Hacı Bektaş-i Veli

Vikisöz sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Hacı Bektaş-ı Veli
Seyid Muhammed bin İbrahim Ata
حاجی بکتاش والی
Doğumu
1209
Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Nişabur şehri.
Ölümü
1271
Nevşehir / Türkiye
(Anadolu Selçuklu Devleti)

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları:

Vikipedi'de Hacı Bektaş-i Veli ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.



A[değiştir]

  • Allah ile gönül arasında perde yoktur.
  • Allah'ın sakının dediğinden sakınmak gerekir. Sakınmamak, ona inanmamaktır. İnsan olanlar, kendilerini bileler ve Allah'ın yasaklarından sakınalar.
  • Araştırma açık bir sınavdır.
  • Arifler hem arıdır, hem arıtıcı.
    • (Arifler: anlayışlılar)
  • Ademin özünü Medine toprağından yarattı. Başını, Beytülmukaddes toprağından yarattı. Kulağını Tur toprağından yarattı. Burnunu Dımışık (Şam) toprağından yarattı. Sakalını Uçmak, alnını Medine’nin Mağribinden yana toprağından yarattı. Ağzını Medine’nin Maşrıktan yana toprağından yarattı. Dilini, Buhara toprağından yarattı. Dudaklarını Berberiye toprağından yarattı. Dişlerini Harzem toprağından yarattı. Boynunu Çin mülkü toprağından yarattı. Kollarını Yemen Tayif toprağından yarattı. Sağ elini Mısır, sol elini Pers toprağından yarattı. Tırnaklarını Hıtay toprağından yarattı. Parmaklarını Sitan, göğsünü Irak, arkasını Hemedan, zekerini (cinsel organını) Hindistan, uyluklarını Türkistan, hayalarını Kostantiniyye (İstanbul) toprağından yarattı. Dizlerini Kırım, inciklerini Antalus toprağından yarattı.

B[değiştir]

  • Benim Kâbem insandır.
  • Bir olalım, iri olalım, diri olalım.
  • Bilimle gidilmeyen yolun sonu yoktur.
  • Biz dile ve söze bakmayız; öze ve hale bakarız.
  • Bunların adı Yeniçeri olsun. Cenab-ı Hak yüzlerini ak, pazularını kuvvetli, kılıçlarını keskin, oklarını tehlikeli, kendilerini daima galip buyursun.[1]
(Orhan Gazi'nin getirdiği birkaç Yeniçeri askerine olan duası. Böylece ocağa "Yeniçeri" ismi konulmuş, ocağın pir'i de Hacı Bektaş-i Veli olmuştur.)

Ç[değiştir]

D[değiştir]

  • Dikkat et, lokma seni yemesin, sen lokmayı ye!
  • Dili, dini, rengi ne olursa olsun, iyiler iyidir.
  • Dünyada ne varsa; helal, haram, temiz ve pis hepsi din (İslam) ile bilinir.
  • Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayınız.
  • Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.

E[değiştir]

  • Eğer bir insan, hem çalışkan hem akıllı ise takdir et; çalışkan fakat akıllı değilse dikkat et; akıllı fakat tembel ise ikaz et; hem akılsız hem tembel ise terk et.
  • Eline, beline, diline sahip ol.
  • En yüce servet ilimdir.

H[değiştir]

  • Hararet nardadır, sacda değildir. Keramet baştadır, tacda değildir. Her ne ararsan kendinde ara. Kudüs'de Mekke'de Hac'da değildir.
  • Her ne ararsan kendinde ara.
  • Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayınız.
  • Her kişiyi, üç yüz altmış melek korur. Bunca melek arasında kendini yalnız sanıp edepsizlik (ahlâksızlık) edersin de sen, kendin gibi kişi yanında edepsizlik etmezsin. Hani senin meleklere inandığın.

İ[değiştir]

  • İlim beşikte başlar, mezarda biter.
  • İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
    • (İlim: bilim)
  • İncinsen de incitme
  • İnsanın cemâli sözünün güzelliğidir.
    • (Cemâli: yüzünün güzelliği)
  • İman bir hazine, iblis bir hırsız, akıl ise hazinedardır. Hazinedar giderse hırsız hazineyi çalar.

K[değiştir]

  • Kendine ağır geleni başkasına yapma!
  • Kalleşler gelmesin meclisimize bizim erenlerle sohbetimiz var.

M[değiştir]

  • Madde karanlığı, akıl nûru ile; cehâlet karanlığı, ilim nûru ile; nefis karanlığı marifet nûru ile; gönül karanlığı da aşk nûru ile aydınlanır.
  • Mârifet ehlinin ilk makamı edeptir.
    • ("Marifet: ustalık, hüner." "Ehlinin: evinin." "Makam: mevki, kat." "Edep: uygun davranma".)
  • Mârifet, nefsi silmek değil, bilmektir.
  • Murada ermek sabır iledir.
    • (Murada ermek sabir ile olur.)

N[değiştir]

  • Nebiler, Veliler insanlığa Allah'ın bir hediyesidir.
    • (Nebiler: peygamberler)
    • (Veliler: ermişler)
  • Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme.
    • (Nefis: öz varlık, kişilik)

O[değiştir]

Ö[değiştir]

  • Özünü bilirsen özürden kurtulursun.

S[değiştir]

  • Sen seni bilirsen yüzün Hüdâ’dır; sen seni bilmezsen, Hak senden cüdâdır.
    • (Cüdâ: ayrı)
  • Sıkıntılı günler birlik ve beraberlikle aşılabilir.El ele verince güzel günler çabuk gelir.

Kaynakça[değiştir]

  1. Türklerin Altın Kitabı, Refik Özdek, Cilt II-s. 319