Âsaf Hâlet Çelebi
Görünüm
| Âsaf Hâlet Çelebi | |
|---|---|
|
|
Âsaf Hâlet Çelebi (1907-1958), Türk edebiyatında Doğu-Batı sentezi, tasavvuf, Hint mistisizmi ve egzotik masalları modern bir üslupla birleştiren özgün bir şairdir. "Om mani padme hum", "Cüneyd", "İbrahim" gibi şiirleriyle tanınan, gelenekçi ile moderni birleştiren "kültür şiiri" damarının önemli bir temsilcisidir.
Kaynaklı
[düzenle]- Şiir kelimelerin bir araya gelmesinden oluşan büyük bir kelimedir.[1]
- Muhakkak ki benim çocukluğum çok güzel masalların söylendiği bir devirdi. Bunda biraz da benim hayatımdaki tesadüf ve imkânların da tesiri olmuştu.[2]
- Mesela esasen, müşahhas malzeme ile mücerret olan hayali yaşatabilmektir. Yani mücerret şiir, bilakis mücerret mefhumlu kelimelerden mümkün mertebe soyunmuş olan ve toplu bir halde mücerret bir mana anlatan ve bize o ihtisası veren ruh anının ifadesini taşıyan şiirdir.[3]
- Âlim nasıl bu görünen, maddeden ibaret olduğunu sandığı kâinatın sırlarını izâha çalışıyorsa, sanatkârda kendi zaviyesinden ideal bir kâinatın izâhını yapmak sevdasındadır.[3]
- Anlam izafi bir mefhumdur. Bir gazete havadisini, bir riyaziye meselesini, bir insanın hislerini anlamak büsbütün başka şeylerdir.[3]
- Hayatı tanımaya başladığımız ilk intibalar bizde daima müessir olmuşlardır. Biz onlardaki hikâyeyi unutsak bile o hikâyelerin benliğimizdeki bıraktıkları bu ilk intibaların tesirleri zail olmazlar.[3]
- Şiirde vuzuh, şairin kudretine olduğu kadar okuyucusunun da ruh imkânlarına, anlayışına, irfanına ve hüsn-i niyetine bağlı bir keyfiyettir.[3]
- Her şiirin şekli, sedaların arabeski o şiirin vermek istediği umumi havayı en mükemmel şekilde temin edecek olandır. Şu halde buna göre ne kadar şiir varsa o kadar da şiir olması icap eder.[3]
- Şiirde şekil denince sadece ses ahengini değil, fakat şiir kompozisyonunu da kasdediyorum.[3]
- Hece ve aruz kalıplarına bağlanmadan, hece sayıları ve hecelerin kısalığı ve uzunluğundan mümkün olduğu kadar istifade edilebilir ve içi musiki dolu kelimeler seçilebilir.[3]
- Şiir bütün varlığını musikiye borçlu olmakla beraber komşu sanatlar arasında bünyesine en uygun olanın yine musiki olduğuna, musikinin ifade bakımından çok yardımı olduğuna inanmaktayım.[3]
- Vezinsiz ve kafiyesiz kelimelerle mükemmel bir musiki yapılabilir. Bu mesele ancak bir doz meselesidir, çok ziyade kullanılır ve yerinde yapılmazsa ziyanlı olur.[3]
- Şiir bize tıpkı hayatta olduğu gibi müşahhas malzeme ile mücerret bir âlem yaratır.[3]
- İnşada, bestekârın kullandığı iptidai madde nota, ressamın boya, mimarın taş olduğu gibi şairin iptidai maddesi de kelimedir.[4]
- Şiirde bazı kelimelerin lügat manalarını aramak da bence lüzumsuzdur. Çünkü şiir kelimelerin bir araya gelmesinden hâsıl olan büyük bir kelimeden başka bir şey değildir.[4]
- Malzemelerini içlerinde yoğurmasını ve onların üzerinde sanat ruhuyla çalışmayı beceremeyen kimseler kendi tabiriyle bu malzemeyi “süsleseler” bile bu süs göz boyamak için yapılan bir tüccar ambalajından başka bir hüküm ifade etmez. Asıl hüner kendi yaptığı terkibi gösterebilmektir.[4]
- Bence şairin asıl sanatı ruh anlarını ifade etmek hususundaki kabiliyetidir.[4]
- Şimdiye kadar hakkımda yapılan tenkit ve itirazlara rağmen hiç korkmadan, çekinmeden şiirlerimde mistisizmin büyük rol oynadığını itiraf ediyorum.[4]
- En umumî manada şiir, güzelliğe varmak için kelimeleri tertip etmek sanatıdır. Şu hâlde şiir ses unsurlarının yani ahengin, diğer taraftan da mâna denilen mücerret elemanların ve tasavvuru mümkün olan medlullerin yani hayallerin bir araya gelmesinden hâsıl olan bir şeydir. Bu da mantık dâhilinde yapılır.[4]
Kaynaksız
[düzenle]- Şair hiçbir zaman aşktan ve kederden bahsetmediği halde bu mefhumları müşahhas kelimelerle çok vazıh olarak ifade edebilir.
Şiirlerinden Örnekler
[düzenle]- 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer alan amir hükmüne göre şairin şiirleri 1 Ocak 2029 tarihinden sonra "kamu malı" (public domain) haline gelecektir. Lütfen bu tarihten önce bu bölüme şiirlerini eklemeyiniz!..
- Madde 26: "Aleniyet tarihinden başlıyan süreler eserin ilk defa alenileştiği veya dördüncü fıkraya göre alenileşmiş sayıldığı yıldan sonraki senenin ilk gününden itibaren hesap olunur."
- Madde 27: "Koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder."
Hakkında söylenenler
[düzenle]- ‘Anlam’ ile ‘İmge’ arasındaki bağıntı, Türkiye’de ilk kez, eğer yanılmıyorsam, Asaf Halet Çelebi tarafından dile getirilmiştir. - Hilmi Yavuz
- Asaf Halet Çelebi’nin ise bir yanı sürrealistlere gider, bir yanı ise Tasavvuf, Buda ve Mevlâna’ya. - Hilmi Yavuz[5]
Kaynakça
[düzenle]- ↑ "Asaf Hâlet Çelebi – Bütün Yazıları – EdebiFikir". Erişim tarihi: 18 Nisan 2026.
- ↑ "Asaf Hâlet Çelebi'nin Şiiri ve Şiir Anlayışı" (PDF). Erişim tarihi: 18 Nisan 2026.
- 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 "Asaf Halet Çelebi'nin Hayatı ve Eserleri". Erişim tarihi: 18 Nisan 2026.
- 1 2 3 4 5 6 Günaydın, Yusuf Turan (Aralık 2025). "Asaf Halet Çelebi'nin Ölümünden İki Yıl Önce Yayınlanmış Bir Kurgu Röportaj" (PDF). Türk Dili Dergisi. Erişim tarihi: 27 Nisan 2026.
- ↑ "Türk Edebiyatında Baudelaire Etkisi - Söylenti Dergi". www.soylentidergi.com. 14 Nisan 2021. Erişim tarihi: 21 Nisan 2026.
| Vikipedi'de Âsaf Hâlet Çelebi ile ilgili madde bulabilirsiniz. |