona musallat eder.
  • Kim malı olan bir köle azat ederse, kölenin malı kendisinin olur, yeter ki efendisi bu hususta bir şart koşmamış olsun.[131][132]
  • Kim üzerinde ramazan ayının orucu olduğu halde ölecek olursa, (ölünün velisi) her bir gün yerine, bir fakire yiyecek versin.
  • Kim yalanı ve onunla ameli terk etmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur.
  • Kişi arkadaşının dini üzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaşlık yaptığına dikkat etsin. Kişi sevdiği ile beraber(haşrolunacaktır)dir.
  • Kişi din kardeşine kâfirlik isnat ederse, bu isnat ikisinden birine döner.
  • Kişi malı, hanımı ve çocuğuyla imtihan edilir.
  • Kişinin dünya ve ahiretine faydası olmayan şeyleri terk etmesi, İslâm'ının güzelliğinden ileri gelir.[133]
  • Kişi, önüne semer kaşı kadar bir şey bırakmadan namaz kılarsa; [önünden geçtiği takdirde] siyah köpek, kadın, eşek namazını bozar.[134][135][136][137]
  • Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.[138][139]
  • Koca karısına dayak atarken yüzüne vurmaz, ancak yaralamayacak şekilde döver.[140]
  • Kocasının izni olmadan sokağa çıkan kadını melekler kötüler, lanetler ve bu durum kadının eve dönmesine kadar devam eder.[141]
  • Kostantiniyye [İstanbul] bir gün elbet fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan ve onun askeri ne güzel askerdir.[142]
  • Koşarak yürümek mü’min’in değerini yok eder.
  • Köleyi ölme anında azat edenin misali, doyduğu zaman hediyede bulunan adam gibidir.[143][144]
  • Kötü ahlaklılık, uğursuzluktur.
  • Kur'an-ı Kerîm'i Müslüman nesillere öğretmek, Kur'an'ın korunması konusunda onlara mes'uliyetlerini hissettirmek, ona dil uzatanlara karşı müdafaa görevini yerine getirmek, her Müslümanın vazifesidir.
  • Kur'an'ın haram kıldığını, helal sayan bir kimse, Kur'an'a inanmamıştır.
  • Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.[145][146]
  • Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukur.
  • Kanaate sarılınız. (Çünkü) Kanaat tükenmeyen bir maldır.
  • Kardeşini güler yüzle karşılamaktan ibaret bile olsa, hiçbir iyiliği hor görme.
  • Kıyamet Günü Cehennem’liklerin azabca en hafif olanı o kimsedir ki, ayak oyuklarına iki kor konur da (Onun te’siriyle) o adamın beyni kaynar. Hiçbir kimsenin kendisi kadar şiddetli azabda olduğunu hatırına getirmez; halbuki o, azab görenlerin en ehvenidir.
  • Kıyamet Günü, tacirler facir olarak ba’s olunurlar. Allah’tan korkan, iyilik eden, ve tasadduk edenleri müstesna.
  • Kıyamet Günü'nde Âdem oğlu, şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılamaz: Ömrünü nerede, ne sûretle harcadığından, yaptığı işleri ne maksatla yaptığından, malını nerede kazandığın dan ve nerelere sarfettiğinden, Vücudunu, sıhhatını nerede ve ne sûretle yıprattığından.
  • Kıyamet gününde bana halkın en yakın olanları ve şefaatime hak kazananları benim üzerime en çok salavat getirenleridir.
  • Kıyamet yaklaştığında Müslüman'ın rüyası yalan çıkmayacak. Sizin en doğru rüya göreniniz, en doğru söyleyeninizdir.
  • Kim beni rüyasında görürse, beni gerçekten görmüş gibidir. Çünkü, şeytan benim şeklime girip görünemez.
  • Kim insanların kendisi için ayağa kalkıp saygı göstermelerini isterse, ateşteki yerine hazırlansın.
  • Kim ki Allah’a ve Ahiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sükut etsin.
  • Kim küçüklerimize merhamet etmez, büyüklerimizin hakkını tanımaz ise bizden değildir.
  • Kişi arkadaşının dini üzerinedir. Sizden her biriniz, kiminle arkadaşlık yaptığına baksın.
  • Kişi dostunun yolundadır.O halde sizden her biriniz dost edineceği kimseye iyi dikkat etsin.
  • Kişi yalan söylediği zaman o yalandan gelen kokudan, melek ondan bir mil uzaklaşır.
  • Kuvvetli insan, kendi kendini yenen insandır.
  • Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir!
  • Kul önemsemeden ve farkına varmadan Allah'ın hoşnut olduğu bir söz söyler, bu sebeple Allah cennette onun derecesini yükseltir. Yine kul dikkat etmeden, Allah'ın gazabını gerektiren bir söz söyler de Allah onu o kelime nedeniyle cehenneme yuvarlar.[147]
  • Mazlumun bedduasından sakınınız. o dua ile Allah arasında perde yoktur.
