Ali

Vikisöz sitesinden
Atla: kullan, ara
Ali bin Ebu Talib
Hazreti ali.jpg
İslam Devleti'nin Osman bin Affan'dan sonraki dördüncü halifesi.
Doğumu
599
Mekke, Arabistan
Ölümü
661
Kufe, Irak

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Vikipedi'de Ali ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.



A[düzenle]

  • Ahlak ve fazilet aklın dışarıdan görünüşüdür.
  • Akıl gibi zenginlik, bilgisizlik gibi yoksulluk, edep gibi miras, danışmak gibi arka olamaz.
  • Akıl olgunlaştıkça söz azalır.
  • Akıl gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık yurtta gurbette düşmektir..
  • Akıllı adamın yüreği sırlarının kasasıdır.
  • Akıllı kişi ancak üç şey için yolculuk eder: Geçimini sağlamak, ahiretini elde etmek, yahut da haram olmayan zevk ve lezzetlerden faydalanmak.
  • Akıllının sanısı, câhilin algısından daha doğrudur.
  • Akıllının dili gönlünün ötesindedir, ahmağın gönlüyse dilinin ötesinde.
  • Âlim ölü olsa bile diridir, câhil diri olsa bile ölü.[1]
  • Allah bir kulu alçalttı mı, ona bilgi başarısını men'eder.[2]
  • Allah'ın bir meleği vardır, her gün bağırır; doğun ölüm için. Toplayın yok olmak için, yapın yıkılmak için.[3]
  • Allah'ın evini (Kâbe'yi) ziyaret etmek, cehennem azabından güvende olmak demektir.[4]
  • Arkadaşını zorlukta, gıyabında ve ölümünden sonra korumayan dost, dost değildir.
  • Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken başkasını ayıplamandır.
  • Ayrılıktan uzak dur, zira halktan kopan azınlık şeytanındır.[5]

B[düzenle]

  • Babanın, misafirin ve mazlumun duaları geri çevrilmez.
  • Bana bir harf öğretenin, kırk yıl kölesi olurum.
  • Başkalarının acılarından, geçmiş felaketlerinden ders alanlar, gerçekte mutlu kişilerdir.
  • Batıla yardım eden, hakka zulmeder.
  • Ben öyle bir insan istiyorum ki; iktidarda iken halktan biri sanılsın, halktan biri iken iktidar sahibi.
  • Bildiğim, tanıdığım andan beri hakkı inkâr etmedim. Bana gösterildiği andan beri hakta şüpheye düşmedim, yalan söylemedim. Kimse de benim yalan söylediğimi söylemedi. Ben ne yolumu sapıttım, ne de benim yüzümden biri yolunu sapıttı.
  • Bilmeyenin konuşması kadar, bilenin susması'da çirkindir.
  • Bilgi kadar zenginlik yoktur. Cehalet kadar yoksulluk yoktur.
  • Bilgin, değerini bilen kişidir; bilgisiz, yaptığını bilmeyen kişidir. Akıllı, davranışına dayanır, câhil, emeline dayanır. Bilgin, kalbiyle, gönlüyle bakar görür; câhil, gözüyle bakar görür.
  • Bilgin kişinin bilgisinden dolayı şükrü, bilgisiyle amel etmesi ve o bilgiyi, müstahak olana belletmesidir.
  • Bilgisiz kişiyi, bir işte, bir fikirde ya pek ileri gitmiş görürsün, ya pek geri kalmış.
  • Bilgiyle dirilen, ölmez.
  • "Bî kâne ma kâne ve bî yekûnu ma yekûnu" (Ne oldu ise benimle oldu ve ne olacaksa benimle olacaktır).
  • Bir dağ bile beni sevse musibetlere uğrar. (Sehl bin Huneyf'il-Ansârî vefât edince buyurmuşlardır.)
  • Bir gerçeği savunurken, önce kendimiz inanmalıyız, sonra da başkalarını inandırmaya çalışmalıyız.
  • Bir kişi senden emin değilse, sen de ondan emin olma.
  • Bir kişiyi lâyığından fazla övmek riyâdır, dalkavukluktur; lâyığından az övmekse ya dilsizlikten ileri gelir, ya hasetten.
  • Bir memlekette ayaklar baş olursa, başlar ayaklar altında kahrolur.
  • Bir toplumun yaptığına razı olan, onlardan sayılır. Onlardan sayılan her kişinin de iki suçu vardır: O işi işlemek suçu, o işe razı olmak suçu.
  • Biri sana sırtını çevirirse üzülme, böylece dostunla düşmanını ayırt etmiş olursun.
  • Biziz Peygamber'in elbisesi, onun dostları, ona hizmette bulunanlar, ona varılacak kapılar. Evlere ancak o kapılardan girilir; kapılardan başka yerden girenler hırsızdır; cezâya çarpılır.
  • Bugün için çalışan yalnız bugün rahat eder. Fakat yarını düşünerek çalışan hem bugün hem yarın rahat eder.
  • Bulutlu sema gibi olma, güneşli sema gibi açık ol.
  • Bütün kitapların özü Kur'an'da toplanmıştır. Kur'an'ın özü, ilk sûre olan Fatiha Suresi'dir. Fatiha'nın özü 'Besmele'dir. Besmelenin özü iste bu (Be) harfidir. Ben de, işte bu (Be) harfinin altındaki noktayım!
  • Büyük günahların kefâreti, zulme düşenlere yardım etmek, acze düşenleri ferahlandırmaktır.
  • Bir insana herkesin içinde verilen öğüt; öğüt değil hakarettir!

