İçeriğe atla

Karen Armstrong

Vikisöz, özgür söz dizini
Karen Armstrong
İngiliz yazar, yorumcu ve dinler tarihçisi.
Doğum tarihi 14 Kasım 1944
Doğum yeri Worcestershire
Vikipedi maddesi
Vikiveri öğesi

Karen Armstrong (14 Kasım 1944, Wildmoor-Worcestershire), İngiliz yazar, yorumcu ve dinler tarihçisi. Karşılaştırmalı din hakkındaki kitapları ile tanınmaktadır.

Sözleri[değiştir]

  • Vahiy ve kutsal yasaya gerek yoktur.
  • Ölümden sonraki yaşamla ilgilenmiyorum.  
  • Tanrı yalnızca yararsız değil kesinlikle zararlıydı.
  • İnancın bilgiye, bilime ve kesinliğe gereksinimi yoktur.  
  • Gerçek beyefendi bir savaşçı değil, araştırmacı olmalıydı.
  • İki kişinin bile tamamıyla aynı cenneti ve aynı Tanrı'sı yoktur.  
  • Tanrılar yaratmak insanoğlunun oldum olası yaptığı bir şeydir.  
  • Her şeyden vazgeçmeye hazır değilseniz kahraman olamazsınız.  
  • Başkalarıyla empati kurabilmemizin tek yolu kendi acımızı kabullenmektir.   
  • Sözcükler incitebilirdi, o nedenle olabildiğince az konuşmaları gerekiyordu.   
  • Yaşayanlar hakkında bilgi sahibi olmadan ölüler hakkında bilgi sahibi olabilir misin?   
  • Nerede bir Batılı laik devlet kurulsa, dindar bir karşı-kültürcü hareket ortaya çıkmıştır.  
  • Fundamentalistler modern kültürden dışlanan dini yeniden merkeze getirmek istiyor.   
  • Sessizliği severim; Girişken bir yalnızım ve yalnızlık olmadan, girişkenliğimi kaybediyorum.  
  • Fundamentalizm din ve siyaseti birbirinden ayıran modern laik topluma karşı bir başkaldırıdır.
  • Fundamentalistler laik ya da liberal toplumun kendilerini yok etmek istediğine inanır. Bu bir paranoya değil.   
  • Yahudi, Hıristiyan ya da Müslüman, fundamentalizmin tüm çeşitlerinin kökeninde yok edilme korkusu yatar.  
  • Yahudi fundamentalizmi iki önemli olayı temel alır; ilki Nazi soykırımı, ikincisi ise 1973’teki Yom Kippur Savaşı.
  • Eğer sadece kendi çevrenizi seviyorsanız burada bir menfaat arayışı ve bir tür kendini yüceltme duygusu vardır.   
  • Orta Doğu’nun bir bölümünde laiklik öyle hızlı ve agresif bir biçimde kuruldu ki, öldürücü bir saldırı gibi algılandı.
  • Yaşam bütünüyle çarpıktı. Şeyler anlamsız bir akış içinde gidip gelmekteydiler. Hiçbir şeyin sürekli bir önemi yoktu.  
  • Hayvanlar kendi doğalarına göre yaşamakta hiç güçlük çekmezler ama insanlar için tam anlamıyla insan olmak güçtür.   
  • Şu yaşadığımız kuşkucu çağda insanların tapındıkları tanrılardan bir şeyler bekledikleri için dine bağlandıkları varsayılır.   
  • Bir liberal için çok heyecan verici görünen modern dünya, bir köktendinci için Tanrısız, anlamsız, hatta şeytani görünür.  
  • Gövdelerimizin yavaş yavaş ama kaçınılmaz biçimde çürüyüşlerini izlerken, yok olma dehşetinden ve yitmekten korkarız sürekli.    
  • Böyle bir Lüks içinde yaşayan ve halkın büyük çoğunluğunun yoksulluğunu göz ardı eden yöneticiler gerçek Müslümanlar olabilir mi?  
  • Kişiselleştirilmiş bir Tanrı, sınırlı ihtiyaçlarımızın, korkularımızın ve arzularımızın bir yansıması olan kendi imajımıza oyulmuş bir put olabilir.
  • İnsanların koşulları değiştikçe tanrılar geriye çekilmişti, mitoloji ve dinde önemsiz bir yerleri vardı artık, bazen hep birlikte ortadan yok olurlardı.
  • Mit bize tümüyle insan olan bir kişi olmak istiyorsak ne yapmamız gerektiğini söyler. Her birimizin yaşamımızın bir döneminde kahraman olması gerekir.   
  • Dindar insanlar genellikle şefkatli olmaktansa haklı olmayı tercih ederler. Çoğu zaman egoizmlerinden vazgeçmek istemezler. Dinlerinin egosunu, kimliklerini onaylamasını istiyorlar.
  • Tanrı, kendi önyargılarımızdan kurtulmanın ve bizleri eksikliklerimiz üzerinde düşünmeye zorlamanın bir simgesi olarak görülmeyip bencil nefretimizi meşrulaştırma ve mutlaklaştırmanın bir aracı olarak kullanılmaktadır.  
  • Her şeye kadir, her şeyi bilen bir ceberrutun, kendi kontrolleri altındaki bir makinede her şeyi ve herkesi basit birer dişli haline getiren bu dünya diktatörlerinden bir farkı yoktur. Böyle bir  tanrıyı reddeden bir ateist fazlasıyla haklıdır.
  • Üç İbrahimi din olan Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam üç farklı doğrultuya sahip ama ortak bir dini gelenek olarak görülebilir, hatta görülmelidir. Ben bu üç dini daima bu şekilde gördüm, hiçbirini diğerinden üstün tutmadım. Hepsinin kendine has üstünlükleri, kendine has kusurları var. Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar aynı tanrıya inanıyor ve aynı ahlaki değerlere sahipler.[1]

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları:

Vikipedi'de Karen Armstrong ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.

Kaynakça[değiştir]