  • Meniyi kadının rahmine değil dışarıya akıtmak, çocuk öldürmenin bir çeşididir.[148]
  • Merhamet etmeyene merhamet edilmez.
  • [Muteber] Oruç, [hep beraber] tuttuğunuz gündekidir. [Muteber] iftar, [hep beraber] ettiğiniz gündekidir. [Muteber] kurban [hep beraber] kurban kestiğiniz gündekidir.
  • Mülk küfr ile yaşar, zulm ile yaşamaz.
  • Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.[149]
  • Mümin bir midesine koymak için yer. Kâfir ise, karnındaki yedi bağırsağını doldurmak (karnını şişirmek) için yer.[150]
  • Mümin, elinden dilinden başka Müslümanların güvende olduğu kişidir.
  • [Mümin] kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.[151]
  • [Mümin] kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.[152]
  • Müminin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; onun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe [nimete] kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa [musibete] uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.[153]
  • Müminin saygınlık ve onuru, Allah’ın kendisine verdiğine kanaat edip insanlardan bir şey beklememesidir.
  • Müminler arasında imanca en kâmil olanı, ahlakça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır.[154]
  • Müminler cehennemden kurtarılıp, cennetle cehennem arasındaki köprüde bir müddet hapsedilirler. Bu sırada, aralarında dünyada geçmiş olan haksızlıklar kısas edilir. Böylece günahlardan temizlenip paklandıktan sonra cennete girmelerine izin verilir. Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun, onlardan her biri, cennetteki evini, dünyadaki evinden daha iyi bilir.[155]
  • Müminlerden iki grup birbiriyle çarpışırlarsa, aralarını düzeltin.
  • Münafıklığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, emanete hıyanet eder.
  • Müslüman dilinden ve elinden Müslümanların güvende olduğu kişidir. Mümin de insanların malları ve canları hususunda kendisine güvendiği kişidir.[156]
  • Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.[157]
  • Müslüman kardeşine sahtekârlık yapan, ona zarar veren ve ona hile yapan bizden değildir.
  • Müslüman, kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın.[158]
  • Müslüman (erkeklerden) kim, Allah yolunda, ilâ-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vâcip olur.[159]
  • Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanı[n kusurunu] örterse, Allah da Kıyamet günü onu[n kusurunu] örter.[160]
  • Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Yüzleri kalkan gibi, üst üste binmiş (kalın) derili olan bu toplumlar... kıl giyerler.[161]
  • Müslüman üzerine, atı ve kölesi için zekât mükellefiyeti yoktur.[162][163][164][165][166]
  • Mazlumun bedduâsından sakın.Çünkü,onun duâsıyla Allah arasında (kabûlünde mani) bir perde yoktur.
  • Mazlumun bedduasından sakınınız. O dua ile Allah arasında perde yoktur.
  • Meddâhların (dalkavukların) yüzlerine toprak saçınız.(Hadisi Şerif
  • Mektuba cevap vermek,selama mukâbele etmek gibi haktır.
  • Melekler, nurdan yaratılmıştır. Cinler, dumansız ateşten yaratılmıştır. Âdem ise, size anlatılan şeyden yaratılmıştır.
  • Mü’minin ferasetinden kaçınınız, muhakkak o, Allah’ın nuruyla bakar.
  • Mükafatın büyüklüğü, belanın büyüklüğü nispetindedir. Allah Teala bir kavmi severse, onları belaya uğratır.Bir kimse mukadderata razı olursa, Allah ondan razı olur. Bir kimse belaya razı olmazsa, Allah’ın gazabına uğrar.
  • Münafıkın alemetleri üçtür: Söz söylerken yalan söyler, vaad ettiği vakit sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiği zaman ona hıyanet eder. Diğer bir rivayette de Oruç tutsa, namaz kılsa ve kendisini Müslim sansa dahi ziyadesi vardır.
  • Münafıklığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, Va’d ettiği zaman sözünde durmaz, emanete hıyanet eder.
  • Müslüman Müslüman’ın (din) kardeşidir. Müslüman kardeşine zulmetmez ve onu düşman eline vermez. Her kim Müslüman kardeşinin yardımında bulunur ve onun ihtiyacını temin ederse Allah da ona yardım eder. Her kim, bir Müslüman’ın sıkıntılarında birini giderirse Cenabı Hak buna mukabil kıyamet sıkıntılarından birini def eder. Her kim bir Müslüman’ın ayıbını örterse, Allahu Teala ahirette onun ayıbını örter.
  • Ne yaparsan, onun karşılığını göreceksin.
  • Neden bakire bir kız almadın? Bakire alsaydın, sen onu o da seni bilirdin ve birbirinizle sevişirdiniz.[167]
  • Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ben kendisine babasından ve çocuğundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla iman etmiş olmaz.
  • Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.[168]
  • Namaz, insan ile şirk ve küfür arasında bir perdedir. Namazı terk etmek, bu perdeyi kaldırmaktır.
  • Nerede olursan Allah’tan kork, fenalık yaparsan, arkasından iyilik yap, fena işi silip götürsün, insanlara karşı güzel ahlakla muamele et.
