İnsanlara kendi akıllarına saygı duymaları ve cesur olmaları telkin edilmeli ve kendileri için arkasından koşması gereken hayallere gereksinimleri varsa, doğruluk, iyilik ve barış sevgisini benimsemeleri öğretilmelidir.
Bir tapınaktır doğa, direklerinden akan / Anlaşılması güç, karışık sesler duyulur / Ve kişi, tanıdık gözleriyle ona bakan simge ormanlarından geçip yola koyulur... / Aydınlık gibi geniş ve gece gibi kara / O derin birlik içinde, sesler, kokular, renk uzaktan uzağa karışan yankılara denk / Birbirini işte böyle yanıtlamakta
O yürür güzellikte gecesi gibi / Yıldızlı göklerin ve bulutsuz iklimlerin, / Ve en iyi olan şeyler bütün karanlığın ve aydınlığın içinde / Birleşir onun görünüşünde ve gözlerinde, / Böyle yumuşatır o hassas ışığı / Cennetin gösterişli güne vermediği.
Eşitsizlik, toplumdaki genel kural olduğunda, büyük eşitsizlikler hiç dikkati çekmez. Ancak her şey aşağı yukarı birbirinin dengi olmaya başladığında, en ufacık farklılıklar bile göze çarpar.
Unutulmamalıdır ki, insanlık herkesin kendi istediği gibi yaşamasına tahammül gösterdiği zaman, kişileri başkalarına hoş gelecek şekilde yaşamaya zorladığından daha büyük kazanç elde eder.
Her bilimin temelinde, evreni düzenleyen ve yönetenler kadar sabit ve değiştirilemez ilkelere dayanan bir sistem vardır. İnsanoğlu bu ilkeleri yapamaz, sadece keşfeder.
En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ama bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez.
Bırakın gerçekleri gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin. Bugün onların olsun; ama uğrunda çalıştığım gelecek benimdir.
İnsanlara kendi akıllarına saygı duymaları ve cesur olmaları telkin edilmeli ve kendileri için arkasından koşması gereken hayallere gereksinimleri varsa, doğruluk, iyilik ve barış sevgisini benimsemeleri öğretilmelidir.
Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim şunu yaptı diye geçmişle övünmek, milliyetçilik değildir. Sen şu anda dünyayla yarış edebiliyor musun? Yani, başka ülkelerle yarış edecek adamların var mı? Daha iyi ressamın, sanatçın, tüccarın, politikacın var mı?
Bir dahi kendi çağında gezegenlerin yolunu aydınlatan bir kuyrukyıldız gibi parlar... Kültürünün normal seyriyle el ele gitmez: tam tersine çalışmalarını önündeki yolun çok ilerisine savurur.
Ormanı anlamak istiyorsanız, yalnızca kıyıda bir ileri bir geri gezinmekle yetinemezsiniz. Ona yaklaşmalı ve içine inmelisiniz, ne kadar tuhaf ve ürkütücü görünürse görünsün…
Unutulmamalıdır ki, insanlık herkesin kendi istediği gibi yaşamasına tahammül gösterdiği zaman, kişileri başkalarına hoş gelecek şekilde yaşamaya zorladığından daha büyük kazanç elde eder.
Barışın beş düşmanı içimizdedir, — açgözlülük, hırs, haset, öfke ve kibir. Bunlar ortadan kaldırılsaydı sarsılmaz bir sürekli barış içinde mutlu olurduk.
Kimi zaman yaşam bize tüm zorluklarını sunar. İşte o an yapmamız gereken tek şey, inancınızı kaybetmemektir. Yaşamımda beni ileriye götüren tek şey, yaptığım işe olan aşkımdır. Bundan hiçbir zaman kuşkum olmadı.
Sen çarsın: Yalnız yaşa. Yürü özgür yolunda Özgür akıl nereye götürüyorsa seni Yetiştir emeğinin sevgili meyvesini, Ödül beklemeksizin soylu çabalarına
Eğer bir şey söyleme konusunda gerçekten kararlıysanız, kelimelerin peşinde koşmaya ne gerek var? İnsanlığa gösteriş yapmaya çalışan süslü konuşmalar, sonbaharda kuru yaprakları hışırdatan rüzgar gibi sevimsiz ve tatsızdır.
Akl-ı Selim, kutsi bir isyandır ve bunu gönüllerde gezdirmek aşkının ateşi hiçbir zaman söndürülemeyecektir. Promethe, Kafkas Dağları’nda değil, gönül dağlarındadır ve zincirlerini kırmıştır. Mabudumuz fazilettir. Amali fazilet ise hürriyetsiz mümkün değildir. Hürriyetlerin akdem ve akdesi fikir ve vicdan hürriyetidir.
Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından...
Özgür iradeye ve bireysel sorumluluğa inanmanın sıkıcı tarafı problemlerinizin suçunu yükleyecek birini bulma güçlüğündedir. Sonunda o birini bulduğunuzda ise sürücü ehliyetinizin üstünde sıklıkla onun resminin çıktığını görmeniz çarpıcıdır.
Bir tapınaktır doğa, direklerinden akan / Anlaşılması güç, karışık sesler duyulur / Ve kişi, tanıdık gözleriyle ona bakan simge ormanlarından geçip yola koyulur... / Aydınlık gibi geniş ve gece gibi kara / O derin birlik içinde, sesler, kokular, renk uzaktan uzağa karışan yankılara denk / Birbirini işte böyle yanıtlamakta
Ne diyeyim ki sana, Varlığın sırları saklı senden, benden, Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben, Bizimki perde arkasında dedikodu, Bir indi mi perde, ne sen kalırsın ne ben.
O yürür güzellikte gecesi gibi / Yıldızlı göklerin ve bulutsuz iklimlerin, / Ve en iyi olan şeyler bütün karanlığın ve aydınlığın içinde / Birleşir onun görünüşünde ve gözlerinde, / Böyle yumuşatır o hassas ışığı Cennetin gösterişli güne vermediği.
Doğrudur veya yanlıştır, taraftar olunur veya olunmaz, bir bilim adamı olarak kabul ettiğim metot, görüş ve düşüncelerimden dolayı kime karşı sorumluyum? Yaşadığım çağa ve topluma karşı.
Düşünürü özel kılan, kanıtsız hiçbir olguyu kabullenmemesi ve yanıltıcı kavramlara kanmamasının yanı sıra mutlak, muhtemel ve şüphelinin sınırlarını kesin çizebilmesidir. Bu eser (Ansiklopedi) zamanla zihinlerde bir devrim yapacak ve umarım ki diktacılar, baskıcılar, fanatikler ve bağnazlar artık kazanamayacaklar. İşte o zaman, insanlığa hizmet etmiş oluruz.
Bilimsel çalışmalarda insanı en çok heyecanlandıran şey, ‘Buldum, buldum’ cümlesi değil, ‘Allah Allah, burada çok saçma (komik, tuhaf vs.) bir şey görüyorum’ cümlesidir.
Hayat ki akıp gider bulanık bir su gibi, Korkulu rüyalarla geçen bir uyku gibi... Çabalama... Kabul et bunu olduğu gibi! Hayattan fazla bir şey bekleyenler delidir...
Neyse ki akış, dünyada kodlanabilen tek şeydir de. Unutmayalım ki, fikirler akışlardır: Herakleitos “aynı nehre bir kez daha giremeyiz” demesinin ardından ekliyordu: “üstümüze başka başka sular geldikçe, hem biziz, hem değiliz.” Sorunun bir zaman sorunu olmasından çok, bir akış sorunu olduğu besbellidir. Yine unutmayalım ki, arzular akışlardır; davranışlar akışlardır; zaman ve olaylar akıp geçerler.
İnsanın insanı sömürmeyeceği, hangi renkten, hangi cinsten olursa olsun, hangi ırktan, dilden gelirse gelsin tüm insanlığın doğa ile uyumlu bir biçimde anlamlı ve onurlu bir yaşamı kardeşçe paylaşacakları güzel yarınları kurmak isteyenlerin yüreklerimizi övünçle dolduran özverili savaşımları boşuna olabilir mi hiç?
Bir dahi kendi çağında gezegenlerin yolunu aydınlatan bir kuyrukyıldız gibi parlar... Kültürünün normal seyriyle el ele gitmez: tam tersine çalışmalarını önündeki yolun çok ilerisine savurur.
Bırakın gerçekleri gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin. Bugün onların olsun; ama uğrunda çalıştığım gelecek benimdir.