Martin Eden

Vikisöz sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Wikipedia-logo-v2.svg
Martin Eden ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz.

Jack London'un 1909 yılında yazdığı klasikleşmiş romanıdır.


  • Bir gemi filosunun hızı, içindeki en yavaş geminin hızıdır.
  • Öylesine çok, öylesine müthiş ve öylesine umutsuzdu sevgisi.
  • Onun ne düşündüğünün sevilebilirliği ile hiçbir ilgisi yoktu.
  • Dünyanın tüm hazlarının tadını çıkarma özgürlüğünü veren, paradır.
  • Güzelliğin anatomisini inceleyip öğrendikten sonra, güzelliğin kendisini yaratabilmeye daha çok yaklaşılır.
  • Düşünceyi izleyemediği zaman, hatanın düşüncede olduğuna inanmak, dar görüşlülüğün eski dramıdır.
  • Ben, benim ve kendi beğenilerimi insanların bağlaşık yargılarına tabi kılmayacağım. İnsanların çoğunluğu bir şeyden hoşlanıyor ya da hoşlandığına inandırılıyor diye, benim de o şeyden hoşlanıyor taklidi yapmam için dünyada hiçbir neden yok.
  • Yoksulluk, yoksul olmayan bazıları için, varoluşun iyi olmadığı durumu simgeleyen bir sözcüktür.
  • Açlık çekerken, düşünceleri sık sık dünyada açlık çektiğini bildiği binlerce kişi üzerinde duruyordu, ama şimdi karnı doymuşken beyni artık açlık çeken bu kişilerin düşüncesiyle dolu değildi.
  • Bir şeyler yapabilecek olmak ama onları yapmaya önem vermemek!
  • Karşılaşmış olduğu bu avukatlar, subaylar, işadamları ve banka veznedarları ile tanımış olduğu işçi sınıfları arasındaki farkın; yedikleri yiyeceklerin, giydikleri elbiselerin, yaşadıkları semtlerin farkından başka bir şey olmadığını biliyordu Martin Eden.
  • Elbiseleri gibi, görüşleri de hazır alınmaydı.
  • Herhangi bir şeyin varolması, onun varolmaya uygun olduğunun yeterli bir doğrulamasıdır.
  • İnsan asla mutlak gerçekleri bilemez.
  • Doğa, her normal adamı olduğu gibi Martin’i de aşk amacıyla tasarlamıştı.
  • Gözlerinde gördüğü ışıltı ve sevginin, aslında onun kendi gözlerinde gördüğü şeyle arttığını bilemezdi.
  • Utancı bile utandıracak bir utanç belgesi!
  • Kuşkusuz, ‘evren’in yaratıcısı daha iyi bir yöntem tasarlayabilirdi; ama bu belirli ‘evren’in yaratıkları, bu belirli yönteme katlanmak zorundaydılar.
  • Tutumunu ve davranışını onlar için anlaşılır kılacak yeterli sözcükler hiçbir dilde yoktu.
  • Bir hayalet, ölmüş ama öldüğünü anlayamayan bir insanın ruhudur.
  • Yaşam bir hata ve utanç!
  • Büyük bir şey haline gelen o küçük şey üzerinde Martin’in kafası karışmaya devam ediyordu.
  • Kendisinin hiç kimse, hiçbir şey olduğunu…
  • Beni ben olduğum için istemiyorlar, çünkü ben, hâlâ istemedikleri eski benim.
  • Yaşama sevgi beslemeyen varlık, yok olma yoluna girmiş demektir.
  • Yeni bir cennet bulamadım ve artık eskisini de bulamıyorum.
  • Ölüm acı vermez; acı veren şey, yaşamdır.
  • Belki de hiçbir şeyde gerçek yoktur; gerçeklikte gerçek yoktur.
  • Yaşam acı veren bir yorgunluk haline gelince, ölüm sonsuz uykunun sakinliğine götürmek için hazırdır.