  • Nikahın hayırlısı, en kolay ve külfetsiz olanıdır.
  • Okumak, kadın ve erkek her Müslümana farzdır.
  • ...Onu (yani cinlerden 'ifrit'i-şeytanı) yakalayıp yatırdım yere. Ve dilinin soğukluğunu, elimin üzerinde duyuncaya dek boğazını sıktım.[169]
  • Oruç perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!" desin [ve ona bulaşmasın].
  • Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rab'bine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.
  • Oruçlunun yanında oruçsuzlar yemek yiyecek olursa, melekler oruçluya rahmet okurlar.
Ölülerinizi hayırla yâd ediniz.
  • Övmek ve övülmekten uzak durun. Çünkü o, kişiyi manen boğazlamaktır.
  • Ölmeden önce ölünüz.
    • Ölümden önce Allah'a ulaşınız.
  • Ölülerinizi hayırla yâd ediniz (anınız).
Putlara tapmanın dışında, halkla cedelleşmekten men edildiğim kadar hiçbir şeyden men edilmedim.
  • Pehlivan, herkesi yenen kimse değildir. Pehlivan, ancak öfke zamanında kendini tutan kimsedir.[170]
  • Pek çok günahları olan bir kimse dahi olsa, zulme uğrayanın bedduası kabul görür. Fasıklığı kendine.
  • Peygambere itaat eden Allah'a itaat etmiş olur.
  • Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yan yanayız.[171]
    • İşaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek böyle söylemiştir.
  • Pişmanlık duymak, bir çeşit tövbedir.
  • Putlara tapmanın dışında, halkla cedelleşmekten men edildiğim kadar hiçbir şeyden men edilmedim.
  • Rabb olarak Allah'a, din olarak İslam'a, peygamber olarak Muhammed'e arazi olan kişi imanın tadını tatmış demektir.
  • Rabbini gazaplandıracak bir meselede sultanı hoşnut eden, Allah'ın dininden çıkmış olur.
  • Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. [Böylelikle] Rabbinizin cennetine girersiniz.[172]
  • Rüşvet veren de alan da cehennemdedir.
  • Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.
  • Rüya üç kısımdır: Allah'tan müjde olan doğru rüya, şeytanın sizi üzmek için gösterdiği rüya, kişinin kendi kendine konuştuğu şeylerden ileri gelen önemsiz rüya.
  • Size ilişmedikçe siz de Türklere ilişmeyiniz; çünkü severlerse sizi yerler, sevmezlerse gebertirler.[173][174][175]
  • Sizden biriniz cinsi münasebette bulunduğu zaman eşinin cinsel organına bakmasın. Zira cinsel organına bakma körlüğe sebep olabilir.[176]
  • Sizden biriniz yemek yediği zaman, yemek yediği parmaklarını yalamadıkça, yâhud (birisine) yalatıp temizlemedikçe bir bezle silmesin.[177]
  • Sizin biriniz uykusundan uyanıp da abdest aldığında burnundaki nesneyi nefesiyle üç defa dışarı çıkarsın. Çünkü şeytan uyuyanın genzinde geceler.[178]
  • Sizin kadınlarınızın hayırlısı çocuk doğuran sevimli kadınlardır.[59]
  • Sizinle (siz Müslümanlarla), küçük (çekik) gözlü toplum, Türkler savaşacaktır. Siz onları, üç kez önünüze katıp götüreceksiniz, süreceksiniz. Sonunda Arap Yarımadası’nda karşılaşacaksınız. Birincide olanlardan kaçan kurtulur. İkincide kimi kurtulur, kimi yok edilir. Üçüncüdeyse onların tümü kırılacaktır.[179]
  • Sokakta giderken kadın denilen şeytanı gördüğünüz an derhal eve dönüp karılarınızla sevişin ve kabaran şehvetinizi giderin.[180]
  • Selam, konuşmaktan önce gelir.
  • Siz kendiniz namuslu olun ki, kadınlarınız da namuslu olsunlar.
  • Siz ne haldeyseniz, başınıza o halde insanlar getirilir.
  • Sizden bir kimse çirkin bir iş görürse onu eli ile değiştirsin; eğer buna gücü yetmezse dili ile tağyir etsin; buna da gücü yetmezse kalben nefret etsin. Bu imanın en zayıf derecesidir.
  • Sizden biriniz kendisi için sevdiği bir şeyi başkası için de sevmedikçe, imanı kamil olmaz.
  • Sizden herhangi biriniz vurduğu zaman yüze vurmaktan sakınsın.
  • Sizden hiçbiriniz kendi nefsi için istediğini mü’min kardeşi için de istemedikçe kamil mü’min olamaz.
  • ‘Size amellerinizin en hayırlısı, Allah nezdinde (sevap bakımından) en çok ve en temiz olan, derecelerinizi yükselten ve sizin için altın ve gümüşü infak etmekten ve harp meydanlarında düşmanlarınızla karşılaşıp (İ’lâi Kelimetu’llah uğrunda) onların boyunlarını vurmanızdan daha hayırlı amelleri haber vereyim mi?’ diye sordu. Ashab: ‘Evet ya Resulâ’llah,’ dediler. Muhammed: ‘Allah’ı zikretmektir.’
