Ozan Önen

Vikisöz, özgür söz dizini
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Ozan Önen
Wikipedia-logo-v2.svg Vikipedi maddesi
Notification-icon-Wikidata-logo.svg

Ozan Önen, Türk yazar.

Eserlerinden[değiştir]

Babam Beni Şahdamarımdan Öptü[değiştir]

  • Güzel uyandırılmak insan hakkıdır, yazın bir kenara.
  • Türkiye'deki en temel iletişim sorunlarından biri: Zarif davrandığınızda zayıf sanılmanız.
  • Kalp kıranların en sevdikleri cümledir 'Ben böyleyim.'.
  • Geceyi sevmeyenin üzerine yıldız yağmaz.
  • İnsan, babası hayattayken, sanki tüm babalar hayattaymış gibi bir yanılgıya; babası öldüğündeyse sanki sadece kendi babası ölmüş gibi bir küskünlüğe meyillidir.
  • "Sevdiğin biri ölünce; içinde kırk mum birden yanarmış" diye söze başladı... Fısıldayarak devam etti: "Her geçen gün içindeki o kırk mumdan biri sönermiş... Kırkıncı güne gelindiğindeyse o son kalan mum hiç sönmez, sen ölene değin içinde hep yanarmış."
  • Tercihine teslim olunca bilirsin ki.. Daha uzun olan o yol, manzarası daima güzel olandır.
  • İnsan, gökyüzüne bakarken, yıldızları memleketi olarak görebilir.
  • Geçtiğin her yolun toplamı sensin; geçeceğin her yol da sana benzeyecek.
  • İnsan, en sevdiklerinden birini bile toprak altına göndermişse; mezarlıklar, gözüne ev gibi görünür artık: Eskisi gibi tedirgin olmaz oralara giderken.
  • Canım insan çekiyor: Yan çizmeyen. Dolaysız. Güzel şeylere iştahı kabarık. Hevesini, tutkusunu yitirmemiş. Dünyayı seninle yeni baştan tasarlamaya aday... Deneyime açık. Boğmayan ama isteyen... Yeni fikirlerle ayağa kalkan, mızmızlanmayan ve laçkalaşmayan... Dedikodusuz, yalansız, çekiştirmesiz, seni bütünleyen, seninle bütünlenebilen.
  • Açlıktan ölenimiz yok, yemekten ölenimiz çok.
  • Bir gün herkes, intihar edemiyor olmanın, intihar etmekten çok daha zor bir şey olduğunu anlayacak.
  • Yol, evimdir benim.
  • Delilerin kapı zili olmaz.
  • Ayağını yorganına göre uzatmadığın dere boylarında, sana sormadan püsküren nergisler var.
  • Bir dal begonville bile içimde çiçekli kıyametler kopar: Damardan akar bahar, bir duble rakıdan yeğdir.
  • Dinle beni canı sıkkın: canını sıkma. Tetikte ol ama sakin dur. Bak göğsüne; bu da geçecek. İçine en ferahından binbir nefes dolsun bu gece. Bugün ne istemediğini anlıyorsun, yarın ne istediğini anlayacaklar. Gecenin elleri var, çayın demine bile iyi gelen. En güzeli yarının şu an demleniyor.
  • Duygu mesafe tanımaz.
  • Cenazelerde herkes ağlar ama yüzün bir gülerken, gülüşünü bir buçuk yapacak insanlara her zaman ihtiyaç duymaz mısın?
  • Aşk, kalbin ilkbaharıdır.
  • Yenilgiden sayılmayan teslimiyetler de pekâlâ mümkündür.
  • Aynı kişi olmanı bekliyorlar: Aynı düşman. Aynı sevgili. Aynı çocuk. Aynı yazar. Aynı esnaf. Aynı isyancı. Aynı çizer. Aynı arkadaş. Aynı amatör. Aynı tanıdık. Aynı yabancı... Seni "öyle" tanımış olanlar, seni hep "öyle" görmek istiyor: Hâlbuki eski düşmanların bile en temel stratejik hatasıdır "seni hâlâ o kişi sanmaları".
  • Çok sevip de hiçbir zaman geri döndüremeyeceklerinin en kötü tarafı, onları her hatırladığında, seni tekrar tekrar terk etmeleridir, aniden.
  • Beyninle sevip kalbinle düşünmenin vakti geldi.
  • Hayatımızda öyle bir an vardır ki o anın üstünden yıllar geçse bile, biliriz ki o an, hayatımızın tek bir fotoğrafı olabilecek güçtedir ve aklımızdan asla çıkmaz.
  • Herhangi bir mekânda, herhangi bir zamanda... Evli çiftleri oluşturan bireyler de dahil herkes, tek başına, fişi tamamen çekip bazen saatlerce, bazen de günlerce ‘yalnız kalabilme hakkı’na sahip olabilmeli. Yalnız kalmak istiyorum cümlesini duyup da bunu bir hakaretmiş gibi algılayanlarsa, burunları sürte sürte anlayacaklar: Yalnızlık herkes için değerli ve gereklidir. Egosantrizm değildir bu. İhtiyaç ve haktır. Yalnızlık, ‘kendini dinleme imkânın dahilinde her şeyi her zamankinden de fazla sevebilmek için bir iştah tazeleme diyetine girmek’tir. Asıl bencillikse, bu hürriyeti talep eden herhangi bir insana ilgi delisi bir aşırılıkla karşı çıkarken, onu, kalabalığa mecbur kılmaya çalışmaktır.
  • Satın alınan şeyler sana iyi deneyim ve anı sunamıyorsa, örneğin bir dostun, bir seyahatin veya sabaha kadar süren bir konuşmanın benzersiz hazzını veremiyorsa... Bu anlamsız ortalamada mülkiyetin belirleyici bir hükmü yok. En değerli şeyler anıların, deneyimlerin ve insanların.
  • Şunu hiçbir zaman unutmuyorum: Otlara çıplak ayakla basmak bile bazı insanlardan çok daha iyi gelebilir.
  • Kadın, gözyaşlarını saklamak için şişeler üretmiş tek canlıdır.
  • Kimi zaman hayatına sızan bir insanın, kimi zaman da hayatına sızan bir cümlenin, önüne çıkıveren bir duvar yazısının, bir şehrin, bir ağacın, bir kitabın ya da şahdamarına nazır çekilmiş bir sustalının, hayatını baştan aşağı değiştirme ihtimalini haiz görünmez gücü, seni belini kavrar gibi ılık ılık teslim alacaktır yabancı.
  • Aynı anda aynı bilinç patlamasına maruz kalmış insanlar arasında, görünmez genlerden köprüler inşa edilmiştir. Biz o köprüleri çok severiz, üstlerinden geçerken hiç yorulmayız.
  • Olsun tabi ya... Bak.. 'Olsun' diyeceksin ki olacak.. Varsın, 'olsun' desinler... Yazılan neyse o gelecek başa; olacak.
  • Bugün, birkaç duble ilkbahar içip kırlarda volta attım... Aramızdaki şehirleri çıkardım, mesafelerden kurtuldum. Çıngar çıkardım takvimler arası. Kelimelere gelişine vurdum. Yırttım attım haritaları, anayasaları. Seninle bin kez daha dağıldım sayfalar üstü, cemreler sonrası, adalar arası... Seni var ya, seksen milyonlarca kez öptüm saydım. Cıvıl cıvıl bir şehir akşamının sokaklarında buldum kendimi... Çiçekli bir baharın koynundan taştım. Çıplak ayaklarından öptüm say seni: Geldim, sokuldum, koltuk altından öptüm seni... Gülen gözlerinden bin kere öptüm. İçim ilkbahar sabahı, dışım yaz gecesi... 'Florebo cuocumque ferar' diyor bilgenin biri: 'Taşındığım her yerde çiçek açacağım' demiş yani. Yürüdüğüm her yerde çiçek açtım bugün... Ben bugün, ilkbaharın kendisi oldum. Bilmem, senin bundan haberin var mı?
  • Ben ne zaman bir akordeon sesi duysam, durur dinlerim. Beni durdurmak için akordeon çal.
  • Bir ceylan olup zarifçe yürüdüm geçmiş aslanlıklarımın arasından. Artık orada değilim. Artık o kişi değilim. Ve o aslan, artık, beni incitemez.
  • İstediğin kadar neşeli, iyicil, açık fikirli, başkalarına zararı olmayan biri ol: Bazıları mühürlüdür ve seni karanlığa çekmek isterler. Bazı insanlar, başka insanların karanlığına maruz kalmaya fazlaca alıştıkları için, senin aydınlığını bile kötüye yorarak, hakkında olmadık kusurlar üretebilirler.
  • Belirli bir yolum yok ama ayaklarım var. Günahlarıma hayranım.
  • Büyük felaketler insanları birbirine yakınlaştırır: Birbiriyle yakınlaşanlarsa geride kalanlardan geçmişi silercesine uzaklaşırlar, bu da başka felaketler yaratır.
  • Kalkıp bir kâğıda kocaman harflerle “erteleme” yazmalı çünkü hava her gün böyle güzel olmuyor.
  • Beni okumadan önce kendi omzundan bir kere öp. Belki şaşkın olur sonrası.
  • Buralarda kimseler okumuyormuş gibi yazmanın riskleri var, bir nevi delilik bu ama birine aniden ulaşıyor sözün: Odasının ta içine. Tam da ortasına kalbinin. Ne büyülü...
  • En yükseklerdeyken çamurun dibinin parlak olduğunu asla unutma; makamının yüksekliğine bu yakışır.
  • Gün gelir, bir fotoğraf karesidir insana yaşama gücü veren asıl şeyin elde kalan tek kopyası.
  • Üzülme. Oyuncaklar kırılmak içindir.
  • Benim işyerim, benim zihnimdir.
  • Tüm insanları sevme zorunluğuna katlanmayacak kadar hümanist kıvama geldim aheste aheste. Hayatta, insanlara karşı sıcak ama mesafeli bir yerde durmanın sonsuz faydalarına inanıyorum.
  • Mucize beklemeye hiç gerek yok: Alıp verdiğimiz her nefes, bir yaşamak, bir de ölmektir ve bu, hayattaki en hakiki mucizedir.
  • Su da içsen, çay da içsen, şarap da içsen, kahve de içsen; doldurduğun bardakta dudak payı bırakmazsan, bardak değil de sen eğiliyorsun.
  • Hayat kısa. Çok kısa... Halen yiyebiliyorsanız, anne reçeli yiyin.




Kaynakça[değiştir]