C[düzenle]

  • Cennet, itaat edenin mükâfatıdır.[6]
  • Cenneti arzulayan kimse, dünyada nefsin arzu ettiği şeylerden uzak dursun.
  • Cesaretin zekatı, Allah yolunda cihat etmektir.[7]
  • Cömertlik, istemeden vermektir. İstendikten sonra vermekse utançtandır ve kötüdür.

D[düzenle]

  • Derdin sendendir bilmezsin, Çaren de sendedir görmezsin, Evrende bir noktayım sanırsın, Tüm alemler, kainat, sen de özetlenmiştir de, Görmezsin...
  • Dilim kestikçe kılıcım kınından çıkmaz.
  • Dinini ekmek kazanmak için satan kimsenin dininden nasibi, yediği şeydir.
  • Dil bir ölçüdür; cehalet onu hafiflettiği gibi akıl da onu ağırlaştırır.
  • Dostları yitirmek, gurbete düşmektir.
  • Dostların kalbini kırmakla, düşmanların arzularına hizmet etmiş olursun.
  • Dostların kalplerini insana ısındıran, düşmanların kalplerinden kini gideren en güzel şey, onlarla karşılaşınca güler yüzlü olmak, gıyabında hallerini sormak, huzurlarında ise iyi ve yumuşak davranmaktır.
  • Dostlukta ileri gitme, olur ki o dost bir gün düşman kesilir; düşmanlıkta da haddi aşma, olur ki o düşman bir gün dost olur.
  • Dua mü'minin silahıdır ve dininin direğidir, göklerin ve yerin nurudur.
  • Dünün geçti, yarınında belli değil, öyleyse bugünü iyi geçirmeye bak.
  • Dünyâ dört şey üstünde durur: Bilgisiyle amel eden, halka da öğreten bilgin; öğrenmekten utanmayan, çekinmeyen bilgisiz, varlığında nekeslikte bulunmayan cömert, âhiretini dünyâsına satmayan yoksul. Bilgin, bilgisini yitirirse, bilgisiz de öğrenmekten çekinir. Zengin, malında nekeslik ederse yoksul da âhiretini dünyâsına satar.
  • Dünyada halkın efendileri cömertler, ahirette ise çekinenlerdir.
  • Dünyada hiçbir şeye minnet etme, özgürlüğünü ancak bu şekilde koruyabilirsin.
  • Düşünce sâf bir aynadır. İbret almak korkutan bir öğütçü, başkasında görüp de hoşlanmadığın şeyden çekinmense edep olarak yeter sana.[8]

