Lale

Vikisöz, özgür söz dizini
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
  • Beyaz ile kırmızı arasındaki bütün lalelerin çiçek olarak özenilerek, yetiştirilmiş bir nesneye dönüştürülmesi ise insanların ona verdiği değerle örtüşür. Bunun haricinde sanat ve ilimle uğraşan pek çok insan, lale yetiştirmiştir. Ebussuud Efendi, Kanuni Sultan Süleyman döneminde çok ünlü bir lale yetiştiricisiydi. Fatih Sultan Mehmed döneminden itibaren, Manisa'dan İstanbul lale bahçelerine gelmeye başlayan çiçeğin, tarhlar halinde kırmızı, mor, sarı ve pembeleriyle öbek öbek yer alması, şairlerin dünyalarına da pek çok şey katmıştır. Lale Devri dediğimiz devir, çiçeğin 15. yüzyıldan yani Fatih döneminden itibaren İstanbul muhitlerinde ve eşraf arasında işlenerek ve güzelleşerek aldığı şeklin nihai noktasıdır. Ona göre bahçeler yapılır, şelaleler oluşturulur, lale çiçeğinin etrafında yer alacak çiçek ve bitkilerin seçilmesi gibi olayların içerisinde de şairlerin şarkılar devreye girer. Sadabad'a ilişkin şarkıları göz önüne getirdiğiniz zaman hemen hemen hepsi, lalezarlardan ve lalelerden bahseden şarkılardır ve laleyle ilgili pek çok şiirin bestelenmesinin nedeni de bu yüzdendir.[1]
  • Lâle deyince aklımıza önce renk geliyor. Aman Allahım. Ecdat ne kadar çok, ne kadar çeşitli, ne kadar farklı lâle yetiştirmiş. Bazıları o kadar çekici ki saatlerce baksan doyamıyorsun. “Ben yarime gül demem/ Gülün ömrü az olur” diyor türkü. Yanlış. Ömrü az olan lâledir. Mevsimlik bir çiçek. Nisan sonu açmaya başlıyor, Mayıs sonu bitiyor. Vefasız. Bir daha görmek için gelecek seneyi bekleyeceksiniz.[2]

Kaynakça[değiştir]