İçeriğe atla

Matrix Reloaded

Vikisöz, özgür söz dizini
Her şey seçimle başlar.
Morpheus

Matrix Reloaded (Özgün adı: The Matrix Reloaded), Matrix serisinin ikinci filmi.

Morpheus

[değiştir]
  • Zion beni dinle. Çoğunuzun duyduğu söylentiler doğru, saldırmak için makineler bir ordu oluşturuyor. Bu ordu şehrimize gittikçe yaklaşıyor. Yakında bizi zor günler bekliyor diyorsam bana inanmalısınız. Ancak hazırlıklı olmak istiyorsak önce onlardan korkmamayı öğrenmeliyiz. Şu an da karşınızdayım ve hiç korkmuyorum, neden mi? Sizin inanmadığınız bir şeye inandığım için mi? Hayır, burada korkmadan durmamın nedeni unutmamam, burada korkmadan durmamın nedeni önümde uzanan yol değil geri de bıraktığım o yol yüzünden korkmuyorum. Yüz yıldır bu makinelerle savaştığımızı unutmadım. Yüz yıldır bizi yok etmek için ordularını gönderdiklerini unutmadım. Yüzyıl süren savaştan sonra en önemli gerçeği unutmadım. Biz hala buradayız, bu akşam o orduya hep birlikte bir mesaj verelim. Bu akşam bu mağarayı sarsalım, bu akşam topraktan, çelikten ve taştan yapılmış duvarları titretelim. Sesimiz gök yüzünden bile duyulsun onlara bu akşam buranın Zion olduğunu hatırlatalım, çünkü onlardan korkmuyorum.
  • Hayatımız boyunca hiç durmadan savaştık. Bu gece savaş sona erecek, bu gece bir rastlantı değil. Rastlantı diye bir şey yok. Buraya rastlantı sonucu gelmedik. Ben rastlantıya asla inanmam. Eğer üç amaç, üç kaptan, üç gemi varsa bu rastlantı anlamına gelmez. Bu sadece tedbirli davranmaktır. Sanırım burada olmak kaderimiz. Bu bizim alnımıza yazılmış. Bu gece her birimiz hayatımızın anlamını öğrenebilme fırsatını bulacak. Ben buna inanıyorum

Seraph

[değiştir]
  • Birini tanımak için onunla savaşmalısın.

Kahin

[değiştir]
  • Anlamadığımız seçeneklerin ötesini asla göremeyiz.
Bu kapılar pek çok gizli yere açılır; ama bir tek kapı – özel bir kapı kaynağa götürür.
Anahtarcı

Anahtarcı

[değiştir]
  • Bu kapılar pek çok gizli yere açılır; ama bir tek kapı – özel bir kapı kaynağa götürür.

Merovingian

[değiştir]
  • Fransız şaraplarını severim, Fransızcayı da çok seviyorum. Her dili denedim ama en sevdiğim dil Fransızca özellikle de küfürleri. Nom de Dieu de putain de bordel de merde de saloperies de connards d'enculé de ta mère. Tıpkı poponuzu ipekle silmek gibi. Bayılıyorum.
  • Çok fazla şarap içtim, şimdi tuvalete gitmem gerekiyor. Neden ve sonuç.

Diyaloglar

[değiştir]
Morpheus: Link?
Link: Efendim.
Morpheus: Durumunu göz önüne bulundurarak benim gemimde neden gönüllü çalışmak istediğini anlayamadım. Görevine devam etmek istiyorsan yapmanı istediğim bir şey var.
Link: Nedir efendim?
Morpheus: Bana güvenmelisin.
Link: Peki efendim, güvenirim. Yani güveniyorum.
Morpheus: Umarım.

[Morpheus ve Niobe makinelerin sayısı ile ilgili tartışırken]
Morpheus: Komutanının 250,000 makineyi durdurmak için hazırladığı bir planı var mı?
Niobe: Bir strateji üzerinde çalışıyorlar.
Morpheus: Eminim öyledir.

[Gemiden indiği sırada Mifune'nin yanında eskortları görünce.]
Morpheus: Kaptan Mifuni beni tutuklamak için mi eskortlarınız ile geldiniz?
Mifune: Sadece barışı korumak için.
Eskortlardan biri: Komutan Lock'ın emirleri, sizinle hemen görüşmek istiyor.

Morpheus: Size saygım sonsuz komutan ama Zion'u kurtarmanın tek yolu var.
Lock: Neymiş?
Morpheus: Neo.
Lock: Saçmalama herkes senin inançlarını paylaşmıyor.
Morpheus: Paylaşmaları da gerekmiyor.