E[düzenle]

  • Eğer hayırlı bir iş görmek istersen, bugünün işini yarına koyma. Çünkü yarına kadar ne olacağı belli değildir.
  • Emaneti, peygamberlerin evladının katiline ait olsa bile sahibine geri verin.
  • Emir sahibi olmak, insanların özlerinin sınanmasıdır.
  • En büyük günah, haksız yere müslüman bir kimsenin malını gasbetmektir.
  • En hayırlı dost, seni hayra sevk edendir.
  • En iyi ibadet, sabır, sükut ve kurtuluşu (İmam Mehdi’nin zuhurunu) beklemektir.
  • Erdem sahibinin değerini, yine erdem sahibi olanlar bilir.
  • Evvela kendi nefsinize, sonra insanlara nasihat et.
  • Ey âdemoğlu, ihtiyacından fazla kazandığın şeyi başkası için biriktirmedesin
  • Ey âdemoğlu, kendi nefsinin vasîsi ol da malında, senden sonra ne yapmalarını istiyorsan sen yap.
  • Ey insanlar, dünya sevgisinden sakının; zira dünya sevgisi her günahın başı, her belanın kapısı, her fitnenin yoldaşı, her musibetin de sebebidir.
  • Eğer Bir Gün Dünyaya Ait Derdin Olursa Rabbine dönüp 'Rabbim Çok Büyük Derdim Var' deme! Derdine Dönüp 'Çok Büyük Rabbim Var' de.

G[düzenle]

  • Gaflet nefislerin sapkınlığı ve uğursuzlukların belirtisidir.[9]
  • Gazabın alt ettiği kimse, ölümünü istemiştir.[10]
  • Gazabın alt ettiği kimse, helâkten güvende olmaz.[11]
  • Geceyle gündüz yaşayanların eserlerini gidermek, geçmişlerin izlerini yok etmek için çalışıp duran iki emekçidir.[12]
  • Güzel ahlak, en güzel dindarlıktır.[13]
  • Gözle görmek bir şeyi duymaya benzemez.[14]
  • Görüşlerin en kötüsü dinle, şeriatla çelişen görüştür.[15]

H[düzenle]

  • Hayâ elbisesini giyin, vefalı olmayı zırh yap, kardeşliği koru, kadınlarla sohbetini azalt, böylelikle yücelik senin için kamil olur.[16]
  • Hâin kişilere vefâda bulunmak, Allah'a hıyânette bulunmaktır; hâinlere gadretmekse, Allah'a vefâ etmek demektir.
  • Haklı olduğun zaman, hiç kimseye boyun eğmeyeceksin.
  • Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.
  • Halk ile dostluk ve samimiyeti, Allah’ın itaati üzere olan kimseye ne mutlu.
  • Hasetçinin huzuru, çabuk darılanın dostluğu, yalancının ise yiğitliği olmaz.
  • Hayra niyet edince acele et ki, nefsin seni yenip de niyetinden caydırmasın.
  • Her musibetin bir zamanı vardır, o zaman mutlak yaşanmalıdır; o musibet birinizin başına geldiğinde, zamanı gelip geçene kadar teslim olup sabretsin. Zira musibetin yöneldiği zaman onu gidermek için çare aramak, onun zorluğunu çoğaltır.
  • Her kaba bir şey koyunca daralır; ancak bilgi kabı müstesnâ. Ona bilgi kondukça genişler.
  • Herşeyi boğazına atan zengin, fakir hükmündedir.
  • Hiç kimsenin hatasını yüzüne vurmayınız. Hatayı işleyene hatasını, başka birisini misal göstererek anlatınız.
  • Hiçbir acı cehaletten daha fazla zahmet verici değildir.
  • Hiçbir zaman cahil bir insanla tartışmayı kazanmadım.
  • Hiçbir insan, ister şaka olsun, ister ciddi, yalan konuşmayı terketmedikçe imanın tadını anlamaz.
  • Hiçbir işte gereğinden çok acele etme. Dikkatli olanlar kendilerini zor duruma girmekten korurlar.
  • Hikmet mü’minin yitik malıdır; bu mal, şer ehlinin elinde olsa bile onu alması gerekir.
  • Hikmet, müminin yitik malıdır; isterse nifak ehlinden olsun, hikmeti al. ("Hikmet müminin yitik malıdır." Hadis, Künûz'ül-Hakaaık, 2, s.49).
  • Hilim(yumuşak huyluluk) gibi üstünlük yoktur.
  • Hoş geçinmek aklın yarısıdır.