  • Sizin hayırlınız, hayrı umulan ve şerrinden emin olunan kimsedir. Şeririniz ise, hayrı umulmayan ve şerrinden emin olunmayandır.
  • Sizin hayırlınız, kadınlarına ve kızlarına hayırlı olandır.
  • Şehidin ölüm (darbesinden) duyduğu ıstırap sizden birinin çimdikten duyduğu ıstırap kadardır.[181]
  • Şeref, edep iledir. Soy ile değildir. Namusunuzu titizlikle koruyun.
  • Şiirde hikmet vardır.[182][183][184]
  • Şu altı şeyi devamlı yapacağınıza dair bana söz verin; ben de cennete gireceğinize kefil olayım: Konuştuğunda hep doğru söyleyin. Söz verdiğinizde hep sözünüzde durun. Size güvenildiğinde bu güveni sakın istismar etmeyin.
  • Şu da kıyâmet alâmetlerinden: Kıldan (keçe) ayakkabı giyen bir toplumla vuruşup öldüreşeceksiniz. Geniş yüzlü, yüzleri kalkan gibi, üst üste binmiş derili toplumla vuruşmanız-öldürüşmeniz kıyâmet alâmetlerindendir. Siz (Müslümanlar), küçük gözlü, kızıl yüzlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan Türklerle öldürüşmedikçe kıyâmet kopmaz.[185]
  • Şu dört şey kime verilirse, dört nimetten mahrum kalmaz: Kendisine mağfiret [af] dilemek [özelliği] verilen, bağışlanmaktan mahrum kalmaz. Şükretmek verilen, nimetin çoğalmasından mahrum olmaz. Tövbe etmek verilen, tövbesinin kabul olunmasından mahrum olmaz. Dua etmek verilen de icabet edilmekten mahrum olmaz.
  • Şurası muhakkak ki, oruçlunun iftarını açtığı zaman reddedilmeyen makbul bir duası vardır.
  • Şüphesiz ki benden sonra ümmetimden Kur'an-ı Kerim'i okuyan bir kısım insanlar olacak. Fakat onların okuduğu boğazlarını geçmeyecek. Onlar tıpkı okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar, sonra da tekrar ona dönmeyecekler. O kimseler, insanların ve hayvanların en kötüleridir.
  • Temizlik imanın yarısıdır.[186]
  • Temenni Allah'tan, acele şeytandandır.
  • Utanmak güzeldir ama kadınlarda olursa daha da güzel olur.
  • Ümmetim 73 fırkaya ayrılır, [bidat ehli olan] 72’si cehenneme gider. Yalnız bir fırka kurtulur. Cehennemden kurtulan fırka, benim ve ashabımın gittiği yolda gidenlerdir.[187][188]
  • Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.[189]
  • Ümmetim dinar ve dirhemi (parayı, maddi varlıkları) yücelttiği zaman onlardan İslam'ın heybeti kaldırılır. İyilikle emretmeyi terk ettikleri zaman da vahyin bereketinden mahrum kılınırlar.
  • Ümmetimden bir takım kimseler, ismini değiştirerek şarabı [alkollü içecekleri] içecekler. Bu esnada başkaları ucunda (yanlarında) çalgılar çalınacak ve şarkıcı kadınlar olacak. İşte önün için Allah onları yere batıracak ve aralarından bazılarının şekli maymuna ve domuza çevrilecek.
  • Üç şeyden dolayı ümmetim için korkuyorum: İhtiraslı olmak, heva hevese uymak ve sapık önder.
  • Ümmetimin cemaati, az olsalar da hak ehli olanlardır.
  • Üç şey vardır orucu bozmaz: Hacamat olmak [kan aldırmak], kusmak, ihtilam olmak.
  • Üç dua geri çevrilmez. Oruçlunun duası, misafirin duası ve mazlumun duası.
  • Üç kimsenin duası makbul dualardır. Bunların kabul edileceğine şüphe yoktur. Zulme uğrayanlar, misafirler, babanın evladına duası (Ana-babanın çocuklarına duasıdır.)
  • Üç şey ölünün ardından (kabre kadar) gider: Âilesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi döner, birisi kalır. Dönenler ailesi ve malı, kalan de amelidir.
  • Veren el alan elden hayırlıdır. Çünkü veren el, infak edici, alan el ise isteyici eldir.[190]
  • Vatan sevgisi imandandır.
  • Vallahi eğer benim bildiklerimi bilmiş olsaydınız az güler çok ağlardınız. Döşek üzerinde kadınlarla telezzüz edemez, Allah’a feryat ederek yollara, sahralara dökülürdünüz.
Ya öğrenen, ya öğreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunların dışında bir beşincisi olma; helâk olursun. Beşincisi işe, ilme ve ilim ehline buğzetmendir.
  • Ya öğrenen, ya öğreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunların dışında bir beşincisi olma; helâk olursun. Beşincisi işe, ilme ve ilim ehline buğzetmendir.