Konsül: Siz ne dersiniz kaptan önerilerin nedir?
Morpheus: Gerçek şu ki panik çıkmayacak çünkü ortada korkacak bir şey yok. Makineler Zion'a yaklaşamayacak bile.
Konsül: Nasıl emin olabiliyorsunuz?
Morpheus: Gördüklerimizi düşünün Konsül. Geçen altı ay içinde, altı yıldakinden fazla insan kurtardığımızı unutmayın. Saldırıyorlar çünkü başka çareleri yok bence kehanet gerçekleşecek ve bu savaş sona erecek.
Konsül: Umarım haklısınızdır kaptan.
Morpheus: Bunun umutla bir ilgisi olduğunu sanmıyorum Konsül bu sadece bir zaman meselesi.

[Lock Nabukadnezar'ın kaltığını öğrenince sinirli bir şekilde Konsül'ün yanına gelir.]
Lock: Nabukadnezar'a kalkış için izin vermişsiniz.
Konsül: Evet, doğru.
Lock: Konsül savunma sistemimizden ben sorumluyum.
Konsül: Elbette.
Lock: Yanılmıyorsam bu saldırıdan kurtulmak için bütün gemilere ihtiyacımız var.
Konsül: Sizi anlıyorum komutan.
Lock: Peki o halde Nabukadnezar'a neden izin verdiniz?
Konsül: Çünkü hayatta kalmamızın gemi sayısına bağlı olmadığını düşünüyorum.

Neo: Kimse yok mu?
[Odanın diğer tarafında Seraph oturmaktadır.]
Seraph: Kahini arıyorsun.
Neo: Sen kimsin?
Seraph: Adım Seraph seni ona götürebilirim ama önce özür dilemeliyim.
Neo: Özür mü dileyeceksin niçin?
Seraph: Bunun için.

Neo: Bunlar arka kapılar değil mi, programcı girişi?
[Seraph başı ile onaylar.]
Neo: Nasıl çalışıyorlar?
Seraph: Kilit sisteminde bir şifre var. Bir pozisyon, kilidi diğer pozisyon bu kapıları açıyor.
Neo: Sen programcı mısın?
[Seraph başı ile olmadığını belirtir.]
Neo: Öyleyse nesin?
Seraph: Koruyucuyum, en önemliyi korurum.[Kahini kasteder.]

Kahin: Önce malum şeylerden söz edelim.
Neo: Sen insan değilsin, değil mi?
Kahin: Bundan daha açık sözlü olamazdın.
Neo: Tahmin yürütmem gerekse seni makinelerin programladığını söylerdim. [Başını çevirip Seraph bakarak] Onu da öyle.
Kahin: İyi gidiyorsun.
Neo: Bu doğruysa o zaman sen de sistemin parçasısın yani başka bir kontrol şekli.
Kahin: Devam et.
Neo: Pekala sıra en önemli konuya geldi. Sana nasıl güvenebilirim?
Kahin: Çok doğru. Hiç şüphesiz bu bir ikilem. Sana gerçekten yardım edip etmeyeceğimden asla emin olamazsın yani her şey sana kalmış söyleyeceklerimi kabul edip etmemek konusunda kararı sen vereceksin, tek başına. [Çantasından bir tane şeker çıkarır.] Şeker?
[Neo şekere bakar ve biraz duraksar.]
Neo: Kararımın ne olacağını şimdiden biliyor musun?
Kahin: Bilmesem kahin olmazdım değil mi?
Neo: Peki zaten biliyorsan, ben nasıl karar vereceğim?
Kahin: Çünkü buraya karar vermek için gelmedin. Kararını çoktan verdin, buraya neden bu kararı verdiğini anlamaya geldin.

Neo: Neden yardım ediyorsun?
Kahin: Hepimiz yapmamız gereken şeyi yapmak için buradayız. Beni bir tek şey ilgilendiriyor Neo, gelecek. İnan bana oraya varabilmenin tek yolu iş birliği yapmak.
Neo: Senin gibi başka programlar da var mı?
Kahin: Hayır benim gibi programlanmışı yok.

Kahin: Bak kuşları görüyor musun? Onları kontrol edecek bir program hazırlanmıştı. Ağaçları da kontrol edecek bir program vardı. Ayrıca rüzgarı, gün doğumunu, gün batımını her tarafta sayısız program var. Görevlerini yapanlar amaçlarına hizmet edenler gözle görülmüyor, onların farkına bile varamazsın ama diğerlerine gelince... Evet onlar hakkında hep konuşuluyor.
Neo: Ben hiçbir şey duymadım.
Kahin: Elbette duydun. Bir hayalet veya bir melekle ilgili çıkan söylentiler. Vampirler, kurt adamlar ya da uzaylılar ile ilgili anlatılanlar, bütün bunların hepsi sistemin bazı programları çökertmesi sonucunda oluşuyor Neo.
Neo: Programları çökerten programlar, neden?
Kahin: Değişik nedenleri var ama iptal edilecek bir program çoğunlukla diğerini de çökertiyor.
Neo: Program neden iptal ediliyor?
Kahin: Belki de çöküyordur belki de yerine yenisi yaratılıyordur. Böyle şeyler hep olur, olduğu zamanda program ya saklanmaya ya da kaynağa geri dönmeyi tercih eder.
Neo: Makinelerin bilgisayar sistemi.
Kahin: Evet oraya gitmelisin, yolun sonuna orada varabilirsin. Orayı gördün, rüyalarında gördün değil mi, ışıktan yapılmış bir kapı?
[Neo başıyla hafifçe onaylar.]
Kahin: Kapıdan girdiğin zaman ne oluyor?
Neo: Trinity görüyorum ve bir şey oluyor kötü bir şey.

Ajan Smith: Bay Anderson paketimi aldınız mı?
Neo: Evet.
Ajan Smith: Güzel. Beni gördüğüne şaşırdın mı?
Neo: Hayır
Ajan Smith: O halde biliyordun.
Neo: Neyi?
Ajan Smith: Bağlantımızı, aslından nasıl olduğunu tam olarak anlamadım belki bir parçan bana karıştı ya da üst üste yazılıp kopyalandı ancak şu anda geçersiz. Asıl önemli konu olanların bir nedeni olması.
Neo: Peki bu neden neymiş?
Ajan Smith: Seni öldürdüm Bay Anderson. Gözlerimde ölmeni izledim hatta bundan keyif aldım diyebilirim. Ama sonra bir şey oldu, imkansız olduğunu biliyordum ama yine de oldu, beni yok ettin Bay Anderson. Kuralları biliyordum, ne yapmam gerektiğini de biliyordum ama yapmadım, yapamadım. Öylece durmak zorunda kaldım. Kurallara uymadım ve şimdi senin yüzünden buradayım Bay Anderson. Senin yüzünden artık bu sistemin bir ajanı değilim senin yüzünden değiştim. Artık makine değilim [Eli ile kulaklığın olmadığını gösterir.] yeni biriyim ve senin gibi özgür biriyim diyebiliriz.
Neo: Seni tebrik ederim.
Ajan Smith: Teşekkür ederim. Ancak senin de bildiğin gibi görünüş yanıltıcı olabilir. Bu da beni neden burada olduğumuz konusuna getiriyor. Özgür olduğumuz için burada değiliz özgür olmadığımız için buradayız. Kaçmak için bir nedenimiz yok, şunu inkar edemeyiz çünkü ikimizde çok iyi biliyoruz ki amaç olmazsa biz de var olamayız [Yandan başka bir Ajan Smith çıkar.] Bizi yaratan işte o amaç. Bizi birleştiriyor, amaç bizi çekiyor, yol gösteriyor, harekete geçiriyor. Amaç hareketlerimizi tanımlıyor bizi birbirimize bağlıyor. Sizin yüzünüzden buradayız Bay Anderson senin bizden almaya çalıştığını almak için buradayız.
Çok fazla şarap içtim, şimdi tuvalete gitmem gerekiyor. Neden ve sonuç.
Merovingian

Morpheus: Neden geldiğimizi biliyor musun?
Merovingian: [Kendini beğenmiş şekilde gülerek] Bilgi alışverişi yaparım ve her şeyi de bilirim. Asıl soru şu, siz neden geldiğinizi biliyor musunuz?
Morpheus: Biz anahtarcı için geldik.
Merovingian: Ah evet, tabi ya öyle, evet anahtarcı. Ama bu yüzden gelmediniz. Anahtarcı doğası gereği bir amaç ya da sonuç olamaz o yüzden onu aramak başka bir amaca hizmet etmeli, peki, eee?
Neo: Bu sorunun yanıtını biliyorsun.
Merovingian: Peki, ya sen bildiğini sanıyorsun ama bilmiyorsun. Buraya geldin çünkü gönderildin. Buraya gelmen söylendi ve itaat ettin ama işler, her zaman böyle yürür. Dinleyin bir tek değişmez var tek bir evrensel doğru var. Sonuç, hareket, tepki, neden ve sonuç.
Morpheus: Her şey seçimle başlar.
Merovingian: Hayır yanlış. Seçim güçlüler ile güçsüzler arasında yaratılmış bir illüzyondur.

