Ertuğrul Mavioğlu

Vikisöz sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
  • İnsan kendin hayvandan ayırmak için her zaman ve öncelikle zekâsıyla övündü mesela. Ya da “İnsan gülen hayvandır” diyerek kendisine çok özel ve naif payeler atfetti. Oysa insanı hayvandan farklı kılan hiç de bunlar değildi. İnsan ne kadar böbürlenirse böbürlensin, gülmeyi becermek ya da zekâsı onu özel kılmadı. Çünkü zekâsını türünü geliştirmeye değil, köleleştirmeye adadı. O yüzden dünya nüfusunun toplamıyla kıyaslandığında binde bir bile etmeyen küçücük bir kesim, dünyanın bütün zenginliklerinin yarısından fazlasını elinde tutarken, diğer binde 999, bir avuç efendiye kulluk etme yarışındalar. Ve kesin olarak bu nedenle de insanın yüzündeki gülüş farkına varsa da varmasa da yaşadığı her yüzyıl biraz daha tükendi ve o kadar büyük bir acı ve mutsuzluk ördü ki çevresine, her neslin bir sonrakine devretmek için elinde sadece hüzün kaldı.[1]
  • Hayvan kurbanını yakaladığı zaman oracıkta parçalıyor, kendi karnını, belki yavrularının karnını tıka basa doyurduktan sonra, gövdenin artan parçasını akbabalara, çakallara kaptırmadıysa eğer bir ağacın tepesine ya da eşelediği bir toprağın içine gömerse kendini şanslı hissediyor. Örneğin aslan, karnı doymuş miskin miskin güneşlenirken, yanı başından hem de sürüyle geçen geyiği, zebrayı, karacayı bırakın, üzerine konan sineklere bile ilişmiyor. Oysa insanın derin dondurucusu var. Öldürüyor, yoluyor, yüzüyor, kesiyor, parçalıyor, kıyma yapıyor, paketliyor ardından da derin dondurucuya atıyor. Büyük bir açgözlülükle karnı tok da olsa öldürmekten geri durmuyor. Bir gün gelip tüketilmek üzere dolapları ağzına kadar dolduruyor, rafları işgal ediyor, sanki hemen yarın kıtlık baş gösterecekmiş gibi market arabalarını tepeleme dolduruyor, satın aldıklarını kilerine, buzdolabına tıka basa istifliyor. Üstelik ihtiyacının kaç katını depoladığının çoğu kez farkına bile varmıyor… Tıpkı yiyecekleri üst üste dizerken dünyanın bir köşesinde açlıktan karnı sırtına yapışmış insanların varlığının farkına varmadığı gibi… [1]
  • Hayvanlar sadece doğada var olanı öldürüyorlar ama insana doğada olan yetmiyor, öldürüp, parçaladıktan sonra cesetlerini saklamak üzere çiftlik hayvanları yetiştiriyor. Öldürme vaktini birkaç gün geri alabilmek uğruna burslu okuttuğu ‘genius’ gençleri laboratuvarlara hapsedip enselerinde boza pişiriyor ki, kârını ikiye, üçe, beşe, ona katlasın.[1]
  • Lev Tolstoy, henüz Hitler, Mussolini, Franko, Evren, Erdoğan gibiler henüz yeryüzünde yokken “Mezbahalar oldukça savaşlar sürecek” demişti. Henry Ford ise işçileri iliklerine kadar sömüren o pek meşhur fordist bant sistemini mezbahalardan ilham alarak keşfetmişti. Yani dikkat edilirse, insanı hayvandan aşağı kılan bütün özellikleri, insanın insana, insanın hayvana zulmü sayesinde gelişti. Zulüm ettikçe insan yüceldiğini, hükmettiğini, üstün olduğunu sandı. Ama gerçekte yeryüzünün tüm türleri içinde giderek dibe en yakın tür haline dönüştü.[1]

Kaynaklar[değiştir]