  • Yabancı bir erkekle konuşurken hoş bir eda ile konuşmayın. Yoksa kalbinde (cinsel) hastalığı bulunan kimse cinsellik ümidine kapılır...[191]
  • Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır.[192]
  • Yıldızlar [denizlerde yolunu kaybedenlerin] boğulmaktan emanda kalmalarına [kurtulmalarına] vesiledir; benim Ehli Beyt’im ise ümmetimin ihtilaftan emanda kalmalarına vesiledir. Bu yüzden Arap’tan bir kabile onlarla muhalefet ederse ihtilafa düşer ve şeytanın hizbinde yer alır.
  • Yiyip şükreden kimse, oruç tutup susan kimseden daha üstündür.
  • Yeryüzündeki alimler, gökteki yıldızlar gibidir.
  • Yedi sınıf insan vardır ki, Allâhu Teâla onları hiçbir gölge bulunmayan günde, Arş’ının gölgesinde gölgelendirir: Adaletli devlet reisi, Allah’a ibadetle büyüyen genç, kalbi mescidlere bağlı kimse, Allah için sevişen ve bu uğurda birleşip bu sevgi ile ayrılan iki kişi, mevki sahibi olan güzel bir kadın tarafından arzı nefs için çağrıldığı halde Ben Allah’tan korkarım. Cevabı ile mukabele eden kimse. Sağ elinin verdiği sadakayı sol eli duymayacak surette gizli sadaka veren kimse, tenha yerde Allah’ı zikrederek gözleri yaşla dolup taşan kimsedir.
  • Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.[193]
  • Zekât olarak hububâttan hububât al, davardan koyun al, deveden erkek veya dişi bir deve (bâir) al, sığırdan da bir sığır al.[194][195]
  • Zekatı hakkaniyetle toplayan tahsildar, evine dönünceye kadar, Allah Teâlâ yolunda cihâd yapan asker gibidir.[196][197]
  • Zekâtta haddi aşan, vermeyen gibidir.[198][199][200]
  • Zengin, çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir.
  • Zenginlerin davet edilip de fakirlerin çağrılmadığı düğün yemeği, ne kötü bir yemektir![201]
  • Zenginlik mal çokluğuyla değildir. Bilakis zenginlik göz tokluğuyladır.[202]
  • Zenginlik, servetin çokluğuyla değildir. Gerçek zenginlik ruhun zenginliğidir.

Dış bağlantılar

[değiştir]

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları:

Commons'da Muhammed ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

Vikikaynak'ta Muhammed ile ilgili belge kayıtları bulunmaktadır.


Kaynakça

[değiştir]
  1. Tirmizî, Tefsir Ra'd, (3116).
  2. Gazali, İhyau Ulumuddin
  3. Hâkim, 4/357
  4. Camiüssağir, 1354
  5. 5,0 5,1 Tirmizi, Kıyamet, 25
  6. Muhibbüddin et-Taberi, Zeha'irül-ukbâ
  7. Deylemî, Müsnedü'l-Firdevs
  8. Nesâî, Cihâd 30, (6, 33).
  9. Hâkim, el-Müstedrek, IV, 315; Ebû Nuaym, Hilyetü'l-Evliya, VI, 90
  10. Müslim, İman, 95
  11. Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.
  12. Buhari, VII/59
  13. Buhari, Ahkâm, 4
  14. Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.
  15. Tirmizî, Birr, 3.
  16. İbn Mace 2/1263 (3843)
  17. Ahmed bin Hanbel, Müsned, c. 4., s. 286
  18. Hâkim, IV, 170/7258
  19. Tirmizi, Birr, 3
  20. İbni Sa'd, Tabakat: 3/139
  21. Buhari, Rikak, 10; Müslim, Zekat, 116-119
  22. Müslim, Cennet, 55
  23. Buhari, 7/3468; Müslim, 2406/34
  24. Buhari, İstitabe, 22, Edeb, 35; Müslim, Birr, 48, Selam, 10
  25. Ebu Davud, 4/355; Albânî, Sahihu'l-Cami', 5071
  26. İbn Hibban, 2/285, 2/286; İbn Ebi Şeybe, Musannef, 7/91, no: 34430
  27. Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed bin Hanbel, 2/285, 539
  28. Buhari, İman, 32
  29. Buhari, Tefsiru sure (11); Müslim, Birr, 61
  30. Buhârî, Rikâk, 38
  31. Sâhîh-i Buhârî, cilt 4, kitap 52, hadis numarası: 220; Ebu Hureyre'den rivayet edilen bu hadis için ayrıca bkz. sunnah.com, binlerce sahih hadis içeren İslamî bir kaynak.
  32. Usâme İbn-i Zeyd'in rivayetine dayalı Buhâri'deki bu hadis için bkz. Sâhîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, c. 11, s. 267, hadis numarası: 1795; ayrıca bkz. İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, Kaynak Yayınları, 20. Baskı Şubat 2014, s. 93
  33. Buharî'nin Ebû Hüreyre'nin rivayetine dayalı olarak aktardığı bu hadis için bkz. Sâhîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, c. 9, s. 68, hadis numarası: 1364; ayrıca bkz. İlhan Arsel, Şeriat'tan Kıssa'lar-1, Kaynak Yayınları, 2. Baskı Ağustos 1996, s. 279. Aynı hadisi Müslim, e's-Sahih, Kitabuz-Zuhd/61-62, hadis numarası: 2997'den aktaran Turan Dursun, Tabu Can Çekişiyor Din Bu 1, Kaynak Yayınları, 13. Baskı Mart 1994, s. 167
  34. Müsned-i Bezzâr'da yer alan bu hadis için bkz. Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, c. 2, s. 247.
  35. Buhâri, Cezâu's-Sayd 26, Cihâd 140, 181, Nikâh 111; Müslim, Hacc 424, (1341).
  36. Buhârî, Kitabu'l Cami, s. 428, Kitabu'n-Nikâh, Bab 31'den aktaran İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, Kaynak Yayınları, 20. Baskı Şubat 2014, s. 356
  37. Tirmizi, Cennet 23 (2565).
  38. Ebû Hüreyre'den rivayet edilen bu hadis için bkz. Riyâzü's-Salihîn, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, c. 1, s. 322-323, hadis numarası: 279.
  39. Ebû Davud, Edeb 93, (5004).
  40. Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.
  41. Buhârî, Edeb, 57, 58.
  42. Müslim, Îmân, 164.
  43. Ebû Hüreyre'nin, Ebû Musa'dan rivayet ettiği bu hadis için bkz. Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, c. 1, s. 163, hadis numarası: 148.
  44. Müslim, İmâret 132 (1892); Nesâî, Cihâd 46 (6, 49)
  45. Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.
  46. İmam Gazâlî, Kimyâ-i Saâdet, Bedir Yayınevi, 2013, c. 1, s. 228.
  47. Müslim'in rivayeti olan bu hadis için bkz. Gazali, İhyau Ulumi'd-Din, Karaoğlu Yayıncılık, 1991, c. 4, s. 962'den aktaran İlhan Arsel, İslâma Göre Diğer Dinler, Kaynak Yayınları, 2. Baskı Mayıs 2005, s. 215
  48. Müslim, Cennet 33 (2845).
  49. Ebû Saîd Hudrî'nin rivayetine dayalı bu hadis için bkz. Riyâzü's-Sâlihîn, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, c. 1, s. 482, hadis numarası: 447; Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi, c. 4, s. 449, hadis numarası: 652.
  50. Tirmizi, Cennet 23 (2566).
  51. Buhârî, Cihâd 5, 21
  52. Müslim, İmâret 108, 109 (1877)
  53. Tirmizi, Fedâilu'l-Cihâd 13 (1643).
  54. Ebû Davud, Edeb 8 (4801).
  55. Tirmizi, Cennet 1 (2527).
  56. Tirmizi, Cennet 15 (2553).
  57. Tirmizi, Cennet 24 (2567).
  58. Ahmed bin Hanbel, III/404, hadis numarası: 15276; İbn Ebî Şeybe, I/304, hadis numarası: 3481; Ebû Davud, salât, 26, hadis numarası: 494; Tirmizi, salât, 182. (Ayrıca bakınız)
  59. 59,0 59,1 İmam Gazali, İhyau Ulumi'd-Din, Karaoğlu Yayıncılık, 1991, c. 2, s. 1157
  60. Ebû Davud, Salât 26 (497).
  61. İmam Gazâlî, Kimyâ-i Saâdet, Bedir Yayınevi, 2013, c. 1, s. 215.
  62. Müsned, IV, 267 271, 276; Edebü'l-Müfred, 249 Sünen (Tirmizi), V, 211, 375; Müstedrek I, 349
  63. Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.
  64. Muâz b. Cebel'den rivayet edilen bu hadis için bkz. Riyâzü's-Salihîn, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, c. 1, s. 326, hadis numarası: 285.
  65. Tirmizi, Cennet 11 (2546).
  66. İmam Gazali, Kimyâ-i Saâdet, Bedir Yayınevi, 2013, c. 1, s. 226.
  67. İmam Gazali, Kimyâ-i Saâdet, Bedir Yayınevi, 2013, s. 424.
  68. Ebû Hüreyre'den rivayet edilen bu hadis için bkz. Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, c. 9, s. 58, hadis numarası: 1357.
  69. İmam Gazali, İhyau Ulumi'd-Din, Karaoğlu Yayıncılık, 1991, c. 2, s. 1156
  70. Buhari, 9/1321
  71. İlhan Arsel, İslâma Göre Diğer Dinler, Kaynak Yayınları, 2. Baskı Mayıs 2005, s. 10
  72. İmam Gazali, İhyau Ulumi'd-Din, 1975, c. 4, s. 357'den aktaran İlhan Arsel, Şeriat, İnsan ve Akıl, Kaynak Yayınları, 1. Baskı Haziran 2005, s. 173.
