Gary Yourofsky

Vikisöz sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Gary Yourofsky

Gary Yourofsky, ABD'li hayvan hakları aktivisti.

  • İnsancıl kesim diye bir şeyin olduğuna gerçekten inanıyor musunuz?
    Sizce insancılın tanımı nedir?
    İnsancıl tecavüz diye bir şeyin varlığına inanıyor musunuz peki?
    İnsancıl çocuk tacizi?
    İnsancıl kölelik?
    İnsancıl soykırım?
    Size göre soykırımın tanımı nedir?
    İnsanların topluca katledilmesi mi; yoksa masum varlıkların topluca katledilmesi mi?
    Ben masumların katledilmesi olduğunu düşünüyorum.
    Bu da bizi en büyük soykırım katliamına getiriyor; her yıl sadece Amerika'da 10 milyar kara hayvanı, 18 milyar deniz canlısını öldürüyoruz.
    Sağlık, hayatta kalma, nefsi müdafa nedenleriyle değil.
    Barış, aşk, sevgi, günışığı tişörtü giymek, arabanıza bir arada var olmak etiketi yapıştırmak harekete geçmek değildir...
    Siyasi ve dini dogmalar aksini iddia etse de hayvanlar bize ait değildir.
    Onlar eşya ya da mal değildir.
    Hissetmek ve düşünmekten aciz yaratıklar değildir.
    Televizyon reklamlarında insanları şarkı söyleyip dans ederken, tofu, ahududu, soya filizi, mantar yerken görüyor muyuz?
    Hayvan istismarcıları muazzam bir propaganda yapıyorlar.
    Bunları televizyonlarda göremezsiniz.
    Bunun yerine ne görüyoruz?
    "Daha fazla et yeyin!"
    Sonra kanser ilaçları reklamları, kalp ilaçları, enerji içecekleri...
    Sizi de hayvanları da öldürüyorlar...
    Köle, sahip, menfaat, kurban insan ırkına özgü mü?
    Bu gaddarlıkların yegane kurbanları zenciler, Yahudiler, çocuklar, kadınlar mı?
    Peki inekler köleleştirilmedi mi?
    Sizi dininizden koparmaya da çalışmıyorum.
    Hiçbir din et yemeyi emretmez.
    Dinlerdeki altın kural: “Size nasıl davranılmasını istiyorsanız başkalarına da öyle davranın.”
    Ve başkaları kategorisine hayvanlar da giriyor...
    Tüm dinlerde en çok gözardı edilen söz ise: “Öldürmeyeceksin”.
  • Eğer insanlar gerçekten terörizmi sona erdirmek istiyorlarsa, o halde buzdolaplarından hayvan etini çıkarmalılar, kurşunlarını çöpe atmalılar, üniversitelerden dirikesim laboratuvarlarını kapatmalarını istemeliler, kürk mağazalarının kapanmasını, sirklerin sadece insanlara özgü olmasını istemeliler, rodeonun tamamen bitmesini sağlamalı ve hayvanları terör yerlerinden kurtaran ALF’i desteklemeliler. Yoksa "barış", "medeniyet" ve "adalet" üzerine söylenen her şey bugüne dek varolmuş en ikiyüzlüce retorikler olarak ortada kalacak...
  • Tam şu anda otoyollarda en az 5000 toplama kampı kamyonu var. Bizim inşa ettiğimiz kamyonlar. Bu kamyonların içinde canlı, dehşet içinde, masum varlıklar var. İnekler, domuzlar, tavuklar... Bu kamyonlar özenle inşa ettiğimiz toplama kampı mezbahalara gidiyorlar. Kamyonlar mezbahaya geldiğinde bu hayvanlar o kadar ürkmüş oluyorlar ki kamyondan inmek istemiyorlar. Onlar aptal değiller. Başlarına gelecekleri biliyorlar. Bu yüzden insanlar ellerinde elektro şok cihazlarıyla kamyona gelip onları kendi ölümlerine doğru yürümeye zorluyorlar. Veya tavuklar gibi insan gücünün yeteceği küçüklükte hayvanları, kamyondan alıp içeri fırlatıyorlar. İçeride, bu masum canlılar bilinçleri tamamen açık halde, baş aşağı asılıyorlar. Diğer bir değişle, kendi rızaları olmaksızın, içeriye canlı giriyorlar ve yüzlerce parçaya kesilmiş halde dışarı çıkıyorlar.
  • Bazen düşünüyorum ki türcülüğü yok etmenin tek yolu umarsız her insanı besi ünitesindeki bir inek gibi, laboratuvardaki bir maymun gibi ya da sirkteki bir fil, rodeodaki bir boğa ya da kürk çiftliğindeki bir vizon gibi yaşamaya zorlamak. Böylece insanlar bu uyuşuk hallerinden uyanır ve yeryüzündeki en alçak tür tarafından, insan hayvanı tarafından, diğer hayvanlara yaşatılan acıların farkına varır.[1]
  • Hep söylerim, 1997 yılında çocukları bir porno şebekesinin elinden kurtarsaydım, Detroit sokaklarında binlerce kişi beni omuzlarında taşıyarak tebrik ederdi. Ama bir kürk çiftliğinden 1,542 vizonu özgürleştirmenin sonucunda 77 günü hapishanede geçirdim ve bana terörist dendi.[1]
  • Eğer zihinsel engelli çocuklar küçücük kafeslerde deney için kesilse, kör bırakılsa, yakılsa ve öldürülseydi ALF ve ARM'in taktikleri tartışılmaz olurdu. Siyahiler mezbahalarda baş aşağı asılıp boğazları parçalansaydı toplum ALF'in taktiklerine dil uzatamazdı. Eğer eşlerimiz ya da en yakın arkadaşlarımız ormanda dolanırken biri onları okla vursa ya da göğüslerine bir kurşun yeseler o zaman ALF ve ARM için tüm teşekkürlerimizi sunardık. Eğer dürüst bir şekilde kendinizi bir hayvanın yerine koyabilseydiniz her tür eylem, şiddet, protesto kabul edilebilir olurdu.
  • Yumurtacılık endüstrisi tüm zamanların en harika pazarlamacılık propagandasına sahiptir. Çünkü yumurtacılık endüstrisi sizi, tavukların hem kıçı hem de aynı anda vajinası olan bir delikten gelen bir şeyi yemeye ikna etmiştir. Tavukların arka taraflarına "kloak" adı verilir. Bu, tek bir deliktir. Bu delikten kaka, çiş, vajinal sıvı ve omlet yapmak için kırdığınız yumurta gelir.[2]
  • Birisine veganlığı gösterdiğiniz zaman, veganlığı idrak ettiklerinde diğer her şeye de merhametle yaklaşıyorlar, sirklere gitmeye bir son veriyorlar, hayvanat bahçelerine gitmeye bir son veriyorlar, dirikesimi desteklemeye son veriyorlar.[3]
  • Geçen yıl Amerika'da 99 bin kadına tecavüz edildi, bu kadar kadına tecavüz edilmişken neden biz de birine tecavüz etmiyoruz? Bu kadar tecavüz vakasının üzerine gidip de bir kadına tecavüz etmeyişimiz bir fark yarattı öyle değil mi? Aynı şekilde; hamburger, nugget, domuz yemediğimizde ineklerin, tavukların ve domuzların hayatında fark yaratıyoruz.[3]
  • Ne Tanrı, ne de evrim süreci her sene 150 milyar hayvanı et, süt ve yumurta sektörü katletsin diye yaratmış olamaz; seri olarak hayvanları üretiyorlar, dişilere tecavüz ediyorlar; sen bu döngüden çıkarsan talep de azalacak ve bu kadar hayvanın öldürülmesi bir son bulacak.[3]
  • Tarih boyunca pozitif toplumsal değişim yapmaya çalışan kişiler; huzur bozucu, terörist, isyancı, demagog olarak adlandırılmışlardır: Nelson Mandela ırkçılığa karşı geldi diye 27 sene hapsedildi, Dr. King tutuklandı, Gandi tutuklandı, iyi bir şeyler yapmaya çalışan herkes ya hapse atıldı ya öldürüldü ya da suikaste uğramıştır. aynısını veganizm aktivistlerine de yapıyorlar. Toplum ancak üzerinden zaman geçtikten sonra geriye bakıp onların ne kadar mükemmel işler yaptıklarını fark eder. İnanıyorum ki 50, 100, 200 yıl sonra insanlar hayvan özgürlüğüne de aynı gözle bakıp "bu insanlar dünyayı daha iyi bir yer yapmaya çalışıyorlardı" diyecekler. "Ezilmiş hayvanlara hak ettikleri özgürlüğü ve merhameti vermeye çalışıyorlardı" diyecekler.[3]
  • Hayvanlara yapılanların dünyanın en kapsamlı soykırımı ve kölelik türü olduğundan hiç şüphem yok. Ve gün gelecek bugün hayvanlara yapılanlara; geçmişte siyahi insanlara, çocuklara, kölelere, kadınlara ve azınlıklara yapılanlara baktığımız gibi aynı iğrençlikle bakacağız.[3]
  • Üzgünüm, insanların adaletsizliğe olan bu bağlılığını anlayamıyorum fakat adalet önünde sonunda yerini bulur; kurbanlar için maalesef yüzlerce yıl alıyor fakat sonunda hayvanlar özgür olacaklar! [3]
  • Kurban siz olmadığınız zaman zulüm, haksızlık, eşitsizlik, kölelik ve hatta cinayet için bahane bulmak ve bunları mazur görmek oldukça kolaydır. Fakat kurban siz olduğunuzda, olaylar bu açıdan çok farklı görünür.[4]
  • Eğer samimi şekilde kendinizi et sektöründe köleleştirilmiş, suni bir dünyaya mahkum edilmiş, uzun, sağlıklı yaşama şansı elinden alınmış, zamanın çoğunda güneş ışığından mahrum edilmiş hayvanların yerine koyup sonrada mezbahada bacağınızdan baş aşağı asılı bir şekilde asılı dururken, birisinin, boğazınızı kesip, vücudunuzu parçalara ayırdığını hayal ederseniz, vicdansız bir gelenek olan et yeme geleneğinin neden ortadan kaldırılması gerektiğini anlardınız. Evrimi destekleyen kuvvet, kibir, hırs ya da açgözlülük değil, merhamet olmalıdır.
  • Bunların olmasının nedeni sizin o ürünleri almak istemeniz. Artık yeter! Vazgeçin. Bu hoş ya da komik değil; çünkü hayvanlar istismar ediliyor. Buna hakkınız yok! Bunu onlara yapma özgürlüğüne de sahip değilsiniz! Bir başkası özgür değilken; sizin özgür olmanız söz konusu olamaz!
  • Avcılar öldürmenin zevki için avlanıyorlar. Duyuları eroin almış gibi berraklaşıyor. Avcılık kana ve tahakküme duyulan bir şehvet aslında. Avcılık nefret ve şiddet demek. Avcılık cinayet demek. Ve avcılık porno demek.[5]
  • Eğer altı senelik yoğun eylemcilik hayatım boyunca öğrendiğim bir şey varsa, o da avcıların, dirikesimcilerin, sirk eğitmenlerinin, kürkçülerin, tuzakçıların, rodeo kovboylarının ve fabrika çiftçilerinin kendileriyle savaşarak cevap verenlerle asla savaşmadığı oldu.[5]
  • Eğer vegan değilseniz, yaptığınız her şey o nefret ettiğiniz ırkçı, cinsiyetçi ve heteroseksist ideolojiyi taklit etmekten öteye gitmez.[6]
  • İnsanlar diğer canlıları sahiplenip kontrol etmekten ne zaman vazgeçecekler? Bizler aslında şimdiye kadar var olmuş en önemsiz yaratıklarken, bu gezegen üzerindeki en özel canlılar olduğumuz düşüncesinden ne zaman vazgeçeceğiz? İnsanlar bu gezegenden kaybolursa, bu kayboluşunun var olan her şeye fayda sağlayacağının farkında mısınız? [7]
  • Öncelikle eğitim en etkili eylemcilik biçimidir. Bir kafesi açmak, bir hayvanı toplama kampından kurtarmak da aynı derecede önemli. Her insan ömrü boyunca 3.000 hayvan yer. 25, 50 veya 100 kişilik hatta 450 kişilik sınıflara ders verdiğinizde beş, on veya elli kişi vegan olmaya karar verir. Yeni vejetaryenlerle yeni veganlarla yemeyecekleri hayvan sayısını çarpın, işte buna hiçbir özgürlük hareketi erişemez. Mesela 95 üniversitede 6.000 öğrenciye bu konuda sunu yaptığınızda, ben 2003’te bunu yapabilmiştim, 1.000 vejetaryen/vegan doğmuş demektir. Eğitim olmaksızın kurtuluş olamaz. Ancak kurtuluş olmaksızın da eğitim olamaz.[8]
  • Ben ALF destekçilerinin ALF’in mesajını sınıflara taşıması gerektiğine inanıyorum. Örneğin 60 dakikalık bir sunum yaparak, video gösterisi yaparak ALF’in neden var olduğunu ve ALF eylemcilerinin neden Harriet Tubman ve The Underground Railroad hareketine benzediğini açıklamalılar. Yaptığım konuşmaların hepsi bir üniversitenin web sitesine girerek Akademik Bölüm sayfasına tıklamakla başlıyor. Ardından gerekli bütün departmanlara bakıyorum, mesela Felsefe, Sosyoloji, Çevrebilim, Sağlık, İngilizce, Basın Yayın, Din sınıfları gibi. Ardından bütün profesörlere mail yolluyorum ve her birisinden sınıflarında hayvan haklarıyla alakalı bir çalışma yapmama izin vermelerini rica ediyorum. Aldığım cevaplar şaşırtıcı. Yüzlerce okul ve profesör beni veganizm ve hayvan haklarıyla alakalı ciddi sunumlar yapmam için davet etti. Aldığım yanıtların %90’ı mükemmel. Çok az tartışma oluyor. Çok az kavga oluyor. Ve her seferinde ulaşmamız gereken insanlara ulaşıyoruz: et yiyen insanlara.[8]
  • Sömürücülüğün kilit oyuncuları şunlardır: devletler, dinler, medya, büyük şirketler. Bunlar yalan atmakta, propaganda yapmakta ve hilekarlıkta ustalaşarak insanlara istismarcılığı kabul ettirmişlerdir. Örneğin süt ve süt endüstrisi size mutlu ineklerden bahsetmeye bayılır. Fakat tüm o mutlu ineklerin her sene tecavüze uğradığını el ile ya da uzun çubukla vajinalarına öküz spermi yerleştirilerek suni yöntemlerle hamile bırakıldıklarını size söylemezler...[9]
  • Et, yumurta, süt ve süt ürünleri tüketen insanlar, kürk giyen insanlar, hayvan deneylerini destekleyen insanlar, hayvan deneyi yapan insanlar; bu gezegendeki en şiddet dolu kişilerdir.[10]
  • Gelin bir zaman oyunu oynayalım; 60-70 yıl öncesine Auschwitz'e ya da Birkenau'ya geri dönüp yahudileri o kamplardan çıkartıp, onların yerine inekleri ve tavukları koyalım; soykırım hala devam ediyor olurdu.
    Naziler Yahudileri nasıl öldüreceklerini et sektöründe kullanılan teknikleri tektik ederek öğrenmişlerdi. Birbirimize işkence edip öldürmeyi ilk hayvanlar üzerinde öğrendik.[11]
  • Gelenek ve göreneklerine, alışkanlık ve zevklerine dayanarak hayvanların özgürlüğünü inkar etmek böylece onlara zarar vermek ve öldürmek HAKKIN DEĞİL. Buna hak değil, haksızlık denir. Veganizme karşı hiçbir argüman yoktur. Kabul et. Yaşadığın şekil için özgür dile. Kusurları düzelt ve yoluna ilerle.

Kaynak[değiştir]