İçeriğe atla

Theodor Adorno

Vikisöz, özgür söz dizini
(Thedor Wiesengrund Adorno sayfasından yönlendirildi)
Theodor Adorno
Yahudi asıllı Alman sosyolog, filozof.
Doğum tarihi 11 Eylül 1903
Doğum yeri Frankfurt
Ölüm tarihi 6 Ağustos 1969
Ölüm yeri Visp
Vikipedi maddesi
Vikiveri öğesi
Auschwitz'den sonra artık şiir yazılamaz.

Theodor Ludwig Wiesengrund Adorno (11 Eylül 1903 – 6 Ağustos 1969), Yahudi asıllı Alman sosyolog, filozof, müzikolog ve besteci.

Sözleri[değiştir]

  • Zekâ, bir ahlak kategorisidir.   
  • Yanlış hayat doğru yaşanmaz.   
  • Bilim itaatsiz olana ihtiyaç duyar.  
  • Düşlerin herhangi bir düşü yoktur.   
  • Araçlarla amaçlar yer değiştirmiştir.   
  • Gözümüzdeki kıymık en iyi büyüteçtir.  
  • Auschwitz'den sonra artık şiir yazılamaz.[1]
  • Sadece sevgiye tutunacak gücü olan yaşar.  
  • Gün yüzü gören her şey yok olmaya yargılıdır.   
  • Toplumun dayattığı sadakat bir esaret aracıdır.    
  • Muhakemenin gücü benliğin tutarlığıyla ölçülür.  
  • Sanatın bugünkü görevi, düzene kaos getirmektir.
  • Yardım edemeyenlerin öğüt de vermemesi gerekir.  
  • Yaşam, kendi yokluğunun ideolojisine dönüşmüştür.   
  • Sağlık mı? Sağlık aptal olduktan sonra ne işe yarar?
  • Çok kötü insanların ölebileceğini düşünmek güçtür.
  • Eğer hayatın anlamı olsaydı, onda anlam aranmazdı.
  • Yanına kahkahayı almış olanın kanıta ihtiyacı yoktur.
  • Umut, rahata ermemişler arasında bulunur en çabuk.   
  • Aydınlanmanın programı dünyayı gizlerinden kurtarmaktı.   
  • Gerileyici ilerleme karşısında akıllılık da aptallığa dönüşür.      
  • Yarım anlaşılan kültürün, yarım yaşanan hayatın düşmanıdır.    
  • Cinsel ahlakın ilk ve tek ilkesi: suçlayan her zaman suçludur.    
  • Güçlüklerle ancak onların gözünün içine bakarak uğraşabiliriz.   
  • Kendi huzursuz vicdanı bile yardım edemiyor kültür endüstrisine.
  • Kendi kendini bile anlamayan düşünceler, sadece onlar gerçektir.  
  • Sonunda, yazara kendi yazılarında bile yaşanacak yer kalmamıştır.   
  • İnsan düşünmeye başladığında artık etrafa körü körüne saldırmaz.    
  • Yalanların uzun bacakları vardır: Kendi zamanlarının önünde giderler.  
  • Özgür olamayışın ortasında özgürlük benzeri bir şeyi dile getirir sanat.     
  • Düşünceyi sevmemek çok geçmeden düşünmeyi becerememeye dönüşür.   
  • Gerçeğin yalan, yalanın da gerçek gibi göründüğü bir dönemeçteyiz şimdi.  
  • İyi niyetliler, ahlaki sofuluk adına hareket ederken yok edicilere dönüşürler.
  • Düşünceye kalan tek kavrayış, kavranmaz olan karşısında duyulan dehşettir.
  • Teknoloji hareketleri kesin ve acımasız yapıyor. Bununla birlikte insanları da.   
  • Artık bir vatanı olmayan bir adam icin, yazmak yaşamak için bir yer haline gelir.  
  • Yakın geçmiş her zaman felaketlerden artakalmış bir yıkıntı olarak görünür bize.   
  • Günümüzde insanın evindeyken kendini evinde hissetmemesi bir ahlak sorunudur.    
  • Alçaklığın cisimleşmiş hali olan adam, kendini adaletsizliğin kurbanı olarak gösterir.  
  • Düşünce kendini düşünmeyi unuturken aynı zamanda kendi bekçisi haline de gelmiştir.  
  • İnsanın doğal çöküşünü bugün toplumsal ilerlemeden ayrı düşünmek mümkün değildir.   
  • Çocuğun başını ve hayvanın sırtını kayıtsızca okşamanın anlamı şudur: Bu el yok edebilir.  
  • Sanat daha önce yapılmamış olanı ister, fakat sanatın olduğu her şey daha önce yapılmıştı.  
  • Geleneksel hayvanat bahçeleri, on dokuzuncu yüzyılın sömürgeci emperyalizminin ürünüdür.    
  • Gerçeklik için geçerli olan mutluluk için de geçerlidir: Kişi ona sahip olmaz, onun içinde olur.  
  • Bu dünyada mutlu olmanın tek yolu vardır: Başkalarını olabildiğince mutlu kılmaya çalışmak.   
  • Ortaçağ'da olduğu gibi bugün de krala doğruyu söyleyebilecek tek insan sarayın budalasıdır.     
  • Bugün inceliğin bireydeki sahici ilkesi, hakkında konuşmayı sahiden reddettiği şeyde saklıdır.       
  • Baskı belli bir yoğunlukta, sürekli olursa mazlumun tek kurtuluşu zalime, cellada aşık olmak olur.    
  • Yoksulların düşünmesini önleyen şey başkalarının disiplinidir, zenginleri önleyense kendilerininki.    