I[düzenle]

İ[düzenle]

  • İnsanlara bir zaman gelip çatar ki o zamanda Kur'ân'dan ancak eser ve yazı, İslâm'dan da isim kalır. O gün İnsanların mescitleri mâmurdur yapı bakımından; haraptır hidâyete mahal olmak bakımından. O gün mescitlerde oturanlar, onları yapanlar, yeryüzünün en kötü kişileridir; fitne onlardan çıkar, suç ve hatâ onlara sığınır. Kim o fitneye girmemek isterse sürüp götürürler, kim geri kalırsa yürütüp alırlar. Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah buyurur ki: Zâtıma andolsun ki ben, o kavme öylesine bir fitne gönderirim ki bilim sâhibi bile şaşırır kalır ve o fitneye dalar. Biz Allah'ın bağışlamasını, gafletle ayağımızı kaydırmamasını dilemekteyiz.[17]
  • İki kişi yoktur ki halkı kendisine uymaya çağırsın da, biri sapıklıkta olmasın.
  • İki şey halkı yok eder: Fakirlik korkusu ve üstünlük talep etmek.
  • İki şeyin elden gitmeden değerini takdir etmek zordur: Biri sağlık, öteki de gençlik.
  • İlim bir noktadır, onu çoğaltan cahillerdir.
  • İlim Hakiki bir Mürşiddir.
  • İlim maldan hayırlıdır; ilim seni korur, sense malı korursun. Mal, vermekle azalır, ilim öğretmekle çoğalır.
  • İlim alçakta olanları yükseltir, ilimsizlik de yüksektekileri alçaltır.
  • İman gönülle tanımak, dille ikrâr etmek, âzâ ile de kullukta bulunmaktır.
  • İman, kabul olan söz (dil ile şehadet etmek), yapılmış olan amel ve akıl ile tanımaktan ibarettir.
  • İnanan kişinin günde üç işi vardır: Bir zaman Rabbiyle münâcât eder, ona kullukta bulunur; bir zaman geçimi için çalışır; bir zamanı da vardır, helâl ve güzel lezzetlerle zevklenir. Akıllı kişi, ancak üç şey için yolculuk eder: Geçimini sağlamak, âhiretini elde etmek, yahut da haram olmayan zevk ve lezzet elde etmek için.
  • İnananın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün. Gönlü her şeyden geniştir, nefsi her şeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı gussası uzundur, düşünmesi derin. Susması fazladır; vakti yoktur. Çok şükreder, çok sabreder. Düşünceye dalmıştır, ihtiyâcı olanları görünce kendi ihtiyâcını hatırlamaz bile. Huyu güzeldir, geçinmesi hoş ve yumuşak. Şeref ve din bakımından serttir, huy bakımından kuldan alçak.
  • İnsan, dilinin altında gizlidir.(Hz. Muhammed (sav))
  • İnsanlar, bilmedikleri şeylere düşmandırlar.
  • İnsanoğlu, her şeyden daha çok terazinin (kefelerine) benzer; ya cehaletiyle hafif veya ilmiyle ağır olur.
  • İnsanın değeri, becerdiği şeylerle ölçülür.
  • İnsanlarla öyle geçinin ki öldünüz mü ağlasınlar size; sağ kaldınız mı sevgiyle çağrışsınlar sizin için.
  • İnsanların en âcizi, insanlardan kardeş edinemeyenidir; ondan daha âcziyse kardeş edindikten sonra onu yitirenidir.
  • İnsanların en fazla bağışlaması gerekeni, cezâ vermeye en fazla gücü yetenidir.
  • İnsanların gönülleri ürkektir; kim onları elde ederse ona alışırlar.
  • İnsanların solukları ecellerine doğru attıkları adımlarıdır.
  • İnsanların değeri , düşüp kalktığı ve beraber yaşadığı insanlardan anlaşılır.
  • İyilik yapmak, hayır ameli gizlemek, belalara karşı sabırlı olmak ve musibetleri dile getirmemek, cennet hazinelerindendir.