  73. Ebû Hüreyre'nin rivayetine dayalı bu hadis için bkz. Riyâzü's-Sâlihîn, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, c. 1, s. 515, hadis numarası: 489.
  74. Muvatta, Itk 15 (2, 779); Buhari, Itk 2; Müslim, İman 136 (84)
  75. Cabir'den aktarılan bu hadis için bkz. Turan Dursun, Kutsal Kitapların Kaynakları-3, Kaynak Yayınları, 5. Baskı Mayıs 2000, s. 54.
  76. Müslim, Birr 106 (2608)
  77. Ebu Davud, Edeb 3 (4779).
  78. Buhari, Tefsir, Rahman 1, 2,
  79. Bedu'l-Halk 8, Tevhid 24
  80. Müslim, İman 180 (296)
  81. Tirmizi, Cennet 3 (2530).
  82. Buhari, hadis numarası: 1322
  83. Buhari, Edeb 34, VII, 79
  84. Müslim, İman 122-124 (68, 69, 70); Ebu Davud, Hudud 1 (4360); Nesai, Tahrimu'd-Dem 12 (7, 102).
  85. Tirmizî, İlm, 14.
  86. Ebû Davud, Edeb 52, 4903.
  87. Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.
  88. Buhari, Ezan 1/161
  89. Müslim, Eşribe,73 (l, 1587)
  90. Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.
  91. Tirmizî, Birr, 33.
  92. Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.
  93. Muhammed Lütfi es-Sabah, Beyrut 1986 s. 362.
  94. Turan Dursun, Kutsal Kitapların Kaynakları-3, Kaynak Yayınları, 5. Baskı Mayıs 2000, s. 54.
  95. Müsned-i Ahmed'de yer alan ve Sa'd İbn-i Vakkâs'ın rivayetine dayalı bu hadis için bkz. Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, c. 2, s. 355-356; ayrıca bkz. İlhan Arsel, Muhammed'e Göre "Muhammed", Kaynak Yayınları, 1. Baskı Kasım 2000, s. 108
  96. Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.
  97. Tirmizi, İlim 2, 2649
  98. Ebû Hüreyre'nin rivayetine dayalı bu hadis için bkz. Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi, c. 2, s. 665, hadis numarası: 400.
  99. Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.
  100. Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.
  101. Müslim, İman, 57 (l, 63)
  102. Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.
  103. Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.
  104. Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.
  105. Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.
  106. Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.
  107. İbn Mâce, Ruhûn, 4.
  108. Ebû Alî Talk b. Alî'den rivayet edilen bu hadis için bkz. Riyâzü's-Salihîn, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, c. 1, s. 325, hadis numarası: 282.
  109. Müslim, Sayd 58 (1957)
  110. Tirmizi, Sayd 1 (1475)
  111. Nesâî, Dahâya 41 (7, 238, 239).
  112. Müslim, Cennet 29 (2842)
  113. Tirmizi, Cehennem 1 (2576).
  114. İmam Gazali, İhyau Ulumi'd-Din, Karaoğlu Yayıncılık, 1991, c. 4, s. 962'den aktaran İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, Kaynak Yayınları, 20. Baskı Şubat 2014, s. 214
  115. Buharî, Cihâd 38
  116. Müslim, Emâret 135, 136 (1899)
  117. Ebû Davud, Cihâd 21 (2509)
  118. Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 6 (1628)
  119. Nesâî, Cihâd 44 (6, 46).
  120. Buhârî, Mevakîtu's-Salât 37
  121. Müslim, Mesâcid 314 (684)
  122. Tirmizî, Salât 131 (178)
  123. Ebu Dâvud, Salât 11 (442)
  124. Nesâî, Mevâkît 52, 53 (2, 293, 294).
  125. Tirmizî, Birr 20, IV, 327
  126. Ebû Davud, Itk 1 (3927)
  127. Tirmizi, Büyu' 35 (1260)
  128. İbnu Mace, Itk 3 (2519).
  129. Müslim, Îmân, 78
  130. Ebû Dâvûd, Salât, 248.
  131. Ebû Davud, Itk 11 (3962)
  132. İbnu Mace, Itk 8 (2629).
  133. Tirmizi, Zühd 11, 2318, 2319
  134. Müslim, Salat 265 (510)
  135. Ebû Davud, Salat 110 (702)
  136. Tirmizi, Salat 253 (338)
  137. Nesai, Kıble 7.
  138. Buhârî, İlm, 12
  139. Müslim, Cihâd, 6.
  140. Gazali'nin, Ebu Davud ve Neseî'den naklettiği bu hadis için bkz. İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, Kaynak Yayınları, 20. Baskı Şubat 2014, s. 156, 290 numaralı dipnot.
