İçeriğe atla

Sürekli Dizi

Vikisöz, özgür söz dizini

Sürekli Dizi (Özgün adı: Regular Show), J. G. Quintel tarafından yapılmış ABD çizgi dizisi. İlk gösterimini ABD'de Cartoon Network'te 6 Eylül 2010 tarihinde yapmıştır. Türkiye'de ise ilk önce ve hâlâ 1 Şubat 2012 tarihinde Cartoon Network'te, daha sonra da 4 Şubat 2012 tarihinde TNT'te gösterime girmiştir. Mavi Alakarga Mordecai ve Rakun Rigby adlı parkta çalışan iki arkadaşın heyecanlı maceralarını konu almaktadır. Onlar dışında ana karakterler: Benson, Skips, Pops, Kas Adam, Çak Beşlik Hayalet, Margaret, Eileen ve CJ.

Sezon 1

[değiştir]

"The Power"

[değiştir]
Mordecai: Seni dinlediğime inanamıyorum! Dışarı çıkıp çalışman gerektiğini biliyordum, ama hayır! "Haydi bu oyuncakla oynayalım, çok eğlenceli olur."
Rigby: Ama eğlenceliydi.
Mordecai: Yani, evet... Ama artık duvarımızda kocaman bir delik var. Bak, 23 yaşına geldik. Artık duvarlarda delik açmamamız gerekiyor. Bunun yüzünden kovuluruz.
Rigby: Yani sen, bunun yüzünden işten kovulacaksın.
Mordecai: Ne!
Rigby: Beni duvara çok hızlı fırlatan sendin, seni delikçi.
Mordecai: Bana delikçi deme! Sensin delikçi! Güreşmek isteyen asıl sendin!
Rigby: Tamam tamam, suçu birbirimize atmayalım. Peki şimdi deliği nasıl tamir edeceğiz bakalım?
Mordecai: Ne bileyim adamım, biz yapamayız. Paramız olmadığı için başkasına yaptıramayacağımız da ortada. Tabii sende para varsa o başka...
Rigby: Hayır. Ayrıca böyle bir deliği tamir etmek ne kadara patlar, bilmiyorum. Muhtemelen tonlarca...
Mordecai: Kesinlikle. Bu da bize tek bir çözüm yolu bırakıyor: Bunu başkasına tamir ettirebilmek için Benson'ı zam yapmaya ikna etmemiz gerekiyor dostum, işte bu kadar!
Rigby: Adamım... Sen bir dahisin! Zam! Tabii ya!

Mordecai: Bütün sorunlarımızın cevabı bu. Ona bir isim verdin mi?
Rigby: Aslında, bu şerefi sana vermek istedim.
Mordecai: Sahi mi?
Rigby: Hı hı.
Mordecai: Biliyor musun? Her zaman "Güç" adında bir kızla çıkmak istemişimdir.

Mordecai: Sen Skips'i aya mı gönderdin?
Rigby: Sen de öyle demedin mi?
Mordecai: Ya yok! Ben ray dedim, ona raya git demiştim, aya git değil. Sağır mısın! Dostum, geri gelmesini söyle.
Rigby: Ama o şekilde çalışmıyor.
Mordecai: Ne demek istiyorsun?
Rigby: Onu göremiyorum, değil mi.
Mordecai: Eee... O zaman biz ona gideriz.
Rigby: Ama kesin çok kızmıştır!
Mordecai: Ölmüş olmasından iyidir be!

Benson: Hey, Skips'i gördünüz mü hiç?
Mordecai: Rigby onu aya gönderdi.
Benson: Dur biraz. Ne!
Mordecai: Bu klavyeyle Skips'i yanlışlıkla aya gönderdik. Şimdi de onu geri getirmemiz gerek.

"Just Set Up the Chairs"

[değiştir]
Mordecai: Ya nasıl oluyor da bütün sıkıcı işler hep bize kalıyor? Sandalyeleri dizmek...
Rigby: Sıkıcııı!
Benson: Gerçekten önemli bir iş konusunda sizlere güvenemem. Hep işten kaytarıp duruyorsunuz.
Mordecai: Sen bize kaytarıcı mı diyorsun?
Rigby: O bize... Sen bize...
Mordecai: Bize kaytarıcı diyor. Bak adamım, işten kaytarmadan kesinlikle o sandalyeleri dizebiliriz.
Benson: İyi. Dizin de göreyim.
Mordecai: Dizeceğiz!
Rigby: Evet, peki o zaman gelecek sefer sandalyeleri başkasına mı dizdireceksin?
Benson: Olur.
Mordecai & Rigby: OOOOOO! Bir daha sandalye dizmeyeceğiz! Bir daha sandalye dizmeyeceğiz!
Benson: Sandalyeleri dizin yeter.

Rigby: Sandalyeleri ne kadar iyi dizdiğimizi görünce Benson'ın sakızları yuvalarından fırlayacak, sonra şöyle diyecek: "O hayır, sakızlarım!"
Mordecai: Ha ha ha! Evet, sandalye dizmede dünya markasıyız.

Rigby: Evet adamım, bu iş berbat.
Mordecai: Katılıyorum dostum. Normalde "salla gitsin" derdim ama Benson'a sandalyeleri dizebileceğimizi kanıtlamamız gerekiyor.
Rigby: Tamam. Ahh! Patron olmak güzel olmalı. Benson hiç ayak işi yapmıyor.

Mordecai: Biraz işe konsantre olsak olmaz mı?
Rigby: Böyle konuşman bile beni yormaya yetiyor.
Mordecai: Dostum!
Rigby: Ayy! Sanki karşımda Benson var.
Mordecai: Dostum! Dinle: Eğer bunu yaparsak bir daha asla sıkıcı sandalye dizme işi yapmamız gerekmez.

"Caffeinated Concert Ticket"

[değiştir]
Rigby: Konsere gitmek zorundayız.
Mordecai: Ciddi misin? Adamım, tamam, 3. sınıfta havalıydılar ama şimdi...
Rigby: Düzeltiyorum, onlar her sınıfta havalıdır. Ama sen nereden bileceksin? Muhtemelen kendinden nefret filan ettiğindendir.
Mordecai: Dostum, o konser biletlerini alacak paramız yok.
Rigby: Hiç fark etmez, bir yolunu buluruz. Ama sen kendinden nefret etmenin bir yolunu bulmakla meşgulsün!
Mordecai: Gitmeyi neden bu kadar çok istiyorsun?
Rigby: Bu konsere gitmek hayatımın en önemli anı olabilir.
Mordecai: Vaay! Hayatın berbatmış gibi konuşuyorsun.
Rigby: SUS ARTIK!

Margaret: Merhaba çocuklar.
Mordecai: Hey, merhaba!
Margaret: Konserden mi konuşuyordunuz?
Rigby: Bir konserden konuşuyoruz, evet. Peki sen Metal Yumruk'la ilgili konserden mi bahsediyorsun?
Margaret: Ha ha, evet, harika!
Mordecai: Dur, sen gidiyor musun?
Margaret: Evet gidiyorum. Biraz yaşlandılar, evet, ama onları çocukluğumdan beri hatırlıyorum. Ayrıca herkes orada olacak. Eğlenceli olabilir. Siz gidecek misiniz?
Mordecai: Kesinlikle gidiyorum.

Rigby: Peki, şimdi biletler için parayı nereden bulacağız?
Mordecai: Dostum çok kolay olacak, sadece biraz fazla mesai yapmamız gerek.
Rigby: Fazla mesai mi? Ben normal mesaiyi bile sevmiyorum ki.
Mordecai: Metal Yumruk'u seviyor musun?
Rigby: Evet.
Mordecai: Tamam, o zaman fazla mesaiyi de seversin.

Benson: Bakalım doğru anlamış mıyım: Sen ve Rigby benden fazla mesai istiyorsunuz, hatta normal mesaide yapmanız gereken işleri bile bitirmemenize rağmen. Size daha çok iş vermemi mi istiyorsunuz?
Mordecai: Evet.
Benson: Ha ha ha. Hayır!
Rigby: Aaa! Hadi ama Benson, lütfen. Metal Yumruk kodeste çalacak ama biletlere yetecek kadar paramız yok.
Benson: Ha ha ha. Siz ciddi misiniz? Metal Yumruk mu? O konserlere ne tür insanlar gider, biliyor musunuz?

Rigby: Lütfen Benson, lütfen bize fazla mesai ver, lütfen!
Benson: Bunun olayı ne ki? Altı üstü yeteneksiz bir grup.
Skips: Aslında, o kadar kötü değiller. Böyle şeylere ilgim olduğundan değil, yapacak çok işimiz var. Onlara fazla mesai ver.
Pops: Katılıyorum. Diyorum ki; eğer Metal Yumruk'u görmek istiyorlarsa bırak Metal Yumruk'u görsünler.
Benson: Tamam, mesaiye kalabilirsiniz.

Rigby: Dostum pilim fena bitti.
Mordecai: Endişelenme dostum. Sadece kendimizi kahveyle yeniliiceeez!

Mordecai: Benson, daha çok paraya ihtiyacımız var.
Rigby: Evet, bize daha çok para ver.
Benson: Yapılacak iş kalmadı. Ama çimleri biçerseniz başka...
Mordecai & Rigby: Çimler mi?
Mordecai: Ama bu sonsuza kadar sürer!
Benson: Anahtarlar burada. Çim biçicinin yerini biliyorsunuz. İyi şanslar.

Rigby: Dostum ciddiyim, gözlerim açılmıyor bile ve sanırım kahve bitmek üzere.
Mordecai: Saçmalama adamım. Bir sürü kahvemiz var.

"Death Punchies"

[değiştir]
Mordecai: Başlıyorum. Acele et de karakterini seç, hadi.
Rigby: Ne! Ben birinci oyuncu olacaktım!
Mordecai: Dostum, birinci oyuncu benim. Sen ikincisisin.
Rigby: İkinci oyuncu olmak istemiyorum. O sadece kötü bir kazmayla kazıyor, ben kürekli olanı istiyorum.
Mordecai: Dostum, ikisi de tamamen aynı.
Rigby: O zaman neden ikinci oyuncu olmuyorsun?
Mordecai: Ben o iğrenç kazmayı kullanmam.
Rigby: Aaa! Gördün mü!
Mordecai: Dostum sakin ol. Birinci oyuncuyu seçmek için yumruk atmaca oynayalım.
Rigby: Tamam!

[Yumruk atmacayı Mordecai kazanır.]

Mordecai: Görünüşe göre birinci benim.
Rigby: Hayır! Bu adil değil! Hep senin dediğin oluyor! "Hadi yumruk atmaca oynayalım, yumruk atmaca oynayalım." Bıktım bundan! Tabii ki yumruk atmacada seni yenemeyecektim!
Mordecai: Dostum, sen yumruk atmacada kimseyi yenemezsin.
Rigby: Evet, yenebilirim!
Mordecai: Hayır, yenemezsin.

Sensei: Dokunaklı bir hikaye. Gerçekten de öyle. Ama Ölü Kwon Do için hazır olduğundan emin değilim.
Rigby: Nedenmiş ama?
Sensei: Ölü Kwon Do kendini savunaktan ibarettir. Ama söylediklerine bakılırsa sen sadece daha sıkı vurmak istiyorsun.
Rigby: Hayır. Bana bir şeyler öğretemez misin?
Sensei: Kararlılık... Hoşuma gitti. Tamam, sana birkaç başlangıç savunma hareketi göstereceğim. Tek yapman gereken Ölü Kwon Do'nun kutsal kitabından bir tanesini seçmek. Bakalım seni Ölümün Dirsek Esnemesi ile başlatabilir miyiz? Ya da Ölümün Bacak Kalkışı da olur, iyi bir başlangıç hareketidir. Ya da Ölümün Pervis Etkisi... Şahsen o da en favorilerimdendir.
Rigby: Şu olsun. Şunu istiyorum: Ölüm Yumruğu.

Rigby: Görünüşe bakılırsa Ölü Kwon Do yolunu öğrenmişsin!
Mordecai: İnsanların zaten farkında olduğu şeyleri nasıl söyleyeceğini öğrenmişsin! (!)
Rigby: Her neyse! Ölüm Yumruğuyla baş edemesin!
Mordecai: Bu bana meydan okuma gibi geldi!
Rigby: Zaten meydan okuma da ondandır!

Rigby: Hangi hareketi öğrendin?
Mordecai: Neden buraya gelip kendin görmüyorsun?

[Rigby Ölüm Yumruğu atar ancak Mordecai'a etki etmez.]

Rigby: Ne! Nasıl oldu da hâlâ ölmedin?
Mordecai: Muhtemelen Ölüm Bloğunu öğrendiğim içindir. İlk deneme için gayet iyi çalıştı aslında, ya öyle ya da Ölüm Yumruğu palavraymış.
Rigby: Seni öldürürüm!

[Tekrar yumruk atar ama yine etki etmez.]

Mordecai: Yumruk atmacada beni asla yenemezsin.

"Free Cake"

[değiştir]
Rigby: Mordecai, şuna bak! Bunu arkadaki çöplerde buldum. Süper, değil mi?
Mordecai: Dostum, çöpten bir şeyler almayı bırakmalısın! Bu anormal bir şey.
Rigby: Sensin anormal! Ayrıca bu çok farklı. Bu, geçmişten bir hazine.
Mordecai: Oldukça güzel bir tabakmış.
Rigby: Bu bebeğe biraz yiyecek koymalıyız.
Mordecai: Katılıyorum. Bu tabakta ne iyi durur, biliyor musun? Çikolatalı pasta!
Rigby: Aaa evet! Ama çikolatalı pasta kadar güzel bir şeyi nasıl alabiliriz?
Mordecai: Endişelenme dostum, sanırım nereden bulabileceğimizi biliyorum.

Mordecai: Evet, benim fikirlerim bu kadar.
Rigby: A, buldum! Çerez Bar'da çikolatalı bir pasta vardı.
Mordecai: Evet. Ama Benson onu sadece doğum gününse ücretsiz veriyor.
Rigby: Kim demiş doğum günüm değil diye?
Mordecai: Kim demiş doğum günüm değil diye!
Mordecai & Rigby: Bedava Pasta! Bedava Pasta!

Benson: İkinizin de doğum günü değil.
Rigby: Hadi ya! İkimizi de nakavt etti.
Mordecai & Rigby: Pasta yok. Pasta yok.
Pops: Ama Skips'in doğum günü.
Mordecai & Rigby: Bedava Pasta! Bedava Pasta!
Benson: Ama biliyorsunuz, bu konuda çok hassastır.
Mordecai & Rigby: Pasta yok. Pasta yok.
Benson: Bi' düşündüm de, Skips için parti verdiğimizi hiç hatırlamıyorum.
Pops: Hafızam doğruysa Skips her yıl doğum gününde ormanda inzivaya çekilir.
Mordecai: Durun biraz, yani Skips için hiç parti düzenlemediniz mi?
Benson: Hayır.
Mordecai: Dostum, bu berbat! Skips kesinlikle partiyi hak ediyor.
Rigby: Ve pastayı.
Mordecai: Ne zaman bir sorun çıksa düzelten hep Skips oluyor. Ne olursa olsun, o hep yanımızda. Eminim Skips de parti istiyordur. Ama sessiz biri olduğu için nasıl isteyeceğini bilmez. Ona bir parti yapmalıyız.
Rigby: Ve pasta da.
Pops: İyi gösteri! Çok iyi gösteri! Benson, Skips için parti verelim. Ne kadar enfes bir fikir.
Benson: Haklısın. Tamam, eğer Skips'i ikna edebilirseniz onun için bir parti verebiliriz.
Mordecai: Onu nasıl ikna edeceğimizi biliyoruz.

Skips: Hayır, bu akşam saat 8'de sizinle takılmak istemiyorum.
Mordecai: O zaman bu akşam bir ara nasıl olur?
Skips: Hayır! Yalnız kalmak istiyorum!

Mordecai: Dostum, şimdi ne yapacağız?
Rigby: Dostum, dinle: Benson'a yalan söyleyeceğiz ve önce pastayı alacağız, Skips'i sonra hallederiz.
Mordecai: Bana pastaya değer bir fikir gibi geldi.

Mordecai: Skips doğum günü partisini kesinlikle istiyor.
Benson: Sahi mi? Onu nasıl ikna ettiniz?
Mordecai: Ona pasta yapacağımızı söyledik.
Rigby: Evet. Çok büyük bir çikolatalı pasta istiyor.
Benson: Öyle mi?
Mordecai: Evet. Saat 8'de onun yerinde...
Rigby: Ama sürpriz olmasını istiyor yani onu görürsen bir şey deme.
Benson: Hmm... Tamam. Çerez Bar'daki pastanın anahtarı burada, sanırım 8'de görüşüyoruz. Ama eğer bana yalan söylüyorsanız, 1 ay boyunca bulaşıkları siz yıkarsınız ona göre!

Mordecai: Başardık!
Rigby: Hadi yiyelim.
Mordecai: Hayır! Benson'ı duydun. Bulaşık yıkamak istiyor musun?
Rigby: Aaaaaa! Tamam, bulaşıkları yıkarız.
Mordecai: Olmaz dostum, Skips'i ikna etmeliyiz.

"Meat Your Maker"

[değiştir]
Benson: Herkes barbeküye hazır mı? Her şey nasıl gidiyor? Pops?
Pops: Sabahtan beri turta pişiriyordum.
Benson: Skips?
Skips: Fasülyeyi yaptım.
Benson: Benim de küçük bir sürprizim var. Yıllık barbekümüz için heyecanlanıyordum, bu yüzden bu gömleği giymenin yanı sıra keseyi açıp süper, ekstra kaliteli, A sınıfı sosisler aldım çocuklar.
Pops: Oo, leziz bir barbekü tatmayalı epey zaman olmuştu.
Skips: Peki, nereden aldın?
Benson: İnternetten aldım. Masraftan kaçınmadım, 1 gecede teslimat için ekstra bile ödedim.
Skips: Nerede peki? O yavruları mangala atalım hadi.
Benson: Sosisleri Rigby'e verdim.
Skips: Ha?
Pops: Mordecai ve Rigby mangala başladı mı?
Benson: Hayır hayır, sadece dışarı çıkarmalarını söyledim. Sosisleri şimdi pişirme diye özellikle dedim.

Mordecai: Benson'ın sosisleri pişirin dediğine emin misin?
Rigby: Benson kesinlikle sosisleri pişirin dedi.

[Sosisleri yakarak küle çevirirler]

Rigby: Aa, dostum! Benson ızgara yapmamamı bu yüzden istemiş sanırım.
Mordecai: Ne!

Rigby: Özür diledim ya. Hadi dostum!
Mordecai: Hayır! Hadi dostum yok! Benson beni suçlayacak ve sorumlusu sensin! Başımı derde sokmandan usandım artık!
Rigby: Kankamla ızgara yapayım dedim. Biraz keyif çatalım...

Rigby: Gidip bodrumdaki dolaptan biraz sosis alıp getireceğim, anladın mı? Benson farkı anlamaz, tamam mı?
Mordecai: Pekala, bunu düzeltsen iyi olur.

[Mordecai ve Rigby soğuk hava dolabında kilitli kalırlar.]

Rigby: Tamam, düzeltirim!
Mordecai: Mangalı düzelttiğin gibi mi yani? (!) Sosisleri yakarak düzelttiğin gibi mi? (!) Ya da dur, buldum galiba: Başka sosisler ararken bizi bu et dolabına kilitlediğin gibi mi mesela? (!) O, ama bak sen şu işe, hiç sosis yokmuş!

Rigby: Mordecai, üzgünüm. İzin ver düzelteyim.
Mordecai: Aaa! Bunu söylemenden bıktım! Bunu düzeltemezsin, tamam mı! Tek bildiğin ortalığı karıştırıp hayatları mahvetmek!
Rigby: Üzgünüm, yardım etmek istedim.
Mordecai: Her şeyi düzeltemezsin, hatta hiçbir şeyi düzeltemezsin ve şimdi senin yüzünden öleceğim!
Rigby: Hayır! Dostum, bana sinirlenme. Mordecai, bana kızgın ölemezsin.
Mordecai: Çok geç.

"Grilled Cheese Deluxe"

[değiştir]
Rigby: Mordecai! Mordecai! Aa işte buradasın. Kızarmış sandviçin yarısını ister misin?
Mordecai: Ooo! Cheezers'dan Kızarmış Sandviç Deluxe mü?
Rigby: Evet öyle.
Mordecai: O zaman evet. Bunu nasıl yaptın?
Rigby: Satın aldım... parayla.

Mordecai: Neden beni kandırıyorsun ki!
Rigby: Çünkü yalan uzmanlık alanımdır.

Benson: Sandviçimle ne yapıyorsunuz siz?
Mordecai: Ne!
Rigby: [Mordecai'a] Merak etme. Uzmanlığımla bunu halledebilirim dostum. [Benson'a] Bu senin sandviçin değil, bu bizim sandviçimiz.
Benson: Bu sizin sandviçiniz ha? O zaman kâğıt torbada neden Benson yazıyor ha?
Rigby: Ha? Rigby yazacaktı ama ismimi yanlış yazdılar.
Benson: Yalan söyleme!
Mordecai: Dostum, hani satın almıştın?
Benson: Hayır, satın almadı! Şimdi tembel popolarınızı kaldırın da gidip bana bir Kızarmış Deluxe daha alın hemen!
Mordecai: Aaa! Boş günümüzü mahvettin!
Rigby: Merak etme dostum. O kadar da sıra olamaz.

Mordecai: Günü uzmanlığınla kurtardığın için teşekkür ederim, (!) seni gerzek!
Rigby: Aman neyse! Sanki daha iyisini yapabildin!

"The Unicorns Have Got to Go"

[değiştir]
Mordecai: Dostum, Margaret az önce bana gülümsedi!
Rigby: Hayır, gülümsemedi.
Mordecai: Evet, gülümsedi.
Rigby: O zaman neden çıkma teklifi etmiyorsun?
Mordecai: Ah, o kadar kolay değil. Sen bunu anlayamazsın.

Rigby: Şimdi oyunu istiyor musun?
Mordecai: Hayır, hâlâ parfümü istiyorum.
Rigby: Eğer o parfümü alırsan sana karşı bütün saygımı kaybederim!
Mordecai: Güzel, o zaman birbirimize eşit saygı duyuyor oluruz.
Rigby: Senin derdin ne! Plan yapmıştık: Kahve, Güçlü Johnlar, takılmak...
Mordecai: Dostum, sonra da takılırız. Sadece bir an önce o parfümden almak istiyorum ben.
Rigby: Hayır! Planımızda bu yoktu. Şimdi gidersen kendime yeni arkadaşlar bulmak zorunda kalırım!
Mordecai: Bana uyar, ben bu arada bayanlarla meşgul olacağım zaten.
Rigby: İyi o zaman, ben de yeni arkadaşlarımla meşgul olurum! Plan bozaaan!

Mordecai: Siz ne yapıyorsunuz, derdiniz ne, hiç komik değil!
Unicorn: Sakin ol kardeşim. İçeride seni izliyorduk da ufaklık çok iyi bir noktaya değindi.
Mordecai: Ne noktası?
Unicorn: Birlikte yeterince vakit geçirmediğimizi söyledi.
Mordecai: Ah, olamaz!
Unicorn: Merak etme, hâlâ kızı elde etmene yardım etmek istiyoruz.
Mordecai: Nasıl?
Unicorn: Evinde parti verereeek!
Mordecai: Dur, ne!

Mordecai: Dostum, bu adamların bana yardım edeceği yok. Benimle dalga geçiyorlar, o kadar.
Rigby: Dostum, parti yapıyorlar işte.
Mordecai: Bunun bayanları etkilememe ne faydası var?
Rigby: Sana bir kız ayarlamışlar.
Mordecai: O bir bayan değil.

Mordecai: Biliyor musun, Rigby, sen yeni arkadaşlarınla keyfine bak serseri! A, bilmen için söylüyorum, Benson arkadaşlarını ve onlarla boş geçirdiğin zamanları öğrendiğinde büyük olasılıkla seni kovacak. Görüşürüz kardeş.
Rigby: Mordecai, dur!

Rigby: Hey, merhaba Mordecai.
Mordecai: Dokunma bana!
Rigby: Şey, bana biraz yardımın gerekiyor da.
Mordecai: Yeni kardeşlerinden niye yardım istemiyorsun? (!)
Rigby: Dostum, bırak artık! Benim hatam değil! Benimle vakit geçirip Güçlü Johnlar'la oynamak isteseydin başımıza bunların hiçbiri gelmezdi!
Mordecai: Bak, oyun için üzgünüm. Ama bu sana bana çöp muamelesi yapma hakkı vermez! Bana bir özür borçlusun!

Rigby: Bir sorunumuz var.
Skips: Unicornlar mı?
Rigby: Nasıl bildin?
Skips: Çimlerime işemişler.
Mordecai: Peki, onlardan nasıl kurtulacağız?
Skips: Ah, bu gerçekten zor. Onlar böcek gibidir ama bir unicornun asla hayır diyemeyeceği bir şey var: Sürat yarışı!

Benson: Saf akıllılar, sizin unicornları buraya soktuğunuza inanamıyorum! Siz iki saf pisliklerini temizleseniz iyi olur, yoksa o arabada gitmiş olmayı dilersiniz!
Rigby: Unicorn bir mi? Aaa, soğuk!
Benson: [Mordecai'a] Ve sen! O parfümü sıkma artık, kadınlar üzerine atlamayacak! [sessizce] Sersemler!

"Prank Callers"

[değiştir]
Rigby: Usta Telefon Şakacısı internetteki en komik şey, değil mi Mordecai?
Mordecai: Evet, sanırım komik sayılır. Ama telefon şakaları izlemekten eğlencelisi nedir sence?

Skips: Alo?
Rigby: Hey, alo, Skips... Seninle çıkmak isteyen biri var.
Skips: Kimmiş o?
Rigby: Asansör!

Mordecai: Hey Benson, sesin çatlamış. Sıva yaptırsana.
Benson: Siz kimsiniz? [Mordecai ve Rigby kahkahalar atarak güler] Bu numarayı yapan her kimse onu tespit ettirip bulacağım ve onu yetkililere şikayet edeceğim.
Mordecai: [Rigby'ye] A dostum, hâlâ telefonda!
Rigby: Hâlâ telefonda mı?
Benson: Bu saçmalıkları eğlenceli bulduğunuza pişman olacaksınız, beni anladınız mı!

Usta Telefon Şakacısı: Alo?
Mordecai: Alo, ben pizza teslimatçısıyım. Sipariş ettiğiniz 50 pizza vardı da.
Usta Telefon Şakacısı: Harika, getir o zaman.
Mordecai: E-Elli pizza... getirelim mi?
Usta Telefon Şakacısı: Evet, kanat da var. Çabuk getir, tamam mı? Annen açlıktan öldü.

Mordecai: Alo?
Usta Telefon Şakacısı: Pizzacı çocuk mu ya da Dangalaksın?
Mordecai: İkisi de.
Usta Telefon Şakacısı: Beni rahat bırakın demiştim. Şimdi, sizi öyle işleteceğim ki emdiğiniz süt burnunuzdan gelecek. 1980'ler aradı, cep telefonlarını geri istiyorlar.

Rigby: Moruk mu? Kafa bulmak mı? Makara mı? 80'li yıllardayız dostum! Pops, hangi yıldayız?
Pops: 1982 yılındayız.

Mordecai: Bu kapılardan biri zamanımıza açılıyor.
Benson: İşte orada!
Usta Telefon Sakacısı: Durun! Bugün benden iyiydiniz ama beni burada bırakmayın. Tek istediğim, sizin gibi, adam işletmekti. Hata mı ettim ben ha, acaba?