İçeriğe atla

İlyas Salman

Vikisöz, özgür söz dizini
İlyas Salman
Doğum tarihi 1950
Doğum yeri Malatya, Türkiye
Vikipedi maddesi

İlyas Salman (1950, Malatya), Türk sinema, tiyatro, dizi oyuncusu ve yönetmen.

Sözleri

[değiştir]
  • Her değerin anası emektir.
  • Ya hep beraber ya hiç birimiz!
  • Eskiden bizdik. Şimdi ben olduk.
  • İnsan, seçmesini bilen hayvandır.
  • Gün ola devran döne. Umut yetişe.
  • Artık dokunmasalar da ağlayacağım.
  • Bağımsız olmayan bir ülke bakımsızdır.
  • Emeği tanımamak da onu sömürmektir.
  • Mezara giden fikrin kimseye faydası yok!
  • Umudunuz bitmeden ömrünüz bitmesin!
  • O kadar güçsüzüm ki, dokunsalar düşerim.
  • Her şey geçiyor ama bazı şeyler unutulmaz.
  • Ben yaşamadan yazmam, yazmadan yaşamam.
  • Biz çok çalışmış, az gelişmiş bir ülkenin çocuklarıyız.
  • Dünyada ne kadar insan varsa o kadar da kişilik var.
  • Bu yolculuk benim insanlığımı bulma yolculuğumdu.
  • Aşkı, şiiri ve kavgayı bilmeyen insandan hayır gelmez!
  • Deliler ve ağaçlar ayakta ölür, Suçlular iktidarda ölürler.
  • Kendine saygı duymayan başkasına da saygı duyamaz.
  • Bütün insanlığı karartan savaşlar mülkiyet yüzündendir.
  • Bir insan bir insanı ya üç dakikada tanır, ya hiç dakikada.
  • İnsanoğlunun açlığı çokluğundan değil, bokluğundandır.
  • Çocuktuk, başka bakardık Dünyaya Yaşam bu ya büyüdük.
  • Bizden uzlaşma bekliyorlar. Hesaplaşmadan uzlaşma olmaz.
  • Eskiden istediğimizi seçerdik. Şimdi istediklerini seçtiriyorlar.
  • Kendi küçük dünyamızın içine hapsolmak hiçbirimize yakışmıyor.
  • Adalet isteğimiz ilkesel değilse, istediğimiz adalet değil, imtiyazdır.
  • Bu ülkede normal olmak anormaldır. Ben normal bir adam değilim.
  • Daha çok emek harcadığımız ürün, çabuk yapılandan daha değerlidir.
  • Açıkça görmek lazım. Her bakan göremez, görmek için bakmak lazım.
  • Eğer anlama izanımız varsa utanmayı da öğrenmiş olmamız gerekiyor.
  • Bilimin çözemediği sorun vardır; ama çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur.
  • Ortalık öyle olsun ki, Farklı olduğumdan değil Varolduğumdan fark edileyim.
  • İnsan uyuduktan sonra duvarları görmüyor. Nerede uyuduğun önemli değil.
  • Birkaç yalan makinesinin yönlendirmesiyle kendi iç dünyamızın düşmanı olduk.
  • Ahirete inanmıyorum. Cennet ve cehennem olsaydı, cehennemi tercih ederdim.
  • Beni yıkamayın, beni dünyada ki kirimle gönderin, türkülerle gönderin yoldaşlar.
  • Uyanıkken bir dakika ve onurlu yaşamak, uyurken bin yıl yaşamaktan daha şereflidir.
  • Yaşamın içerisinde çok iyi bir seyirci olacağıma, kötü bir oyuncu olmayı tercih ederim.
  • Bir insanın en onurlu, en namuslu zamanı; kendi kendisiyle baş başa kaldığı zamandır.
  • Kendileri uğruna yaşamını feda eden devrimcilere ana avrat küfreden bu halk değil mi?
  • Vicdanıma göre değilde cüzdanıma göre hareket etseydim şimdi farklı yerlerde olurdum.
  • Dini faşizm çağdaşlığa, devrimcilere tahammül edemiyor, çünkü asıl gıdasını karanlıktan alıyor.
  • Eğer etrafımızda bir takım insanlar acı çekiyorlarsa ve sen gamsız yaşıyorsan buna yaşamak denmez.
  • Dünyada en çirkin kokan şey saklanan düşüncedir. Mezara götürülen bilginin kimseye faydası yoktur.
  • Oysaki insan önce kendi kişiliğiyle barışık olmalı. Kendine saygı duymayan başkasına da saygı duyamaz.
  • Altı tane puşt bir insanı dövüyor, sen yanından hiçbirşey yapmadan geçiyorsan, yedinci puşt sen olursun.
