Muhsin Ertuğrul

Vikisöz sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Muhsin Ertuğrul (d. 28 Şubat 1892, İstanbul - ö. 29 Nisan 1979, İstanbul) Türk tiyatrocu, yönetmen, oyuncu, yapımcı.

Sözleri[değiştir]

Gerçek medeniyet, edebiyat ve sanattan doğar.
  • Ben bir tiyatro istiyorum. Bir tiyatro binası lâzım, bu İstanbul şehrine her şeyden evvel bir tiyatro binası lâzım. Bu bina mezbahadan, halden, köprüden, hastaneden, hatta mektepten daha mühim. Onun için bu şehre bir tiyatro istiyorum…[1]
  • Muhterem münevver arkadaşlar, aziz yarım münevverler, cahil olup da münevver gibi görünmek isteyenler, sevgisiz snoplar, züppeler, iyiler ve fenalar, büyükler ve küçükler, gençler ve ihtiyarlar, kadınlar ve erkekler, hanımlar ve beyler... Bütün millete lâyık muazzam bir tiyatro kurmak için hep elele verelim, hiç olmazsa bir defa olsun hepimiz bir kültür hareketinin etrafında omuz omuza, göğüs göğüse, elele birleşelim, itiraz yok, İstemek var ve istemek yapmanın başlangıcı, başlamak başarmanın yarısıdır.[1]
  • O zaman bu perdeci ‘Perde..’ değil, ‘Türk tiyatrosunda yeni bir devir açılıyor’ diyecek.[2]
  • Biz insanlığın gerçek kültürünün, sanat sınırından başladığına inanıyoruz. Ruh kalkınması olmadıkça adamı hayvandan ayırt edemezsiniz. Gerçek medeniyet, edebiyat ve sanattan doğar. Tarih, tiyatrosuz yükselmiş bir millet gösteremez.[1]
  • Her deniz teknesinin olduğu gibi, herkesin de bir pusulası vardır. Bu pusulanın ibreleri çeşitli yönleri gösterir. Kiminde banka hesabını, kiminde çıkar sağlamayı, kiminde koltuk hırsını, kiminde ün salmayı... Benim pusulamın ibresi hep tiyatro sevgisini gösterir.[1]
  • Çocuktum, yaşamımı tiyatroya adadım: Hem sevdiğim bir işte, bir sanat kolunda çalışmak için, hem de bu sanat dalının toplumun yüreğinde çiçekler açtıracağına inandığım için... Bu inanç o kadar derine kök saldı ki, yarın kıyamet kopacağını bilsem bugün 'bir tiyatro daha açarım' diyecek ölçüde bir saplantı gibi. Saplantı sözcüğü abartılmış sayılmasın; tam anlamıyla yerinde. Çünkü, yeryüzünde tiyatronun binbir derde deva olduğuna inandım bir kez. Bütün kötülüklerin, insanın insandan kopmasından, uzaklaşmasından; birbirlerinin sıcaklığını, sevgisini duyamadıklarından doğduğuna inanç getirdim bir kez. Artık beni bu inançtan bu kanıdan kurtaramazdı kimse. Onun için, bu yolu doğru yol belledim. İyiliğe, güzele, gerçeğe çıkaran yol.[3]
O zaman bu perdeci ‘Perde..’ değil, ‘Türk tiyatrosunda yeni bir devir açılıyor’ diyecek.
  • Kötümserlik kanserden daha tehlikeli bir hastalıktır.[4]
  • Sonra yukarıda şıklıklarını ve boş kafalılıklarını saydığım zevat: memlekette sanatkâr yetişmiyor derler. Elbette ya… Yetişmez. Balkabağı değildir ki ekerseniz çıksın! Sanatkâr sizin akl-ü izandan ari [mantıktan uzak e.n.] kafanızın yetiştireceği şey değildir, o doğar istidadını gösterir, himaye edecek bir muhit bulursa orada büyür.[5]
  • Pek eminim ki sanatımı hizmet edebilirsem memleket için menfaatli bir uzvum, edemezsem; ademi [yokluğu e.n.], ne yeryüzünü kaybettiren ne de toprağı kazandıran kimseler gibi bi-lüzum [gereksiz e.n.] olurum.[5]

Hakkında söylenenler[değiştir]

  • Muhsin’in erdiği en büyük mazhariyetle, aldığı en büyük mükâfata şahit oldum. Bir gece Atatürk, Muhsin’i arkadaşlarına takdim ederken: “Her şey olabilirsiniz fakat sanatkâr olamazsınız!” dedi. Bu ne eşsiz mazhariyettir.[6] ~ İzzet Sedes
  • Bence Muhsin Ertuğrul hiçbir zaman suyun akarına gitmedi ama; suyun dikine de gitmedi; kimi zaman akarına, kimi zaman dikine giderek böylece yolunu aça aça Türkiye’de tiyatroyu kurdu.[5] ~ Aziz Nesin

Kaynakça[değiştir]

Dış bağlantılar[değiştir]

Wikipedia-logo-v2.svg
Muhsin Ertuğrul ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz.