Birinci Cihan Harbi'nin sonunda memleket işgale uğradığı zaman, Atatürk Kurtuluş Savaşı'nı başlattığında, İstanbul'da, "Bu savaş deliliktir. Kurtuluş çaresi ya Amerikan mandası ya İngiliz mandasıdır." diye tutturan aydınlar vardı. Ben böyle aydınları ne yapayım?
Evren dediğimiz kitap, yazıldığı dil ve harfler öğrenilmedikçe anlaşılamaz. O, matematik dilinde yazılmış; harfleri üçgen, daire ve diğer geometrik şekillerdir. Bu dil ve harfler olmaksızın kitabın bir tek sözcüğünü anlamaya olanak yoktur.
Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adaleti aramalıdır. Çünkü intikam sonu olmayan kötülüklerin de kapısını açar. Geçmişi unutmayın ama onunla da yaşamayın.
Akıl dünyanın en iyi paylaştırılmış olan şeyidir: zira her bir kişi onunla öylesine yeterince donanmış olduğunu düşününür ki, tüm başkaca şeylerde, yetinme konusunda en fazla zorluk çıkaranlar bile sahip oldukları aklın daha çoğunu asla istemek adaletlerinde değillerdir.
Çalışmanın her saniyesinden nefret ediyordum ama kendime hep "Dayan!" diyordum. Bugün çalışacağım ve ömrümün sonuna kadar bir şampiyon olarak yaşayacağım.
Markar deyince bizim de aklımıza önce bu ülkeye, millete olan aşkı, sevdası geliyordu. Bu güzel gönüllü arkadaşımızın tüm hayatı Türkiye'de demokrasinin, hak ve özgürlüklerin gelişmesi çabalarını desteklemekle geçti.
İşleri doğru sırada yapmalısın. Bir devrim başlatmak istediğin gün önce diplomanı almak için okulu bitirmeli ve kendi karnını doyurabilmelisin. Başkalarına ancak bundan sonra ders verebilirsin.
Umutlarınız, hayalleriniz ve arzularınız akla uygundur. Eğer sadece onlara izin verirseniz, sizi bulutların ve fırtınaların üstünde havada tutmaya çalışırlar.