Hikmet Kıvılcımlı
Görünüm
| Hikmet Kıvılcımlı | |
|---|---|
| Doğum tarihi | 1902 |
| Doğum yeri | Priştine, Kosova Vilayeti |
| Ölüm tarihi | 11 Ekim 1971 |
| Ölüm yeri | Belgrad, Yugoslavya |
|
| |
Hikmet Ali Kıvılcımlı (d. 1902, Priştine - ö. 11 Ekim 1971, Belgrad), Türk Marksist-Leninist siyasetçi ve kuramcı, yazar, yayıncı ve çevirmen.
Sözleri
[düzenle]- İstanbul’un Fethi, tarih yolu üstüne kâbus gibi çökmüş bir cesedin (Bizans engelinin) kaldırılması, Bizans çöküntüleriyle tıkanmış medeniyet yollarının -Yalnız Müslümanlara, Yalnız Türklere değil- tüm insanlığa yeniden açılmasıdır. Açılış biraz acıklı mı olmuştur? Mümkün. Fakat o zaman ölüleri böyle kaldırmak âdetti.[1]
- Sermayenin yerlisi de, yabancısı da, Türk milletini sömürmekte ortaktırlar: Çekişilen, sömürgenin pay edilmesindedir.[2]
- Herkesin bildiği demokrasi, azlığın çokluğa uyması demektir. Azlığın çokluğu ezmesi düpedüz diktatörlüktür. Onun için burjuvazi tarihte kendi diktatörlüğünü, yani bir avuç adama çoğunluğu ezdirişini açıkça yürütürse buna "diktatörlük" adını verir. Bu diktatörlüğü bir takım uyutucu kurallarla maskeleyebilirse, "demokrasi" diye yutturur.[3]
- Bir topluluğu yaratacak olan şey, ne en dahi filozofun kafasındaki uydurmalar, ne de dünyaya kapalı tarikatın ilhamları ve temennileriyle olmaz. Devrimi de, devrim hayatını ve devrimci düzeni de yaratacak olan güç; yığınların hareketidir.[4]
- İsyan bir sanattır. Her sanat gibi isyanın da ilmini bilmek zaruridir. Kürt milleti namına şimdiye kadar hareket edenlerin ikide birde yaptıkları eski devirden kalma ‘huruç’ hareketleri, fakir Kürdistan halkını Kemalist militarizme barbarcasına kırdırmaktan başka fayda vermeyen Banuninist Puçizmden ibaret kalıyor. Milli bir isyan, halk kitlelerinin büyük mikyasda ayaklanmasıyla başarılır. Halk kitlelerinin ayaklanması için ise tutkun, bıkmaz ve usanmak nedir bilmez doğru ve sağlam bir propaganda + teşkilat hazırlığı şarttır. Böyle hazırlıksız isyana kalkışanlar, bir uçurumu hız almadan atlamak isteyenler gibi beyin üstü düşmeyi muhakkak bekleyebilirler. Bir böyle hazırlık, hatta mevcut usulleri ‐kısmi eleştiri ve düzeltme ile değil‐ bütün maddi uzuvlarıyla birlikte yeni başkan ve bambaşka savaş usul ve şekilleri kurmakla mümkündür.[5]
- İşçi sınıfı grev yapmak için grev yapmaz. Grev, işçi için açlık, sürünmektir.[6]
- İnsaniyetçilik, saldırana meydanı boş bırakan bir teslim bayrağından ibarettir.[7]
- Anarşi yok büyük derleniş!
- Toplum içinde sosyal bölükler bulunmasa, onların çatışmaları olmazdı. Sosyal bölüklerin çatışmaları olmasa, onları baskı altında tutup kurulu düzeni korumak üzere, bir devletin doğmasına yer kalmazdı. Nitekim medeniyetten önce sınıfsız ilkel toplumda devlet yoktu. Sosyalizmin gelecek yüksek konağında da devlet olmayacaktır.[8]
- Devlet niçin vardır? Toplum içinde doğmuş sosyal parçalılıkları, bölükleri, kısımları (sosyal sınıf, tabaka ve zümreleri): birbirleri ile tepişirken, kurulmuş ve Belirli Düzen’in dışına çıkartmamak üzere baskı altında tutmak için vardır.[9]
- Parti kurmak, turşu kurmaya benzemez.
- Kadın olsun, erkek olsun, ortada insanın bir tek kurtuluş yolu vardı: İşgücünün sömürülmemesi.[10]
- Marksizm küçük burjuva ahlakçılığı değildir.[11]
- Marksizm demek, bilimcil sosyalizm demektir. Bilimcil sosyalizm demek Marksizm demektir.[12]
- Tarafsızlık bizim harcımız değil. İşçi çocuğuyuz. Olduk olası: başta işçi sınıfımızdan yana düşünüp davranmayı öğrendik. İnsanoğlunun ancak ve yalnız İşçi Sınıfı yanından gerçek insan olacağına inanıyoruz. O noktada en ufak ikircilik geçirenler, "Stalin" olsalar, bizi bağlayamamışlardır ve bağlayamazlar.[13]
- Finans kapitalin başlıca provokasyonlarından biri de işçi sınıfı içince “aristokrat amele” yaratıp işçi sınıfını daha kolay sömürmektir.[14]
- İbn'i Haldun, Kadîm Çağın Müslüman Marks'ı gibidir. Toplumun temelini üretim yordamı sayar.
- Düşündüğü gibi yaşamak için güreşmeyen aydın, uşaktır.
- Yeryüzünde en çok tartışılan bir sözcük varsa, o da sosyalizmdir.
- Vatan aşkını söylemekten ve o uğurda savaşmaktan korkar hale gelmektense, ölmek yeğdir.
- Ben, insanın hayvan yerine konmasına karşı çıktığım için sosyalist oldum.
- Din ihtiyacı, en çok fakir ülkelerin ezilen halk yığınlarına kalmıştır. Halk yığınları dine dört elle sarılmakta haklıdırlar çünkü hayatın binbir sancısına katlanmak için, "Din" tesellisinden daha kolay bulunur ilaç yoktur.[15]
- İnsanı hiçe sayıyorlar. Bu durumlarıyla hepsi anayasa dışına fırlamış, gayrimeşru oyunbazlardır.
- Tarihin yörüngesi, en ufak ikircikliğe yer bırakmayacak ölçüde işçi sınıfının yörüngesine girmiştir.
- İnsan beyni taşları sürekli dönen bir değirmen gibidir. İçine bir şey atmazsan kendi kendini öğütür.
- İlkel toplumlarda bilinç aramak, okul öncesi bebek ve çocuklardan akıllı davranış beklemek gibi bir şey olur.
- Devrim, daima o zamana dek ezilmiş, soyulmuş bulunan insanların ezenlere ve soyanlara karşı ayaklanmalarıdır.[16]
- İnsanın her davranışı ve düşüncesi: toplum içinde, toplumla birlikte, toplum için ve toplum olarak yaşamaktır.
- Sosyalizm düşmanlığı insanlık düşmanlığıdır. Sosyalizmi bile bile istememek, kapitalizmin bugünkü durumuyla toplumda hayvanlığı sürdürmektir.[17]
- Fakat herkesin bilmediği ve işitmediği gerçeklik, Kemalizmin ve Cumhuriyet devlet cihazının Kürdistan'daki klan-derebey sistemine yapışırcasına adapte olması, ağalıkla ve bir kısım en kalın Kürt burjuvalarıyla el ele vererek, aman vermez bir surette Doğu Vilayetleri çalışkan halk tabakalarını soyuşu ve en barbar sömürge usulleriyle ezişidir. Uzun yılların biriken dersleri de ayrıca öğretiyor ki; Kemalizm, zoru görmedikçe, Doğu'da en ufak reforma bile girişmemiştir. Şeyh Sait İsyanında bir kısım ağaları Batı Vilayetlerine sürgün etti. Ağasız halkın başı boş kaldığını görünce birden bire ürkerekten ağaları tekrar eski saltanatları başına getirdi. Ağrı İsyanı üzerine, Cumhuriyet burjuvazisi köylüye toprak dağıtma [yani satma] işini, mesela dört yıllık bir plan dahilinde, daha acele tatbik edeceğini ilan etti. Fakat bu demagojinin de ömrü, immedint [hemen, derhal] yakın tehlikenin geçişine kadardı. Ondan sonra ağalıkla olan kutsal ittifakını yavaş yavaş mükemmelleştirdi. Kemalizm'den, başka lütuf ve ihsan bekleyecek tek bir miriyvo kalmış mıdır bugün?[18]
- Kan ve altın yetmeyince, herkes Amerika'ya gırtlağına dek borçlandı. Amerika'nın papaz ruhlu hacıağları milyonerleştiler.
- Muaviye kimdi, bilir misiniz? Muaviye, Kureyş’in para ile Müslüman olmuş büyük Bezirgânlarından Ebü Süfyan’ın oğlu idi.
- Şamanizm teşkilatındaki gerek Totemler, gerek Koruyucu ruhlar hep dişidir, bu dinin kadın dini olduğu bununla da sabittir.[19]
- Görev başında ömür merdiveninin son basamaklarına geldik. Kimsenin kara yahut mavi yahut yeşil, elâ gözü için yaşamadık.
- Kapitalizmde her şey gibi, BİLGİ DE EGEMEN SINIFLARIN MALIDIR. İşçinin zihni ne kadar açık, ne kadar zeki olursa olsun, doğru dürüst bir öğrenim görecek parası yoktur. Olsa bile, öğreneceği şeyler, biraz fabrikada daha iyi çalışmasına yarar bilimlerden sonra bir sürü BURJUVA masalları ve martavallarıdır.[20]
- Kimseden proletarya doğruluğu ve yoldaşlığı dışında hiçbir şey beklemedik. Kimsenin de bizden başka şey istemesine göz yummadık.
- Hangi ülkede hangi çocuğun kaç lokma ekmek yiyeceğine, servet sahiplerinin bir araya geldikleri kahvaltılarda ve yemeklerde karar verilir.
- Türkiye halkına ve yurduna "bu hayasızca akın" dan kurtuluş yolunu ister istemez Türkiye İşçi Sınıfı'nın siyasi partisinden başkası gösteremez ve açamaz.
- Türkiye'nin kurtuluşu: Ne tanrılaşmış bile olsa, bir fert, ne bir hükümet, ne bir parti, ne bir zümre veya sınıf insan işin hakkından gelemez. Ancak BÜTÜN vatandaşların İKİNCİ BİR KUVVAYİ MİLLİYE SEFERBERLİĞİ başarı getirebilir.
- Türkiye'de vatanı da; milleti de savunacak, kurtaracak ve bu kurtarma savaşında hiçbir geri, art fikri bulunmayan tek örgütlü, öncü olacak, daha doğrusu öz güç olacak güç işçi sınıfıdır.[21]
- Diyalektik nedir? Kısaca şudur: Her zaman ve her mekân içinde zıtlıkların birikip atlaması ile olan değişikliklerin zincirleme gidişi diyalektiktir.[22]
- Varlığın en şaşmaz biricik devrimci mantığı ve metodu Maddecil Diyalektiktir. Bilinen ve bilinmeyen bütün insan kavramları, bilimleri, düşünceleri, davranışları alanında Maddeci Diyalektik doğru dürüstçe uygulanırsa başarıya ulaşılabilecektir.[23]
- Diyalektiğe göre gelişimin nedeni zıtlıkların birlikte çarpışmasına bağlanır. Formel Mantığın çoğalma ve yalınkat büyüme yahut tekrarlanma sandığı şey, gerçek gelişimin ancak en yüzeyde kalan üstünkörü bir kaba görünüşüdür.[24]
- Emperyalizm, bütün dünyada, sömürge dünyasının en ücra köşelerinde olduğu gibi, kapitalist iktidarının anavatanında dahi sayısız proleter yiğınlarını finans kapital denilen bir avuç plütokrasinin (zenginler saltanatının) önünde boyun eğmeye zorluyor.
- Kemalizmin emperyalizme düşmanlığı; emperyalizm, Türkiye fakir halkını, çalışkan köylü ve işçilerini ezdiği-soyduğu için değil, bu eziş ve soyuştan arslan payını kendine ayırdığı ve Türk burjuvazisine artıdeğer’den, fazla üründen yalnız "kırıntı" bıraktığı içindir.[25]
- Eskiden padişah emrederdi: halk onun fermanına boynumuz kıldan ince derdi: Bu gün diyorlar ki: "Sen bana oyunu verdin. Kendi oyunla, senin emrinle iktidara geldim. Eh ne yapalım, pahalılık oldu ise, kabahatli yine sensin. Getirmeseydin bizi iktidara!
- Osmanlılık, söz yerindeyse, ilkel sosyalist toleransının, göçebe demokrasisinin yarattığı Yeniçerilik vurucu gücüyle kurulmuş bir Devlet ve İmparatorluktur.[26]
- Nerede devlet varsa, orada iç zor, dehşet, sivil savaş vardır.[27]
- Mustafa Kemal, Türkiye’nin yüzyıllardan beri iki büyük kahredici gücü, iki büyük lanetleme gücü ezdiğini haykırdığı gün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gönderine ilk Cumhuriyet bayrağını çekmişti. Bu iki kahredici, lanetleme, baş belası güç neydi? Mustafa Kemal’e göre; birisi Emperyalizm, öteki Saltanat’tı. Cumhuriyet Saltanat kazanını devirip, emperyalizmin ateşini Türkiye’de söndürdüğü için, bir Millî Kurtuluş yarattı.
