Matrix (film)

Vikisöz sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Matrix (Özgün adı: The Matrix), Larry ve Andy Wachowski kardeşlerin yazıp-yönettiği bir bilim kurgu filmi.

Neo[değiştir]

  • Orada olduğunuzu biliyorum. Sizi hissedebiliyorum. Korktuğunuzu biliyorum. Bizden korkuyorsunuz. Değişimden korkuyorsunuz. Gelecekte ne olacağını bilmiyorum. Size nasıl biteceğini söylemek için gelmedim. Nasıl başlayacağını söylemek için geldim. Telefonu kapatacağım. Ve sonra bu insanlara, sizin, onların görmesini istemediğiniz şeyi göstereceğim. Onlara bir dünya göstereceğim sizin olmadığınız bir dünya. Kuralların, kontrolün, sınırların ve sınırlamaların olmadığı bir dünya. Her şeyin olabileceği bir dünya. Buradan nereye gideceğinizi size bırakıyorum.
Ne yazık ki, Matrix'in ne olduğunu hiçbir kimse sana söyleyemez. Onu kendin görmelisin.
~ Morpheus

Morpheus[değiştir]

  • Ne yazık ki Matrix'in ne olduğunu kimse anlatamaz, onu kendin görmek zorundasın.
  • Gerçek dünyaya hoşgeldin.
  • Hiç gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü? Ya bu rüyadan hiç uyanamasaydın o zaman gerçek dünya ile rüya arasındaki farkı nasıl ayırt ederdin?Günün sözü 24 Ocak 2006
  • Ne olduğunu düşünme. Ne olduğunu bil!
  • Bu açıklanamaz, ama hissedersin. Hayatın boyunca dünyayla ilgili bazı şeylerin yanlış olduğunu hissetmişsindir. Ne olduğunu bilmezsin, ama o oradadır; beynine saplanmış bir kıymık parçası gibi... Seni deli eder...
  • Gerçeği nasıl tanımlarsın ? Eğer hissedebildiğin şeylerden bahsediyorsan, koklayabildiğin, tadabildiğin ve görebildiğin, o zaman gerçek, basitçe beynine iletilen elektronik sinyallerdir.
  • Matrix bir sistemdir, Neo. Bu sistem bizim düşmanımız. Ama sistemin içindeyken ne görüyorsun? İş adamları, öğretmenler, avukatlar, marangozlar. Kurtarmaya çalıştığımız insanların zihinleri. Ama biz başarana kadar, bu insanlar da sistemin bir parçası ve bu da onları düşmanlarımız yapıyor. Şunu anlamalısın: Bu insanların çoğu serbest bırakılmaya hazır değil. Ve büyük bir kısmı o kadar içine girmişler, sisteme o kadar bağımlı hale gelmişler ki, onu korumak için savaşabilirler... Beni dinliyor musun, yoksa kırmızı elbiseli kadına mı bakıyorsun? Tekrar bak. Dondur! Matrix'de değil miyiz? Bu sana bir şeyi öğretmek için dizayn edilmiş bir program. Eğer bizden biri değilsen, onlardan birisindir.
  • Bildiğin yol ile yürüdüğün yol arasında bir fark var.
  • Yolu bilmek ile o yolda yürümek farklı şeyler.

Trinity[değiştir]

  • Niçin burada olduğunu biliyorum, Neo. Ne yaptığını biliyorum... Niye uyuyamadığını biliyorum, niye yalnız yaşadığını ve niye her gece, bilgisayarının başında oturduğunu biliyorum. Onu arıyorsun. Biliyorum, çünkü geçmişte ben de onu aramıştım. Ve o beni bulduğunda, bana aslında onu aramadığımı, bir cevap aradığımı söyledi. Bizi harekete geçiren, bir soruydu, Neo. Seni buraya getiren soru. Soruyu biliyorsun, benim gibi.
Başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır.
~ Oracle

Oracle[değiştir]

  • Başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır.

