İçeriğe atla

Ebu Hanife

Vikisöz, özgür söz dizini
Ebu Hanife
Doğum tarihi 5 Eylül 699, 699
Doğum yeri Kufe
Ölüm tarihi 767, 18 Haziran 767
Ölüm yeri Bağdat
Vikipedi maddesi
Vikiveri öğesi
Ebu Hanife ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz.

İmam Ebu Hanife (Arapça: أبو حنيفة‎) olarak tanınmaktadır. Asıl adı Númān bin Sābit'tir (Arapça: نعمان بن ثابت‎) (699 - 765).


  • Din ilminde konuşan kimse, Allahü Teâlânın kendisine: «Benim dinimde sen nasıl fetva verdin, nasıl söz söyledin?» sualini sormayacağını zannediyorsa, kendisine ve dinine gevşeklik etmiş olur.
  • Şaşarım şu kimselere ki, zanla konuşurlar ve onunla amel ederler!
  • Dinin alışveriş kısmını bilmeyen, haram lokmadan kurtulamaz ve ibadetlerin sevabını bulamaz. Zahmetleri boşa gider ve azaba yakalanır ve çok pişman olur.
  • Bir kimse fıkıh bilmez, fıkhın kıymetini ve fıkıh âlimlerinin değerini bilmezse, böyle âlimlerle oturmak (kitaplarını okumak, fıkıh öğrenmek) kendisine ağır gelir.
  • Günah işlemeyi zillet, günahı terk etmeyi mürüvvet gördüm ve bildim.
  • Bir kimsenin ilmi, kendisini Allahü Teâlânın yasaklarından men etmiyorsa, o kimse büyük tehlikededir.
  • Allahü Teâlâ bize, insanların mümin olanlarını sevmemizi, onlara karşı saygı beslememizi ve asla kırıcı olmamamızı, kalplerinde ne sakladıklarını bilemeyeceğimizi, hareketlerimizi buna göre ayarlamamızı emretmiştir.
  • Allahü Teâlâ, kendisine şükür ismini vermiştir. Çünkü Allahü Teâlâ, iyiliği ödüllendirir. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.
  • Kulların birbirlerine karşı işledikleri suçlar, kendileri için bir zulümden ibarettir.
  • İnsan, her şeye şifa veren tek varlığın Allahü Teâlâ olduğuna inanır, bununla beraber derdine deva olması için ilaç kullanır. Çünkü ilaç bir sebeptir. Şifasını verecek olan ise Allahü Teâlâdır.
  • Mümin, Allahü Teâlâdan korktuğu kadar hiçbir şeyden korkmaz. Şiddetli bir hastalığa yakalanır veya feci bir kaza veya belaya uğrarsa, gizli veya açık: “Ya Rabbi, bana bu belayı neden verdin?” diye şikayetçi olmaz. Tersine hastalığa, belaya ve kazaya rağmen Allahü Teâlâyı anar ve şükreder.
  • Mümin, Allahü Teâlânın kendisini devamlı denetlediğini bilir. Kimsenin bulunmadığı bir yerde veya herkesin yanında olsun, mutlaka Allahü Teâlânın onu denetlediğine inanır. Krallar ve sözde büyük adamlar ise, ne gizli ve ne de açık bir yerde herhangi bir kişiyi denetleyemezler.
  • w:Ashab-ı Kiram'dan bize gelen, bildirilen her şeyin başımızın üstünde yeri vardır.
  • Eğer bilmediklerim ayağımın altında olsaydı, başım göğün en yüksek katına değerdi.
  • Ancak ilmi bir ihtiyaçtan dolayı devlet başkanı ile yakin ilişki içinde ol. Onun yanında ateş içerisinde imiş gibi ol. Çünkü sultan kendisi için istediğini başka hiç kimse için istemez.
  • Devlet başkanı sana bir mesele arz ettiğinde, söylediklerini kabul edeceğine kani olmadıkça, o meseleyi çözmeyi kabul etme.
  • Avamın (sıradan seviyesiz ve bilgisiz insanların) arasında, sorulmadan rastgele konuşma.
  • Avamın ve tacirlerin yanında ilme ve dine ait olmayan sözlerden kaçın ki, mala rağbet ve sevgin üzerinde durulmasın.
  • Avam arasında ne gül, ne de tebessüm et, yılışık olma.
  • Gereksiz yere çarşıya, pazara sıkça çıkma.
  • Olgunluğa erişmemiş yeni yetişmelerle çok konuşma, senli benli olma.
  • Sokaklarda, mescidlerde yiyip içme. Yol kenarlarındaki çeşme ve sulardan su içme.
  • Yol ortasında oturma, yok illâ da oturacaksan hiç olmazsa mescidlerde otur.
  • Dükkanlarda oturma.
  • İpek ve ipek karışımı elbiseleri giyme, ahmaklığa yol açar.
  • Evlilik hayatının tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek duruma gelmedikçe evlenme. Önce ilim talep et, sonra helâl mal kazan, sonra da evlen.
  • Gençliğinde hep ilimle uğraş. Çünkü gençlik, gönlün ve zihnin boş ve temiz olduğu andır.
  • Her daim Allah'tan kork, emaneti edâ et, seviyeli seviyesiz tüm insanlara nasihat et.
  • Hiç kimseyi küçük görme. Kendi vakarını tanıdığın gibi başkalarının vakar ve haysiyetini de tanı.
  • Bilgisiz kişilerle özellikle dini konularda tartışmaya girme.
  • Tartışma kurallarına uymayanlar ve çıkar elde etmek için tartışanlarla tartışma.
  • Her kim sana soru sorarsa, sadece sorusuna cevap ver. Meseleyi fazla dağıtma.
  • Kazançsız ve azıksız on yıl da kalsan ilimden yüz çevirme. Çünkü ilimden yüz çevirdiğinde maişet derdi, geçim sıkıntısı sana musallat olur.
  • Talebelerine, sanki onlar senin çocuklarınmış gibi eğil ki, onların ilme arzuları artsın.
  • Hakkı söyleme konusunda sultan dahil hiç kimseden korkma.
  • İnsanların hatalarının ardına düşme, aksine onların güzelliklerini gör. Ancak dini konularda hatalarını gördüklerini diğer insanlara bildir ki ondan sakınsınlar ve ona uymasınlar. Bu konuda hiç kimsenin makam ve mevkisinden çekinme ki, hiç kimse dini bozmaya, bid'atları hortlatmaya cesaret edemesin. Çünkü Allah bu konuda senin ve dinin yardımcısıdır.
  • Senden başkalarının yaptığından daha çok ibadet ve taatte bulunmaya çalış ki, ilmin meyveleri üzerinde görülsün.
  • Alimleri bulunan bir yere vardığında orada sadece sen varmış havasına bürünme. Halkı etrafına toplayıp çekip çevirmeye kalkışma. Onların hocalarına dil uzatma. Lüzumsuz ve yersiz tartışmalara girme. Delilsiz, kaynaksız konuşma. Onlardan biri imiş gibi ol. Yoksa sana hased ederler.
  • Allah için, hep göründüğün gibi ol. Nasılsan öyle görün.
  • Tartışma anında korkak olma. Yoksa bildiklerini karıştırırsın, dilin tutulur kalır.
  • Çok gülmekten sakin, çünkü o kalbi öldürür.
  • Ancak ağırbaşlı bir şekilde yürü, hoppa ve kaypak olma.
  • İşlerinde aceleci olma.
  • Biri arkandan çağırınca ona kulak verme. Çünkü arkalarından ancak hayvanlar çağrılır.
  • Konuşurken bağırıp çağırma. Lüzumsuz yere sesini yükseltme. Sakin ve ağırbaşlı ol.
  • Yalnız kaldığında olduğu gibi insanların yanında da Allah'ı zikret.
  • Namazlardan sonra kendine ait bir virdin (Allah'ı zikir, şükür, Kuran tilaveti ve duâ) olsun.
  • Her ay oruç tutacağın belirli günlerin bulunsun. Bu konuda başkaları seni örnek alsın.
  • Mecbur kalmadıkça alışveriş isleri ile uğraşma. Bu işlerini güvendiğin kişilere gördür.
  • Kendini kontrol et, başkalarını gözet ki, ilmin ile hem dünyan hem de ahiretinden yararlanılsın.
  • Dünyalıklarına ve bulunduğun haline güvenme. Çünkü Allah tüm bunlardan seni hesaba çekecektir.
  • Ölümü çokça hatırla.
  • Hocaların için duâ ve istiğfarda bulun.
  • Kabirleri, ilmi ile amel eden zatları ve mübârek yerleri çokça ziyaret et.
  • Dine dâvetin dışında hevâ ve heves ehli ile düşüp kalkma. Oyun oynama. Sövüp sayma.
  • Ezan okunduğunda hemen mescide koş.
  • İnsanların sırlarını açığa vurma.
  • Seninle istişare edenle sen de istişare et, ancak rastgele insanlarla değil, seni Allah'a yaklaştıracağını bildiğin kişilerle.
  • Cimrilikten sakın. Aç gözlü ve yalancı olma. Saçmalama. Her işinde mürüvvetini, insanlığını muhafaza et.
  • Her halukârda beyaz, açık renkli elbise giy.
  • Dünyaya çokça haris olma, gönül zenginliği içinde ol. Fakir olsan bile kanaatkârlığını, gönül zenginliğini ortaya koy.
  • Eşyalarını rastgele insanlara değil, güvendiğin kişilere teslim et. İşlerini de onlara gördür.
  • Şu adinin bayağısı olan dünyayı hep hakir gör, geçici olduğunu aklından çıkarma. Allah katında olanın daha hayırlı ve daha kalıcı olduğunu unutma.
  • Bir toplum seni öne geçirmedikçe, ne namazda ne de başka işlerde onların önüne geçme.
  • İlim meclislerinde kızma, kendini bilgisizlerle ölçme.
  • Bu öğütlerime sarıl ki, Allah'ın izni ile önünde sonunda ondan faydalanasın. Beni de duândan unutma. Ben ancak senin ve Müslümanların maslahatları, yararlanmaları için bu tavsiyeleri yaptım.
  • Haramdan sakınmak ve emirleri yerine getirmekten ibaret olan takvâyı sermaye yap. Zahiri duygularını haramdan sakındırdığın gibi, kalbini de harama sirayet edebilecek düşünce ve vesveselerden, bozuk niyetlerden temizle. Kemâl-ı zillet ve tevâzûdan ibaret ubûdiyetle Cenâb-ı Feyyâd-ı Mutlak’ın emirlerini yerine getir.
  • Cehaleti terk et. Ölünceye kadar fıkıh ilmi öğren. Çünkü, fıkıh ilmini bilene hadîs-i şerîfte müjde vardır: “Allah Teâlâ kime hayır murad ederse, onu dinde fakih kılar.” Yani, helal haram ilmini güzelce anlar ve ona göre amel eder.
  • Dinde veya dünyada kendisine muhtaç olduğun kimseden başkasıyla arkadaşlık yapma. Muhtaç olduğun kimseye karşı da basîret üzere davran.
  • Nefsinden intikam al. Nefsin için kimseden intikam alma. Yani, başkaları hakkında insafla davran. Kimsenin hakkına tecavüz etme, amma kendi hakkından feragat et. Bu, benim ahlakımdır.
  • Allah Teâlânın sana vermiş olduğu mal, rızık ve makamla kanaat et, pek hırslı olma. İnsanoğlu mal, rızık ve makamından dolayı zulmeder. Sen ise bu nimetlerle zulmü ortadan kaldırmaya çalış.
  • Kendini insanlardan ihtiyaçsız bırakmak ve çoluk çocuğunun nafakasını elde etmek için çalış. Doğru ve güzel alış veriş yap. Malının ayıbını gizlemek suretiyle milleti aldatma.
  • Gücün yettiği kadar, halktan bahsetmek suretiyle onları aleyhine döndürme. Ya zikirle sus, yahut da konuşurken malayani şeylere girme. Her fuzuli işten kendini dizginle.
  • Yolda karşılaştığın her Müslüman'a selam ver. Hayır ehlini sev, şer ehlini de idare et.
  • Peygamber aleyhisselâma çok salavat getir. Çünkü bu, O’nun şefaatinin peşin ücretidir.
  • Tövbenin en büyüğü (Seyyidü'l istiğfar) istiğfar etmektir.
  • Seyyid-il istiğfâr’ı her namazdan sonra bir, üç veya beş kere oku. Ölüm anında, mutlaka tevbe ile gitmeye vesîledir (İmam ayrıca bu istiğfarın gündüzde okununca gecenin günahını, gecede okununca gündüzün günahını af ettirdiğini ve ölümden sonra Cennet’e girmeye vesîle olduğunu beyan etmiştir).
  • Hesapsız olarak kalbî zikir yap. Çünkü, kalbî zikir rûhun hayatıdır.
  • Her gün Kuran’dan oku. Sevabını Peygamber’e, anana, babana, üstadına ve diğer mü’minlere bağışla. Buna özen göster ve ihmal etme.
  • İnsanlarda fitne ve fesat çoğalmıştır. Düşmandan ziyade, samimî arkadaşlarından sakın. Dostum bana düşman olabilir diye hazırlıklı ol. Çünkü, düşmanların sana günahı işletemezler, günahı irtikâb yolunu gösteremezler. Amma, samimî arkadaşın sana kolaylıkla günah işletebilir. Daha sonra bu günah düşmanlığınıza yol açar. Şayet dostun, düşmanın olursa, seni halkın gözünden düşürür.
  • Sırrını gizle. Mezhebini ve meşrebini kimseye söyleme.
  • Komşularının eziyetlerine sabret ve kendini onlardan koru. Ancak, iyiliğin onlardan ayrılmasın. Allah Teâlâ iyilik yapanları sever.
  • w:Ehl-i Sünnet vel Cemaat’in mezhebini tut, ehl-i bid’atın mezheblerinden sakın. Hatta, kitaplarını dahi okuma. Kelamcıların sözleri aklı bozar, bid’at ehlinin sözleri ise kalbi bozar.
  • Halis itikad ve niyetten başka, kalbinden her şeyi çıkar. Bozuk niyetleri terk et. Zira, bütün kötülükler bozuk niyetlerdendir. Allah Teâlâ kişinin doğru niyetine bile sevap verir.
  • Gücün yettiğince helalden ye. Çünkü, helal lokma, salih amel yaptırır. Ondan husul bulan nutfeden de salih evlat çıkar Haram lokmadan ise bozuk amel ve âsî evlat çıkar.
  • Beşyüz bin hadîsten seçtiğim şu beş hadîsi kendine sermaye yap:

“Her amel niyetlerle beraberdir.” Yani, amel neyse, niyet de odur. Amelin sevabı, niyete göre verilir. Niyet ne kadar ihlaslı ise, amel de o kadar doğru olur.

“Kişinin malâyânîyi terk etmesi, İslâmının güzelliğindendir.” İnsan ne kadar Müslüman olursa, o ölçüde malâyânîyi terk eder.

“Sizden biriniz nefsi için sevdiğini, başkası için de sevmedikçe (gerçek) mü’min olamaz.” Yani, namus haricinde bütün menfaatlerin mü’min kardeşinde de olmasını istemek lazımdır.

“Şüphesiz, helal bellidir. Haram da bellidir. Lakin, aralarında şüpheliler vardır. Kim bu şüphelilerden sakınırsa, dinini ve şerefini korumuştur.”

“Müslüman odur ki, diğer Müslümanlar onun elinden ve dilinden selâmete kavuşmuşlardır.” Yani, eliyle ve diliyle Müslüman haklarına tecavüz etmeyen ve onlara zarar vermeyen kimse kâmil bir mü’mindir.

  • Havf ve recâ arasında amel et. Yani, sıhhatte iken korku ile ümit arasında, vefat zamanında da “Şüphesiz, Rabbim beni affeder” diye Allah Teâlâ hakkında hüsn-ü zan et ve hüsn-ü zan (ümid) üzere ölmeye çalış.
  • Bilinmesine ihtiyacın olan şeylere karış cahil kalma, öğrenmek maksadıyla alimlere müracaat ederek bilinmesi gereken şeyleri öğren.
  • Ey zerre kadar hayrı da, zerre kadar şerri de karşılıksız bırakmayan Allah’ım. Bu kulunu cehennem azabından ve ona yaklaştıran şeylerden koru. Bu kulundan rahmetini esirgeme.
  • Bütün zulüm saltanatları, bütün yalan ve talan siyasetleri 'Boyun eğmeyin!' buyruğunun göz ardı edilmesi yüzünden başarılı olmuştur.