İçeriğe atla

Şiir

Vikisöz, özgür söz dizini
Şiir
Vikipedi maddesi
Vikiveri öğesi
Sözler, yazar ya da kaynakları bakımından alfabetik sıraya göre düzenlenmiştir:


  • Şiir, resullerin sözü gibi, muhtelif teşrifata müsait bir vüs'at ve şümulü hâiz olmalı. Bir şirin manası diğer bir mana olmaya müsait oldukça her okuyan ona kendi hayatının da manasını izafe eder ve bu suretle şiir, şairle insanlar arasında müşterek bir teessür lisanı olmak pâyesini ihraz edebilir. En zengin, en derin ve en müessir şiir herkesin istediği tarzda anlayacağı ve binaenaleyh nâ-mütenâhî hassasiyetleri isti'âb edecek bir vüs'ati olandır. Mahdud ve münferit bir mananın çemberi içinde sıkışıp kalan şiir, hududu, beşeri teessürâtinin mahşerini çeviren o mübhem ve seyyâl şiirin yanında nedir?[1]
  • Şiir kendi toplumundan yola çıkarak evrensel ölçekte aynı sorunları olan insanlığın nabzını çoğul değerler içinde elinde tutar. Kitlesel bilinçaltını sarsar.
  • Ben mum alevinde pervane gibi hep aynı odakta yazdım şiirlerimi. Ev ve her günkü yaşamalar.[2]
  • Şiirde azalan verimler kanunu var. Dil bir açıdan işlendikçe o alanda elde edilen verimler bir noktadan sonra azalmaya başlıyor. Bu, bir bunalıma yol açıyor. Bunalımlar da yeni şiir alanları, yeni açılar bulunmasıyla sona erer hep.[3]
  • Şiirde asıl olan hikâye etmek değil, kelimeler arasında kurulacak "şiirsel yük"tür.[3]
  • Halk deyimlerinin havası şiirin kanat çırpmasına imkân vermeyecek kadar dar bir havadır.[3]
  • Şiir de köpük cinsi bir şeydir doğrusu. Bir hareket, bir çalkantı, bir ameliyenin bulunduğu yerden çıkar. Koşan atların, kuduz hayvanların, saralı insanların ağzında, dalgaların çarptığı, çağlayanların düştüğü yerde köpük olur. Bir de maden eritilen potalarda rastlarsınız köpüğe. Madenlerin erimesi, ırmakların akması, atların koşmasıdır esas olan. Köpük bazen bir belirti, ama her zaman bir artıktır. Köpük gider, geriye onun belirmesini gerektiren iş kalır. Şiir de bütün öteki sanatlar gibi asıl hareketin kendisine özgü dışa vuruşudur. Bir tamamlama, bir kaçınılmaz fazlalık, yerini bulamamış insanlığın çalkantısından doğmuş bir köpüktür.[4]
  • Bilim aklın şiiridir; şiir de yüreğin bilimidir.
  • Matematik, sibernetik, fizik, müzik, tüm bunlar, eninde sonunda, sadece, insanlar şiir okumayı öğrensinler ve anlasınlar diye gereklidir.
  • Bir şiir sizi alıp bir yere götürür, düş kurma gücünüzün olduğunu fark edersiniz.[5]
  • Şiirden önce aşk vardı. Şiirden sonra ölüm var.
  • Gerçek şiir şairin zihnidir, gerçek gemi, gemiyi inşaa edendir.[6]
  • Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir. Şiir, insanı insana yaklaştıran şeydir.[7]
  • Şiir, rythme yani nazım sanatı olduğu için güfteden önce bir bestedir. Mısralarında nağme hissedilmeyen bir manzume sadece bir güftedir ki, onu nesir sahasına atarız. Mısra mısra bir beste olan bir manzume ise asıl şiirdir.[8]

Kaynakça

[değiştir]
  1. Ahmet Haşim (1926). "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar". Piyâle. 
  2. Necatigil. Bütün Eserleri. Cem Yayınları. s. 50. 
  3. 3,0 3,1 3,2 Enginün, İnci (Kasım 2013). "İkinci Yeni". Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (14 bas.). İstanbul: Dergâh Yayınları. s. 127. ISBN 978-975-995-277-8. 
  4. Özel, İsmet (2013). Şiir Okuma Kılavuzu. İstanbul: Tiyo Yayınları. ISBN 9786056323980. 
  5. Pakdil: Sanatı ve edebiyatı savunmalıyız
  6. Ralp Waldo Emerson, İnsanın Görkemi, Okuyan Us Yayınları, s.22
  7. Aktaran: Derya Çolpan, "Şiir", Epigraf.com.tr
  8. Yahya Kemal Beyatlı (1971). Edebiyata Dair. s. 7.