  • Düşünce, bir sabah kaçırılmış olanın anısıyla uyandırılmayı bekler - ve böylece öğretiye dönüşmeyi.
  • Düşünmek, kişinin her an gerçekten düşünüp düşünemediğini kontrol etmesinden öte bir şey değildir.  
  • Terlik, elin hiç yardımı olmadan giyilmek üzere tasarlanmıştır. Eğilmeye karşı duyulan nefretin anıtıdır.    
  • Baskıcı toplumda özgürlüğün arsızlık anlamına geldiğini en iyi gösteren şey, gençlerin umursamaz tavırlarıdır.   
  • Doğa, uygarlık tarafından ne kadar katışıksız biçimde korunur ve taşınırsa, o kadar tahakküm altına girmiş olur.   
  • Mazlumların şahaneleştirilip yüceltilmesi, onları mazlumlaştıran sistemin yüceltilmesinden başka bir şey değildir.    
  • Bir zamanlar miadını doldurmuş gibi görünen felsefe bugün hâlâ yaşıyor çünkü onu gerçekleştirme fırsatı kaçırıldı.  
  • Dünya artık insanları dilsizleştirdiğine göre, kişiler de birbirleriyle konuşmadıkları sürece haklı konumda olacaklardır.   
  • Faşist çağda hiçbir anlaşma genel kurmay karargâhını hava saldırılarına karşı güvenceye alacak kadar bağlayıcı değil.  
  • İnsanların birbirleriyle ve eşyayla ilişkilerinin artık iyiden iyiye soyutlaştığı bir ortamda, soyutlama yeteneği silinip gidiyor.  
  • Özgürlük hiçbir zaman verili değildir, her zaman tehdit altındadır. Mutlak belirlilik, her defasında da, özgürlük yoksunluğudur.  
  • Sağduyu ancak umutsuzlukta ve uç durumlarda sürdürebilir varlığını; nesnel çılgınlığa kurban gitmemek için saçmalık gerekir.
  • Vicdan rahatlığı, yüce gönüllülük olarak sunulur: Her şeyi bağışlayan çünkü herşeyi fazlaca iyi anlayan birinin yüce gönüllülüğü.  
  • Ancak sakat bir zihin kendi düşünsel özünü -yalanı- pazularının kalınlığıyla kanıtlamak için kendinden nefret etmeye gerek duyabilir.
  • Uzunca bir süredir evli olup da arada bir kocasının küçük zaaflarını çıtlatarak onu biraz olsun kendinden uzağa yerleştirmeyen tek bir kadın yoktur.
  • Toplum, kadının teslimiyetini bir kurban ayini olmaktan çıkarıp özgürleştirirken bir yandan da her defasında yine aynı deneyime mahkûm eder onu.  
  • Ancak ölüme kendi üyeleri kadar kayıtsız kalan bir insanlık, kendisi de ölmüş olan bir insanlık, ünümü sayısız insana idari yöntemlerle uygulayabilir.    
  • Ailenin bitişi, muhalefet güçlerini de felce uğratıyor. Yükselen kolektivist düzen, sınıfsız toplumun bir karikatürüdür: Burjuvaziyle birlikte, bir zamanlar anne sevgisinden güç alan Ütopyayı da tasfiye etmektedir.
  • Eskiden zihnin özgürlüğünün olgulara çarpma ve onları infilak ettirme yolu olan nükte bile ilüstrasyonların bir parçasıdır şimdi. Dergileri dolduran resimli nüktelerin çoğu amaçsız ve anlamsızdır. Gözü değinilen durumla yarışmaya davet etmekten başka işlevleri yoktur.
  • Hükümdar artık, 'Benim gibi düşünmelisin ya da ölmelisin,’ demez. Şöyle der: ‘Benim gibi düşünmemekte özgürsün; yaşamın, malın, mülkün, her şeyin sende kalacak, ama bugünden itibaren aramızda bir yabancısın.’” Uyum sağlamayan herkes, ekonomik yoksunluğa mahkûm edilir ve bu, garip münzevilere atfedilen zihinsel yetersizlikte sürdürülür. İnsan bir kez işleyen sistemin dışına atıldı mı, onu yetersizlikle suçlamak kolaydır.  

Teori ve Pratik Üzerine[değiştir]

Max Horkheimer: "Mutluluk, artık hayvanlıktan çıkmış olanın bakış açısından görülen bir hayvanlık hali olabilir."
Theodor Adorno: "Mutluluğun ne olduğunu hayvanlardan öğrenebilirdik."
Max Horkheimer: "Refleksiyon düzeyinde, bir hayvanın durumuna ulaşmak; özgürlük budur. Özgürlük çalışmak zorunda olmamak demektir."
Theodor Adorno: "Felsefe, özgürlüğün insanın uğraşmak istediği şeyi seçebilmesi, kötü olan her şeyin kendi eseri olduğunu kabullenebilmesi olduğunu söyler hep." [2]

Ayrıca bakınız[değiştir]

Kaynakça[değiştir]

  1. Israel W. Charny, Psychotherapy for a Democratic Mind, s. 339
  2. Theodor W. Adorno - Max Horkheimer - Teori ve Pratik Üzerine

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları:

Commons'da Theodor Adorno ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

Vikipedi'de Theodor Adorno ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.