İbrahim Kaypakkaya

Vikisöz sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Wikipedia-logo-v2.svg
İbrahim Kaypakkaya ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz.

İbrahim Kaypakkaya (d. 1949 - ö. 18 Mayıs 1973), Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist'in kurucusu.


  • Kemalizm faşizmdir.
  • Sünnilik, Alevilik, Kürtlük, Türklük diye ayrım yapmak yanlıştır. Bu kavga yoksul-zengin kavgasıdır. Kimden olursa olsun bütün yoksulların birleşmesi şarttır.[1]
  • Şimdi biz, herkesin gözü önünde yükseklere bir bayrak çekiyoruz.[1]
  • Kemalist diktatörlük, askeri faşist bir diktatörlüktür.[1]
  • Halkın menfaati ile partinin menfaati çeliştiği zaman Marksist-Leninistler, halkın menfaatinden yana çıkarlar.Bu hizipçilik değildir.Partinin mefaati adına, halkın menfaatlerinin karşısında yer almak, işte budur hizipçilik.[1]
  • Türkiye'de parlamentonun fonksiyonu budur: Faşizmi maskelemek.[1]
  • (...) Kemalizm demek, her türlü ilerici ve demokratik düşüncenin zincire vurulması demektir. Kemalizm demek, her alanda Türk şovenizminin kışkırtılması, azınlık milliyetlere amansız bir baskının uygulanması, zorla Türkleştirme ve kitle katliamı demektir. Kemalizm işçiler için cop ve dipçik, grev ve sendika yasağı demektir.
  • Türkiye'nin geleceği çelikten yoğruluyor; belki biz olmayacağız ama bu çelik aldığı suyu unutmayacak.
  • Komünist devrimciler, tarihin devrimci mücadelede bir silah haline getirilmesini bilirler.
  • Kemalizm Eleştirisi:[2]
1. Kemalist devrim, Türk ticaret burjuvazisinin, toprak ağalarının, tefecilerin, az miktardaki sanayi burjuvazisinin, bunların üst kesiminin bir devrimidir. Yani devrimin önderleri, Türk komprador büyük-burjuvazisi ve toprak ağaları sınıfıdır. Devrimde, milli karakterdeki orta burjuvazi önder güç olarak değil, yedek güç olarak yer almıştır.
2. Devrimin önderleri, daha anti-emperyalist savaş yıllarında iken İtilâf emperyalizmi ile el altından işbirliğine girişmişlerdir; emperyalistler Kemalistlere karşı hayırhah bir tutum takınmış, bir kemalist iktidara rıza göstermeye başlamıştır.
3. Kemalistler, emperyalistlerle barış imzaladıktan sonra bu işbirliği daha da koyulaşarak devam etmiştir.
4. Kemalist hareket, özünde “işçilere ve köylülere, bir toprak devrimi imkanına karşı” gelişmiştir.
5. Kemalist hareketin sonucunda, Türkiye’nin sömürge, yarı-sömürge, yarı-feodal yapısı; yarı-sömürge ve yarı-feodal yapı ile yer değiştirmiştir; yani yarı-sömürge ve yarı-feodal iktisadi yapı devam etmiştir.
6. Sosyal alanda, eski milli azınlıklara mensup komprador büyük burjuvazinin ve eski bürokrasinin, ulemanın hakim mevkiini milli karakterdeki orta burjuvazi içinden palazlanan ve emperyalizmle işbirliğine girişen yeni Türk burjuvazisi, eski Türk komprador büyük burjuvazisinin bir kesimi ve yeni bürokrasi almıştır. Eski toprak ağalarının, büyük toprak sahiplerinin, tefecilerin, vurguncu tüccarların bir kısmının hakimiyeti devam etmiş, bir kısmının yerini yenileri almıştır. Kemalistler bir bütün olarak, milli karakterdeki orta sınıfın çıkarlarını temsil etmemekte, yukardaki sınıf ve zümrelerin menfaatlerini temsil etmektedir.
7. Politik alanda, hanedanlık çıkarları ile birleştirilmiş olan meşrutiyet yönetiminin yerini, yeni hakim sınıfların çıkarlarına en iyi cevap veren yönetim, burjuva cumhuriyeti almıştır. Bu idare sözde bağımsız, gerçekte siyasi bakımdan emperyalizme yarı-bağımlı bir idaredir.
8. Kemalist diktatörlük, sözde demokratik, gerçekte askeri faşist bir diktatörlüktür.
9. Kemalist Türkiye bile, gittikçe daha çok bir yarı-sömürge ve gerici emperyalist dünyanın bir parçası haline gelerek sonunda kendini İngiliz-Fransız emperyalizminin kucağına atmak zorunda kalmıştır.
10. Kurtuluş Savaşını takip eden yıllarda, devrimin baş düşmanı kemalist iktidardır. O dönemde komünist hareketin görevi, hakim mevkiini kaybeden eski komprador burjuvaziye ve toprak ağaları kliğine karşı, kemalistlerle ittifak değil (böyle bir ittifak zaten hiçbir zaman gerçekleşmemiştir), komprador burjuvazinin ve toprak ağalarının bir başka kliğini temsil eden kemalist iktidarı devirmek, yerine işçi sınıfı önderliğinde ve işçi-köylü temel ittifakına dayanan demokratik halk diktatörlüğünü kurmaktır

Şiirleri[değiştir]

  • Aşağıdan geldi büveleğin sürüsü,
    Bizim mala kondu onun yarısı
    Al ineği yakaladı birisi
    Aldı götürüyor bakın anneler
İneği Tülütepeden aldı aşırdı
Karnından ısırdı aklım şaşırdı
Köprünün yanında suya düşürdü
Aldı götürüyor bakın anneler.
    • Çocukluğunda köyündeki hayvan sürüsüne büveleklerin dadanması sonucu yazdığı türkü
    • Feyizoğlu, Turhan, İbo: İhtilalin Fidanı, sayfa 12
  • Ölen Yoldaşlar İçin
    Siz ki canınızı verdiniz halkımız için
    Siz ki her şeyinizi verdiniz bu kavga uğruna
    Göğsümüzde onurla dalgalanan
    Kavganın bayrağına siz ki al rengini verdiniz
    Ey, ölümsüz halkımız için toprağa düşenlerimiz
    Ey, yüce oğulları halkımızın
    Gururla ve sabırla dinlenin şimdi
    Kavganızı sürdürüyor yoldaşlarımız...
    • Kaynak: Behram, Nihat, Ser Verip Sır Vermeyen Bir Yiğit, sayfa 29
  • Demiri de kömürü de sökeriz amman
    Buğdayı da pirinci de ekeriz amman
    Faşizme içimizden kan damlayan kılıcız
    Bir gün gelir kinimizi dökeriz amman
  • Devrim İçin Her Zaman Ölecekler Bulunur
    Gider gider nice koçyiğitler gider,
    Senin de içinde bir oğlun varsa çok değildir.
    Ey mavi gök! Ey yağız yer bilesin ki;
    Yüreğimiz kabına sığmamakta,
    örsle çekiç arasında yoğrulduk,
    hıncımız derya gibi kabarmakta.

Hakkında söylenen sözler[değiştir]

  • Görüşmeye gelmiştim yanına
    Faşist köpek kıymış senin canına
    Kalmayacak o köpeğin yanına
    Gel gidelim oğul bizim ellere
    Anadolu'ya
    Doğu batı demem, vatanındasın
    Bir iz bıraktın ki ta canımdasın
    Kimseden korkmuyorum sen yanımdasın
    Gel gidelim oğul bizim ellere
    Anadolu'ya
    Ankara'ya kesildi yolum
    Orada çevrildi hep sağım solum
    Ne yapsalar yıkılacak bu zulüm
    İşte geldik oğul bizim ellere
    Anadolu'ya
  • İbrahim'in ölümünün ardından babası Ali Kaypakkaya'nın yazdığı şiir
  • Kaynak: Aydın Çubukçu, Bizim '68, Evrensel Basım Yayın, 2013, ISBN 9786055315795
  • Benim yavrum fakülteyi bitirmiş
    Eşi dostu hep yanına getirmiş, getirmiş
    Yaralanıncın tümenini yitirmiş
    Yaralı gövdene kurban olurum
    Ben de senin yollarına ölürüm
Ordunun askeri üstüne varmış
Kafirin biri de yavruma vurmuş, vurmuş
Bu acılı haberin köye duyulmuş
Acılı haberin duyan ağlasın
Yas çekesin de kareleri bağlasın yavrum
Benim yavrum muradını almamış
Bayrak dikilip de düğün olmamış olmamış kuzum oy
Okumuş da muradını almamış almamış
Yaralı gövdene kurban olurum
Ben de senin yollarına ölürüm
Benim yavrum dört ay hapiste yatmış
Uyudum uyandım yüreğim kopmuş kopmuş
Bu yavrum gören ondan efkarını artmış
Yiğit boylarına kurban olurum oy
Ben de senin yollarına ölürüm.
Benim yavrum akılların kuyusu
Vurmayın kafirler yiğit kuzusu oy
Üstüne salmış da kafir sürüsü oy
Civan boylarına kurban olurum
Ben de senin yollarına ölürüm oyy
Benim yavrum ezelinden gülmemiş
Okumuş da muradına ermemiş ermemiş
Kafirin sürüsü de aman vermemiş vermemiş oy
Yaralı gövdene kurban olurum
Ben de senin yollarına ölürüm kurban olurum sana nelerim
Yavrumun yaresi de hançer yaresi yaresi
Ağlayan ağlayana da annesi, annesi oy
Vurmayın kafirler de lise hocası, hocası
Yaralı gövdene kurban olurum
Ben de senin yollarına ölürüm, kuzum
Tunceli derler adını duydum, adını duydum
Bir yiğit vurmuşlar da komşular duyun, duyun
Babasına annesine tel vuruk, tel vuruk
Yiğit boylarına da kurban olurum
Ben de senin yollarına ölürüm, kuzum
Arayı arayı da seni bulmuşlar bulmuşlar
Getirmişler de bir dergaha koymuşlar
koymuşlar, kuzum, kuzum
Yavrumu da işkenceye almışlar almışlar
Yaralı gövdene kurban olurum, olurum
Ben de senin yollarına ölürüm,
Nelerim kuzum, civan boylu kuzum kurban olduğum kuzum
Bahar gelmiş de herkes gülüp oynuyor, oynuyor
Benim yorgun göynüm de hiç durmuyor, duymuyor
Posta gözlüyom de mektup çıkmıyor çıkmıyor
Yaralı gövdene kurban olurum, olurum
Ben de senin yollarına ölürüm, kuzum
    • Annesi Mediha Kaypakkaya'nın kendisine yaktığı ağıt[3]

Kaynakça[değiştir]

  1. 1,0 1,1 1,2 1,3 1,4 İbrahim Kaypakkaya'dan Seçme Yazılar
  2. İBRAHİM KAYPAKKAYA
  3. (Mayıs 2015 (16. baskı için)) Ser Verip Sır Vermeyen Bir Yiğit, 16., 124. sayfa. Everest Yayınları. ISBN 975-289-194-2