Ajan Smith[değiştir]

  • Sizinle, bir süredir kafamı meşgul eden bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Bu düşünce aklıma sizin türünüzü sınıflandırmaya çalışırken geldi ve anladım ki sizler aslında memeliler sınıfına dahil değilsiniz. Bu gezegendeki tüm memeliler, yaşadıkları çevre ile içgüdüsel olarak bir denge kuruyorlar. Ama siz insanlar öyle değilsiniz. Bir bölgeye yerleşiyorsunuz ve çoğalıyorsunuz, tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. Canlı kalabilmenizin tek yolu başka bir bölgeye yayılmak. Bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. Ne olduğunu biliyor musunuz? Virüsler. İnsanlar hastalıktır. Bu gezegenin kanserleri. Sizler vebasınız. Ve bizler de bunların ilacıyız.
  • Neden, Bay Anderson neden? Neden, neden bunu yapıyorsun? Neden ayağa kalkıyorsun? Neden dövüşmeye devam ediyorsun? Varlığını devam ettirmekten öte başka bir şey için mi savaştığına inanıyorsun? Bana bunun ne olduğunu söyleyebilir misin? Bu özgürlük mü, yoksa doğruluk mu, belki de barıştır ha, sevgi olabilir mi? İllüzyonlar Bay Anderson, algımızın yanılgıları. İnsan zekasının, anlamsız ve amaçsız varoluşunu meşrulaştırmak için denediği geçici idealler. ve bunların hepsi en az matrix kadar yapay. Zaten sevgi gibi zavalli bir kavrami insan zekasi icad edebilirdi. Bunu gorebilirsin, bu durumu kabullenmelisin bay anderson, bunu şimdi bilmelisin. kazanamasın, amaçsızca dövüşmeye devam etmenin hiçbir anlamı yok! Neden, Bay Anderson, neden, neden direniyorsun?

Cypher[değiştir]

  • Cehalet mutluluktur.
Cevap oralarda bir yerlerde, Neo. Seni bekliyor. Ve seni bulacak, eğer sen de istersen.
~ Trinity

Diyaloglar[değiştir]

[Telefon çalar]
Cypher: Evet?
Trinity: Her şey yolunda mı?
Cypher: Nöbeti devralacak olan sen değildin.
Trinity: Biliyorum, ama içimden vardiya değiştirmek geldi.
Cypher: Ondan hoşlanıyorsun değil mi? Onu izlemeyi seviyorsun?
Trinity: Lütfen saçmalama.
Cypher: Onu öldüreceğiz. Anladın mı?
Trinity: Morpheus onun bu işi başarabileceğine inanıyor.
Cypher: Ya sen?
Trinity: Benim neye inandığım önemli değil.
Cypher: İnanmıyorsun, değil mi?
Trinity: Bunu duydun mu?
Cypher: Neyi?
Trinity: Bu hattın boş olduğundan emin misin?
Cypher: Elbette eminim.
Trinity: Kapatsam iyi olacak.

Ajan Smith: Teğmen, size ayrıntılı emirler verilmişti.
Polis Teğmeni: Sadece işimi yapıyorum. Sakın bana "yetki hikayesinden" söz etme. Alır bir tarafına sokarım.
Agent Smith: O emirler senin güvenliğin içindi.
Polis Teğmeni: [kıkırdayarak] Sanıyorum ki küçük bir kızla baş edebiliriz. [Smith, Jones ve Brown'a işaret eder. İkisi otele doğru yürür.] İki birim yolladım, onu şimdi indirirler.
Ajan Smith: Hayır, Teğmen. Adamlarınız çoktan öldü.

[Trinity gece kulübünde Neo'nun yanına yaklaşarak]
Trinity: Merhaba Neo.
Neo: Bu adı nereden biliyorsun?
Trinity: Hakkında çok şey biliyorum.
Neo: Kimsin sen?
Trinity: Adım Trinity.
Neo: Trinity... Şu Trinity mi? Maliye'nin veritabanına giren kişi.
Trinity: Uzun zaman önceydi.
Neo: Tanrım.
Trinity: Ne oldu?
Neo: Ben sadece seni... Erkek sanıyordum.
Trinity: Çoğu erkek öyle zanneder.

Trinity: Neden burada olduğunu biliyorum, Neo. Ne yaptığını biliyorum.Neden az uyuduğunu, yalnız yaşadığını ve her gece bilgisayar önünde, neden sabahladığını biliyorum. Sen onu arıyorsun. Biliyorum, çünkü ben de bir zamanlar aynı şeyi arıyordum. Sonra O beni bulduğunda aslında Onu değil bir yanıtı aradığımı söyledi. Bizi harekete geçiren soru bu Neo. Seni buraya getiren de bu soru. Soruyu biliyorsun tıpkı benim gibi.
Neo: Matrix nedir?
Trinity: Yanıt oralarda bir yerde Neo, O da seni arıyor.Eğer istersen seni bulacaktır.
Kaşığı eğmeye çalışma. Bu olanaksızdır. Bunun yerine sadece gerçeği anlamaya çalış.

