İnanç

Vikisöz sitesinden
Atla: kullan, ara

İnanç, bir düşünceye gönülden bağlı bulunma.

Kaynaksız[düzenle]

  • Gördüklerim, görmediğimin varlığına inanmaya beni mecbur ediyor.
  • Hayal et, inan, başar.
  • Ülkenin inançları çoğu kez senin kendi inançların olur! Akıl değil boş masallar seni şekillendirir!
  • Eğer milyarların inandığı bir şey akla karşı ve bilimce desteklenmiyorsa, o milyarların arasında olmamak büyük bir şereftir!
  • İnsanlara inançlarının akıl dışılığını hatırlatarak onları aydınlatmak, insanların inançlarını övme ve inançlarına saygı duyma hareketinden çok daha dürüst ve önemli bir harekettir.
  • İnançların var diye böbürlenme; unutma ki tarihteki yüzlerce saçma inanç tamamen yok olup gitti!
  • İnandığın şey yanlış olabilir; inanmadığın şey doğru olabilir! Bir şeylerden emin olma! Şüphe duy! Araştır! İnancının mutlak bir gerçek olduğu konusundaki aptalca kibrini bırak! Zihnini bütün olasılıklara aç!
  • Bütün dünya inançlıdır; sadece herkes değişik saçmalıklara inanır!
  • İnanan kişinin bir açıklamaya ihtiyacı yoktur.
  • İnsanlar bir şeye inanmak isterler-yanlış olduğunu bilseler bile.
  • İnanç: Örneğine hiç rastlamamış şeylerin varlığına, bu konuda hiç bilgisi olmayan bir kimsenin anlattıklarına dayanarak kanıtsız inanmak.
  • Ben inandığım yolda bir uyurgezerin sakınmazlığı ve inadıyla yürürüm.
  • İnsan ancak sevdiği ve inandığı şey uğruna mücadele eder.
  • İmanı sarsmak, ilmi sarsmaktan daha zordur.
  • Yalan ne kadar büyükse, inananı da o kadar çok olur.
  • Kalbini inanmaya ihtiyacı vardır.
  • Akıl hastanesini ziyaret etmek, inancın ne kadar boş bir şey olduğunu gösterir.
  • İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Vikisözlük'te İnanç ile ilgili kelime açıklaması bulunmaktadır.

Vikipedi'de İnanç ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.