  141. İbn Abbas'ın rivayetine dayalı bu ve benzeri hadisler için bkz. İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, Kaynak Yayınları, 20. Baskı Şubat 2014, s. 345
  142. Ahmed bin Hanbel, Müsned; c. 4, s. 335
  143. Ebû Davud, Itk 15 (3968)
  144. Tirmizi, Vesaya 7 (2124).
  145. Tirmizî, Birr, 15
  146. Ebû Dâvûd, Edeb, 66.
  147. Buhârî (23/4, 7, 184), Müslim (zühd 49-50, s. 2290), Tirmizî (2314)
  148. İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, Kaynak Yayınları, 20. Baskı Şubat 2014, s. 224
  149. Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.
  150. Sâhîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, c. 11, s. 383, hadis numarası: 1851; ayrıca bkz. İlhan Arsel, İslâma Göre Diğer Dinler, Kaynak Yayınları, 2. Baskı Mayıs 2005, s. 201
  151. Tirmizî, Birr, 36.
  152. Tirmizî, Birr, 58.
  153. Müslim, Zühd, 64; Dârim, Rikâk, 61.
  154. Tirmizî, Rad 11 (1162); Ebû Davud, Sünnet 16 (4682).
  155. Buhari, Mezalim 1, Rikâk 48.
  156. Tirmizi, İman, bab: 12
  157. Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.
  158. Müslim, Büyu’ 9, l, 1154
  159. Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 21 (1657); Ebû Davud, Cihâd 42 (2541); Nesâî, Cihâd 25 (6, 26); İbnu Mace, Cihâd 15 (2792).
  160. Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.
  161. Müslim, es-Sahih, Kitabu'l-Fiten/62-65, hadis numarası: 2912; Ebû Davud, Sünen, Kitabu'l-Melâhim/9; Babun fî Kıtâli't-Türk, hadis numarası: 4303.
  162. Buhâri, Zekât 45, 46; Müslim, Zekât 10 (982)
  163. Muvatta, Zekât 37 (1, 277)
  164. Tirmizi, Zekât 8 (628)
  165. Ebû Davud, Zekât 10 (1594, 1595)
  166. Nesâi Zekât 16 (5, 35).
  167. Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, c. 9, s. 400, hadis numarası: 976; İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, Kaynak Yayınları, 20. Baskı Şubat 2014, s. 226; Gazâli, Kimyâ-i Saâdet, Bedir Yayınevi, 2013, s. 220.
  168. Tirmizî, Birr, 55.
  169. Sağlam hadis kitaplarından Neseî'de de bulunan ve Muhammed'in karılarından Aişe'nin aktardığı bu hadis için bkz. Turan Dursun, Kutsal Kitapların Kaynakları-3, Kaynak Yayınları, 5. Baskı Mayıs 2000, s. 49.
  170. Müslim, Birr, 107 (lll, 2014)
  171. Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.
  172. Tirmizî, Cuma, 80.
  173. Buhârî, Manakib; el-Suyutî, el-Lâ âli el-Meşnua, c. 1, s. 440
  174. Ebû Davud
  175. İbn Hacer
  176. "Feyzül-Kadir" (1/326) kaynağından alınma bu hadis için bkz. İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, s. 303
  177. İbn-i Abbâs'ın rivayetine dayalı bu hadis için bkz. Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi, c. 11, s. 394, hadis numarası: 1864.
  178. Ebû Hüreyre'den rivayet edilen bu hadis için bkz. Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, c. 9, s. 59, hadis numarası: 1359.
  179. Ebû Davud, Sünen, hadis numarası: 4305’den aktaran Turan Dursun, Tabu Can Çekişiyor Din Bu 3, Kaynak Yayınları, 7. Baskı Aralık 1993, s. 103
  180. İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, Kaynak Yayınları, 20. Baskı Şubat 2014, s. 100
  181. Tirmizî, Fedâilu'1-Cihâd 26 (1668).
  182. Buhârî, Edeb 90; Ebû Davud, Edeb 95 (5010)
  183. Tirmizî, Edeb 69 (2847)
  184. İbnu Mâce, Edeb 41 (3755).
  185. Buhâri, e’s-Sahih, Kitabu’l Cihâd/95; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Fiten/66, hadis numarası: 2912; İbn Mace, hadis numarası: 4097-4098’den aktaran Turan Dursun, Tabu Can Çekişiyor Din Bu 3, Kaynak Yayınları, 7. Baskı Aralık 1993, s. 102
  186. Müslim, Tahâret 1., I, 203
  187. Tirmizi
  188. M. Rabbani
  189. İbn Mâce, Dua, 11.
  190. Müslim, Zekat, 94, l,717
  191. İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, Kaynak Yayınları, 20. Baskı Şubat 2014, s. 119
  192. Buhârî, Bed'ül vahiy 1, (I, 2)
  193. İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.
  194. Ebû Davud, Zekât 11 (1599)
  195. İbnu Mâce, Zekât 15 (1814).
  196. Ebû Davud, İmâret 7 (2936)
  197. Tirmizi, Zekât 18 (645); İbnu Mâce, Zekât 14 (1809).
  198. Ebû Davud, Zekât 4 (1585)
  199. Tirmizi, Zekât 19 (646)
  200. İbnu Mâce, Zekât 14 (1908).
  201. Müslim, Nikah, 107, ll,1054
  202. Buhari, Rikak 15