[Merovingian'ın yanından ayrıldıktan sonra.]
Neo: Umduğumuz gibi olmadı.
Morpheus: Kahinin başka bir şey söylemediğinden emin misin?
Neo: Evet.
Trinity: Belki yanlış bir şey yaptık.
Neo: Belki bir şey yapmadık.
Morpheus: Hayır olması gerekenler oldu. Başka türlü zaten olamazdı.
Neo: Nereden biliyorsun?
Morpheus: Çünkü hala hayattayız.

Persephone: [Neo'ya bakarak] Sana istediğini vereceğim ama karşılığında bir şey vereceksin.
Neo: Ne?
Persephone: Bir öpücük.
Trinity: Anlayamadım.
Persephone: Beni sanki onu öpüyormuş gibi öpmeni istiyorum.
Neo: Neden?
Persephone: Onu seviyorsun o da seni seviyor. Ger halinizden belli oluyor. Uzun zaman önce ben de aynı duyguları hissediyordum. Hatırlamak istiyorum, denemek istiyorum, hepsi bu, bu kadar basit.
Trinity: Onun yerine buna ne dersin? (Birden silahını çekerek.)
Morpheus: Trinity.
Persephone: Basit bir şeyi fazla abartıyorsun. Sadece bir öpücük.
Neo: Sana neden güvenelim?
Persephone: Anahtarcıyı size vermezsem o beni öldürebilir.
Neo: Pekala.
Persephone: Öperken beni, o olduğuma inandırmalısın.
Neo: Tamam.

Neo: Benim adım Neo.
Anahtarcı: Evet, benim adım anahtarcı. Ben de seni bekliyordum.

Morpheus: Noldu Niobe?
Niobe: Elimde değil Morpheus. Düşünmeden edemiyorum ya yanılıyorsan ya bütün bunlar, kehanet hepsi birer saçmalıksa?
Morpheus: Bu durumda yarın hepimiz ölebiliriz ama bunun diğer günlerden bir farkı olmaz. Bu bir savaş ve biz de askeriz. Ölüm bizi her an ve her yerde bulabilir. Bir de tam tersini düşün ya ben haklıysam ya kehanet doğruysa, yarın savaş sona ererse n'olur bunun için savaşmaya, bunun için ölmeye değmez mi?

Mimar: Merhaba Neo.
Neo: Sen de kimsin?
Mimar: Matrix'i ben yarattım. Tasarımı yapan mimarım, ben de seni bekliyordum. Aklında bir sürü soru var. İşlem bilincini değiştirdiği halde hala insan olmaya devam ediyorsun. Ancak yanıtlarımdan bazıları anlayacak bazılarını anlamayacaksın. Aynı şekilde aklındaki ilk soru en önemlisi olmasına rağmen belki de en mantıksızı olduğunun farkında bile değilsin.
Neo: Neden buradayım?
Mimar: Maalesef yaşamın Matrix programından kaynaklanan bir denklemin, dengesiz sonucundan ibaret. Sen bir anormallik sonucu oluştun. Bütün çabalarıma rağmen gerekli matematik hesapların kesin uyumunu sağlamayı başaramadım. Bu sorunun mutlaka çözülmesi gerekiyor ancak benim kontrolüm dışında gelişen olaylar yüzünden buraya gelmen er ya da geç kaçınılmazdı.
Neo: Soruma hala cevap vermedin.
Mimar: Haklısın. İlginç diğerlerinden daha hızlısın.
[Odada bulunan ekranlarda diğer Neolar konuşmaya başlar.]

Mimar: Matrix düşündüğünden daha eski. Aslında temelde bir hatadan bir diğer hata doğuyor. Bu durumda, bunun altıncı olduğunu itiraf edebilirim.
Neo: Bunun iki olası açıklaması var; ya kimse bana söylemedi ya da kimse bilmiyor.
Mimar: Kesinlikle, hiç şüphesiz senin de fark ettiğin gibi hata sistematik tasarımı yüzünden en basit denklemlerde bile hata oluşuyor.
Neo: Seçenek, asıl sorun seçenek.

