Avrupa Birliği

Vikisöz, özgür söz dizini
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
  • Türkiye ile gerginleşen AB ilişkilerinin kazandığı boyut adeta kavga çkarmak isteyen zoraki ortaklığı hatırlatıyor. Sanki taraflar, açıktan bozmaya cesaret edemedikleri bir anlaşmayı, suçu karşı tarafa yıkacak meşru bir gerekçe arıyor. Türkiye için Avrupalıların memleketi parçalamak, zayıf düşürmek için her tür gerekçeyi değerlendiren bir stratejinin kurulmuş olduğu yargısı hakim. Avrupalılar içinse bir türlü Batının evrensel değerleri ile barışamamış, yani ehlilleştirilememiş bir doğulu ile kurulan zoraki ittifak söz konusu. Daha açık ifade ile, Türkiye'yi Avrupa evinden içeri almak ya da almamak meselesi...[1]
  • Gün gelecek Avrupa Birliği dağılacak. Bizi almaya kalktıkları gün bilin ki sona geldiler. Aslında bizi almaları demek, bize büyük kazık atmak anlamına gelir. Paraya ihtiyaçları vardır. Türkiye şu anda Avrupa için yükselen bir değerdir. Avrupa’da devletler batıyor. Batan batana. Türkiye’nin potansiyeli, dinamizmi onları şaşırtıyor. Her an kapımızı çalabilirler diyorum.[2]
  • AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde mutlaka Türkiye-AB ilişkileri de ele alınacaktır. Bu zirvede, Türkiye'ye yönelik olumsuz bir ton kullanılması ve yaptırım diline başvurulması, hiç kuşkusuz, Türkiye-AB ilişkilerine hiçbir yarar sağlamayacağı gibi Doğu Akdeniz konusundaki kararlılığımızı da dirhem etkilemeyecektir.[3]
  • Şunu söylüyoruz, tehditler üzerinden bir çözüm çıkma şansı yok. Uluslararası ilişkilerde tehditler üzerinden gitmesi kadar yanlış bir şey yok. Dolayısıyla tehditlerden ziyade çözüm önerileri veya farklı mekanizmaların kurulması çerçevesinde gider. Avrupa Birliği'ni de buna davet ediyoruz biz sürekli. Türkiye açısından baktığımızda da tehditlerle iş yapan ne bir milletiz ne bir ülkeyiz.[4]
  • Avrupa Birliği'nin ekonomik ve demokratik standartlarını kendi vatandaşlarımızın refahı ve huzuru için önemli görüyoruz. Tam üyelik hakkımızın teslim edilmemesine rağmen Avrupa Birliği vizyonunu sürdürmemizin, kriterleri yerine getirmeye devam etmemizin sebebi budur. Ne demiştik, gerekirse Kopenhag Kriterleri'nin adını 'Ankara Kriterleri' olarak değiştirir ve yolumuza devam ederiz. Bugün de aynı yerdeyiz. Geçmişten farklı olarak bugün sorunun öznesi Türkiye değildir Avrupa Birliği'nin bizatihi kendisidir. Mülteci krizi ve İngiltere'nin ayrılık kararı Avrupa Birliği'ni tutumunu ve tutarlılığını sorgulamaya yöneltmelidir. Şayet, Avrupa Birliği bu sorgulamayı samimi olarak yapar ve gereğini süratle yerine getirirse zaten o birliğin içinde Türkiye doğal olarak yerini almış olacaktır. Böyle olmaz da Avrupa Birliği tutarsızlıklarını derinleştirerek yoluna devam etmeye kalkarsa kısa sürede yeni ayrılıklarla karşılaşması kaçınılmaz hale gelecektir. Avrupa, bizim rakibimiz değil, birlikte hareket etmeyi arzu ettiğimiz güçlü tarihi ve beşeri münasebetlerimizin bulunduğu bir coğrafyadır. Avrupa'da yaşayan 6 milyonu bulan Türkiye kökenli insanımızın geleceğini ilgilendiren her mesele, tabii olarak bizim meselemizdir. Biz zaten kapısında bekleyen bir ülke olarak bu gelişmeleri yakından ve Avrupalıların bizi değerlendirirken kullanmayı çok sevdikleri ifade olan 'endişeyle' takip etmeyi sürdüreceğiz.[5]
  • AB ise Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin şımarıklıklarının esiri olarak, etkisiz, ufuksuz, sığ bir yapı haline dönüşmüştür. Bölgemizde ortaya çıkmış olup da, AB'nin inisiyatifi ve ağırlığı ile çözüme kavuşmuş tek bir sorun yoktur. Tam tersine, birliğin müdahil olduğu her kriz, yeni boyutlar kazanarak büyümüştür. Bu tablo karşısında Türkiye’nin önünde, kendi imkanları ve politikalarını kararlılıkla hayata geçirme dışında bir seçenek kalmamıştır.[6]
  • Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi kendisinden uzaklaştıran stratejik körlükten bir an önce kurtulmasını ümit ediyoruz. Tehdit, şantaj dilinin hiçbir fayda sağlamayacağı artık anlaşılmalıdır. Doğu Akdeniz'e kıyıdaş tüm bölge ülkelerinin ve Kıbrıs Türklerinin de yer alacağı konferans önerimiz, sorunu diyalogla çözme irademizin tezahürüdür.[7]
  • Avrupa Birliği'yle olan ilişkimizde her zaman iyi niyetli ve diyalogla çözüm bulma yönünde yoğun çabalar sarf etmemize rağmen gösterdikleri tutumu doğru bulmuyoruz. Köklü Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin bir iki devletin ayak oyunlarına esir edilmesi son derece yanlıştır. Avrupa Birliği, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rumları tarafından kasıtlı olarak içine çekildiği cendereden bir an önce kurtulmalıdır. Türkiye'yi dışlayarak, Türkiye'yi ötekileştirerek, haklı davasından dolayı Türkiye'yi cezalandırmaya çalışarak hiçbir yere varılamaz. Her ne karar alınırsa alınsın Türkiye, küresel ölçekte dünya barış ve huzuruna katkı sağlamaya devam edecektir.[8]
  • Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi kendinden uzaklaştıran stratejik körlükten bir an önce kurtulmasını ümit ediyoruz. Tehdit, şantaj dilinin hiçbir fayda sağlamayacağı artık anlaşılmalıdır. Doğu Akdeniz’e kıyıdaş tüm bölge ülkelerinin ve Kıbrıs Türklerinin de yer alacağı konferans önerimiz, sorunu diyalogla çözme irademizin tezahürüdür. [9]
  • AB’nin Türkiye’ye dönüp, ‘bölgesel etkinliğini zayıflat, milli menfaatlerini terk et, seni Birlik’e alalım’ gibi bir tavır sergilemesi nasıl yüzsüzlük olursa, hele bir de hem bölgesel etkinliğini kırıp hem de AB dışına itmek gibi bir şımarıklık içine girmesi daha büyük yüzsüzlük olur.[10]

Kaynakça[değiştir]