Nihat Ali Özcan

Vikisöz, özgür söz dizini
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Nihat Ali Özcan
Wikipedia-logo-v2.svg Vikipedi maddesi
Notification-icon-Wikidata-logo.svg
  • PKK tarihi, Engels’in dikkat çektiği “köylü savaşı” merakı ile komutanlık fantezileri için savaşçılık oynayan ve çok sayıda insanın hayatına kıyan, “stratejik hatalar” ve yetersiz liderlerle dolu.
  • “Şehir savaşı” emrini veren Karayılan, topun icat edildiğinden habersiz şatosunu korumaya çalışan Ortaçağ lordları gibi davrandı. Birbirinden kopuk şehirlerde hayatlarını hiçe saydıkları çocuklardan oluşan “serflerini” ellerine tüfek vererek ölüme gönderdi. Onları hendeklerin ve patlayıcıların gerisinde kalkan yaptı. “Teorik olarak” büyük kitlelerin ayağa kalkarak işi bitireceğini sandı. Kandırılmış olabilir! Bu durumda PKK geleneği olan “soruşturma komisyonuna” bir “özeleştiri” vermesi gerekir.[1]  
    • 1 Nisan 2016 tarihinde Milliyet gazetesinde yayınlanan "PKK, Mao ve ‘köylü savaşını’ şehirlere taşıma sorunu" başlıklı köşe yazısından
  • Esad, Rusya ve İran’ın cesaretlendirmesiyle Suriye iç savaşının son dönemecinde şansını fazlaca zorlamış görünüyor. Bir bakıma bu teşebbüs onun kadar İran ve Rusya’nın da tercihiymiş gibi. Çünkü gittikçe uzayan Suriye iç savaşı, sadece Esad’ı değil müttefikleri İran ve Rusya’yı da zorlamaya başladı. Her geçen gün ağırlığını hissettiren ABD yaptırımları, yetmezmiş gibi hızla yayılan koronavirüs İran’ı fena vurmuş görünüyor. Savaş demek para demek, kaynaklar daralmaya, ekonomi bozulmaya başlayınca içeride itirazlar yükselmekte ve işler zora girmekte. Benzer yorumları Rusya için de yapabiliriz. Ne de olsa Suriye iç savaşı, ülkesinde ciddi zorluklar yaşayan Putin için de fazlaca taraftarı olan popüler bir konu değil.[2]
    • 3 Mart 2020 tarihinde Milliyet gazetesinde yayınlanan "Suriye iç savaşı ve Rusya’ya ders vermek" başlıklı köşe yazısından
  • Uluslararası, bölgesel gelişmelerin muğlaklığı, alışılmadık araçları, sürpriz ittifakları, düşmanlıkları ve maliyeti tüm aktörleri zorluyor. Haliyle, PKK gibi terör örgütleri de payına düşeni alıyor. Daha üç beş yıl öncesine kadar gelişmelerden heyecanlanan, “büyük planların” peşinde koşan örgüt bugün elindekileri koruma derdine düşmüş gibi görünüyor. Başka bir ifadeyle, Arap Baharı’nın kazananı olmaya ramak kaldığını düşündüğü bir anda hayat farklı tecelli ediyor.[3]
    • 19 Haziran 2020 tarihinde Milliyet gazetesinde yayınlanan "Operasyon baskısı ve PKK terör örgütü" başlıklı köşe yazısından
  • Neredeyse on yılı bulan Libya iç savaşı farklı bir aşamaya varmış görünüyor. Türkiye’nin Libya’da gelişmelere doğrudan müdahil olmasıyla, her şey hızla değişti. BM’nin desteklediği, Başbakan Fayiz Serrac’ın temsil ettiği Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti, kısa sürede, askeri, politik ve psikolojik olarak önemli ilerleme kaydetti. Bu tablo, Hafter ve destekçilerini kaygılandırmaya yetti.[4]
    • 23 Haziran 2020 tarihinde Milliyet gazetesinde yayınlanan "Türkiye, Mısır ve Libya üçgeni" başlıklı köşe yazısından
  • Türkiye’nin Libya’da artan etkinliği üç alanda taşları yerinden oynattı. Birincisi, Wagner aracılığıyla Libya’da köprübaşı kuran Rusya, niyetlerini açık etmek zorunda kaldı. İkincisi, düne kadar bölgeyle ilgisi zayıf aktörler, daha karmaşık bir tabloda pozisyonlarını netleştirmek zorunda kaldılar. Son olarak, Suudi Arabistan, BAE gibi dünün etkili aktörlerinin rolü tali hale dönüşmeye başladı.[5]
    • 7 Temmuz 2020 tarihinde Milliyet gazetesinde yayınlanan "Türkiye’nin Libya hamlesi politik düzeyde taşları yerinden oynatırken" başlıklı köşe yazısından
  • Terör ve terörizm çalışmalarının cevabını aradığı ilk soru şudur: Neden, devletler ortak bir terör, terörizm tanımı, mücadele yaklaşımı ve değerlendirmesine sahip değiller? Bunun cevabı, terör örgütlerinin politik hedef ve faaliyetleri ile bazı ülkelerin politik çıkarlarının tamamen ve kısmen örtüşmesidir. İkinci neden ise, terör ve terörizm kavramının “çekiç” gibi görünmesidir.[6]
    • 26 Haziran 2020 tarihinde Milliyet gazetesinde yayınlanan "ABD ve AB “yıllık terörizm raporlarını” birlikte okumak" başlıklı köşe yazısından
  • Çin, ihtiraslı, değer ve kural tanımayan uygulamalarıyla Uygurları yok etme projelerini sürdürüyor. Tüm baskılara, teknolojik denetime rağmen, uygulamaları ifşa eden bilgilerin, resim ve videoların dışarıya sızmasına mani olamıyor. Gerçekten görgü tanıklarının ifadeleri, sızan video ve bilgiler, sorunun bir insanlık trajedisine dönüştüğünü gösteriyor. Üstelik sadece Çin için değil, tüm insanlık için bir utanç vesikası gibi duruyor.[7]
    • 10 Temmuz 2020 tarihinde Milliyet gazetesinde yayınlanan "Çin ve Doğu Türkistan" başlıklı köşe yazısından

Kaynak[değiştir]