İçeriğe atla

John Fowles

Vikisöz, özgür söz dizini
John Fowles
Doğum tarihi 31 Mart 1926
Doğum yeri Leigh-on-Sea, İngiltere
Ölüm tarihi 5 Kasım 2005
Ölüm yeri Lyme Regis, İngiltere
Vikipedi maddesi
Vikiveri öğesi

John Robert Fowles, (d. 31 Mart 1926, Essex - ö. 5 Kasım 2005, Lyme Regis) İngiliz roman ve deneme yazarı.

Sözleri[değiştir]

  • Erkekler savaşı sever.  
  • Zenginlik bir canavardır.  
  • Güç, insanı yoldan çıkarır.
  • Sıradan insan uygarlığın lanetidir.
  • En uzak mesafeler asla coğrafi değildir.
  • Ama o denli sıradandı ki, olağandışıydı.  
  • Artık dünya hayatımıza çok fazla karışıyor.   
  • Yaşam yüzyıl sonra daha az kusurlu olacaktır.  
  • Hepimiz sahip olamayacağımız şeyler istiyoruz.  
  • Bu gezegende sadece iki ırk var - zeki ve aptal.   
  • Dürüstlüğü ve özgürlüğü ve vermeyi seviyorum.  
  • Miliyetçilik ucuz bir içgüdü ve tehlikeli bir alettir.  
  • Özgürlüğü anladıkça, ona daha az sahip olursun!  
  • En büyük mesafeler asla haritada görünenler değildir.   
  • Evren aynı kalmak için değişir biz ise farklı olmak için.   
  • Eğer bir tanrı varsa, o karanlıkta çok güzel bir örümcek odur.
  • İnsanları ele veren konuşma biçimleridir, ne söyledikleri değil.
  • Eşit olmayan bir dünya yaratmak mutluluğun doğasında vardır.  
  • Yaşamımız kötüleştikçe daha fazla öderiz, daha iyiye gittikçe ucuzlar.  
  • Yeni insanları tanımak bana zor geliyor. Bir sürü düğüm çözmek zorundasın.   
  • Olası tek cennet içinde bir zamanlar varolduğumu bilemeyeceğim cennettir.
  • Hayattaki en önemli sorular asla kendi dışında hiç kimse tarafından cevaplanamaz.   
  • Tanrısal çözüm, yönetilenlerin yönetildik diyemeyeceği bir anlamda yönetmeden yönetmektir.  
  • Yoksul bir ülkede yurtseverlik, eğer o ülke zengin ve güçlü olsaydı insanın kendi ülkesinin en iyi olduğuna inanmaktır.
  • Ait olmak iki yönlüdür. Bir veren, bir de verileni alan. Sen bana ait değilsin, çünkü seni kabul edemem. Karşılığında bir şey veremem. 

Aristos - Yaşam Üzerine Notlar adlı denemesinden:[değiştir]

  • Istırap, ölüm, felaket, talihsizlik, trajedi dediğimiz şeye özgürlüğün bedeli demeliyiz. Bu ıstıraplı özgürlüğe tek seçenek ıstırap çekmeyen bir özgürlüksüzlüktür.
  • Bizler doruğu hiçbir zaman göremeyecek olan köleler değiliz; çünkü hiçbir doruk yoktur. Yaşam yüzyıl sonra daha az kusurlu olacaktır. Mükemmeleşebilme anlamsızdır. Çünkü sonsuz sürece nerede girersek girelim bir çeşit nostaljiyle geleceği bekleriz ve daha iyi bir çağı hayal ederiz.
  • Dünyanın çevresindeki bu gizemli duvar ve ona ilişkin algımız, bizi hayal kırıklığına uğratmak için değil; bizi yeniden şimdiye yaşama şua anki varoluşumuza yöneltmek için oradadır.
  • Olası tek cennet içinde bir zamanlar varolduğumu bilemeyeceğim cennettir.
  • Ölüm daha mutlak göründükçe yaşam daha otantik olur.
  • Şu anki yaşamımızda gelip-geçici bir kiracı gelgeç bir konuk değilim, ben. O benim evim. Ve sahip olacağım tek ev. Sadece buna sahibim.
  • Mutluluk skalasında evrim dikey değil, yataydır.
  • Yaşam ölüme ödediğimiz bir bedeldir, tersi değil. Yaşamımız kötüleştikçe daha fazla öderiz, daha iyiye gittikçe ucuzlar.
  • Anladığımız anlamda serbest girişim bir insanın istediği kadar zengin olmasına olanak vermektir. Bu serbest girişim değil, serbest girişim değil; serbest vampirizmdir.
  • Eşit olmayan bir dünya yaratmak mutluluğun doğasında vardır. Herkes için erişilebilir bir mutluluk yaratmak, herkes için erişilebilir bir kadın gibidir.
  • Birleşme bir ilkedir. Proton elektronla birleşir, atomlar birleşerek karmaşıklıkları artar, birleşerek moleküller yaparlar, amip amiple birleşir, erkek dişiyle birleşir, akıl akılla birleşir, ülke ülkeyle... Varoluş birleşmiş olmaktır. Olmak birleşmektir. Ve varlık ne denli yüksek olursa birleşme o kadar fazla olur.
  • Varsayımsal mükemmel evliliğin ölçütleri tutku ve uyumdur. Ne var ki tutku ile uyum bağdaşmazlar. Bir evlilik tutkuyla başlayıp uyumla sona erebilir; ama aynı zamanda hem tutkulu hem de uyumlu olmaz.
  • Tanrısal çözüm, yönetilenlerin yönetildik diyemeyeceği bir anlamda yönetmeden yönetmektir. Yani içinde yönetilenlerin kendilerini yönetmek zorunda oldukları bir durum oluşturmaktır.
  • İnsanlar bir zamanlar kendi hazlarını yaratabileceğine inanıyordu; şimdi onların bedelini ödemesi gerektiğine inanıyor. Sanki çiçekler artık tarlada ve bahçede değil de; sadece çiçekçi dükkanlarında yetişiyormuş gibi.
  • Miliyetçilik ucuz bir içgüdü ve tehlikeli bir alettir. Herhangi bir ülkeden başka ülkelere borçlu olduğu şeyleri çıkarıp alın ve sonra da onunla gururlanabilirseniz gururlanın.
  • Yoksul bir ülkede yurtseverlik, eğer o ülke zengin ve güçlü olsaydı insanın kendi ülkesinin en iyi olduğuna inanmaktır. Zengin bir ülkede yurtseverlik, o ülke zengin ve güçlü olduğu için insanın kendi ülkesinin en iyi olduğuna inanmaktır.
  • Nükleer bir felaketin yapabileceğini zaman çoktan yapar. Bu yüzden şimdi yaşa ve bunu yönet.
  • Hepimiz sevilmekten ya da nefret edilmekten hoşlanırız. Bu anımsanacağımızın, varolduğumuzun bir işaretidir. Bu nedenle sevgi yaratamayanların çoğu nefret yaratmışlardır. O da anımsanır.

Büyücü Romanından:[değiştir]

  • Düşünüyorum öyleyse varım değil; yazıyorum, çiziyorum öyleyse varım.
  • Hangisini içiyorsun; suyu mu yoksa dalgayı mı?
  • İşte trajedi... Bir insanın kötü olmaya cesaret etmesi değil, milyonlarca insanın iyi olmaya cesaret edemeyişi.

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları:

Vikipedi'de John Fowles ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.