İçeriğe atla

12 Öfkeli Adam

Vikisöz, özgür söz dizini

12 Öfkeli Adam (İngilizce özgün adıyla 12 Angry Men), yönetmenliğini Sidney Lumet'in üstlendiği 1957 yapımı, dram türündeki ABD filmi.


  • Bir hiç olmak üzücüdür beyler. İnsanlar hep aranmak ister, dinlenmek ister, hayatta bir kez de olsa önemli olmak isterler.
  • Olayı nereye çekerseniz çekin, önyargı gerçeği hep saklar.
  • Suçlu... Suçlu... Suçlu... Suçsuz...

Diyaloglar

[değiştir]
#8: Bakın, bu çocuk hayatı boyunca itilip kakılmış. Kenar mahallede doğmuş, dokuz yaşındayken annesi ölmüş. Bir buçuk yıl ıslah evinde kalmış, bu arada babası da kalpazanlıktan hapisteymiş. Bu hayata pek iyi bir başlangıç sayılmaz. Tamam, o saldırgan, sinirli bir çocuk. Hep öyle olmak zorundaydı. Peki sebebini biliyor musunuz? Çünkü her gün bir başkası onu tekmeledi, her gün. 18 yıl sefalet içinde yaşadı. Sanırım ona birkaç kelime de olsa borçluyuz.
#10: Size şunu açıkça belirteyim ki ona hiçbir şey borçlu değilim. Adil bir şekilde yargılandı. Bu davanın kaça mal olduğunu biliyor musunuz? Şanslıymış ki mahkemesi yapıldı. Anlıyorsunuz, değil mi? Bakın, hepimiz yetişkin insanlarız. Gerçekleri dinledik, değil mi? Bu çocuğun ne olduğunu bile bile ona inanmamız gerektiğini söyleyemezsiniz. Bütün hayatımı onların arasında geçirdim. Onlara asla güvenemezsiniz. Hepsi doğuştan yalancıdır.
#9: Buna sadece bir cahil inanır. Sizce insan doğuştan yalancı olabilir mi?

#10: Zeki mi? Sıradan, cahil bir çocuk. Doğru düzgün İngilizce bile yapamıyor.
#10: Doğru düzgün İngilizce bile konuşamıyor.

#10: Hiçbirinizi anlamıyorum! Ortaya attığınız bütün bu zırvalar, hiçbir şey kanıtlamaz. Çocuğu hepiniz gördünüz. Bana şu bıçağı kaybetme, sonra da sinemaya gitme hikâyesine inandığınızı söylemeyin. Bu insanların nasıl yalan söylediğini bilirsiniz. Yalan onlarla beraber doğar. Lanet olsun! Size söylememe hiç gerek yok. Dürüstlüğün ne olduğunu bile bilmezler! Ayrıca birini öldürmek için bir sebebe bile ihtiyaçları yoktur. Hayır efendim.
(#5 oturduğu yerden kalkar)
#10: Sarhoş olurlar. Hepsi de içki içerler. Bunu biliyorsunuz. Sonra da bam! Birisi yerde yatıyor. Onları suçlamıyorum. Bu onların doğal hâli. Ne demek istediğimi anlıyor musunuz? ŞİDDET!
(#5 kalkar ve cam kenarına gider)
#10: İnsan hayatı onlara göre bizim düşündüğümüz kadar önemli değildir.
(#11 kalkar ve diğer camın yanına gider)
#10: Nereye gidiyorsunuz? (Sesi daha çaresizce çıkmaya başlar) Durmadan ürüyorlar ve kavga ediyorlar, eğer biri öldürülürse, birisi öldürülse bile, hiç umursamazlar! Elbette içlerinden iyiler de çıkar. Bakın, bunu ilk savunacaklardan biri de benim.
(#8 kalkar ve hemen yanındaki duvarın dibine gider)
#10: İçlerinden iyi iki tanesi ile tanışmıştım, ama onlar istisnaydı.
(#2 ve #6 da masadan kalkar ve sonrasında herkes #10'a bakmaya başlar)
#10: Çoğu sanki duyguları yokmuş gibidir. Her şeyi yapabilirler! Neler oluyor burada? Size söylemeye çalışıyorum, büyük bir hata yapıyorsunuz. Çocuk yalan söylüyor. Ben anlıyorum. Onları çok iyi tanırım. Beni dinleyin. Onlar hiçbir işe yaramaz. Hiçbiri bir işe yaramaz. Demek istediğim... Burada ne oluyor? Ben konuşuyorum ve siz...
(#1, hemen sonrasında ise #12 da masadan kalkar)
#10: Beni dinleyin. Ben... Biz... Biz...
(#7 arkasını döner)
#10: Bu davadaki çocuk. Bu tür. Onları tanımıyor musunuz? Burada... Burada büyük bir tehlike var.
(Son olarak #3 de arkasını döner)
#10: Bu insanlar tehlikeli. Onlar... vahşi. BENİ DİNLEYİN! DİNLEYİN!
#4: Ben dinledim. Şimdi oturun ve ağzınızı bir kez daha açmayın.

#8: Cinayete tanıklık yapan iki kişi vardı. Ya tanıklar yanılıyorsa?
#12: Ne demek yani? Öyleyse tanık çağırmanın ne anlamı var?
#8: Yanılıyor olamazlar mı?
#12: O insanlar gerçeği söylemek için yemin ettiler.
#8: Onlar da insan. İnsanlar hata yapabilir. Yanılıyor olamazlar mı?
#12: Şey, sanmıyorum.
#8: Neden sanmazsınız?
#12: Hiç kimse bir şeyden bu kadar emin olamaz. Bu bilimsel bir gerçek değil ki.
#8: Haklısınız, değil.

#3: Ne demek istiyorsun? Avukatı neden bunu söylemedi ki?
#5: Belki de aklına gelmemiştir.
#10: Ne demek aklına gelmemiştir? Avukatı aptal mı sandınız? Olay oldukça açık.
#5: Sizin hiç aklınıza geldi mi?
#10: Ne fark eder ki? Avukat bundan bahsetmedi çünkü bunun davayı zorlaştıracağını biliyordu.
#8: Ya da zavallı, yaşlı bir adamı yalancı çıkarmak istemedi. Bu jüriye pek hoş görünmez. Çoğu avukat bundan kaçınır.
#6: Siz avukata aptal mı demek istiyorsunuz?
#8: Bizim de çözmek istediğimiz olup olmadığı.

#9: On bire karşı bir.
#7: Peki şimdi ne yapıyoruz?
#8: Yalnız kaldınız.
#3: Yalnız olup olmamam benim için hiç önemli değil. Buna hakkım var.
#8: Evet, buna hakkınız var.
#3: Ne bakıyorsunuz? Ben hâlâ suçlu diyorum.
#8: Sizin fikrinizi duymak istiyoruz.
#3: Size düşündüklerimi söyledim.
#8: Biz ikna olmadık. Tekrar duymak istiyoruz. Ne kadar sürerse sürsün, zamanımız var.
#8: Mahkemedeki her şey, ama her şey onun suçlu olduğunu kanıtlıyor. Ne sanıyorsunuz? Aptal gibi mi görünüyorum? Şu yaşlı adamın ifadesine bakın. Her şeyi duyduğunu söyledi! Ya şu bıçak meselesi? Aynısından bir tane daha mı buldular? Yaşlı adam onu gördü! Tam orada, merdivenlerde. Kaç saniye sürdüğü neyi değiştirir ki? Her şey ama her şey. Neymiş, bıçak cebinden düşmüşmüş. Ayrıca kapıya kadar gitmediğini de ispat edemediniz! Odanın içinde dönüp durabilirsiniz, ama kapıya gitmediğini ispat edemezsiniz! Peki ya banliyö treni? Ya film? Hiç böyle bir şey duymamıştım. Sizinle 5.000 dolarına izlediğim tüm filmleri hatırlayacağıma iddiaya girerim. Size burada her şeyin değiştirildiğini ve çarpıtıldığını söylüyorum! Ya şu gözlük meselesi? Gözlüğünün takılı olmadığını nereden biliyorsunuz? Bu kadın mahkemede yemin etti! Ya çocuğun bağırdığını duymasına ne dersiniz? Ha? Size söylüyorum, işte, tüm gerçekler burada. (Cebinden not defterini çıkarır, karıştırır ve masaya fırlatır.) İşte, tam burada. İşte tüm dava. (Cama doğru döner. Diğer tüm jüri üyeleri kendisine bakmaktadır.) Eeee? Bir şey söylesenize! Sizi yufka yürekliler topluluğu. Beni kandıramayacaksınız. Kararımı değiştiremeyeceksiniz. (Not defterinde kendi çocuğuyla çekilmiş fotoğrafını görür) Lanet çocuklar... Siz hayatınızı harcarsınız! (Ağlayarak fotoğrafı yırtar. Hemen sonrasında ne yaptığının farkına varır, duraksar ve elleriyle yüzünü kapatarak ağlar.) Hayır... Suçlu değil. Suçlu değil'

Oyuncular

[değiştir]

Dış bağlantılar

[değiştir]