İçeriğe atla

İoanna Kuçuradi

Vikisöz, özgür söz dizini
İoanna Kuçuradi
Türk akademisyen ve felsefeci.
Doğum tarihi 4 Ekim 1936
Doğum yeri İstanbul
Ölüm tarihi 2 Ekim 2026
Ölüm yeri İstanbul
Vikipedi maddesi
Vikiveri öğesi

İoanna Kuçuradi, Türk akademisyen ve felsefeci.

Sözleri

[düzenle]
  • Biz Türkçeyle felsefe yapıyoruz.[1]
  • Açılan her kapı bir başka kapıyı kapatır hep.
  • Düşünceye düşünceyle karşı çıkılır, cezayla değil.   
  • Son zamanlarda sıkça duyuyorum… Dolandırıcı… Ne demektir dolandırıcı…. Ben bunu anlamıyorum… Dolandırıcı birinin etrafında dolanmak mıdır..? Yoksa başka birine yapılan oyalama eylemi midir?İnsanımız birine dolandırıcı dediği zaman ben şunu anlıyorum. Sen dolanıyorsun ama beni de oyalıyorsun.
  • Büyük çapta yaratıcı insan 'benim' diyen insandır.
  • Geçmiş, belki de, aslında daha açığa çıkarılmamıştır.
  • Bilgisizliğin yarattığı sonuçlar yüzünden acı çekiyoruz.   
  • 40 dakika boyunca susuzluğa dayanmayı, ihtiyacın karşılanmasını geciktirmeyi öğrenmeliler. Benim kendi deneyim ve gözlemlerine göre şiddetin en temel nedeni kendini tutmayı öğrenmemiş olarak görünüyor. Buna ise çocuklarımızın eğitiminde yanlış olan bir özgürlük anlayışının, -benim ‘özgürlükçülük’ dediğim anlayışın- önemli bir rol oynadığını düşünüyorum.[2]
  • Mesleki eğitimden önce ‘insanlaşma eğitimi’ verilmeli.   
  • Güneş, hem kötü, hem de iyi insanların üstünde parlar.  
  • İnsan haklarının korunması kişilere ve devletlere bağlıdır.
  • Okullarda felsefe öğretsek 20 yıl sonra farklı bir Türkiye olur.   
  • Eğitimde felsefeye yer verirsek 20 yıl sonra farklı bir Türkiye olur.
  • Bütün fikirlere saygı... Benim çok takıldığım bir şey bu. Fikirler saygı konusu değildir, insanlar saygı konusudur, fikirler değerlendirme konusudur.
  • Bir tek insan hakkı ihlali vardır; o da kişiye farklı davranmaktır.
  • İnsanları tedirgin eden, olan biten değil, olan bitenle ilgili inandıkları.
  • İnsanlar “başkalarının yargı gücüne kendi yargı güçlerinden çok güvenliler.
  • Şu andaki durumuyla dünyamız, biz insanların yarattığı bir dünyadır. Başka türlü de olabilir.  
  • Hayata ‘evet’ deme aynı zamanda acıya, işkenceye, eksikliklere, açlıklara, ölüme de ‘evet’ demektir.
  • Biz şeyleri kendi çıkarımız doğrultusunda değerlendiriyorsak o şeylere değer atfetmiş oluyoruz ki bu o şeylerin gerçek değeri değil. Bir de şeyleri toplumsal, ahlaksal ya da dinsel olarak değerlendiriyoruz buna da değer biçmek deniyor. Bu da şeylerin gerçek değeri değil.
  • Beni ilgilendiren hukukun da yönetimin de insan haklarına, açık kavranılmış insan haklarına dayanması.[3]
  • Bir kişiyi ele veren değer yargılar değil, değerlemeleridir -fiilen yaptıkları, ortaya koydukları, yaşadıklarıdır.  
  • Sürü insanının bütün kaygısı "sürüce ayakta durmaktır"; sürü teki pasiftir ve her türlü yaratıcılıktan yoksundur.
  • Dünya problemlerine felsefeyle baktığımızda, hangisine bakarsak bakalım, hepsi, insan haklarıyla ilgili görünüyor.  
  • Kesintiye uğramış olan insan haklarının eğitimini, özellikle de etik eğitimini, ülke düzeyinde, kesintisiz sürdürmek gerekiyor.
  • Özgür insan, yaratıcı insan, realiteye çevresini ve zamanını yöneten moralin gözlükleriyle bakarak fikir yürütmez; insanlar karşısında yargıç rolü oynamaz.  
  • Kendi kendisiyle hesaplaşarak yaşıyan kişi sürekli çıkmazda bulabilir kendini: doğru değerlendirmenin hangisi olduğuna karar verip inanabilmek için... her şeyi göze alır.
  • Her çağda, bu cinayetlerin tekrar edilmesini istemeyen ve bunu engelleyen saf varlıklar ortaya çıkar. Ne var ki kullandıkları yollar başka cinayetlere, yeni felaketlere, yeni sefalete sebep olur.
  • Bir kişinin yaşama tarzını değiştirmesi, onun karakterinin değiştiğini göstermez. O, yine aynı insandır; değişen sadece bilgisi, ona aynı hedefe başka yollardan da gidilebileceğini gösteren bilgisidir.  
  • En büyük ihtiyaç, çocuklarımıza bilgiye dayanarak ve bağlantıları görerek düşünmeyi öğrenmelerine; insanlarımıza da her şeyden önce ölmeyi ve öldürmeyi reddetmeyi öğrenmelerine yardımcı olmaktır.  
  • Aslında etik bilgisine çok ihtiyacımız vardır. Bizde etik, şimdi moda olduğu için o kelime kullanılıyor ama ahlakla karıştırılıyor; yani bir toplulukta geçerli kültür, en geçerli kültürel değer yargılarıyla karıştırılıyor. Oysa etik; bilgilerden oluşan... [Daha aşkın bir şey değil mi?] Aşkın değil. Bilgi, bilgi getirmesi söz konusu.
Enver Aysever, Aykırı Sorular Programı
  • Nedir insan hakları? Her şeyden önce, insanların —bazı insanların— insanlık tarihine getirdikleri bir düşüncedir: İnsanların, insan oldukları için, yani belirli özellikler ve olanaklar taşıyan bir türün üyeleri oldukları için, bazı hakları olduğu—: görmedikleri, ama görmeleri gereken bir muamele söz konusu olduğu— ve başkalarına böyle bir muamele göstermeleri gerektiği düşüncesidir.[4]

Eserlerinden

[düzenle]

İnsan ve Değerleri

[düzenle]
  • İnsanları tedirgin eden, olan biten değil, olan bitenle ilgili inandıklarıdır. (s. 5)
  • Gerek değer atfetme, gerekse değer biçme değerlendirileni değil, olsa olsa değerlendireni ele verir. (s. 30)
  • Şunu unutmamak gerekir ki, yaşamda çoğu zaman bir durumun, bir olayın, bir eylemin karşısında değil, bir insanın karşısında bulunuruz. Ve önemli olan da bunu bilmektir. (s. 65)
  • Her -izm bir genelleme, bir sınır aşma, bir toptan açıklama ya da bir soyutlamadır. (s. 72)
  • Doğru ve yanlış, varolan bir şey değil, varolan şeyler hakkındaki bilgimizin nitelikleridir. (s. 77)
  • Varlık temeli olmayan herhangi bir düşünceye saplanmak, böyle düşünmeyenlere de saldırmak: işte yobazlık budur. (s. 81)
  • Ve İnsanlar her şeyi yapmayanlardan, her şeyi yapamayacak olanlardan bile her şeyi bekleyerek yaşıyorlar. (s. 103)

Nietzsche ve İnsan

[düzenle]
  • İnsanlar başkalarının yargı gücüne kendi yargı güçlerinden çok güvenirler. (s. 18)
  • İnsanlar üzerinde pek çok şey söylenir, ama insandan söz edilmez hiç. (s. 21)
  • Nerede canlı bir varlık buldumsa, orada boyun eğmenin sözünü de duydum. Her canlı varlık boyun eğen bir varlıktır. (s. 42)
  • Hür insan kendi kendisi olmak ister. (s. 95)
  • Soyluluk, insanın nereden geldiğine değil, insanın nereye doğru gittiğine bağlıdır. (s. 111)

Kaynakça

[düzenle]