Milan Kundera

Vikisöz sitesinden
Atla: kullan, ara
Milan Kundera
Doğumu
1 Nisan 1929
Çekoslovakya, Brno
Ölümü


  • Yaşadığı yeri terketme arzusundaki insan mutsuz bir insandır.
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
  • Kendine tek bir soru sor: insan gerçeği ne diye söylemeli? Bizi böyle yapmaya zorlayan ne? Sonra, içtenliği niçin bir erdem olarak görmemiz gerekiyor? Farzet ki, bir balık olduğunu ve bizim hepimizin de balık olduğunu ileri süren bir deliyle karşılaştın. Onunla tartışır mısın? Ona yüzgeçlerin olmadığını göstermek için önünde soyunur musun?
  • Bir kadınla sevişmek ve bir kadınla uyumak iki ayrı tutkudur, sadece farklı değil aynı zamanda da zıt tutkular. Aşk çiftleşme arzusunda (sonsuz sayıda kadına kadar uzanabilecek bir tutku) duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur (tek bir kadınla sınırlı olan bir arzu).
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği (sf. 23)
  • Bir insanın yüzünün, ruhunun izini taşıdığını kanıtlamak eğiliminde. Bu büyük bir saçmalıktır. Ruhumu kocaman bir çene ve şehvetli dudaklarla düşlüyorum oysa küçük bir çenem ve küçük bir ağzım var. Kendimi hiç aynada görmemiş olsam ve kendimi içten tanıdığım kadarıyla dış görünüm çizmek zorunda kalsam, resmim aslına hiç benzemezdi! Arasıra göründüğümden çok farklı oluyorum!
Ayrılık Valsi
  • Tanrı onları ortadan ikiye ayırıncaya kadar bütün insanlar hermafroditti, o zamandan beri bu yarılar birbirini arayarak dünyanın dört bir bucağında gezinip durdular. Aşk kaybettiğimiz yarıyı özleyişimizdir işte.
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği (sf.246)
  • Çok sayıda kadının peşinde koşan erkekleri iki kategoriye ayırabiliriz. Bazıları bütün kadınlarda kendi öznel ve değişmez kadın düşlerinin gerçekleşmesini beklerler. Ötekiler ise nesnel kadın dünyasının sonsuz çeşitliliğini ele geçirme isteğiyle davranırlar.
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği sf. 205
  • Gövde rastlantısal ve kişisel olmayan bir şeydir; ödünç alınan hazır giysi gibi birşeydir. Bunu kendine bin bir biçimde yineleyip duruyor ama böyle hissetmeyi başaramıyordu. Şu ruh ve gövde ikiliği ona yabancıydı. Gövdesiyle o denli biraradaydı ki onu kaygı duymadan hissedemiyordu.
  • İnsan yalnızca farkına vardığı şeylerden sorumlu olsaydı, alıklar her türlü hatadan peşin peşin arınmış olurlardı. Ancak azizim, insan bilmekle yükümlüdür. İnsan bilgisizliğinden sorumludur. Bilgisizlik bir hatadır.
  • Sevdiği kadının fiziksel görünüşünü bir başka kadınınkiyle karşılaştırmak. Bunu şimdiye kadar kaç kez yaşadı! Hep aynı şaşkınlığa düşerek onunla ötekiler arasındaki fark bu kadar az mı? En çok sevdiği varlığın siluetini, benzersiz saydığı bir varlığın siluetini nasıl olur da ayırt edemez.
  • Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Gözümüzün önüne en sıradan bir durum getirelim: Bir adam sokakta yürüyor. Birden bir şey anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. O anda kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, hala çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden hemen uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır.
  • Korkunun kaynağı gelecekte yatar. Kim gelecekten kurtulmuşsa, korkacak hiçbir şeyi yoktur.
"Yavaşlık" adlı romanından
  • Kişi ayakta kalabilme çabasıyla bugüne tutunur veya yaşadığı gün kişiyi öylesine cezbeder ki sonucunda bugün, dünü hafızasından silemezse de uazklaştırır. Böylelikle dünün bugüne müdahale etmesini önleyecek bir hafıza kalkanı yaratılır.Böylece dün,bugün üzerindeki gücünü yitirir.
Ölümsüzlük
  • Eskiden her meslek kendi varoluş biçimini ve tutkusunu yaratmıştı. Bir doktor, bir çiftçiden başka biçimde düşünüyordu. Bir askerle bir öğretmenin davranışları tümüyle farklıydı. Şimdi hepimiz birbirimize benziyoruz. İşimize karşı kayıtsızlık ortak bağımız.
  • Bir roman birşeyleri iddia etmez, roman sorular sorar. İnsanların aptallığı, herşey için bir yanıtları olduğunu sanmalarından gelir. Don Quixote dünyayı gezerken, dünya gözlerinin önünde bir gizeme dönüştü. Bu ilk avrupalı romanın, tüm dünya roman tarihine bıraktığı özel bir mirastır. Yazar, okuyucusuna dünyayı bir soru olarak görmesini ögretir. Bu tavır bilgelik ve hoşgörü içerir.
  • Büyük romanlar daima yazarlarından biraz daha zekidir.



Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Vikipedi'de Milan Kundera ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.