"Bayezid-ı Bistami" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Kullanıcı, eğer altta bahsettiğimin tam tersi olduysa benim hakkım sana helal olsun. Belki sen bir topluluğun gıybetini yapmışsındır ve ben de onun bir parçasıyımdır. Hakkımı helal ediyorum. Sen de hakkını helal et tam tersi için.
(Merhaba kullanıcı! Adım Seyit Cihan. Belki hayatımız kesişmiş, seni incitmişimdir. Samimi olarak, hakkını helal etmeni talep ediyorum. Gıybetini yapmışımdır belki. Bunu es geçme bana hakkını helal et, beni huzura erdir.)
 
(Kullanıcı, eğer altta bahsettiğimin tam tersi olduysa benim hakkım sana helal olsun. Belki sen bir topluluğun gıybetini yapmışsındır ve ben de onun bir parçasıyımdır. Hakkımı helal ediyorum. Sen de hakkını helal et tam tersi için.)
* (Bayezid-i Bistami, Allah'a niyaz etti) Sana nasıl ulaşılır? (Kendisine şöyle hitap edildi) Nefsini bırakıp, öyle gel!<ref>''Müzekki'n-Nüfús'', s.128</ref>
* İbadet on kısımdır. Dokuzu tınmamaktır ve diline malik olmaktır.<ref>''Müzekki'n-Nüfús'', s.305</ref>
* (Bayezid) Noksanlıklardan arınmışım (SubhaniSubhanım!) (dediğinde, müritleri) Neden böyle söyledin? (dediler. Bunun üzerine o, onlara) Niçin bana şeriatın gerektirdiği cezayı icra etmediniz? Benden böyle bir lafız geldiğinde derhal her biriniz elinize bir tür silah alıp şer'i ahkamı yerine getirin (dedi. Yine kendisine cezbe galip gelip) Subhan -noksanlıklardan arınmış- zatım ne büyüktür! (sözü hasıl olduğunda müritleri derhal kimisi hançerle kimisi kılıçla ona saldırdılar ancak onu kesemediler. Kendisi tekrar cezbeden uyanınca) Yine o sözü söylediniz (dediklerinde) Peki siz ne yaptınız? (dedi. Onlar) Türlü silahlarla vurduk, ama hiç tesir etmedi (dediler. Bunun üzerine Bayezid elbisesini açtı, baktılar ki vücuduna hiç biri iz yapmamış. Bunun ardından Bayezid) Bana bir iğne verin (dedi. İğneyi vücuduna batırdı ve derhal kan saçıldı. Bunun üzerine müridlerine dedi ki) Bayezid budur ki bir iğenin zahmetine tahammül edemez; o 'Noksan sıfatlardan arınmışım' diyen Bayezid değildi (dedi. Bundan sonra dedi) Allah-u Teala talibin gönlüne nazar eder, o gönlü kendi marifetine mahal kılar, dilini onun tercümesi kılar, talibe marifet hasıl olur, marifetullahtan tahsil ettiyse dili söyler. Şöyle ki, Musa -aleyhisselam- "Nihayet oraya varınca, bereketli yerdeki vadinin sağ kıyısından, ağaç tarafından şöyle bir ses geldi: Ey Musa, yüzünü dön ve korkma, çünkü sen emniyette olanlardansın!" (Kasas, 30) Hitabı ağaçtan geldi; bir yaban ağacından bunun olması caizdir, vakidir, şecere-i insaniden neden vaki olmasın?! (dedi)<ref>''Müzekki'n-Nüfús'', s.360-361</ref>
* Doksan dokuz şeyhe yetiştim, her birine hizmet ettim, ama Cafer-i Sadık'a yetişmesem ahir imansız giderdim.<ref>''Müzekki'n-Nüfús'', s.383</ref>
* Bulanık hale gelmemek için deniz ol.<ref>''Müzekki'n-Nüfús'', s.386</ref>
Anonim kullanıcı

Gezinti menüsü