  • Hayattan ders alsaydık tarih tekerrürden ibaret olmazdı ama ne yazık ki biz hafıza kaybı yaşayan bir toplumuz.
  • Ülke değerlerini özellikle bizim deyimimizle emperyalist güçlere peşkeş çeken insanlara sonuna kadar karşıyım.
  • Doğru söyleyeni dokuz köyden kovdukları yetmiyor onuncu köyün de kapısını kapatıyorlar. Ortada kalıyorsun.
  • Dünyanın şu kadar milyar insanının hepsi orta halli hayatı kabul edebilselerdi çukurun dibinde kimse kalmazdı.
  • Benim ilkem şu : ite it, puşta puşt, pezevenge pezevenk, hırsıza hırsız derim. Demezsem iyi adama ne diyeceğim?
  • Size önerilen kitapları okuyun ama okuduğunuz kitapları lanetleyen karşıt görüşlü insanların kitaplarını da okuyun.
  • Devlet tarafından bileğimize takılan kelepçe hiç önemli değil. Kendi elimizle beynimize taktığımız kelepçe asıl utanç vericidir.
  • Doğu savaş halinde, batı her gün tedirgin, ekonomi boktan, ülke mülteci dolu, dindarı sapık; ama çok şükür yollarımız çok güzel.
  • İnsanlarımız yıllardır şunun farkında değiller: Mustafa Kemal Türkiye aşığıdır. Ben de hem Mustafa Kemal hem de Türkiye aşığıyım.
  • Sevgili çocuklar, ananız dayak yiyorsa gücünüz yettiği kadar siz de babanıza vurun. Babalar dünyasına ilk darbeyi böyle vuracağız.
  • Çok ilginç bir ülkede yaşıyoruz. Alkol benzinden daha pahalı, insan paradan daha değersiz ve pizza ambulanstan daha önce geliyor.
  • Keşke içki içenlere olan öfkeniz, bu yoksul milletin parası ile saltanat süren haramilere, çocuklara tecavüz eden sapıklara da olsaydı.
  • Doğuda ölen her çocuğun, annenin çığlığını İrlandalı bir turistin yumruğu kadar duyurmayan Medyanın vicdanına tükürmek haktır.
  • Sen git günlerce demeokrasi nöbeti tut, sonra gel tek adamın meclisi fesh edebilmesine 'EVET' de. Bunun adın ikiyüzlülük değilse nedir?
  • Türk halkının verdiği Kurtuluş Savaşı'nı inkâr edenler ya geri zekalıdırlar ya akıllarından zorları vardır ya da inatla inanmak istemeyenlerdir.
  • Bazen bana derler ki bu ülke nasıl düzelecek. Derim ki bu ülke kadar bir kepçe bulun, altına takın, ters çevirin ayaklar baş başlar ayak olsun.
  • Çok mu konuşuyorum? Çok konuşuyorum. Düşünüyorum konuşuyorum. Keşke diyorum Düşünsem de konuşmasaydım. Budur bekledikleri.
  • Kemal Sunal öyle bir değerdir ki benim gözümde; anası ağlatılan bir milleti güldürmeyi başarmıştır. Bu milletin Kemal Sunal’a bir vefa borcu var.
  • Orta halli bir hayatı şerefle taşıyorum. Dünyanın şu kadar milyar insanının hepsi orta halli hayatı kabul edebilselerdi çukurun dibinde kimse kalmazdı.
  • İlkokul çağınızı bir düşünün. İlkokul ilk aşk demektir. O dönemin aşkı bir başkadır. Çünkü içinde para yoktur. Lüks yoktur. Lüks kıyafetler söz konusu değildir.
  • İnstagram 2 saat çökünce ortalık ayağa kalkıyor ama Wikipedia 2 senedir kapalı, kimsenin umurunda değil. Çünkü bu toplum bilgiye değil, beğenilme arzusu ve ilgiye aç.
  • Bilimden uzaklaşarak gideceğimiz yolun sonu karanlıktır. Mustafa Kemal Atatürk'ün anlayışını bilime akraba olarak yaşayacağız. O zaman anlayacağız: Tek yol Kemalist Devrim.
  • Dinsel inancın karşısına bilimselliği rakip olarak koyarsan, materyalizmin ne olduğunu kavrayamamış kıt beyinli mahlukatlar aşırı bilimselliğin maneviyatı öldürdüğünü ileri sürerler.
  • Laz mısın, Çerkez misin? Alevi misin, Sünni misin? Kürt müsün, Türk müsün? Farketmez! Bunlar insanı insana düşman etmez. Artık iki çeşit insan kaldı dünyada; Bir, çalışan insan İki, çalan insan.
  • Ben artık Türk, Kürt, Alevi, Sünni de değilim. Çünkü ben dünyaya gelirken anneme, babama mektup yazmadım, faks çekmedim, telefon etmedim. Ben çırılçıplak bir insan olarak geldim dünyaya.
  • Kavga deyince de aklınıza silahlı kavga gelmesin. Düşüncelerin çarpışması diyelim. Düşüncelerin çarpışması çok önemlidir. Çünkü hayatı çelişmeler yaratır; uyumlu şeyler değil. Çelişmesiz gelişme olmaz.
  • Şimdi bir toplum düşünün ki bilen insana düşman. Bu toplumun okumuş insana ihtiyacı yok. İzleyen, dinleyen insana ihtiyacı yok. Koyuna ihtiyacı var. İki türlü insan var. Kürt, Türkde kalmadı. Bir çalışan insanlar, birde çalan insanlar.
  • “Ben yaptım” demek hiç doğru değil, yediğimiz ekmekten içtiğimiz suya kadar her şeyden vergi topluyorsun. Benim paramla yapıyorsun. Sonra karşıma çıkıp ben yaptım diyorsun. Hayır efendim, asıl ben yaptım. Sen sadece konuştun.
  • Bütün halkları 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nda Kürdü, Türkü, Alevi ve Sünni’si ile bir araya gelsin bu çok önemli, “Diyarbakır’da da kalenin etrafını dolduralım. Barış zincirini kuralım. Bunların hiç biri masal değil. Yeter ki halk gönülden istesin.
  • Başıma ne alevi dedesi, ne sünni hocası, ne haham ne de papaz gelecek. Gelmesin. Arkadaşlarım ve yoldaşlarım toplanacaklar ve beni türkülerle, şarkılarla uğurlayacaklar. Beni yıkamayacaklar, dünyadaki kirimle gideceğim. Hangi elbiseyle öldüysem, o elbiseyle gömüleceğim.
  • Karşımızdakilerin yayınlarını okumak utanç veriyor bize. Oysa bu duygunun tam tersini duymalıyız. Faşistler tarafından kandırılmış yoksul halkla karşı karşıya geldiğimizde sırf devrimci düşüncenin gerçekliğinden dem vuruyoruz ama onlara söylenen yalanlardan haberimiz yok.
  • Ben yerimi seçmek zorundayım. Seçme zorunluluğum olmamasına rağmen. Ya Türk olacaktım ya da Kürt. Halbuki ben dünyaya gelmeden önce anneme babama mektup yazmadım. Faks çekmedim. Telefon etmedim. Telgrafla bildirmedim. Alevi, Sünni, Türk, Kürt olarak dünyaya geleyim diye.
  • Ben çırılçıplak bir insan olarak dünyaya gelmiştim. Sonradan bana bir takım elbiseler giydirmeye çalıştılar. Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Laz, Çerkez. Ben bütün bu elbiseleri yırttım. İnsanlık elbisesi giydim. İnsanlık elbisesinin yanına Türkmen olduğumdan dolayı Türk elbisesi giyindim. Aslımı inkâr edemezdim.
  • İnsanlar kendi kültürleri, tarihleri ve dilleriyle birlikte özerk yaşasınlar size ne oluyor? Sizin nerenize ne batıyor? Sancınız ne, toprak mı kaybediyorsunuz? Ben evimde oturuyorum başka bir komşum gelip diyor mu ki ‘bu odayı da bana ver’. Kürt halkı kendi toprakları üzerinde oturuyor. Bırakın kendi kendilerini idare etsin.
  • Ve benim insana bakışım şu, insan denen varlık, tepesine çıkamayacağım kadar yüksek, dibine inemeyeceğin kadar alçaktır. Çünkü insan çok karmaşık bir yapı; kültürüyle, edimiyle, işiyle, emeğiyle, kendini bezemesiyle, süslemesiyle, güzelliğiyle... Önemli olan tepesine çıkıp taç olmak ya da ayağının dibinde toprak olmak değil onunla lisân-ı hâl ile bir yerde buluşabilmek.
  • On üç-on dört yaşlarımıza denk gelen dönemlerde okuyan yazan ağabeylerimiz, ablalarımız sayesinde materyalist felsefe ile tanıştık. Diyalektik materyalist felsefeye göre dinin doğuşu özel mülkiyetin ve beraberinde devletin doğuşuyla neredeyse birlikte olmuştu. Ve din parayı ve dolayısıyla devleti elinde bulunduran mutlu azınlığın halkı aldatmak için kullandığı bir uyuşturucuydu.

Kaynakça

[değiştir]

Hasretim Sansürlüdür, İlyas Salman