İçeriğe atla

Disco Elysium

Vikisöz, özgür söz dizini
Disco Elysium
Vikipedi maddesi
Vikiveri öğesi

Disco Elysium, ZA/UM tarafından geliştirilip 2019'da yayımlanmış rol yapma video oyunudur. Devrim sonrası savaştan etkilenerek yarı yıkım halinde olan Revachol şehrinde gerçekleşen bir cinayeti çözmek üzere görevlendirilmiş, geçmişine dair hiçbir anısı olmayan bir ana karaktere sahiptir. Karakterin dağınık zihninde gerçekleşen iç konuşmalarla beraber oyunun psikolojik ve politik temaları yoğun bir şekilde işlemesiyle çeşitli kaynaklardan fazlasıyla övgü toplamıştır.

Ne tür bir polissin?
Öte yandan, "Bütünlük, Birlik, Denge" neredeyse her şeyin üstesinden gelebiliyor. Ama şunu unutmamak gerek...
Kendini iyileştirme işi zihnine kalmışsa hastalığı yaratan da zaten zihnindir.
Kurumuş boğazından aşağı inen su soğuk ve berrak; tıpkı hayatın kendisi gibi.

İlkel Sürüngen Beyni

[düzenle]
  • Hiçbir şey yok. Yalnızca ılık, ilkel bir karanlık var. Bilincin bu karanlıkta mayalanıyor. Bir malt taneciği kadar küçücük. Artık hiçbir şey yapmana gerek yok.
  • Evet bebeğim. Acın, şaheserinmiş gibi davran. Tek bir sorun var, kimse izlemiyor. Bu çok sıkıcı, arkadaşım.
    Burada, bu yarı dünyada mahsur kaldın. Başka insanlara bakmayı, gerçekten bakmayı deneyebilirsin ama bunu neden isteyesin ki?
  • Al bakalım, güzel kardeşim! Hiçlik üstüne hiçlik, daha da hiçlik!
  • Pekala. Hiçlikbaşı'ndan Boşlukdüzü'ne!
  • Düşünceler, bebeğim. Karanlığın içinde bir milyon küçük ışık. Sen de ne aletmişsin be kardeşim. Tüm o suratlar, o isimler, kahkahalar, çığlıklar ve hain planlar... Her köşe başı ve her sokak...
  • Eğer böyle devam edersen delireceksin. Bir gün daha böyle geçerse tımarhaneyi boylayacaksın. Bundan eminim. Peki ya ne için kardeşim?
  • Bu dünya Harry'ciğim. Sen dünyadan yapılmasın. Her gün daha fazlasını kendine katıyorsun. Üzgünüm ama artık sökülemezsin.
  • Bunun için çok geç. sen artık hiçlikten yapılma değilsin, Harry, sen bir şeylersin. Seni kara suda boğmayı denedim ama tekrar yüzeye çıktın. Feryat figan. Koşturdun. Peki ya ne için?

Limbik Sistem

[düzenle]
  • Burada bir şeyler yolunda değil. Uyku, bu kadar kötü, bu kadar kuru, doyuruculuktan bu kadar uzak olmamalı. Düşüncelerinde bir şeyler yanlış. Yeni bir... akşamdan kalmalık türü olmalı...
  • Bok fabrikasında vardiyan başlıyor!
  • Şu bıkkınlık veren hasretinden bahsediyor. Zifiri karanlıkta bile sımsıkı ona tutunuyor. Suyun içinde ellerinden kayıp gitmek üzere olan o dev ızdıraplara tutunmaya çalışıyor.
  • Çünkü kalbini yalnızca aşk kırabilir...

Korkunç Kravat

[düzenle]
  • Teğmen babafingoya oturanzi!

Bir Ayyaşın Şişmiş Cesedi

[düzenle]
  • Söyle bana, dostların nerede? İnsanların dostu olur, Harry'ciğim. Seninkiler nerede?
  • Büyük hata yaptın, Harry. 4,6 milyar insan, hepsini hayal kırıklığına uğrattın. Gerçekten sıçtın batırdın.

Beceriler

[düzenle]

Ansiklopedi

[düzenle]
  • YAŞAMDAN SONRA, ÖLÜM; ÖLÜMDEN SONRA, TEKRAR YAŞAM. DÜNYADAN SONRA, PUS; PUSTAN SONRA, TEKRAR DÜNYA.

Retorik

[düzenle]
  • Tabii ki bilirsin! Başarısızlık sensin, sen komünizmsin. Tam bir bozguna uğramışlık, dövülmüşlük, kafası kaldırıma vurulmuşluk ve üzerine sıçılmışlık hâli.

İrade

[düzenle]
  • Kabul et. Beden de bir eşyadır ve eşyalar bozulur. Kalanı da bozulmadan elindekileri değerlendirmeye bak.
  • Hayır. Buna da şükret. Sahip olduğun tek şey bu olabilir ama hiç yoktan iyidir. Sokaklar ve sodyum buharlı lambalar. Gökyüzü, dünya. Hâlâ hayattasın.
  • Her ne derse desin sana zarar veremez. Artık farklı birisin. Daha güçlü, daha sağlıklı ve...
    Peki, peki, belki daha daha sağlıklı değilsin ama köpek gibi içip eski ilişkilerinin hiçbirini hatırlayamaman güzel bir şey. İnkâr en büyük kozun.
  • Eski falanca’yı altı yıldır atlatamamışsın. Oğlum bu nasıl bir rezilliktir?

İçimdeki Deniz

[düzenle]
  • [Joyce Messier hakkında] Yeşil gözlerinde koyu turuncu alevler yansıyor. Okyanustaki bir petrol yangını.
  • Bir de kendine bak, kendi bağcıklarını bile zor bağlayan sefalet içindeki bir maymun. Koltuk altların göl olmuş, üstündeki içki kokusu her yere yayılıyor. Saçların alnına yapışıyor ve iç çamaşırın seni rahatsız ediyor...
  • Çok yoğun bir yalnızlık hissine kapılıyorsun. Dünyadaki herkes, sensiz bir şeyler yapıyor.
  • Yıldızlar hizalanarak kozmik bir kaş çatışa dönüşmüş. Kaderini bu adam yazmış. Fakat doğru anı bekle. Bırak yıldızlar yoluna devam etsin. Etsin ki o kaş çatış, gülümsemeye dönüşsün. Sen durumu idare et yeter...
  • Açıklaması zor. Zaten geçti bile. Gördüğün gibi, hisler gelip geçicidir. Özellikle de küçük olanlar.

Dayanıklılık

[düzenle]
  • Hayır! Olamaz! Tutun.
    Neye? Hiçbir şey yok...
  • Tek hissettiğin acı ve hâlsizlik. Artık teslim olman gerek. Hepimizin teslim olması gerek; etraf çok karardı. Gözlerinin önüne onun yüzü bile gelmiyor baksana. Hâlbuki hep gelir diye hayal etmiştin. Tek gördüğün acı ve korku.

Acı Eşiği

[düzenle]
  • Oturmakta olduğun sandalye, dünyanın en rahatsız sandalyesi olmalı. Kıçını deliyor resmen.
  • [Cuno'nun babası hakkında] Yarı açık gözleri onu ölü gösterse de o, hâlâ hayatta... ve acı çekiyor.

Kas Gücü

[düzenle]
  • Gördün mü? Artık kesinlikle altın çağında değilsin.
  • Şanslı Sağ ve Meşum Sol'dan birkaç sağlam kroşenin çözemeyeceği bir şey değil.

Elektrokimya

[düzenle]
  • Şu taşağından geçilmeyen polise de bir bakın millet! Komiser Beton Yetmez, pantolonundan ucuz bir çakmak çıkarıyor. Bir fiskeyle ateşi yakıyor, ilkel bir tatmin.

İlkel İçgüdü

[düzenle]
  • Vay be, çok iyi geldi. Kalbin küt küt atıyor. İnsanlara daha sık siktir çekmelisin.

Kavramlaştırma

[düzenle]
  • Eski Eski Dünya geçip giderken Yeni Yeni Dünya çoktan burada.

Kim Kitsuragi

[düzenle]
  • Her düşünce biçimi ve hükümet bu şehirde başarısız oldu ama ben... hâlâ burayı seviyorum.
  • Kim Kitsuragi fena koyar. Şakaya gelmez.

Dolores Dei

[düzenle]
  • Artık konuşacak bir şeyimiz yok. Bütün kelime kombinasyonlarını tükettik. Atomlar artık bir araya gelince bizi oluşturmuyor.
  • Sen üzgün oluyorsun, Harry. Aşırı üzgün. Kimse o kadar üzgün olamaz.
  • Hiçbir insan böyle... asırlar öncesindeki atomların pozisyonunu hâlâ hatırlıyor olmamalı. Bu his anormal derecede üzücü olmalı.
  • Gerçek karanlık bu. Ölüm, savaş ya da çocuk istismarı değil. Gerçek karanlığın sureti sevgidir. İlk ölüm yürekte olur Harry.

Joyce Messier

[düzenle]
  • Sermaye, gelen eleştirileri özümseme özelliğine sahiptir. Sermayeyi eleştirenler bile sonunda onu destekler hâle gelir...

Tommy Le Homme

[düzenle]
  • Hepimiz birbirimizi tanımak istiyoruz, korkularımızı falan... Ama insanların ruhu ele avuca sığmaz dostum...
  • Sanki zaten hep buradaymışım, bu kavşakta doğup büyümüşüm gibi hissediyorum. Ben, metal, lastikler, yağ ve mazut kokusu...

Lilienne

[düzenle]
  • Martinaise'de bolca kanun adamı var ama pek kanun yok.

Firari

[düzenle]
  • İnsanlığın maskesinin kapitalden düşüşünü. Herkesi... ve sevdiğin her şeyi, dünyadaki bütün umutları ve şefkati öldürmek için o maskeyi çıkarmalı. Bunu yapmak için, sadece bir saniyeliğine çıkarmalı.
    "Ve sonra onu görüyorsun. Arkadaşlarını... dünyanın en tatlı, en nazik insanlarını öldürene kadar boğmasını ve dövmesini görüyorsun." Bir saniye sessiz kalıyor. "Gözlerinde korkuyu ve gücü görüyorsun. İşte o zaman biliyorsun."
    "Burjuvazinin insan olmadığını."

Diyaloglar

[düzenle]
JUDIT MINOT — "Ona yardım etmeliyiz." Minot özenle cilalanmış siyah ayakkabılarına bakıyor. Ses tonunda gizli bir sertlik var.
JEAN VICQUEMARE — Öyle mi? Bunu nasıl yapmayı planlıyorsun peki?! İçkiyi mi bıraktıracaksın?! Sabahları birlikte koşuya çıkıp havuç suyu mu içireceksin?! O yitik bir adam!
JUDIT MINOT — En zayıf anında ondan vazgeçemeyeceğimizi biliyorum. O bunu yapmazdı...
JEAN VICQUEMARE — Bana ne dedi biliyor musun? 'İyileşmek istemiyorum, kötüleşmek istiyorum.' Kendi sözleri.

SEN — Yeter... Olduğun yerde uzan işte, kıpırdama.
İLKEL SÜRÜNGEN BEYNİ — Seni biyomoleküllerine ayırmadan böyle bir şeye müsaade edeceklerini mi sanıyorsun? Hayır, şu anda biri suratının dibinde nefes alıp veriyor, gözbebeklerini kontrol ediyor. Geri zekâlı mal.

İŞ BİLİRLİK — Doğru. Herkesten daha çok çalışıyor, neredeyse canını çıkarıyorsun ama hâlâ *berduş* gibisin. Neden?
SEN — Bilmiyorum. Neden bu kadar fakirim?
İŞ BİLİRLİK — VERGİLER yüzünden. Kravatlılar, reçel kaplı yapışkan parmaklarını cebine daldırıyor. Ne zaman alsan, satsan, yürüsen, konuşsan, osursan, hatta hapşırsan senden tırtıklıyorlar!
SEN — Gerçekten mi? Her hapşırdığımda mı?
İŞ BİLİRLİK — Kıçını her sildiğinde!

HARRIER DU BOIS — [Kafatasçı ile ilk karşılaşma] Kim, bu konuda ne düşünüyorsun?
KIM KITSURAGI — Bence bu ırkçı öncekinden daha iyiydi ama... sıradaki ırkçı gerçekten iyi olacak.
HARRIER DU BOIS — Sırada başka bir ırkçı olduğunu nasıl biliyorsun?
KIM KITSURAGI — Her zaman olur.

KIM KITSURAGI — Yanlış anlamanızı istemem ama birlikte çalıştığımız bu kısa süre boyunca neredeyse sürekli başınıza garip bir şeyler geliyor.
MANTIK — Haksız değil.

HARRIER DU BOIS — Altıncı his. İçeride her ne varsa gerçekten önemli bir şey.
KIM KITSURAGI - Katılıyorum. Gaipten Sesler Bürosu'ndan birini buraya çağırmalıyız.

HARRIER DU BOIS — Bizim hayatlarımız aynı değil.
JOYCE MESSIER — Hiç şüphesiz. Fakat gezegenin kabuğunda aynı zamanı ve konumu paylaşıyoruz. Bu sandığınızdan da anlamlı.

SEN — Arkamdaki şehirdeki tüm bu insanların neler yaptığını merak ediyorum...
BATIK OTOMOBİL — Hayal kuruyorlar, içiyorlar, sikişiyorlar, dövüşüyorlar, hayatlarını iyileştirmeye çalışıyorlar. Daha iyi bir yarın istiyorlar.

SEN - Şu kayıtsızlık şerbetinden biraz daha doldur.
İLKEL SÜRÜNGEN BEYNİ - Hemen geliyor, efendim. Ziyade olsun…

SEN — Bu seçenekler son derece faşist veya komünist görünüyor... Ya söylemek istemiyorsam?
RETORİK — Ya şu faşist veya komünist şeylerden birini söyle ya da siktir git.