J[düzenle]

K[düzenle]

  • Kabe'nin Rabbine yemin olsun ki ben kazandım.Son sözleri
  • Kalp kör olduktan sonra, gözlerin görmesinde hiçbir fayda yoktur.
  • Kanaat et (kısmetine razı ol), aziz olursun.
  • Kendi kendine zulmeden, başkasına nasıl adalet edecek, şaşarım.
  • Kendi reyinle hareket etme; kendi reyine uyan, helâk olur gider.[18]
  • Kendinize Allah yolunda kardeşler edininiz. Çünkü onlar dünya için de ahiret için de lazımdır.
  • Kendini Allah ve Resulünün itaatine adayan kimsenin nefsi kurtulmuş, sağlam kalmıştır; muamelesi ise kârlı ve ganimetlidir.[19]
  • Kimin dileği uzar giderse kötü işleri de çoğalır gider.[20]
  • Kişinin değeri yaptığı bağıştadır.
  • Kişinin kendini beğenmesi, aklının zayıf olduğuna delalet eder.
  • Korku ümitsizliğe eş olmuştur; utanç mahrûmiyete. Fırsat bulut gibi geçip gider; hayırlı fırsatları elde etmeye çalışın.
  • Kötülükte bulunanları iyilik edene mükâfat vererek payla, yola getir.
  • Kudret altında olan her aziz, zelildir.
  • Kıskançlık, acizliğin isyanıdır.

L[düzenle]

M[düzenle]

  • Mazlumun zalimden öcünü alacağı gün, zalimin mazluma zulmettiği günden daha çetindir.[21]
  • Makamın, benim nazarımda keçi sümüğü kadar değeri yoktur.
  • Mümin, kardeşlerine karşı ululanmaya, ona güler yüz göstermemeye başladı mı, ondan ayrıldı demektir.
  • Mü’min kişi gününü üç zamana ayırır: Bir bölümünde Rabbiyle münacat eder (O’na ibadet eder); bir bölümünde kendi nefsini muhasebe eder; bir bölümünde de helal ve güzel lezzetlerle meşgul olur.

N[düzenle]

  • Namaz, her temiz kişinin Allah'a yaklaşmasıdır. Hac, her zayıfın savaşıdır. Her şeyin zekâtı vardır; bedenin zekâtı da oruçtur. Kadının savaşıysa kocasıyla iyi geçinmesidir.[22]
  • Nefsine zulmeden, başkasına karşı nasıl adaletle muamele edebilir?[23]
  • Nice kan vardır ki onu dil döker.[24]
  • Nice zengin vardır ki yoksuldan da yoksuldur; nice büyük kişi vardır ki her aşağılık kişiden de aşağıdır; nice yoksul da vardır ki bütün zenginlerden daha zengindir.[25]

O[düzenle]

  • Oğulcuğum, benden dört şey belle, işlediğin zaman sana zarar vermeyecek dört şeyi de aklında tut: Zenginliğin en üstünü akıldır; yoksulluğun en büyüğü ahmaklık. Korkulacak şeylerin en korkuncu kendini beğenmektir; soyun-sopun en yücesi güzel huy. Oğulcuğum, ahmakla eş dost olmaktan sakın; sana fayda vermek isterken zararı dokunur. Nekesle eş dost olmaktan sakın; ona en fazla muhtâç olduğun zaman yardımına koşmaz, oturur. Kötülük edenle eş dost olmaktan sakın; o, pek az bir şeye seni satar gider. Yalancıyla eş dost olmaktan sakın; çünkü o, serâba benzer; uzağı yakın gösterir sana, yakını uzaklaştırır senden.

Ö[düzenle]

  • Ölümü unutmak, kalbin paslanmasındandır.
  • Öl de alçalma, azı yeter bul da yüzsuyu dökme. Çalışıp bir şey elde edemeyen kişi, oturunca hiçbir şey elde edemez.[26]

P[düzenle]

  • Perde kaldırılırsa bile yakınım artmaz benim.

R[düzenle]

  • Rabbin rızasını kazanmak isteyen, zulmeden buyruk sâhibine karşı adalet sözünü söylemelidir.
  • Renkten renge giriş, inançtan inanca geçiş, ahmağın alâmetlerindendir.
  • Rızık, zekasızların; mahrumiyet, akıllıların; bela ise sabrın payıdır.

S[düzenle]

  • Sırrın senin esirindir, serbest bırakırsan sen onun esiri olursun.
  • Sabrın imandaki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir. Sabrı olmayanın imanı olmaz.
  • Sabır, hedefe ulaşmanın anahtarıdır; direnişin sonu zaferdir. Her isteğin gerçekleşmesinin bir vakti vardır; kader, o vakti harekete geçirir (vücuda getirir.)
  • Sabır iki çeşittir: Musibete karşı sabretmek; bu iyi ve güzel bir şeydir; bundan daha güzeli ise, Allah’ın haram kıldığı şeye karşı sabretmektir.
  • Sabır en güzel huy, ilim en güzel süs eşyasıdır.
  • Sakının eziyetten, işkenceden, öldüreceğiniz kuduz köpek bile olsa.[27]
  • Sana rağbet ve muhabbeti olan kişiye rağbet etmemen, nasibinde noksana düşmendir.Senden hoşlanmayana rağbet etmense alçalmandır.
  • Seni ıslah etmeyen bilgi sapıklık, sana faydası olmayan mal vebaldir.
  • Seni inciten kimse özür dilerse, affet. Kin tutma.
  • Senin hakkında iyi zanda bulunanın zannını gerçekleştir.
  • Siz insanlar kendinizi önemsiz sanarsınız. Halbuki içinizde koca bir evren saklıdır.
  • Sorun beni yitirmeden; çünkü andolsun Allah'a, Kur'an'da hiç bir âyet yoktur ki niçin ve kimin hakkında indi, nerede indi, düzlükte mi, dağlıkta mı, hepsini de en iyi bilenim ben. Gerçekten de rabbim bana, anlayan bir akıl, söyleyen bir dil ihsan etmiştir.
  • Soruya verilen cevap çoğalınca doğru gizli kalır.
  • Söyleyene bakma, söylenene bak.
  • Söz ilaç gibidir; azı yaşatır, çoğu öldürür.
  • Sözün dikildiği yer, gönüldür; ısmarlandığı yer düşüncedir, onu kuvvetlendiren akıldır, meydana çıkaran dildir; bedeni harflerdir, canıysa anlamı; süsü, düzenli söylenmesidir; düzgünlüğüyse doğru oluşu.
  • Suçların en çetini, sâhibine ehven ve ehemmiyetsiz görünenidir.
  • Susmak hukmettir; susmak selamettir; sır saklamak, saadetin bir köşesidir.

Ş[düzenle]

  • Şehvetle kul olan parayla alınmış köleden de aşağılıktır.[28]
  • Şerden çekinen kişi, hayır yapana benzer; suçtan sakınan kişi, iyilikte bulunana döner.[29]
  • Şeytanın gazaptan ve kadınlardan daha büyük tuzağı yoktur.[30]
  • Şiddet son dereceyi buldu mu ferahlık gelir çatar. Bela halkaları tam daraldı mı, genişlik yüz gösterir.[31]

T[düzenle]

  • Tamah insanı helak edince bir şey elde etmek de ümitsizlik verir.[32]
  • Tamaha yapışan kendini alçaltır. Zarara düştüğünü açıklayan alçalmaya razı olur. Dilini kendisine buyruk sâhibi eden, diline geleni söyleyen, kendisine zarar verir.[33]
  • Tamah seni kul etmesin, Allah seni hür yarattı.[34]
  • Tevhid Allah'ı vehmine göre tavsif etmemek, adaletse Allah'ı hikmet ve adalete zıt şeylerle töhmetlememektir.[35]

U[düzenle]

  • Utancın üstünü, insanın kendinden utanmasıdır.
  • Uzun arzulu olan, ameli unutur.

Ü[düzenle]

  • Üst olmak, ihtiyata riayetle olur. İhtiyata riayet, düşünüp taşınmakla mümkündür, düşünüp taşınmak da sırları gizlemekle olur.[36]
  • Üç şeye riayet eden mesut olur: Nimet ulaştığında şükretmek, rızık kesildiğinde mağfiret dilemek, sıkıntıya düştüğünde çok "La havle vela kuvvete illa billah" demek.
  • Ümitsizliğin acılığı, halka yalvarmaktan yeğdir.[37]

V[düzenle]

Y[düzenle]

  • Ya söyleyen, öğreten bilgin ol, ya dinleyen belleyen öğrenci, üçüncüsü olma.
  • Yalnızlığa alışmakla, izzetinin bekası için çalış.
  • Yoksulluk bir insan olsaydı, onu katlederdim.
  • Yoksul bir adam kendi ülkesinde yabancı gibidir.
  • Yüksekliği istedim, onu alçak gönüllülükte buldum.

Z[düzenle]

  • Zahidlik, arzuları azaltmak, her nimete karşı şükretmek ve Allah’ın haram kıldığı şeylerden kaçınmaktır.
  • Zenginlik gurbette yurttur; yoksulluk yurtta gurbet.
  • Zikir (Allah’ı hatırlamak) iki çeşittir: Musibet vakti zikretmek, bu iyi ve güzeldir; bundan daha güzeli ise insanı Allah’ın haram kıldığı şeylere yönelmekten alıkoyan zikirdir.

Kaynaklar[düzenle]

  1. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 594.
  2. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 592.
  3. Hadis, Künûz'ül-Hakaık, 2, s.146
  4. Gurer'ul-Hikem, 5473
  5. Gurer'ul-Hikem, 2697
  6. Gurer'ul-Hikem, 417
  7. Gurer'ul-Hikem, 5455
  8. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 605.
  9. Gurer'ul-Hikem
  10. Gurer'ul-Hikem, 8139
  11. Gurer'ul-Hikem, 7876
  12. Gurer'ul-Hikem
  13. Gurer'ul-Hikem
  14. Gurer'ul-Hikem
  15. Gurer'ul-Hikem
  16. Gurer'ul-Hikem, 4536
  17. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 584.
  18. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 595.
  19. Gurer'ul-Hikem, 3584
  20. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 597.
  21. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 617.
  22. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 560.
  23. Gurer'ul-Hikem
  24. Gurer'ul-Hikem
  25. Gurer'ul-Hikem
  26. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 616.
  27. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 414.
  28. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 607.
  29. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 608.
  30. Gurer'ul-Hikem, 7494.
  31. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 605.
  32. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 491.
  33. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 596.
  34. Gurer'ul-Hikem
  35. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 566.
  36. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 597.
  37. Nehc'ül Belağa, Hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları, s. 618.