Mimar: İlk tasarladığım Matrix neredeyse mükemmeldi. Bir sanat eseriydi hatasız mükemmel ancak başarısızlığı da kendi kadar büyük oldu. Sonuç kaçınılmazdı, artık hatanın her insanda bulunan kusurdan kaynaklandığını çok iyi biliyorum. Bunu yeniden tasarladım ayrıca doğamızın en kötü yanlarını yansıtması için bazı tarihi olaylardan esinlendim ancak yine de başarılı olamadı. O zaman bir şeyin farkına vardım. Belki de gerekli olan çok daha basit bir beyindi. Mükemmellikten çok uzak bir beyne ihtiyacım vardı. Bu çözüm beraberinde başkalarını getirdi, yaratıcı bir program, insan psikolojisinin belli özelliklerini araştırmak üzere tasarlanmış bir program. Şayet ben Matrix'in babasıysam o da kesinlikle annesi sayılır.
Neo: Kahin.
Mimar: Lütfen, rastlantı sonucu bir program geliştirdi. Deneklerin neredeyse %99'u seçenek verildiği takdirde programı kabul ediyordu. Hatta seçeneği, bilinçaltı aşamasında olması bile etkilemiyordu. Aslında yanıtları fonksiyonel olmasına rağmen temelde yanlıştı. Tasarımı yüzünden ortaya çıkan zıtlık sistemi bozuyordu. Kontrol edilmezse sistemi çökertebilirdi bile. Programı kabul etmeyenler azınlıkta olmasına rağmen kontrol edilmezse karışıklık oranı gittikçe artan bir hızla çoğalabilirdi.
Neo: Zion'dan söz ediyoruz.
Mimar: Zion yok edilmek üzere olduğu için burdasın. Bütün canlılar ölecek yaşam alanlarıyla birlikte tüm varlığı silinecek.
Neo: Saçmalık.
Mimar: İnsan tepkileri içinde en belirgin olanı gerçeği reddetmektir. Ama endişelenme bu onu altıncı yok edişimiz olacak artık bu konuda çok başarılı olduğumuz söylenebilir. Seçilmişin görevi şimdi kaynağa geri dönmek. Böylece taşıdığın şifre geçici olarak kaldırıldığı ana programa bağlanacak daha sonra Zion'u yeniden inşa etmek için 16 kadın 7 erkek yani 23 kişi seçeceksin. Seçilmiş kişi olarak bu uygulamaya karşı çıkarsan sistem çökecek ve Matrix ile ilgili herkes ölecek. Tabi buna Zion'un yok edilmesini de eklersek sonunda bütün insan ırkı ortadan kalkacak.
Neo: Bunun olmasına izin veremezsin. Yaşamak için insanlara ihtiyacın var.
Mimar: Kabul edebileceğimiz değişik yaşam aşamaları var. Ancak asıl önemli olan, dünyadaki herkesin ölümünden sorumlu olmayı senin kabul edip edemeyeceğin. [Odadaki ekranlarda yaşayan insanlar gözükür.] Tepkilerini okumak çok ilginç senden önceki beş kişi benzer şekilde tasarlanmıştı. Demek istediğim türünün geri kalanına çok bağlıydılar ve seçilmiş kişi olarak hareket etmek hoşlarına gidiyordu. Diğerleri beklenen biçimde tepki verdiği halde senin deneyimlerin daha belirgin ve endişe verici.
Mimar: Umut, insanın vazgeçemediği illüzyon. Aynı anda en büyük güç ve en büyük zayıflık kaynağınız.

Morpheus: Hiç anlamıyorum. Her şey yapılması gerektiği gibi yapıldı. Seçilmiş kaynağa ulaşınca savaş sona erecekti.
Neo: 24 saat içerisinde sona erecek.
Trinity: Ne?
Neo: 24 saat içerisinde bir şey yapmazsak Zion yok olacak.
Trinity: Bunu nereden biliyorsun?
Neo: Bunun olacağı söylendi.
Morpheus: Kim söyledi?
Neo: Önemli değil ona inanıyorum.
Morpheus: Bu imkansız çünkü kehanete göre...
Neo: Kehanet yalandı Morpheus, kehanet yalandı. Seçilmiş hiçbir şeyi sona erdiremeyecekti, her şeyi başka bir sistem kontrol ediyordu.
Morpheus: Hayır buna inanmıyorum.
Neo: Ama kendin söyledin savaş sona ermediyse kehanet nasıl doğru olabilir. Üzgünüm bunu duymak kolay değil biliyorum ama doğru olduğuna yemin ederim.

Oyuncular

[değiştir]
Karakter Oyuncu
Neo Keanu Reeves
Morpheus Laurence Fishburne
Trinity Carrie-Anne Moss
Ajan Smith Hugo Weaving
Kahin Gloria Foster
Persephone Monica Bellucci
Seraph Collin Chou
Niobe Jada Pinkett Smith
Merovingian Lambert Wilson

Ayrıca bakınız

[değiştir]

Dış bağlantılar

[değiştir]
Matrix Reloaded ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz.