Mehmed Uzun: Revizyonlar arasındaki fark

Vikisöz, özgür söz dizini
[kontrol edilmiş revizyon][kontrol edilmiş revizyon]
İçerik silindi İçerik eklendi
Evrifaessa (mesaj | katkılar)
k →‎top: eklemeler, çıkarmalar, düzenlemeler AWB ile
Hazan (mesaj | katkılar)
Etiketler: Mobil değişiklik Mobil ağ değişikliği
12. satır: 12. satır:
* Beni ne modernist, ne [[postmodernizm|postmodernist]], ne sürrealist, ne tarihî roman, ne de sosyal realist bir kategoriye koyamazsınız. Ben kendime özgü bir roman sanatı yaratmaya çalışıyorum.<ref name=bianet>{{Web kaynağı | başlık = "Beni Hiçbir Kategoriye Koyamazsınız!" | url = http://www.bianet.org/2003/04/24/18356.htm | arşivurl =
* Beni ne modernist, ne [[postmodernizm|postmodernist]], ne sürrealist, ne tarihî roman, ne de sosyal realist bir kategoriye koyamazsınız. Ben kendime özgü bir roman sanatı yaratmaya çalışıyorum.<ref name=bianet>{{Web kaynağı | başlık = "Beni Hiçbir Kategoriye Koyamazsınız!" | url = http://www.bianet.org/2003/04/24/18356.htm | arşivurl =
https://web.archive.org/web/20030803091627/http://www.bianet.org/2003/04/24/18356.htm | tarih = 23 Nisan 2003 | arşivtarihi = 3 Ağustos 2003 | yayıncı = BİA Haber Merkezi | yazar = Hamza Aktan | erişimtarihi = 2 Ağustos 2018}}</ref>
https://web.archive.org/web/20030803091627/http://www.bianet.org/2003/04/24/18356.htm | tarih = 23 Nisan 2003 | arşivtarihi = 3 Ağustos 2003 | yayıncı = BİA Haber Merkezi | yazar = Hamza Aktan | erişimtarihi = 2 Ağustos 2018}}</ref>
* Romanlarımı yazarken tahammülsüzlüğe karşı tahammülü; vicdansızlığa karşı vicdanı; merhametsizliğe karşı merhameti; birlikte yaşamanın erdem olduğunu işleyerek yoğurmaya çalıştım.<ref name=haber7>{{Web kaynağı | başlık = Hoş geldin Mehmet Uzun | url = https://www.haber7.com/kultur/haber/171847-hos-geldin-mehmet-uzun | yazar = Oral Çalışlar | tarih = 18 Temmuz 2006 | yayıncı = haber7.com | erişimtarihi = 14 Aralık 2020}}</ref>
* Benim romanım farklı olmalı, farklı bir tarihi, farklı insanî öyküleri, farklı kaderleri anlatmalı. Ben yazarken, özellikle bastırılmış, yok edilmiş, sesi kısılmış, kendisini ifade etmekte çok fazla güçlük çekmiş insanların yaşamlarına ilgi duyuyorum. Onları yazmaya çalışıyorum, resmi tarih benim ilgimi çekmiyor.<ref name=bianet/>
* Benim romanım farklı olmalı, farklı bir tarihi, farklı insanî öyküleri, farklı kaderleri anlatmalı. Ben yazarken, özellikle bastırılmış, yok edilmiş, sesi kısılmış, kendisini ifade etmekte çok fazla güçlük çekmiş insanların yaşamlarına ilgi duyuyorum. Onları yazmaya çalışıyorum, resmi tarih benim ilgimi çekmiyor.<ref name=bianet/>
* Ben yasak bir dilde yazıyorum. Ve bu benim yazdığım her türlü sözcüğe yansıyor. Ben o ruh haliyle yazıyorum. Ben bu dili 18 yaşında cezaevinde öğrendim. Musa Anter bana öğretti. Ve bin bir güçlükle bir edebiyat dili kurdum. Bir yazarın sahip olması gereken, yazarlığın sürdürülebilmesi için zorunlu olan hiçbir şeye sahip olmayan biriyim. Ne benim devletim oldu, ne kütüphanelerim, ne [[üniversite]]lerim, ne iletişim kanallarım, medyam oldu ne de okuyucularım. Bütün bunları yaratmak gerekiyordu.<ref name=bianet/>
* Ben yasak bir dilde yazıyorum. Ve bu benim yazdığım her türlü sözcüğe yansıyor. Ben o ruh haliyle yazıyorum. Ben bu dili 18 yaşında cezaevinde öğrendim. Musa Anter bana öğretti. Ve bin bir güçlükle bir edebiyat dili kurdum. Bir yazarın sahip olması gereken, yazarlığın sürdürülebilmesi için zorunlu olan hiçbir şeye sahip olmayan biriyim. Ne benim devletim oldu, ne kütüphanelerim, ne [[üniversite]]lerim, ne iletişim kanallarım, medyam oldu ne de okuyucularım. Bütün bunları yaratmak gerekiyordu.<ref name=bianet/>
17. satır: 18. satır:
* İyi bir anlatı yaratmanın en önemli koşulu, hakikatin yaratıcı düşünceyle kurgulanıp, bir insanî vaka, deneyim, [[duygu]] olarak, olabildiğince canlı karakterlerle anlatılmasıdır.<ref name=milliyet>Milliyet Sanat, Eylül 2007.
