Körlük (roman)

Vikisöz, özgür söz dizini
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Körlük, Jose Saramago'nun 1995'te yazdığı Portekizce roman.

Alıntılar[değiştir]

  • Asıl körlük, umudun tükendiği bu dünyada yaşamaktı.
  • Kitaplardan öğrendiğimiz, daha çok da deneyimlerimizden edindiğimiz bilgilere göre, zevk için ya da zorunlu olduğu için erken kalkan biri, çevresindekilerin horul horul uyumasına öyle pek rahat katlanamaz.
  • Papaz giysisi giymekle papaz olunmadığı gibi, eline asa almakla da kral olunmaz.
  • Dünyadan o kadar uzağız ki zaman gelecek artık kim olduğumuzu unutacağız, birbirimizin adını bile söylemek aklımıza gelmeyecek, zaten bu neye yarar ki, adlarımızın bize ne yararı olur ki, köpekler birbirini bizim yaptığımız gibi tanımazlar ya da tanısalar bile, kendilerine verilmiş olan adla değil, onun kokusunu öteki köpeklerinkinden ayırt ederek tanırlar, kendilerini de kendi kokularıyla tanıtırlar, biz burada başka tür köpekler gibiyiz, birbirimizi havlamalarımızdan, sözlerimizden tanıyoruz, geriye kalan, yüz çizgileri, göz rengi, ten rengi, saç rengi hesaba katılmıyor, sanki bunların hiçbiri yok.
  • Sözcükler böyledir işte, durmadan kılık değiştirir, birbirinin peşine takılırlar, ne yöne gittiklerini bilmezler sanki ve içlerinden ikisinin ya da üçünün ya da dördünün, örneğin bir kişi adılının, bir zarfın, bir eylemin, bir sıfatın kendi halinde öylece birdenbire ortaya çıkıvermesi ile, heyecanımız cildimizin yüzeyine ve gözlerimize kadar karşı konulamaz biçimde yükselir, duygularımızın içine hapsolduğu barajı yıkar, kimi zaman da bu basınca dayanamayan sinirlerimiz olur, çok fazlasını yüklenmiştir, her şeyi yüklenmiştir, cendere içindedir.
  • Siyah bant yerine neden camdan bir göz taşımadığınızı size hiç sormadım. Neden cam göz taşıyacakmışım, bunu bana açıklayabilir misiniz, diye sordu gözü siyah bantlı yaşlı adam. Adet böyle, cam göz daha estetik duruyor, üstelik daha sağlıklı, cam gözü çıkarabilir, temizleyebilir, yeniden yerine takabilirsiniz, ağzınıza taktığınız bir protez gibi.Elbette, kuşkusuz ama bugün iki gözünü birden yitirmiş -yani fiziksel olarak yitirmiş demek istiyorum- herkesin camdan iki göz sahibi olması ne işe yarardı, söyler misiniz bana?
  • Zavallılar hoplayıp zıplarken öylesine gülünç bir manzara oluşturuyorlardı ki insanın içinden ağlamak geliyordu. Doktor dengesini yitirdi, düşerken gözü siyah bantlı yaşlı adamı da yere sürükledi, bu kazaya ikisi de kahkahalarla güldü, dünyanın tüm kirlerine bulaşmış bedenleriyle, hamurlaşmış erkeklik organlarıyla, kırlaşmış kıllarıyla, kara kıllarıyla sevimli yaratıklardı, gerçekten de sona eren bir saygınlık döneminin sona eren bir mesleğin simgesi gibiydiler.
  • Bu insanların hepsinin kendilerinin seçmediği bir yetkilinin sözünü dinleyeceklerini, üstelik bunu, sözünü dinledikleri, onun yetkesini ve konulmuş kuralları kabul ettikleri halde kendilerine hiçbir şey sağlayamayacak durumda olan birine karşı yapacaklarını düşünmek saflık olur, Öyleyse burada yaşamak zor olacak, Yalnızca zor olsa, yine de şanslı sayılırız. Her koyun kendi bacağından asılacak, dedi.
  • Sözlerimizin, hareketlerimizin iyi ve kötü sonuçları, kuşkusuz, ilerde yaşayacağımız günlere, hatta bizim bu sonuçları doğrulamak, kendimizi kutlamak ya da başkalarından özür dilemek için artık bu dünyada bulunmayacağımız günlere göreceli olarak düzgün ve dengeli biçimde dağılır, zaten kimi insanlar da bu durumun ölümsüzlük denen ve çok sözü edilen şeyin ta kendisi olduğunu ileri sürer.
  • Yapacağımız her hareketten önce ciddi olarak düşünmeye başlasak, vereceği sonuçları önceden kestirmeye çalışsak, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra raslantısal sonuçları, daha sonra da ortaya çıkması düşünülebilecek sonuçları düşünmeye kalksak, aklımıza bir şey geldiğinde, bulunduğumuz yerde çakılır, hangi yöne olursa olsun bir adım bile atamazdık.
  • Ben, burada onunla birlikte yaşamak istemeyecek birini tanıyorum, dedi birinci kör, siz ne isterseniz yapın ama ben gidip öteki koğuşa yerleşeceğim, bu herif gibi, bir körün arabasını çalabilecek tıynette bir serseriyle aynı yerde kalacak değilim, benim yüzümden kör olduğunu ileri sürüyor, iyi ki kör olmuş, bu kavanoz dipli dünyada biraz olsun adalet kaldığını gösterir bu.
  • İyiden ve kötüden hepimiz aynı derecede sorumluyuz, iyi ne, kötü ne, diye sormayın bana ne olur, bu kavramların ne olduklarını, körlüğün bizim için istisna olduğu dönemde biliyorduk, doğru ve yanlış dediğimiz kavramlar, bizim karşımızdaki insanla olan ilişkimizi farklı biçimde anlamamızdan kaynaklanıyor, kendimizle olan ilişkimizi değil
  • İnsanların neler yapıp yapamayacağı önceden hiç belli olmaz, beklemek, zamana zaman tanımak gerekir, her şeye egemen olan zamandır, zaman kumar masasında karşımıza oturan öteki kumarbazdır ve bütün kartlar onun elindedir, bizler ancak yaşam karşılığında o masada bir şeyler kazanırız, kendi yaşamımız karşılığında.
  • Neden kör olduk, bilmiyorum, bunun nedeni belki bir gün keşfedilir. Ne düşündüğümü söylememi ister misin, Söyle, Sonradan kör olmadığımızı düşünüyorum, biz zaten kördük. Gören Körler mi, Gördüğü halde görmeyen körler.
  • Günün birinde öleceğimizi düşünerek yaşamak bize o kadar zor geliyor ki, dedi doktorun karısı, ölüp gidenlerin yapıp ettiklerine her zaman bir mazeret arıyoruz, sıra bize geldiğinde bizi bağışlamalarını şimdiden ister gibiyiz.
  • Korku insanı kör eder, dedi koyu renk gözlüklü genç kız, Haklısınız, gözlerimiz görmemeye başlamazdan önce bizler zaten kör olmuştuk, korku bizi kör etmişti, aynı korku yüzünden körlüğümüz sürüp gidecek.
  • ...tüm insanların kör olduğunu,gözlerinin nurunu yitirdikleri yetmiyormuş gibi,saygı ışığını da yitirdiklerini ve benzeri rezilliklerin,hatta daha da beterlerinin diz boyu çıktığını bir düşünün.
  • Öldü, işte o kadar, neden öldüğünün önemi yok, bir insanın neden öldüğünü sormak saçma bir davranış, ölüm nedeni zaman içinde unutulur, yalnızca o tek sözcük kalır: 'Öldü'.
  • Şimdiye kadar bizim içimizde yaşayan ya da bizi şimdiye kadar yaşatan ve bizi biz yapan duyguları gözlerimize borçluyuz, gözlerimiz görmeseydi bambaşka duygulara sahip olurduk.
  • Öç almak doğru bir amaç uğruna yapılmışsa insanca bir davranış olur, kurbanın kendi celladı üzerinde hiçbir hakkı yoksa, adalet yok demektir, İnsanlık da yok demektir.