+


Çocuk: Kaşığı eğmeye çalışma. Bu olanaksızdır. Bunun yerine sadece gerçeği anlamaya çalış.
Neo: Ne gerçeği?
Çocuk: Kaşığın olmadığı gerçeği.
Neo: Kaşık yok mu?
Çocuk: O zaman eğilenin kaşık olmadığını anlayacaksın. Eğilen yalnızca sensin.

Neo: İyi bir anlaşmaya benziyor ama sanırım bende daha iyisi var.Şuna ne dersiniz ben size parmağımı vereyim. Siz de bana telefon hakkımı verin.
Ajan Smith: Bay Anderson... Beni hayal kırıklığına uğratıyorsunuz.
Neo: Beni bu gestapo saçmalıklarıyla korkutamazsınız. Haklarımı biliyorum. Telefon hakkımı kullanacağım.
Ajan Smith: Söyleyin Bay Anderson... Eğer konuşamayacaksınız telefon etmenin ne yararı olur ki?

Trinity: Lütfen, Neo, bana güvenmek zorundasın.
Neo: Neden?
Trinity: Çünkü sen bunları yaşadın Neo. Bu yolu biliyorsun, nerede bittiğini biliyorsun... Olmak istediğin yerin orası olmadığını biliyorum.

[Trinity, Neo'yu tanıştırmak için Morpheus'un yanına getirir.]
Morpheus: Şu anda kendini tavşan deliğinden düşen, Alice gibi hissediyorsundur.
Neo: Öyle de denebilir.
Morpheus: Bunu gözlerinde görebiliyorum. Sende zaten uyanmayı bekleyen ve gördüğü şeyleri kabul eden birinin bakışları var. Ne ilginçtir ki bunlar "gerçek" ten pek farklı değil.Kadere inanır mısın, Neo?
Neo: Hayır.
Morpheus: Neden?
Neo: Çünkü hayatımı kontrol edemediğim fikrinden hoşlanmıyorum.
Morpheus: Ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Sana burada olma sebebini açıklayayım. Buradasın, çünkü bir şey biliyorsun. Bildiğin şeyi, açıklayamıyorsun ama hissediyorsun. Hayatın boyunca hissettin. Bu dünyada yanlış olan bir şeyler vardı. Ne olduğunu bilmiyordun, ama oradaydı. Beynindeki bir kıymık gibi seni deli ediyordu. Seni bana getiren işte bu his. Neden söz ettiğimi biliyor musun?
Neo: Matrix mi?
Morpheus: Peki ne olduğunu öğrenmek istiyor musun?
[Neo başıyla onaylar]
Morpheus: Matrix her yerdir. Etrafımızı çevreler. Şu anda bile, bu odanın içinde. Pencereden baktığında ya da TV'yi açtığında onu görebilirsin. Çalışmaya gittiğinde onu hissedebilirsin. Kilisede bile... Vergilerini öderken. Gerçekleri görmeni engellemek için gözlerinin önüne çekilen bir dünya bu.
Neo: Ne gerçeği?
Morpheus: [Neo'ya doğru eğilerek] Bir köle olduğun gerçeği Neo. Sen de herkes gibi bir köle olarak doğdun. Dokunamadığın tadamadığın ya da koklayamadığın bir hapisanedesin. Beyninin içi bir hapisane.
[duraksar]
Morpheus: Ne yazık ki, Matrix'in ne olduğu kimseye anlatılamaz. Bunu kendin görmek zorundasın. [İlaç kutusunu açar, içindekileri eline boşaltır ve ellerini uzatır ] Bu senin son şansın. Bundan sonra, bir geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan, [sağ elini açar ve mavi hapı gösterir] Bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan [sol elini açar ve kırmızı hapı gösterir], Harikalar Diyarı'nda kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm. [Neo, hafif bir duraksamadan sonra kırmızı hapa doğru yönelir] Unutma... Sana vadettiğim tek şey gerçek. Fazlası değil.

Neo: Bunun gerçek olmadığını sanıyordum.
Morpheus: Aklın bunu gerçek yapıyor.

Neo: Matrix'in içindeyken ölürsen, burada da mı ölüyorsun?
Morpheus: Vücut zihni olmadan yaşayamaz.



Wikipedia-logo-v2.svg
Matrix (film) ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz.