Bilge Kağan
Görünüm
| Bilge Kağan | |
|---|---|
|
| |
| Doğum tarihi | 683 |
| Ölüm tarihi | 734, 25 Kasım 734 |
| Ölüm yeri | Ötüken |
|
| |

| Vikipedi'de Bilge Kağan ile ilgili madde bulabilirsiniz. |
Bilge Kağan (Eski Türkçe: ![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
, Çince: 阿史那 默棘連), pinyin: píqié kěhàn; d. 683 ya da 684 - ö. 25 Kasım 734), İkinci Göktürk Devleti'nin kağanıdır.
A
[düzenle]- Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.
- Anam hatun, büyük analarım, ablalarım, gelinlerim, prenseslerim cariye olacaktı, ölenler yolda kalacaktı, Kül Tegin karargâhı vermedi. O olmasa idi hepiniz ölecektiniz.
- Altın, gümüş, pirinç, ipek, bunca şeyleri ölçüsüz veren Çin ulusunun sözü tatlı, kumaşı yumuşak, yani armağanı çekicidir. Çinliler bu tatlı dil ve çekici armağanlarla uzaktaki ulusları kandırarak kendilerine çekerler. Yakına çekip kondurduktan sonra da fitne bilgisini yayarlar. Uzaktaki kavimler Çinlilerin ne fesatçı olduklarını ancak o zaman anlar.
- Amucam Kapgan Kağan'la birlikte yirmibeş sefer yaptık ve on üç kez savaştık. Yanılıp bize karşı gelen Türk kavimleriyle de savaştık ve onları da düzene soktuk.
B
[düzenle]- Ben, Tanrı gibi gökte doğmuş Türk Bilge Kağan, bu çağda, tahtıma oturdum. Sözlerimi sonuna kadar dinle, iyi işit! Bütün küçük kardeşlerim, yeğenlerim, oğullarım! Bütün soyum, bodunum! Sağdaki Şadapıt Beğler, soldaki Tarkanlar, buyruk beğleri! Otuz Tatar, Dokuz Oğuz Beyleri! Bodun! Sözlerimi iyice işitin, sağlamca dinleyin!
- Bir bak geçmişe, Türk'e baş kaldıranların sonu ne olmuş!
- Bu durumdan Çin ulusu yararlanmış. Açıkgöz, hileci Çin ulusu, kardeşi kardeşe, ulusu birbirine düşürmüş. Bu tuzağa düşen Türk bodunu, il tuttuğu toprağı elden çıkarmış, başına geçirdiği kağanını yitirmiş. Soylu erkek oğulları Çin ülkesine köle, genç kızları cariye olmuş. Bazı Türk beğleri Türk adını bırakıp Çince adları almaya başlamışlar. Çin kağanına boyun eğmişler. Tam elli yıl, işlerini güçlerini Çin kağanına vermişler, ona hizmet etmişler.
- Bu düşünceleri at kafandan. Bütün boylar ayaklandı. Böylesine kenetlendikten sonra kim Türk'le başa çıkabilir.
D
[düzenle]- Doğuda gündoğusuna, batıda günbatısına, kuzeyde gece ortasına kadar olan yerler içinde yaşayan boylar hep bana bağlıdır. Bunca ulusu, bunca ülkeyi düzene soktum. Oralarda artık kötülük yoktur, kargaşalık yoktur. Türk kağanı Ötüken ormanında oturursa, ilde sıkıntı, bunalım olmayacaktır.
- Doğuda Şantung Ovasına kadar ordu sevk ettim, denize ulaşmamıza az kaldı. Güneyde Tokuz Ersin'e kadar ordu sevk ettim, Tibet'e erişmemize az kaldı. Batıda İnci ırmağını aşarak Demirkapı'ya kadar gittim. Kuzeyde Yir Bayırku'ların toprağına ordu sevk ettim. Bunca yerlere Türk adını, Türk şanını alıştırdım.
E
[düzenle]- Ey Türk bodunu! Bu ülkeyi küçük kardeşim Kül Tigin ile öle yite kazandım. Kazanıp, alay milleti ateş, su kılmadım.
- Ey Ötüken Ormanının bodunu! Kötü kişi gelip birliğini bozmasın, silahlı gelip seni dağıtmasın diye, sana burasını il tuttum. Töreyi kazandırdım.
- Ey Türk bodunu! Tatlı sözlere, yumuşak armağanlara kandınız ve birçoklarınız öldü. Yine yanılırsan ve güneydeki Çogay Ormanına, Tögültün Ovasına gidip yerleşirsen, ey Türk ulusu, öleceksin! Oralara gittiğiniz zaman Çin'den gelen kötü kişiler aranıza sokulur ve sizi şöyle kandırırlar: "Onlar uzaktakilere kötü, yakındakilere iyi armağanlar verirler".
K
[düzenle]- Küçük kardeşim Kül Tegin öldü, görür gözüm görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrı'nındır. Kişioğlu ölmek için yaratılmıştır. Yaslandım, gözden yaş, gönülden feryat gelerek yanıp yakıldım. Bodunumun gözü, kaşı ağlamaktan fena olacak diye sakındım.
- Kül Tigin koyun yılında, on yedinci günde uçtu. Dokuzuncu ayın yirmi yedisinde yuğ yaptırdık. Barkını, nakışlarını, yazılı taşını, maymun yılında, yedinci ayın yirmi yedisinde, ona saygılar sunup kutluladık.
N
[düzenle]- Nice bilgisiz kişiler bu sözlere kanıp oralara gitti ve öldüler. O yerlere varırsan ey Türk Bodunu, öleceksin! Ötüken'de kalıp, oralara kervan ve kafile gönderirsen, sıkıntın olmaz. Ötüken Ormanında oturursan, ebedî il tutarak oturacaksın. Tok olacaksın! Ey Türk Bodunu! Sen, aç olunca tokluk nedir bilmezsin, fakat tok olunca da açlık nedir düşünmezsin! Böyle olduğun için, seni yüceltmiş olan kağanının sözünü tutmadın. Onun sözünü almadan yerden yere vardın. O yerlerde tükendin. Geri kalanlarınla, daha da zayıflayarak öle yite yürüyordun...
Ö
[düzenle]- Ötüken ormanında yabancılar yok. Ötüken'den daha iyi yer de yok. İl tutulacak yer Ötüken Ormanıdır. Bu yerde oturup Çin ülkesi ile aramı düzelttim.
S
[düzenle]- Sözümde yalan, yanlış var mı? Türk Beğler! Bodun! İşitin! Türk Ulusunun derlenip il tuttuğunu, yanıldığı zaman öldüğünü, buraya vurdum. Ne sözüm var ise, bu ebedî taşa vurdum. Onları görerek, okuyarak bilin! Türk Ulusu! Beğleri! Tahtına bağlı, kağanına itaat eden beğler olarak mı yanılacaksınız! Ben bu bengi (ebedî) taşı yontturdum, diktirdim. Güzel bir bark (türbe) yaptırdım. İçine dışına güzel nakış vurdurdum.
T
[düzenle]- Tanrı Türk kavmi yaşasın diye beni tahta oturttu. İçte aşsız, dışta giyeceksiz bir kavme kağan oldum. Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu ulusun adı sanı yok olmasın diye Türk bodunu için gece uyuyamadım, gündüz oturmadım. Küçük kardeşim Kül Tigin ile, iki şad ile öle yite kazandım.
- Tanrı yarlıkladığı için, kendi kut'um (meziyetlerim, talihim) var olduğu için, ben, kağan olarak Taht'a oturdum. Tahtıma oturunca, aç, yoksul, dağınık milleti topladım. Yoksul boyları zengin kıldım. Az boyu çok kıldım.
- Türk ulusu sen açken tokluk nedir bilmezsin ama bir kere doydun mu da açlığı hiç düşünmezsin.
- Türk Oğuz beyleri, budunum,[1] işitin! Üstte mavi gök basmadıkça, altta yağız yer çökmedikçe, Türk ulusu, ilini, töreni, kim bozabilir?! Türk ulusu, kendine gel, aklını başına devşir!
- Türk bodunu, beyleri! Sözümü işitin. Türk ulusunu toplayıp, il tutacağını bu taşa yazdım. Yanılırsa öleceğini yine bu taşa yazdım. Her ne sözüm varsa ebedî taşa yazdım. Ona bakarak bilin şimdiki Türk Beğleri!
- Türklerim, alay beğlerim, alay milletim! Kazanıp il tuttuğum bu yerden, kağanından, beğlerinden, suyundan, toprağından ayrılmazsan, iyilik göreceksin. Evinde oturacak, dertsiz olacaksın. Sözlerimde yanlış var mı?
- Türk Beğleri, ulusu, işitin! Üstte gök basamasa, altta yer delinmese, Türk ulusu, senin ilini, senin töreni kim bozabilirdi? Ey Türk ulusu! Titre ve kendine dön!
Kaynakça
[düzenle]- ↑ Turgay Tüfekçioğlu. "Budun, Millet, Ulus". Erişim tarihi: 9 Ocak 2018.