- Kemalizm, Kürdistan'ı bir sömürge, hem de barbarca ezilen ve soyulan bir sömürge yapmıştır. Böyle bir sömürgede, yerli halkın milli varlığını bile inkâr eden Kemalizm, hiç orada kültürel gelişime hizmet edebilir mi?[28]
- Gerek kültür, gerekse idare yönünden Kemalizmin Kürdistan'da takip ettiği gaye; orada bir Kürt halkının varlığını inkar etmek, bu varlığı her hususta yok etmek ve susturmaktır. İdari ve kültürel keyfiyetin hedefi budur.[29]
- Bol bol yetiştirilen metaların kaçak depolarını, sınır boyundaki askerî garnizonlar arkasında güvenlik altına alan emperyalizmdir. Güney trenlerine harıl harıl kaçak mal taşıtarak zenginleşen emperyalizmdir. Türk mallarına gayet ağır gümrükler ve nakliye tarifeleri basarak, kıtlık çeken Suriye’ye Türk buğdayı yerine, Amerikan buğdayı yedirten yine emperyalizmdir.[30]
- Kürdistan mazlum halkını emperyalizmin kucağına atan Kemalist sömürgeciliğinin zulmüdür. (…) Türkiye proletaryası kardeş Kürdistan proletaryası ile el ele verip de, gerek Anadolu’nun soyulan, soğana çevrilen çalışkan Türk köylülerini ve gerekse mazlum Kürdistan köylülüğünü Sovyetler Devrimi şiarı ile, insanlığın ilk ve son defa gördüğü büyüklükteki o yaman ihtilal kıyametine kavuşturduğu gün, Anadolu ve Kürdistan Sovyetler Devrimi, bugünkü Kemalist Türkiye’nin binbir tezatla kemirilen ‘milli’ birliğinden nitelikçe bambaşka, nicelikce uçsuz bucaksız nisbette müthiş aşılmaz ve yenilmez bir anti‐emperyalist kale olacaktır. İşte Türkiye Komünist Partisi, bu kaleyi kuracaktır.[31]
- Kürdistan sorunu bir dış politika meselesi değil, iç politika sorunudur. Bu sorunu görmezden gelen devrimci, gerçekte devrimciliği reddetmiştir.
- İnsanlık bir adım geri, iki adım ileri de olsa, izafî olarak, her seferinde azıcık daha yol alarak, modern medeniyet basamağına doğru yükselir.
- Üst sınıfların "dinciliği" , sağlam bir milleti afyonkeş yapıp uyuşturmak, rahatça sömürmek için kurulmuş bir tuzaktır.[32]
- Bir ulusun tarihe girmesi, yazılı tarihte anılmasıdır. Bu da, sınıfsız bir toplumun, tarih öncesinden, sosyal sınıflı Medeniyete değmesiyle başlar. İlkel toplum, o zaman, yazının bilindiği medeniyette, yazarların kaleminden sayfalara geçer. Türklerin, Yakındoğu ve Uzakdoğu medeniyetleriyle ilişkiler kurması, tarihte türk adının işitilmesine yol açmıştır.[33]
- Kapitalizm için “it de ölürse kârdan, kurt ta ölürse kârdandır” .[34]
Kaynakça
[düzenle]📌 Uyarmak İçin Uyanmalı Uyanmak İçin Uyarmalı /Kitabın yazarı/ Hikmet Kıvılcımlı Sözlerine bakılabilir
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Fetih ve Medeniyet
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Türkiye’de Kapitalizmin Gelişimi
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Devrim Nedir?
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Devrim Nedir?
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, İhtiyat Kuvvet: Milliyet (Şark), 1933
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Türkiye'de Kapitalizmin Gelişimi
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Devrimci Aydın Nedir?
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Genel Olarak Sosyal Sınıflar ve Partiler
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Genel Olarak Sosyal Sınıflar ve Partiler
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Karl Marks'ın Özel Dünyası
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Türkiye’de Sınıflar ve Politika
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Leninizm Nedir?
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Oportünizm Nedir?
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Türkiye’de Kapitalizmin Gelişimi
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Kısaca Marksizm Düşünüşü
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Devrim Nedir?
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Genel Olarak Sosyal Sınıflar ve Partiler
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, İhtiyat Kuvvet: Milliyet (Şark), 1933
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Dinin Türk Toplumuna Etkileri
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Kısaca Marksizm Düşünüşü
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Finans-Kapital ve Türkiye
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Kısaca Marksizm Düşünüşü
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Leninizm Nedir?
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Diyalektik Materyalizm Nedir-Nasıl Kullanılır-Ne Değildir?
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, İhtiyat Kuvvet: Milliyet (Şark), 1933
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Türkiye’de Kapitalizmin Gelişimi
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Dinin Türk Toplumuna Etkileri
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, İhtiyat Kuvvet: Milliyet (Şark), 1933
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, İhtiyat Kuvvet: Milliyet (Şark), 1933
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, İhtiyat Kuvvet: Milliyet (Şark), 1933
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, İhtiyat Kuvvet: Milliyet (Şark), 1933
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Kısaca Marksizm Düşünüşü
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Dinin Türk Toplumuna Etkileri
- ↑ Hikmet Kıvılcımlı, Genel Olarak Sosyal Sınıflar ve Partiler