Muhammed/A

Vikisöz sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
< Muhammed
Acı da olsa doğruyu söyleyiniz.
  • Abdullah bin Abbas anlatıyor: Yahudiler, gök gürültüsünün ne olduğunu Muhammed'e sordular:
‘Bulutlara müvekkel olan melektir. Beraberinde ateşten kamçılar var. Bununla bulutları Allah'ın dilediği yere sevk eder,’ diye cevap verdi.
Onlar tekrar sordular: ‘Ya şu işitilen ses, o nedir?’
‘Bu, bulutların istenen yere gitmeleri için onlara yapılan bir sevktir,’ dedi.[1]
  • Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.
  • Acı da olsa doğruyu söyleyiniz.
  • Ağız tadını bozan ölümü çok hatırlayınız.
  • Ahir zamanda pek az bulunan şey, güvenilecek kardeş ve helal yoldan kazanılan paradır.
  • Akıllı kişi nefsine hâkim olup ölümden sonrası için iş yapandır. Aciz [gücü yetmeyen] kişi ise nefsini arzularına tabi kılıp sonra da Allah'a karşı temennide bulunandır.
  • Ali bedenimde baş gibidir.
  • Alimlere [bilginlere] sorun; hekimlerle konuşun ve fakirlerle oturun.
  • Alimlere uyunuz. Çünkü onlar, dünyanın kandilleri, ahiretin de lambalarıdır.
  • Allah yolunda öldürülmem; bana bütün evlerde ve çadırda yaşayanların benim olmasından daha sevgilidir.[2]
  • Allah hüzünlü kalbi sever.[3]
  • Allah, Kitabı, Resulü, mü'minlerin yöneticileri ve tüm Müslümanlar için nasihattir.
  • Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.[4]
  • Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.[5]
  • Allah, ümmetimin kalplerindeki kötü arzu ve meyilleri, söz ve fiil haline çıkarmadıkları müddetçe affeder.
  • Allah’a iman ettikten sonra en üstün akıl, bir hakkı terk etmeden, halkla geçinebilmektir.
  • Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hiçbir itaat yoktur. İtaat ancak marufta [iyilikte]'dir.
Ana babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilikte bulunsun.
  • Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.[6]
  • Allah’ın kullarından hoşnutluğunun nişanesi, fiyatların düşük, hükümdarın ise adaletli olmasıdır. Allah’ın, onlara gazap etmesinin nişanesi ise, hükümdarın adaletsiz, fiyatların ise yüksek olmasıdır.
  • Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.[7]
  • Allah'tan başka yardımcısı bulunmayan çaresiz birine zulmedene Allah, şiddetle azap eder.
  • Allah'tan faydalı ilim isteyin ve fayda vermeyen ilimden Allah'a sığının.
  • Amellerin en hayırlısı sevdiğini Allah için sevmek buğzettiğine de Allah için buğzetmektir.
  • Ana babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilikte bulunsun.
  • Ana ve baba, cennet kapılarının tam ortasıdır. İnsanı cennete ulaştıracak en iyi şey, ana ve babaya iyilik etmektir.
  • Arzusu ve hedefi Allah'tan başka şey olarak sabahlayan Allah'tan [Allahın kullarından] değildir. Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen de onlardan değildir.
  • At ey Saad! Anam babam sana feda olsun.
    • Uhud Savaşı sırasında, Müslümanların en büyük okçularından Saad bin Ebi Vakkas'a söyledikleri
  • Âdemoğlunun bir dere altını olsa ikincisini ister. Onun ağzını topraktan başka bir şey doldurmaz. Allah tövbe edenin tövbesini kabul eder.
  • Âhiret'e nazaran Dünya'nın değeri, ancak sizden birinizin parmağını denize daldırmasına benzer. Parmağı ile denizden aldığı suyu göz önüne getirsin.
  • Akıllı kimse, kendisini sorguya çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Âciz kimse, nefsini hevasına tâbî kılar ve Allah’tan, olmayacak şeyler bekler.
  • Allah’a yemin ederim ki, Allah’ın bir kimseye senin sayende hidayet vermesi, senin için kırmızı develere malik olmaktan hayırlıdır.
  • Allah bütün işlerde yumuşaklığı sever.
  • Allah erkeklere benzeyen kadınlara ve kadınlara benzeyen erkeklere lanet etsin.
  • Allah bir kuluna hayır murâd ederse onun gönlüne zenginlik ve kalbine takvâ verir. Bir kuluna da şer dilediği vakit fakirliği iki gözünün önüne getirir.
  • Allah katında en sevgiliniz, ahlâkı güzel olan, halk ile geçinenler ve kendisiyle geçinilen, yumuşak huylu olanlardır. Ve Allâh yanında buğuz edilenleriniz de insanla arasında birbirine lâf götürüp getirmekle uğraşan, onların kusurlarını arayarak din kardeşlerinin aralarına tefrika sokanlardır.
  • Allah Teala sizin kalıbınıza ve malınıza bakmaz, kalbimize ve amellerinize bakar.
  • Allah’a amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır
  • Allah’ı zikir, kalplerin şifasıdır.
  • Allah-u Teâlâ zâlimi imhâl eder (bir müddet cezasını tehir eder), tâ ki gazabına uğrayınca onu kimse kurtaramaz.
  • Allah-u Teâlâ buyurdu ki: "Bir kimse benim velilerimden birine düşmanlık ederse, ona karşı harp ilan ederim. Hiçbir kulum, kendisine farz ettiğim şeylerden bence daha sevimli bir şeyle bana yakınlık kazanmamıştır. Nafile ibadetlerle durmadan bana takarrüb eder, nihayet onu severim ve onu sevince de işitir kulağı, görür gözü, tutar eli ve yürür ayağı olur, benden bir şey isterse elbette veririm, bana sığınırsa muhakkak korurum." (Buhârî, Rikâk, 38)[8]

Kaynakça[değiştir]

  1. Tirmizî, Tefsir Ra'd, (3116).
  2. Nesâî, Cihâd 30, (6, 33).
  3. Hâkim, el-Müstedrek, IV, 315; Ebû Nuaym, Hilyetü'l-Evliya, VI, 90
  4. Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.
  5. Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.
  6. Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.
  7. Tirmizî, Birr, 3.
  8. herkul.org