Sevan Nişanyan

Vikisöz sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
  • Birikim dergâhının ikiz şeyhleri Murat Belge ile Ömer Laçiner idi. Bundan daha farklı iki insan düşünülemez. Biri aristokrat, kolejli, edebiyat doçenti. Joyce ve Faulkner çevirmiş, TİP’te siyasete atılmış. Alaycı bir nezaket maskesinin ardında daima mesafeli. Diğeri Sivaslı esnaf çocuğu, askeri okulda okumuş, dil bilmez, TC sınırları dışına – henüz – çıkmamış, filtresiz Birinci sigarası ve çayla yaşar. Mahir Çayan’ın THKP-C’de sağ kolu imiş. Ben derhal Ömer’e ısındım. Bana sanki daha gerçekmiş gibi geldi. O hengâmeye kapılmamızın sebebi zaten bir tür “gerçeklik” arayışı değil midir?[1]
  • Türk toplumunda kadınların aşağılanmasına ve ezilmesine yol açan iki önemli faktör görüyorum. Birincisi geleneksel İslami dünya görüşü ve söylemlerdir. Bunlarla mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyorum. İkincisi köyden kente göçün doğurduğu, kırsal alanda geçerli cinsler arası dengelerin kent yaşamına uyum sağlayamamasından doğan ciddi problemlerdir. Bu ikincisinin, sosyolojik süreçte zaman içinde aşılacak bir hadise olduğuna inanıyorum.[2]
  • Türkiye’de güncel siyaset kısır bir kasaba dedikodusundan öteye gitmiyor. Severim ara sıra dedikoduyu da, üzerinde kalem oynatmaya değmez kanımca.[3]
  • İnsanın bildiği arttıkça, bilgisizliği azalmaz.
  • Türkiye maalesef ufuksuz, vizyonsuz, çapsız insanlar tarafından yönetilmektedir. Cüceler tarafından yönetilmektedir. Bu millete yazıktır.[4]
  • Benjamin Constant, düşünce tarihinde sanırım kişi olarak kendime en yakın hissettiğim adamdır. Adolphe da okuduğum en iyi roman. İnsanın ruhunda elli sene iyileşmeyecek yaralar açan cinsten.[5]
  • Devlet dediğin şey, birtakım küçük insanların kendilerini olduklarından daha güçlü veya önemli göstermek için kurdukları bir düzenek değil mi? Düşünürsen, hepsi bu.[6]
  • Neymiş? Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkça kitap yazarmış ama artık yazmamaya karar vermiş, pırpır kanatlı ulaklarla birtakım hazretlere mesaj iletirmiş, o hazretlere dil uzatan maazallah çarpılırmış. Bu hikâyelere istemesen inanma diyorlar, tamam, ama inanmadığını açık açık söylemen caiz değildir. Nedenmiş? Müslümanlar alınırmış![7]
  • Türkiye’de pek çok insanın kafası din ve ifade özgürlükleri konusunda karışıktır. (…) Ama aynı zamanda bu konuları düşünmeye ve tartışmaya yönelik ciddi bir istek ve merak vardır. Cumhuriyet döneminde dindarlara yöneltilen hoyrat ve küçümseyici dil bu tartışma sürecini zorlaştırmıştır. İnsanlar din ve ifade özgürlüğü konularını konuşmaya istekli, ama aynı zamanda, anlaşılır nedenlerle, son derecede ürkek ve alıngandır.[8]
  • Bir zamanlar dünyanın en güzel kasaba ve kentlerinden yüzlercesine sahip bir ülkeydi burası. Hepsi bir örnek ucuz, sefil, zevksiz, sağlıksız, kişiliksiz apartman yığışmaları diyarına çeviren kimdir, bir düşünün. Kaçak yapılaşma mıdır? Yoksa ‘kafana göre ev yapamazsın, ne yapacağına Devlet karar verir’ diyen, memleket çapında örgütlenmiş imar çeteleri mi?[9]

Kaynaklar[değiştir]

  1. nisanyan1.blogspot.com
  2. Feministlere dair bir röportaj
  3. "Aşağıdan" adlı e-derginin 1 Ocak sayısında çıkan röportajından
  4. http://www.youtube.com/watch?v=yx7QI7HQMG4
  5. Sevan Nişanyan, Aslanlı Yol, sy:37
  6. http://nisanyan1.blogspot.com.tr/2014/02/cezaevi-mektubu-9.html
  7. Sansür
  8. Hocam, Allaha Peygambere Laf Etmek Caiz Midir? - Din ve ifade özgürlüğüne dair bir tartışma, Sevan Nişanyan, Propaganda Yayınları, 2013.
  9. Ağır Kitap, Sevan Nişanyan, Propaganda Yayınları, 2014.
Wikipedia-logo-v2.svg
Sevan Nişanyan ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz.