Friedrich Engels
Görünüm
| Friedrich Engels | |
|---|---|
|
| |
| Doğum tarihi | 28 Kasım 1820 |
| Doğum yeri | Barmen (şehir) |
| Ölüm tarihi | 5 Ağustos 1895 |
| Ölüm yeri | Londra |
|
| |

Friedrich Engels (d. 28 Kasım 1820 - ö. 5 Ağustos 1895), 19. yüzyıl Alman politik filozof, siyasetçi, ekonomist ve komünizmin-sosyalizmin kurucularından biri.
Sözleri
[düzenle]- Zira şu kanaatteyim ki... Ren'in sol yakasındaki Almanca konuşan toprakların yeniden ele geçirilmesi bir ulusal onur meselesidir ve sadakatsiz Hollanda ile Belçika'nın Almanlaştırılması bizim için siyasi bir zorunluluktur. Doğu'da Slavlar giderek güçlenirken bu ülkelerdeki Alman milletinin tamamen bastırılmasına göz yumacak mıyız?[1]
- Her gerçek olanın ussal olduğu savı Hegelci düşünme yönteminin [diyalektik] tüm kuralları ile uyum içinde şu başka sava dönüşür: Varolan her şey, yokolma hakkı kazanır.[2]
- Madde, tinin bir ürünü değildir, ama tinin kendisi maddenin en üstün ürününden başka bir şey değildir.[3]
- Gerçek olan bir şey varsa, o da kıskançlığın, görece, sonradan gelişmiş bir duygu olduğudur.[4]
- Yaşamı boyunca, hiçbir zaman para karşılığı ya da mevki gücü için kendini bir erkeğe vermemiş, ya da ekonomik sonuçlarını düşünerek sevdiği erkeği geri çevirmemiş bir kadınlar kuşağıyla; para ya da mevki gücüyle bir kadını yüzüstü bırakmamış ya da geçimini düşünerek sırf çıkarı için sevmediği kadına bağlanmamış bir erkekler kuşağı yetiştiği zaman. İşte o zaman, kadın-erkek ilişkileri ve insan ilişkileri ahlâkî yüceliğe ulaşacaktır.[5]
- Mülkiyet edinmek, tuzlu su içmek misali içtikçe susatan, susadıkça içirten, sonu gelmez bir kanserdir.[6]
- Herkesin özgürlüğünü baskı altına almanın başlıca aracı da ... para ve tefecilikti.[7]
- Yeni uygar toplumu, sınıflı toplumu başlatan şeyler, –açgözlülük, zevk, düşkünlüğü, cimrilik, ortak mülkiyetin bencil yağması gibi– en aşağılık çıkarlardır; eski sınıfsız toplumu kemiren ve yıkılmasını sağlayan şeyler, –hırsızlık, zor, kalleşlik, ihanet gibi– en utandırıcı araçlardır. Ve bizzat, yeni. toplum, varlığının 2500 yıllık süresince, küçük bir azınlığın, büyük bir sömürülenler ve ezilenler çoğunluğu zararına gelişmesinden başka hiçbir şey olmadı ve bugün, her zamandan da çok, böyledir.[8]
- Analık hukukunun yıkılışı, kadın cinsin büyük tarihsel yenilgisi oldu. Evde bile, yönetimi elde tutan erkek oldu; kadın aşağılandı, köleleşti ve erkeğin keyif ve çocuk doğurma aleti haline geldi.[9]
- İnsanlar, parayı tüketirlerken, yeni bir güç daha yarattıklarını, önünde bütün toplumun eğilmesi gereken tek evrensel gücü yarattıklarını düşünmüyorlardı. Ve kendi yaratıcılarının haberi ve isteği olmaksızın, birdenbire fışkırmış bu yeni güç, gençliğin bütün hoyratlığı içinde, egemenliğini duyurdu.[10]
- Doğa için doğru olan şey, toplum için daha az doğru değildir.[11]
- Günümüzde erkek; çoğunlukla, hiç değilse varlıklı sınıflarda, ailenin dayanağı olmak ve onu beslemek zorundadır; bu durum, ona hiçbir hukuksal ayrıcalıkla desteklenmeyi gereksinmeyen, egemen bir otorite kazandırır. Aile içinde erkek, burjuvadır; kadın, proletarya rolünü oynar.[12]
- İnsan da bir meta olabilir; eğer insan, köle durumuna getirilirse, insan gücü, değişimi ve sömürülmesi olanaklı bir şey olur. İnsanlar daha değişim başlar başlamaz, bizzat kendileri de değiştirilebilir oldular. İnsanlar bunu istesin istemesin, aktif, pasif durumuna geldi.[13]
- Aile yaşamaya devam ettikçe, akrabalık sistemi katılaşır; akrabalık sistemi alışkanlık gücüyle değişmelere karşı direndikçe, aile onu aşar.[14]
- Modern tek eşli aile; kadının açık ya da gizli ev köleliği üzerine kurulmuştur.[15]
- Çok eşlilik zenginlerin ve seçkinlerin bir ayrıcalığıdır ve esas olarak köle kadınların satın alınmasından beslenir, halk kitlesi tek eşli yaşar.[16]
- Kölecilik, sömürünün ilk, antik dünyaya özgü biçimidir; onu ortaçağda serflik, modern zamanlarda ücretli emek izler.[17]
- Famulus bir ev kölesi anlamına gelir ve familia, bir erkeğe ait olan kölelerin toplamıdır.[18]
- Kadının kurtuluşu, ancak, kadınlar üretime büyük, toplumsal ölçekte katılabildiğinde ve ev işleri kadınları pek az meşgul etmeye başladığında olanaklı hale gelir.[19]
- Uygar toplumun özeti devlettir; örnek olarak geçerli her dönemde istisnasız olarak egemen sınıfın devletidir ve her durumda esas olarak ezilen, sömürülen sınıfın baskı altında tutma makinesidir. Uygarlığın diğer bir ayırt edici özelliği de, bir yanda toplam toplumsal işbölümünün temeli olarak kır ve kent karşıtlığının sabitlenmesi, diğer yandaysa mülk sahibinin ölümünden sonrası için de kendi mülkü hakkında tasarrufta bulunabilmesini sağlayan vasiyetnamelerin uygulanmaya konmasıdır.[20]
- Uygarlığın kendisiyle başladığı meta üretimi (la production marchande) aşaması, ekonomik bakımdan: 1. paranın, ve parayla birlikte, para-sermaye, faiz ve tefeciliğin; 2. üreticiler arasında aracı sınıf olarak tüccarların; 3. özel toprak mülkiyeti ve ipoteğin; ve 4. üretimin egemen biçimi olarak köle çalışmasının girişiyle karakterize edilir. Uygarlığa tekabül eden ve uygarlıkla birlikte kesin olarak kurulan aile, biçim monogamie, erkeğin kadın üzerinde üstünlüğe ve toplumun ekonomik birimi olarak karı-koca ailesidir (la famille conjugale). Uygar toplumun özeti, bütün tipik dönemler içinde sadece egemen sınıfın devleti olan, ve her zaman esas itibariyle, ezilen, sömürülen sınıfı bağımlılık (sujetion) içinde tutmaya tahsis edilmiş bir makine olarak kalan devlettir.[21]
- İnsanın bütün bilgisi duyularla sağlanıyorsa, bizim kavram ve idealarımız, ancak gerçek alemin duyumsal biçimlerinden soyutlanmış görüntüleridir.[22]
- Ayrıntılı olarak doğayı ya da insan soyunun tarihini ya da kendi zihinsel etkinliğimizi inceleyip düşününce, başlangıçta, hiçbir şeyin olduğu gibi ve olduğu yerde kalmadığı, tersine her şeyin hareket ettiği, var olduğu ve göçüp gittiği bir sonsuz ilişkiler ve tepkiler, değişimler ve bileşimler karmaşasıyla karşılaşırız. Bundan dolayı, bu tabloyu önce bir bütün olarak, ayrıntıları hâlâ azçok arka planda kalmış olarak görürüz; hareket eden, bileşen ve birbirleriyle ilişkili olan şeylerden çok, hareketleri, geçişleri, bağlantıları gözlemleriz. İlkel, bönce, ama aslında doğru olan bu dünya anlayışı, eski Yunan felsefesinindir, ve bunu ilk kez apaçık dile getiren Heraklitos'tur: her şey vardır ve yoktur, çünkü her şey akıcıdır, durmadan değişmektedir, durmadan var ve yok olmaktadır.[23]
- Materyalizm, Büyük Britanya'nın evlilik dışı çocuğudur.[24]
- Halk ne zaman ahlaki araçlarla buyruk altında tutulmak gerekse, din, yığınları etkilemede bütün ahlaki araçların ilki ve başlıcası olmuştur ve öyle oladurmaktadır.[25]
- Bilim, kiliseye karşı ayaklandı; burjuvazi bilimsiz edemezdi ve, bundan ötürü ayaklanmaya katılmak zorunda kaldı.[26]
- Modern devlet, hangi biçime bürünürse bürünsün, esas olarak kapitalist bir makinedir, kapitalistlerin devletidir, ideal toplum kapitalisttir.[27]
- İnsanların varlığını belirleyen şey, bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır.[28]
- Uygarlıkta yoksulluk, aşırı bolluğun kendisinden doğar.[29]
- Deizm; en azından materyalistler için, dinden kurtulmanın rahat ve zahmetsiz bir yolundan başka bir şey değildir.[30]
- Tüm toplumsal değişimlerin ve siyasal altüst oluşların nihai nedenlerini, insanların kafalarında değil, ebedî hakikat ve adaleti giderek daha iyi anlamalarında değil, üretim ve mübadele tarzlarındaki değişimlerde; ilgili çağın felsefesinde değil, ekonomisinde aramak gerekir.[31]
- Tüm doğa, en küçüğünden en büyüğüne dek, küçük bir kum tanesinden güneşe, canlı en ilkel hücreden insana dek, sürekli bir varoluş ve yok oluş, sürekli bir akış, sonsuz bir hareket ve değişme içindedir.[32]
- Neden sona erince, etki de sona erer.[33]
- Yeniçağ, Antik Yunan'a yeniden dönüşle başlıyor - Yadsımanın yadsınması![34]
- İnsan bedeni yalnızca sürtünme ve aşınmaya katlanan buhar makinesi değildir. Fizyolojik yönden insan bedeninde ısının sağlandığı ve harekete dönüştüğü organlar vardır. Fizyolojik iş, aynı zamanda solunum sürecine ve kalbin çalışmasına bağlı olan, bedendeki sürekli kimyasal değişmelerle birlikte mümkün olan bir şeydir. Kasların gerilmesinde ve gevşemesinde, sinirlerde ve kaslarda kimyasal değişmeler olur.[35]
- Gözlem, tek başına zorunluluğu yeterince tanıtlayamaz. Bu öylesine doğrudur ki, güneşin her sabah doğuşundan, onun ertesi gün tekrar doğacağı sonucu çıkartılamaz; ve gerçekten de şimdi biz, sabahleyin güneşin doğmayacağı bir anın geleceğini artık bilmekteyiz.[36]
- Bütün yaşamını gerçeğe ve doğruluğun coşkusuna adamış bir insan varsa, bu, Diderot'dur.
- (Diderot: Interpreter of Nature)
- Proletaryanın devlete gereksinmesi olduğu sürece, o, bunu, özgürlük için değil, hasımlarını alt etmek için kullanacaktır. Ve özgürlükten söz edilmesi mümkün olduğu gün, devlet, devlet olarak kalkmış olacaktır.[37]
- Marx'ın sayesindedir ki sosyalizm, şimdi bütün ayrıntıları üzerinde uzun uzun çalışılması gereken bir bilim durumuna geldi.[38]
- Terör; büyük ölçüde, kendilerini güvence altına almak için korkak insanların işlediği gereksiz zulümlerden ibarettir.[39]
- Anarşistler meseleyi baş aşağı koyuyor. Proletarya devriminin devletin siyasi örgütünü tasfiye ederek başlaması gerektiğini ilan ediyorlar. Oysa zaferin ardından proletaryanın mevcut bulduğu tek örgüt, tam da devletin kendisidir. Bu devlet, yeni işlevlerini yerine getirebilmek için son derece köklü değişiklikler gerektiriyor olabilir. Ama böyle bir anda onu yok etmek, galip proletaryanın yeni kazanılmış iktidarını pekiştireceği, kapitalist düşmanlarını dizginleyeceği ve bütün zaferin yeni bir yenilgiyle, Paris Komünü'nün ardından yaşananlara benzer toplu katliamlarla sonuçlanmasını önleyecek iktisadi toplum devrimini gerçekleştireceği tek organı yok etmek olurdu.[40]
Kaynakça
[düzenle]- ↑ "Telegraph für Deutschland", No. 2-5 (Ocak 1841) — Friedrich Oswald takma adıyla
- ↑ Friedrich Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu
- ↑ Friedrich Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
- ↑ Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm
- ↑ Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm
- ↑ Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm
- ↑ Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm
- ↑ Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm
- ↑ Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm
- ↑ Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm
- ↑ Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm
- ↑ Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm
- ↑ Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm
- ↑ Friedrich Engels, Doğanın Diyalektiği
- ↑ Friedrich Engels, Doğanın Diyalektiği
- ↑ Friedrich Engels, Doğanın Diyalektiği
- ↑ Friedrich Engels, Doğanın Diyalektiği
- ↑ Friedrich Engels, Doğanın Diyalektiği
- ↑ BEBEL, Aus meinem Leben, IV. kısım, s. 318
- ↑ Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm, Sol Yayınları 2008, çeviri: Sol Yayınları Yayın Kurulu.
- ↑ Karl Marx'a mektup (4 Eylül 1870)
- ↑ Philip Van Patten'a mektup (18 Nisan 1883)