* İyi bir anlatı yaratmanın en önemli koşulu, hakikatin yaratıcı düşünceyle kurgulanıp, bir insanî vaka, deneyim, [[duygu]] olarak, olabildiğince canlı karakterlerle anlatılmasıdır.<ref name=milliyet>Milliyet Sanat, Eylül 2007.
* 17 Şubat 2007 tarihinde, İstanbul Bilgi Üniversitesi'ndeki "Mehmed Uzun'un Anlatısı" isimli uluslararası sempozyumun kapanış konuşmasının notlarından derlenmiştir.</ref>
* 17 Şubat 2007 tarihinde, İstanbul Bilgi Üniversitesi'ndeki "Mehmed Uzun'un Anlatısı" isimli uluslararası sempozyumun kapanış konuşmasının notlarından derlenmiştir.</ref>
* Sürgün yazarıyım. Dünyaya ait olmak istiyorum. Kürtlerin sesine yer açmak istiyorum. Bazıları göç ettiğimi söylüyor, yazıyor. Göç etmek başka bir şey, sürgün başka bir şey. Babam kansere yakalandığında bir hafta, bir gün, bir saat hiç fark etmezdi. Ona sadece 'elveda' demek için, bir saatliğine geri dönüş için başvuru yaptım. Ricada bulundum. İzin vermediler. Ankara'daki bürokrasi 'Hayır' dedi. Sürgün budur.<ref name=haber7/>
* Hiçbir politik harekete bağlı olmayan bir yazar olduğumun altını çizmekte ısrar ediyorum. Benim hareketim 'Kürt' dilidir. Kürt propagandası değil. Ancak edebiyat gerçeklerden kopuk olamaz. Benim yazılarım, 'Kürtçe' yazmak konusunda bir karşı duruş olarak kabul görmüştür. Ancak benim yazarlığım evrenseldir. Milliyetçilik, fundamentalizm gibi Ortadoğu'ya ait tüm hastalıklara karşı tavırlıyım.<ref name=haber7/>
* Ben, bana benzer karakterleri yazmıştım. Ben bir mağlup ve mağdurdum; bir öteki ve barbardım; bir yabancı ve sürgündüm. Yazdığım ve yazmayı düşündüğüm karakterler de böyleydi işte. Ben onlara hükmetmeye çalışırken, onlar çoktan beni etkileri altına almış, kaderimi kendi kaderlerinin bir parçası haline getirmişlerdi.<ref name=milliyet/>
* Ben, bana benzer karakterleri yazmıştım. Ben bir mağlup ve mağdurdum; bir öteki ve barbardım; bir yabancı ve sürgündüm. Yazdığım ve yazmayı düşündüğüm karakterler de böyleydi işte. Ben onlara hükmetmeye çalışırken, onlar çoktan beni etkileri altına almış, kaderimi kendi kaderlerinin bir parçası haline getirmişlerdi.<ref name=milliyet/>
* [[Dil]]ler, [[din]]ler ve uygarlıklar dünyanın en [[şefkat]]li, [[hoşgörü]]lü, ötekini kucaklamaya hazır varlıklarıdır. Onları kin ve nefretin aracı haline getiren biziz, bizim çılgın hayallerimiz, ütopyalarımız, ideolojilerimiz ve siyasetlerimizdır.<ref name=pen>{{Web kaynağı | başlık = Sözün onuru insanın onurudur... | url = http://www.pen-kurd.org/Diyarbakir-seminar/docs-tirki/memed-uzun-tirki.htm | tarih = 21 Mart 2005 | yayıncı = PEN | erişimtarihi = 2 Ağustos 2018}}
* [[Dil]]ler, [[din]]ler ve uygarlıklar dünyanın en [[şefkat]]li, [[hoşgörü]]lü, ötekini kucaklamaya hazır varlıklarıdır. Onları kin ve nefretin aracı haline getiren biziz, bizim çılgın hayallerimiz, ütopyalarımız, ideolojilerimiz ve siyasetlerimizdır.<ref name=pen>{{Web kaynağı | başlık = Sözün onuru insanın onurudur... | url = http://www.pen-kurd.org/Diyarbakir-seminar/docs-tirki/memed-uzun-tirki.htm | tarih = 21 Mart 2005 | yayıncı = PEN | erişimtarihi = 2 Ağustos 2018}}
* 2005 senesi 21-24 Mart tarihleri arasında Uluslararası Pen Kulübü'nün düzenlediği Kültürel Farklılık (Cultural Diversity) konferansının açılış konuşması.</ref>
* 2005 senesi 21-24 Mart tarihleri arasında Uluslararası Pen Kulübü'nün düzenlediği Kültürel Farklılık (Cultural Diversity) konferansının açılış konuşması.</ref>
* Dil, din, kimlik ve kültür siyasetin dışında olmalıdır. Bunlar bireyin ve toplumların kutsal haklarıdır. Ama Kürtçe ile ilgili bu kutsal hak gözetilmedi. Kürtçe okulda, kamu hayatında ve medyada yasaklandı. Yasaklandığı için de Kürtçe konuşmak bile sanki siyasi bir davranışmış gibi gösterildi.<ref name=haber7/>
* Dünyayı ve özellikle bulunduğumuz tüm bölgeyi bir kin ve nefret mekanı haline getirenler gibi sahtekar ve ikiyüzlü davranamayız; eğer gerçekten sözün onuruna inanıyorsak ve bunun da insanın onuru olduğunu söylüyorsak, o zaman evrensel bir edebiyat dünyası için çalışmak zorundayız.<ref name=pen/>
* Dünyayı ve özellikle bulunduğumuz tüm bölgeyi bir kin ve nefret mekanı haline getirenler gibi sahtekar ve ikiyüzlü davranamayız; eğer gerçekten sözün onuruna inanıyorsak ve bunun da insanın onuru olduğunu söylüyorsak, o zaman evrensel bir edebiyat dünyası için çalışmak zorundayız.<ref name=pen/>
* Türkiye'deki gelişmeler bana umut veriyor. Rotasını çizdi ve geri dönüşü mümkün olmayan, doğru bir yola girdi. Bu, uygarlaşma ve demokratikleşme yoludur. Türkiye bu süreçte Kürt sorununu da çözecek. Kürt sorununun çözülmesi Türkiye'yi daha da güçlendirir.<ref name=haber7/>
* [[Türkiye]]'ye ilişkin kendimizi kandırmaya gerek yok; Türkiye, kimi özellikleri aynı olsa bile herhangi bir Batı ülkesi değil. Türkiye'de egemen değer yargıları, kültür mirası, geçmiş, tarih, toplumsal hafıza vb. her şey Batı dünyasından çok farklı. Türkiye Cumhuriyeti'nın uygarlık adına yarattığı kayda değer somut bir şeyden söz etmek çok güç ama Türkiye, ülke olarak, [[İslam]], Osmanlı uygarlığına ait bir ülke. Ve en önemlisi, İslam dünyasında Batı'ya en yakın olan ülke.<ref name=EU>19-20 Eylül 2005'te, Avrupa Parlamentosu'nda yapılan, The EU, Turkey and The Kurds konferansında yapılan konuşma metni.</ref>
* [[Türkiye]]'ye ilişkin kendimizi kandırmaya gerek yok; Türkiye, kimi özellikleri aynı olsa bile herhangi bir Batı ülkesi değil. Türkiye'de egemen değer yargıları, kültür mirası, geçmiş, tarih, toplumsal hafıza vb. her şey Batı dünyasından çok farklı. Türkiye Cumhuriyeti'nın uygarlık adına yarattığı kayda değer somut bir şeyden söz etmek çok güç ama Türkiye, ülke olarak, [[İslam]], Osmanlı uygarlığına ait bir ülke. Ve en önemlisi, İslam dünyasında Batı'ya en yakın olan ülke.<ref name=EU>19-20 Eylül 2005'te, Avrupa Parlamentosu'nda yapılan, The EU, Turkey and The Kurds konferansında yapılan konuşma metni.</ref>
* Türkiye'nin, Kürt sorununu uygar ve demokratik yöntemlerle çözmediği sürece hep güçsüz, dengesiz ve anti-demokratik olacağı artık iyice anlaşılmıştır. Türkiye'nin Kürtlere tüm haklarını eksiksizce vermesi bir zorunluluktur. Bu, uygar ve demokratik bir ülke ve uygarlıklar diyaloğunun saygın bir tarafı olmanın ilk koşuludur.<ref name=EU/>
* Türkiye'nin, Kürt sorununu uygar ve demokratik yöntemlerle çözmediği sürece hep güçsüz, dengesiz ve anti-demokratik olacağı artık iyice anlaşılmıştır. Türkiye'nin Kürtlere tüm haklarını eksiksizce vermesi bir zorunluluktur. Bu, uygar ve demokratik bir ülke ve uygarlıklar diyaloğunun saygın bir tarafı olmanın ilk koşuludur.<ref name=EU/>

11.14, 14 Aralık 2020 tarihindeki hâli

Mehmed Uzun
Doğum tarihi 1 Ocak 1953
Doğum yeri Siverek
Ölüm tarihi 10 Ekim 2007
Ölüm yeri Diyarbakır
Vikipedi maddesi
Vikiveri öğesi

Mehmed Uzun (d. 1953, Siverek - ö. 11 Ekim 2007, Diyarbakır), Kürt yazar. Modern Kürt edebiyatının kurucularından biri olarak kabul edilir.

Sözleri

  • Ben de bir tokatla tanıştım Türkçeyle. Benim anadilimle bağım böyle koptu. Eğitim dilinin, kültür dilinin Türkçe olması, Kürtçeyle bağımı kopardı. Dili yasaklamak insanlık suçudur. İnsanı anadilinden koparmak vahşettir. Bir insanı kendi dilinden koparmak, insanın ruhunu, kişiliğini zedeliyor, gelişimini engelliyor. Bence bu Kürtçe yasağı, Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük yanlışlarından biriydi.[1]
  • Kürt olmak ve bir Kürt olarak dünyaya gelmek başlı başına ciddi bir sorun. Bir Kürt gibi yaşamaya çalışmak daha da zor. Ancak en zoru, bir Kürt aydını ve yazarı olarak yaşamak ve uğraş sarf edebilmek.[2]
  • Kürt yok, Kürtçe yok dediklerini duydukça, o kadar kırılıyordum ki... Mahkemede, böyle bir durumda, insan kendini çok güçsüz hissediyor, çaresiz hissediyor. Böyle hukuk olur mu diye haykırmak geliyor içinden...[1]
  • Beni ne modernist, ne postmodernist, ne sürrealist, ne tarihî roman, ne de sosyal realist bir kategoriye koyamazsınız. Ben kendime özgü bir roman sanatı yaratmaya çalışıyorum.[3]
  • Romanlarımı yazarken tahammülsüzlüğe karşı tahammülü; vicdansızlığa karşı vicdanı; merhametsizliğe karşı merhameti; birlikte yaşamanın erdem olduğunu işleyerek yoğurmaya çalıştım.[4]
  • Benim romanım farklı olmalı, farklı bir tarihi, farklı insanî öyküleri, farklı kaderleri anlatmalı. Ben yazarken, özellikle bastırılmış, yok edilmiş, sesi kısılmış, kendisini ifade etmekte çok fazla güçlük çekmiş insanların yaşamlarına ilgi duyuyorum. Onları yazmaya çalışıyorum, resmi tarih benim ilgimi çekmiyor.[3]
  • Ben yasak bir dilde yazıyorum. Ve bu benim yazdığım her türlü sözcüğe yansıyor. Ben o ruh haliyle yazıyorum. Ben bu dili 18 yaşında cezaevinde öğrendim. Musa Anter bana öğretti. Ve bin bir güçlükle bir edebiyat dili kurdum. Bir yazarın sahip olması gereken, yazarlığın sürdürülebilmesi için zorunlu olan hiçbir şeye sahip olmayan biriyim. Ne benim devletim oldu, ne kütüphanelerim, ne üniversitelerim, ne iletişim kanallarım, medyam oldu ne de okuyucularım. Bütün bunları yaratmak gerekiyordu.[3]
  • Entelektüel çaba ve uğraş her zaman tarihin önündedir. Tarih çoğu zaman bu entelektüel çaba ve uğraşın boyutu, derinliği ve gücüne göre biçim alır.
  • İyi bir anlatı yaratmanın en önemli koşulu, hakikatin yaratıcı düşünceyle kurgulanıp, bir insanî vaka, deneyim, duygu olarak, olabildiğince canlı karakterlerle anlatılmasıdır.[5]
  • Sürgün yazarıyım. Dünyaya ait olmak istiyorum. Kürtlerin sesine yer açmak istiyorum. Bazıları göç ettiğimi söylüyor, yazıyor. Göç etmek başka bir şey, sürgün başka bir şey. Babam kansere yakalandığında bir hafta, bir gün, bir saat hiç fark etmezdi. Ona sadece 'elveda' demek için, bir saatliğine geri dönüş için başvuru yaptım. Ricada bulundum. İzin vermediler. Ankara'daki bürokrasi 'Hayır' dedi. Sürgün budur.[4]
  • Hiçbir politik harekete bağlı olmayan bir yazar olduğumun altını çizmekte ısrar ediyorum. Benim hareketim 'Kürt' dilidir. Kürt propagandası değil. Ancak edebiyat gerçeklerden kopuk olamaz. Benim yazılarım, 'Kürtçe' yazmak konusunda bir karşı duruş olarak kabul görmüştür. Ancak benim yazarlığım evrenseldir. Milliyetçilik, fundamentalizm gibi Ortadoğu'ya ait tüm hastalıklara karşı tavırlıyım.[4]
  • Ben, bana benzer karakterleri yazmıştım. Ben bir mağlup ve mağdurdum; bir öteki ve barbardım; bir yabancı ve sürgündüm. Yazdığım ve yazmayı düşündüğüm karakterler de böyleydi işte. Ben onlara hükmetmeye çalışırken, onlar çoktan beni etkileri altına almış, kaderimi kendi kaderlerinin bir parçası haline getirmişlerdi.[5]
  • Diller, dinler ve uygarlıklar dünyanın en şefkatli, hoşgörülü, ötekini kucaklamaya hazır varlıklarıdır. Onları kin ve nefretin aracı haline getiren biziz, bizim çılgın hayallerimiz, ütopyalarımız, ideolojilerimiz ve siyasetlerimizdır.[6]
  • Dil, din, kimlik ve kültür siyasetin dışında olmalıdır. Bunlar bireyin ve toplumların kutsal haklarıdır. Ama Kürtçe ile ilgili bu kutsal hak gözetilmedi. Kürtçe okulda, kamu hayatında ve medyada yasaklandı. Yasaklandığı için de Kürtçe konuşmak bile sanki siyasi bir davranışmış gibi gösterildi.[4]
  • Dünyayı ve özellikle bulunduğumuz tüm bölgeyi bir kin ve nefret mekanı haline getirenler gibi sahtekar ve ikiyüzlü davranamayız; eğer gerçekten sözün onuruna inanıyorsak ve bunun da insanın onuru olduğunu söylüyorsak, o zaman evrensel bir edebiyat dünyası için çalışmak zorundayız.[6]
  • Türkiye'deki gelişmeler bana umut veriyor. Rotasını çizdi ve geri dönüşü mümkün olmayan, doğru bir yola girdi. Bu, uygarlaşma ve demokratikleşme yoludur. Türkiye bu süreçte Kürt sorununu da çözecek. Kürt sorununun çözülmesi Türkiye'yi daha da güçlendirir.[4]
  • Türkiye'ye ilişkin kendimizi kandırmaya gerek yok; Türkiye, kimi özellikleri aynı olsa bile herhangi bir Batı ülkesi değil. Türkiye'de egemen değer yargıları, kültür mirası, geçmiş, tarih, toplumsal hafıza vb. her şey Batı dünyasından çok farklı. Türkiye Cumhuriyeti'nın uygarlık adına yarattığı kayda değer somut bir şeyden söz etmek çok güç ama Türkiye, ülke olarak, İslam, Osmanlı uygarlığına ait bir ülke. Ve en önemlisi, İslam dünyasında Batı'ya en yakın olan ülke.[7]
  • Türkiye'nin, Kürt sorununu uygar ve demokratik yöntemlerle çözmediği sürece hep güçsüz, dengesiz ve anti-demokratik olacağı artık iyice anlaşılmıştır. Türkiye'nin Kürtlere tüm haklarını eksiksizce vermesi bir zorunluluktur. Bu, uygar ve demokratik bir ülke ve uygarlıklar diyaloğunun saygın bir tarafı olmanın ilk koşuludur.[7]
  • Uygarlık, kılıç, tank, top ve bombayla oluşmaz, tersine insanın özgürlüğünü ve eşitliğini esas alan, insanı daha da özgürleştirip, eşit hale getiren yaratıcı yapıtla oluşur. (...) Uygarlık, özgürlüktür; gelecek, uygarlıkların demokratik diyaloğundadır.[7]
  • Benim yazarlığım ve eserlerimle ilgili yazılanlara cevap verme gibi bir alışkanlığım da yok. Yazarlığım, mutlak bir gerçeğin peşinde değil. Eserlerimin bir tek kati gerçeği yok. Ve cevaplardan ziyade soruların peşindeyim. Cevapları okuyucuya bırakıyorum. Bu nedenle herkes istediği gibi eserlerimi değerlendirebilir, ben buna karışmam.[8]
  • Ben savaşı yazdım ve her şeye, tüm engel, yasak ve tehdide rağmen yine yazacağım. Bu, benim misyonum.[8]
  • Farklılıkları bilmek ve buna uygun davranmak en doğrusu; herkes en iyi yaptığı şeyi yapmalı.[8]
  • Dil, hem bireyin hem ulusun ruhudur. Bireysel ya da toplumsal ruh, dil temiz olduğu oranda temizdir.[9]
  • Dil, sadece bugün değil, totaliter ideolojilerin hiç sevmediği o farklı dündür de; yani hafızadır, özellikle bugün bizim için çok ama çok gerekli olan hafıza. Dil, kendisine yüklenen misyonlarla aynı zamanda yarındır da; yani gelecektir, bizi ve çocuklarımızı çok ama çok yakından ilgilendiren gelecek.[9]
  • Dilin ve bireysel, toplumsal ruhun kirlenmesi, toplumların başına gelebilecek en büyük felaketlerden biridır. Dili ve ruhu söz konusu kirliliklerden temizlemeden, hiçbir sorunu aşmak mümkün değil. Kurtuluş, hak ve hukuk, özgürlük ve eşitlik, dil ve sözle başlar.[9]
  • Yasak, ceza, kaçış, mazlumiyet, gurbet, kimsesizlik, çaresizlik ve kahrolası bir kader: Maceramın özeti budur.[10]
  • Söz, anlatı ve edebiyat insandan ve insanlıktan söz etmeli, çaresiz, çıkışsız insanı anlatmalı, insana ve insanlığa aydınlık bir ayna tutmalı ve insanın ve insanlığın hayatının devamı için hayatın üstüne umut ve güç serpmeli.[10]
  • Hümanizma, demokrasi, uygarlaşma, küresel düşünme, adalet, vicdan ve merhamet, edebiyat alanında son derece önemli ve gerekli şeylerdir. İyi bir edebiyat yalnız bu temeller üzerine inşa edilebilir. (...) Bu ölçütler olmadan hiç kimse iyi bir edebiyat yaratamaz. Ne acılar ve sızılar, ne umut ve yüce duygular tek başlarına edebiyat olabilirler. Ama iyi ve edebi bir örgü içinde, sözünü ettiğim ölçütlerle ölümsüz bir edebiyata dönüşebilirler.[10]
  • Edebi söz, özellıkle de roman sanatı çağları, dönemleri, mekanları ve sınırları tanımaz, hepsini önüne katar, onların üzerinden atlar ve her zamana, her mekana ulaşır.[10]
  • Mazlumiyetim dünyaya gelmemden önce başladı; gözlerimi yasaklanmış bir dil, kimlik ve kültürün içine açtım. Adıma varana kadar her şey yasaktı.[10]
  • Yoksulluk, yokların içinde doğup, çoğunlukla yok olmaktır. Yoksulluk erdem değil, yoksulluktan edebi, sanatsal bir zenginlik yaratmak erdemdir.[11]
  • Benim Türkiye ile ilişkilerim, doğduğum günden bu yana hep problemli oldu. Türkiye'nin benim için öngördüğü geleceği kabul etmediğim için hep sıkıntı çektim.[11]
  • Ben Kürtlerden, Türklerden, kimden gelirse gelsin anti-demokratik ve totaliter anlayışlara, girişimlere, ilişkilere karşıyım. Şiddet yanlısı değilim, sevmiyorum ve şiddetin Kürtlere hiçbir yararı olmayacağını düşünüyorum.[12]
  • Yazarların yargılanması ayıp ve çirkin şeyler. Bunları protesto ediyorum. Ne yazık ki, yasalarda düşünmeyi sınırlandıran fazlasıyla yasaklar var. Bunların ortadan kaldırılması gerekli.[13]
  • Devlet bütün bir halka terörist muamelesi yapıyor. Ama şuna şahidim, Kürtler kesinlikle şiddet istemiyor. (...) Demokratikleşme adımları atılmazsa, Türkiye'yi PKK'dan çok büyük tehlikeler bekliyor. Türkiye, PKK'nın ve diğer Kürt örgütlerinin aysbergin görünen yüzü olduğunu bilmeli. Çok ciddi, ağır bir Kürt sorunu var Türkiye'de. PKK'yı çözsen bile Kürt sorunu çözülmez. Yarın PKK'dan yüz kat daha radikal, daha güçlü, daha kitlesel başka hareketler çıkar. Bu kesin.[14]
  • İyi bir yazar, insanî duyguların evrensel oldugunu bilir ve bunları anlatır.[14]
  • Biz tahammülü unuttuk. Sabrı, vicdanı, merhameti unuttuk. Adalet ve utanma duygusunu yitirdik. Türkiye'de utanma duygusu yok. Utanma duygusunu yitirdiğinizde, her şeyi söylersiniz, yaparsınız ve utanmazsınız.[14]

Hakkında söylenenler

  • Sanırım Türkiye ve birçok ülke, Mehmed Uzun olmasaydı, Kürt edebiyatını tanımayacaktı. Bir yazısında anlattığı üzere, değişik kaynakları bir araya getirerek, Kürtçe’nin bir edebiyat dili olmasını sağladı. Kürt Edebiyatı Antolojisi ile bu dildeki edebiyatın ürünlerini topladı.[15]
  • Mehmet Uzun'un romanı, unutulmuş ve yeterince bilinmeyen kültürleri keşfetmenin ve kendi kökleriyle buluşmanın romanıdır. Onun anlatılarında, belki de zamana hep direnecek ve zamana asla yenik düşmeyecek olan tek şey, yazarın hemen her kitabında okuyucuyu sarıp sarmalayan o hüzündür. Ortak bir toplumsal belleğin tanıdığı zulümlerden, acılardan ve tufanlardan damıtılmış o ölümcül, o kahredici hüzün.[16]
  • Mehmed modern Kürt romanını yaratmış bir ustadır. Roman ne demektir, bir uygarlık demektir. Bizim Kürtçenin romanını Mehmed yarattı. Ben Kürt asıllıyım ancak Kürt yazarı değilim. Mehmed bir Kürt yazarıdır. İşini her şeyden iyi görmüştür. Kürt romanının dilinin dikenli yolunu açmıştır. [...] Mehmed Uzun’un romanlarını okuduğumda çok şaşırdım, bir dilin ilk romanı böylesine ustalıkla, böylesine zengin bir dille, üstelik de gelişmiş bir roman dili yaratılarak nasıl yazılmış, diye. Mehmed, önce Kürt dilini ve edebiyatını iyi biliyor, Türk dilini ve edebiyatını da iyi biliyor. Sonra dünyaya açılıyor, dünya kültürünü ve edebiyatını da özümsüyor. Mehmed, Kürt dili için bir tarih oluyor böylece.[17]
  • Yasaklar, yokluklar, cehalet ve acılar içinde yaşamaya mahkûm edilmiş bir halkın içinden çıkan Mehmet Uzun kendi çabalarıyla kendisini var eden bir değerdi.[18]
    • Tarık Ziya Ekinci
  • Uzun'un roman dünyasını çok önemsiyorum çünkü bu dünya bize geçmişimizi anlatıyor. Bizi unutulmuş kültürlerin tarihsel labirentlerinde gezdirirken, nasıl bir kültür zenginliği ve çeşitliliği üzerinde yaşadığımızı bir kez daha hatırlatıyor hepimize.[19]
  • Yazar olmanın, yazı yazmanın ve başka bakabilmenin her halini bilen bir yazar olarak Mehmed Uzun, Kürt olmanın içine de yazısının ve dilinin başka bakabilme hallerini eklemişti. Bu ülkede başkası olma halinin çaresizliğini de...
    • Murat Belge
  • Mehmed Uzun, kalemin silah olmayacağını, kalemle güzel romanlar yazılabileceğini erken fark etti ve acılar içinde değil, yazdıklarının yüz binlerle ifade edilen okurlar tarafından okunduğunu görerek mutlu bir şekilde öldü.
    • Muhsin Kızılkaya
  • Mehmed Uzun gibi insanlar her zaman bir korku ve ilgi yaratmışlardır. İsimleri ister Puşkin, İster Wergeland, ister başka bir şey olsun. Tek suçları, yaratmak. Suç olarak görülen uğraşları ise sözcükler. Bu isimler, ulusal yapıtın temelini aşmaktadırlar. Yaratarak, kendilerini formüle ederek, yazarın ve tüm bir halkın kimliğini inşa etmektedirler.
    • Anders Heger 
  • Mehmed Uzun'un yazılarında Avrupa edebiyatında bugüne dek ender olarak görülen bir özellik var: kalemini bütün bir halkı anlatmak için kullanan bir yazara özgü bir gurur ve inatçılık.[20]
    • Thorvald Steen
  • Silahların patladığı, şiddettin arttığı bir ortamda Kürt halkının kültürünü geliştirmek için didinen bir ustaydı o. Mehmed Uzun'un açtığı, aydınlattığı yolda kanın durması, barışçıl bir çözüm bulunması en büyük dileğim. Onun yolu en doğru yoldu.[21]

Kaynakça

  1. 1,0 1,1 "Mehmed Uzun: 'Ben yasaklı bir dilin yazarıyım…'". İlke Haber. 11 Ekim 2012. Erişim tarihi: 2 Ağustos 2018. 
    • Hasan Cemal'in Mehmed Uzun'la gerçekleştirdiği bu söyleşi ilk kez Kasım 2006'da, üç parça olarak Milliyet Gazetesi'nde yayınlanmıştır.
    "Kürtçe konuştum tokat yedim, Türkçe bilmiyordum ki!" (17 Kasım 2006)
    "Pamuk'a yapılanlar kışla kültürü ürünü." (18 Kasım 2006)
    "Devlet kucaklayıcı olursa dağdan inerler." (19 Kasım 2006)
  2. Mehmed Uzun (2006). Bir Dil Yaratmak. İthaki Yayınları. s. 17. ISBN 9789752732346. 
  3. 3,0 3,1 3,2 Hamza Aktan (23 Nisan 2003). ""Beni Hiçbir Kategoriye Koyamazsınız!"". BİA Haber Merkezi. 3 Ağustos 2003 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Ağustos 2018. 
  4. 4,0 4,1 4,2 4,3 4,4 Oral Çalışlar (18 Temmuz 2006). "Hoş geldin Mehmet Uzun". haber7.com. Erişim tarihi: 14 Aralık 2020. 
  5. 5,0 5,1 Milliyet Sanat, Eylül 2007.
    • 17 Şubat 2007 tarihinde, İstanbul Bilgi Üniversitesi'ndeki "Mehmed Uzun'un Anlatısı" isimli uluslararası sempozyumun kapanış konuşmasının notlarından derlenmiştir.
  6. 6,0 6,1 "Sözün onuru insanın onurudur..." PEN. 21 Mart 2005. Erişim tarihi: 2 Ağustos 2018. 
    • 2005 senesi 21-24 Mart tarihleri arasında Uluslararası Pen Kulübü'nün düzenlediği Kültürel Farklılık (Cultural Diversity) konferansının açılış konuşması.
  7. 7,0 7,1 7,2 19-20 Eylül 2005'te, Avrupa Parlamentosu'nda yapılan, The EU, Turkey and The Kurds konferansında yapılan konuşma metni.
  8. 8,0 8,1 8,2 Mehmed Uzun (2008). "Savaş ve Edebiyata İlişkin Küçük Notlar...". Derleyen: Muhsin Kızılkaya (Ed.). Ölüm Meleğiyle Randevu. İthaki Yayınları. s. 52-57. ISBN 978-975-273-408-1. 
  9. 9,0 9,1 9,2 Dile Yüklenen Kötülükler. BirGün gazetesi, 7 Mayıs 2004.
  10. 10,0 10,1 10,2 10,3 10,4 7 Aralık 2005'te, Irak Kürdistanı Bölgesel Hükümeti tarafından verilen "Onur Ödülü" teşekkür konuşmasından. Erbil, Sanatçılar Köşkü. Türkçeye çeviren: Selim Temo.
  11. 11,0 11,1 8 Ekim 2003 tarihinde, Stockholm'de Eyvind Johnson Kulübü'nün yıllık kongresinde yaptığı konuşmadan.
  12. Belma Akçura (Kasım 2005). Milliyet gazetesi.
  13. "Düşünenler Pek Dertli!". BİA Haber Merkezi. 22 Kasım 2005. Erişim tarihi: 4 Temmuz 2018. 
  14. 14,0 14,1 14,2 "Mehmed Uzun'un ölümünden önceki son röportajı". En Son Haber. 12 Ekim 2007. 16 Haziran 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Ağustos 2018. 
    • Neşe Düzel'in hazırladığı bu röportaj, ilk kez 16 Temmuz 2007'de Radikal gazetesinde yayınlanmıştır.
  15. Doğan Hızlan (29 Ağustos 2005). "Mehmed Uzun'u savunma cephesine katılın". Hürriyet. Erişim tarihi: 11 Ekim 2018. 
  16. Orhan Miroğlu (11 Haziran 2006). "Nıviskare me: Mehmed Uzun". Radikal. Erişim tarihi: 11 Ekim 2018. 
  17. "Kimlikler: Mehmed Uzun'un Tabutu Başında - Yaşar Kemal". Cafrande. 9 Nisan 2018. Erişim tarihi: 11 Ekim 2018. 
  18. Tarık Ziya Ekinci (11 Ekim 2007). "Büyük Kürt Yazarı Mehmet Uzun'un Anısı İçin". Bianet. Erişim tarihi: 11 Ekim 2018. 
  19. Zülfü Livaneli (12 Ekim 2007). "Ölümün Karanlığını Aşkın Aydınlığıyla Yenmek", Vatan.
  20. Thorvald Steen (Ekim 2005). "Mehmed Uzun: Bir Ozan". Esmer. İstanbul, 10, s. 18.
  21. "Vasiyeti: Şiddete son". Radikal. 12 Ekim 2007. Erişim tarihi: 21 Ekim 2018. 

Dış bağlantılar

Mehmed Uzun ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz.