Taht Oyunları/1. sezon

Vikisöz sitesinden
Atla: kullan, ara
Ana madde: Taht Oyunları

Winter is Coming[düzenle]

[Kıdemli bir koruyucu olan Will, vahşi şekilde parçalanmış insanların kalıntılarını ormanda bulur]
Ser Waymar Royce: [kumandanları]Ne umuyordun ki? Barbar onlar. Sürünün biri diğerinden bir keçi çalsa anında birbirlerini parçalamaya başlar bunlar.
Will: Bir yabaninin böyle bir şey yaptığını hiç görmemiştim. Hatta böyle bir şeyi hayatımda hiç görmedim.
Ser Waymar Royce: Ne kadar yaklaştın?
Will: Herkesin yaklaşacağı kadar.
Gared: [bir diğer koruyucu] Duvar'a dönmemiz gerek.
Ser Waymar Royce: Ölüler seni korkutuyor mu?
Gared: Yabanilerin izini sürmemiz emredilmişti. İzlerini sürdük. Artık bizi rahatsız etmezler.
Ser Waymar Royce: Nasıl öldüklerini sormayacağını mı sanıyorsun?
Will: Onlara bunu yapan her neyse bize de aynısını yapabilir. ocukları bile öldürmüşler.
Ser Waymar Royce: Çocuk olmamamız iyi bir şey o hâlde. Güneye kaçmak istiyorsan kaç. Ama kaçarsan kelleni uçururlar. Tabii önce ben seni yakalamazsam. Atına bin şimdi. Tekrar söylemeyeceğim.

İdam hükmünü veren kişi kılıcı savurmalı.
[Eddard Stark, Gece Nöbetçilerinden bir adamı idam eder.]
Eddard Stark: Bunu neden yaptığımı anladın mı?
Bran Stark: Jon onun bir kaçak olduğunu söyledi.
Eddard Stark: Ama neden benim öldürdüğümü anladın mı?
Bran Stark: "Eski usullere sadığız."?
Eddard Stark: İdam hükmünü veren kişi kılıcı savurmalı.
Bran Stark: Ak Gezenler'i gördüğü doğru mu?
Eddard Stark: Ak Gezenler binlerce yıldır gözükmüyor.
Bran Stark: Yani yalan mı söylüyordu?
Eddard Stark: Deli bir adam görmek istediğini görür.

Robert Baratheon: Lord Eddard Stark, seni Kralın Sağ Kolu ilan ediyorum.
Eddard Stark: [diz çökerek] O onura layık değilim.
Robert Baratheon: Seni onurlandırmaya çalışmıyorum. Ben yiyip, içip, erkenden ölene dek sikişirken, krallığımı yönetmeni istiyorum. Bırak şunu Ned, kalk ayağa. Demir Taht'ı kazanmama yardım ettin şimdi de lanet şeyi elimde tutmam için yardım et bana.

Jon Snow: Sen Tyrion Lannister mısın? Kraliçenin kardeşi?
Tyrion Lannister: Hayattaki en büyük başarım. Sen de Ned Stark'ın piçisin, değil mi?
[Jon uzaklaşır]
Tyrion Lannister: Gücendin mi? Affedersin. Piç oğul sensin ama, değil mi?
Jon Snow: Lord Eddard Stark benim babamdır.
Tyrion Lannister: Ama Lady Stark annen değil, böylece bir piç oluyorsun. Sana biraz tavsiye vereyim piç. Ne olduğunu hiçbir zaman unutma. Dünyanın kalanı unutmayacaktır. Bir zırh gibi giy onu böylece seni incitmek için asla kullanılamaz.
Jon Snow: Sen piç olmakla ilgili ne bilirsin ki?
Tyrion Lannister: Tüm cüceler, babalarının gözünde birer piçtir.

[Bran, Kraliçe Cersei'yi kardeşiyle seks yaparken yakaladığında]
Cersei Lannister: Bizi gördü!
Jaime Lannister: [Bran'a] Sorun yok, sorun yok. Sakin ol.
Cersei Lannister: Bizi gördü.
Jaime Lannister: [Cersei'ye] İlk dediğinde duymuştum. [Bran'a] Çok iyi tırmanıyorsun, değil mi?K Kaç yaşındasın evlat?
Bran Stark: 10.
Jaime Lannister: 10? [durur] Ah şu aşk uğruna yaptıklarım... [Bran'ı pencereden aşağı iter]

Magister Illyrio Mopatis: En az üç ölüm olmayan bir Dothraki düğünü yavan kabul edilir.

The Kingsroad[düzenle]

Joffrey Baratheon: Bugün Kralın Şehri'ne dönüyoruz.
Tyrion Lannister: Gitmeden önce Lord ve Leydi Stark'a uğrayıp geçmiş olsun diyeceksin.
Joffrey Baratheon: Benim geçmiş olsun demem ne işlerine yarayacak?
Tyrion Lannister: Yaramayacak ama bu senden bekleniyor. Yokluğun zaten akıllarda yer etti.
Joffrey Baratheon: Oğlan bana bir şey ifade etmiyor. Hem kadın ağlamasına da dayanamıyorum.
Tyrion Lannister: [Joffrey'e vurur] Tek kelime daha edersen yine vururum.
Joffrey Baratheon: Anneme söyleyeceğim.
Tyrion Lannister: [Joffrey'e vurur]Git, söyle! Ama önce Lord ve Leydi Stark'a gidip karşılarında dizlerinin üzerine çöktükten sonra ne kadar üzgün olduğunu, bir arzuları varsa yapacağını ve onlar için dua ettiğini söyleyeceksin. Anladın mı?
Joffrey Baratheon: Bunu yapa–
Tyrion Lannister: [Joffrey'e vurur] Anladın mı?
[Joffery, uzaklaşır]
Sandor "Tazı" Clegane: Prensimiz bunu unutmayacaktır lordum.
Tyrion Lannister: Umarım. Unutursa iyi bir köpek ol da hatırlat.

Jon Snow: [Arya'ya kılıcı verdikten sonra] İlk ders: sivri ucu batır.

Jon Snow: Tüm iyi kılıçların bir adı vardır.
Arya Stark: Sansa dikiş iğneleriyle uğraşadursun benim iğnem bu olacak.

Lord Snow[düzenle]

[Taht odasında]
Jaime Lannister: Bu odaya gelmek senin için garip olmalı. Her şey olup biterken tam burada duruyordum. Ağabeyin çok cesurdu. Baban da aynı şekilde. O şekilde ölmeyi hak etmediler. Hiç kimse öyle ölmeyi hak etmez.
Eddard Stark: Sen de öylece durup seyrettin.
Jaime Lannister:500 adam burada durdu ve seyretti. Yedi Krallık'ın en büyük şövalyeleri dâhi. Kimse gıkını çıkarabildi mi, parmağını kaldırabildi mi sence? Hayır Lord Stark. 500 adam vardı ve bu oda bir türbe kadar sessizdi. Çığlıklar dışında diyorum tabii bir de Çılgın Kral'ın kahkahaları. Ondan sonra Çılgın Kral'ın can verişini seyrederken baban yanarken attığı o an adaleti hissettim.
Eddark Stark: [küçümseyerek] Geceleri kendine böyle mi söylüyorsun? Adalete hizmet ettiğini mi? Kılıcını Aerys Targaryen'ın sırtına saplayarak babamın intikamını mı alıyordun?
Jaime Lannister: Söylesene. Çılgın Kral'ı sırtı yerine göbeğinden delmiş olsaydım beni daha fazla takdir eder miydin?

Petyr Baelish: Lord Tywin'e zaten üç milyon altın borcumuz var, 80.000'den ne çıkar?
Eddard Stark: Bana krallığın üç milyon borcu olduğunu mu söylüyorsun?
Petyr Baelish: Krallığın altı milyon borcu olduğunu söylüyorum.
Eddard Stark: Böyle bir şeye nasıl izin verdiniz?
Petyr Baelish: Hazinedar parayı bulur kral ile sağ kolu harcar.
Eddard Stark: Jon Arryn'in, Robert'ın krallığı iflas ettirmesine izin verdiğine inanmam.
Büyük Usta Pycelle: Lord Arryn akıllı ve ölçülü tavsiyeler verdi ancak korkarım ki majesteleri pek kendisini dinlemedi.

Yaşlı Dadı: Dinleme sen onu. Kargalar yalancıdır. Bir kargayla ilgili bir hikâyem var.
Bran: Hikâyelerinden nefret ediyorum.
Yaşlı Dadı: Hikâyelerden nefret eden bir çocuk hakkında hikâyem var. Sana Uzun Sör Duncan'ı anlatabilirim. Hep en sevdiklerin olmuştu.
Bran: Hiçbir zaman sevmedim onları. Ben en çok korkunç olanları seviyorum.
Yaşlı Dadı: Tatlı yaz çocuğum benim. Korku hakkında ne bilirsin sen? Korku, kış içindir 30 metre kalınlığında kar yağan kış için. Korku uzun geceler içindir güneşin yıllarca saklandığı ve çocukların karanlıkta doğup, yaşayıp öldüğü zamanlar için. Korkunun zamanı budur küçük lordum Ak Gezenler'in ormanlarda cirit attığı zamanlardır. Binlerce yıl önce bir nesil süren bir gece geldi. Krallar şatolarında, çobanlar barakalarında donarak öldü. Kadınlar bebeklerini boğarak öldürdü açlıktan ölmelerini izlemek yerine. Çok ağladılar ve gözyaşlarının yanaklarında donduğunu hissettiler. Bu tür hikâyelerden mi hoşlanıyorsun? O karanlıkta Ak Gezenler ilk kez geldiler. Şehirleri ve krallıkları silip süpürdüler. Ölü atlarının üzerinde av köpeği boylarındaki solgun örümcekleriyle avlandılar.

Üstat Aemon: Kaç kış gördünüz Lord Tyrion?
Tyrion Lannister: Sekiz. Hayır, dokuz.
Üstat Aemon: Hepsi kısa mıydı?
Tyrion Lannister: Doğduğum yıl, kış üç sene sürmüş diyorlar Üstat Aemon.
Üstat Aemon: Bu yaz dokuz sene sürdü. Kaleden gelen raporlar günlerin kısaldığını söylüyor. Starklar eninde sonunda haklı çıkıyor. Kış geliyor.
Kumandan Mormont: Bu seferki uzun sürecek ve yanında karanlık şeyleri de getirecek. Her ay daha fazla olmak üzere yabanileri yakalıyoruz. Güneye kaçıyorlar. Kaçanlar, Ak Gezenler'i gördüklerini söylüyor.
Tyrion Lannister: [küçümseyerek] Evet, Lannisport'un balıkçıları da deniz kızı gördüklerini söylüyor.
Kumandan Mormont: Muhafızlarımızdan birisi, yoldaşlarını öldürürken onları gördüğüne yemin etti. Tam yemin ettiği an Ned Stark kellesini aldı.
Üstat Aemon: Gece Nöbeti, krallık ile arkada yatanların arasındaki tek şey. Burası da disiplinsiz çocuklar oluşturduğu bir ordu hâline geldi. Burada bin adamdan daha az kaldık. Duvar'ın diğer kalelerine adam yerleştiremiyoruz. Issız bölgeleri düzgün şekilde idare edemiyoruz. Buradaki adamları silahlandırıp karınlarını doyurmaya gücümüz zor yetiyor.
Kumandan Mormont: Ablanız, kralın yanında oturuyor. Yardıma ihtiyacımız olduğunu söyleyin ona.
Üstat Aemon: Kış gerçekten geldiğinde hazır olmazsak Tanrılar hepimize yardım etsin.

Cripples, Bastards and Broken Things[düzenle]

Üstat Luwin: Oğlan, bacaklarını bir daha kullanamayacak.
Tyrion Lannister: Ne olmuş yani? Uygun at ve eyerle kötürümler bile at sürebilir.
Bran Stark: Ben kötürüm değilim.
Tyrion Lannister: Ben de cüce değilim zaten.

Robb Stark: Bir çeşit oyun peşinde misin? Neden ona yardım etmek istiyorsun?
Tyrion Lannister: Kalbimin derinliklerinde kötürümler, piçler ve bozuk mallarla ilgili hassas bir noktam var.

Jon Snow: Dövüşemiyorsun. Göremiyorsun. Yüksekten ve muhtemelen kalan her şeyden korkuyorsun. Ne yapıyorsun burada Sam?
Samwell Tarly: 18. isim günümün sabahında babam yanıma geldi. "Artık neredeyse bir erkek oldun." dedi. "Ama benim topraklarıma ve unvanıma layık değilsin. Yarın, mirasının tamamından vazgeçip siyahlara bürünerek, kuzeye doğru yol alacaksın." "Lafımı dinlemezsen..." dedi. "Birlikte ava çıkacağız sonra ormanın bir yerinde atın tökezleyecek ve eyerinden düşüp, orada öleceksin." Annene böyle anlatacağım yani. "Hiçbir şey beni daha mutlu edemez."

Daenerys Targaryen: Ben Dothrakilerin Khaleesi'siyim! Büyük Khal'ın karısıyım ve içimde çocuğunu taşıyorum. Bir daha bana el kaldıracak olursan kaldıracak bir elin kalmaz.

The Wolf and the Lion[düzenle]

Robert Baratheon: Sırt bıçaklamak insanı savaşa hazırlamıyor. Krallık artık bundan ibaret. Sırt bıçaklamak, plan yapmak kıç yalamak ve açgözlülükten ibaret. Bazen nasıl ayakta durabildiğimizi anlayamıyorum.
Cersei Lannister: Evliliğimiz sayesinde. [her ikisi de kahkaha patlatır]
Robert Baratheon: İşte burada oturuyoruz 17 yılın ardından evliliğimizle her şeyi ayakta tutuyoruz. Yorulmuyor musun?
Cersei Lannister: Her gün.
Robert Baratheon: Nefret sayesinde ne kadar süre ayakta kalınabilir?
Cersei Lannister: 17 yıl epey uzun bir süre.

A Golden Crown[düzenle]

Tyrion Lannister: [gardiyanı Mord'a] Zengin olmak ister misin?
Mord: [Tyrion'a vurur] Cüce adam hala gürültü yapıyor.
Tyrion Lannister: Ailem zengin. Altınımız var, tonla altın. Sana bir sürü altın verebilirim.
Mord: [Tyrion'ın üstünü arar] Altın yok! [ona vurur]
Tyrion Lannister: Yanımda yok herhalde.
Mord: Altın yok!

Tyrion Lannister: Altın konusunda... [Mord, Tyrion'a vurur]
Mord: Altın yok! Altın yok!
Tyrion Lannister: Beni dinle! Beni dinle. Bazen sahiplik soyut bir kavramdır. Beni esir aldıklarında, kesemi de aldılar ama altın hala benim.
Mord: Nerede?
Tyrion Lannister: Nerede mi? Bilmiyorum ama... [Mord, Tyrion'a vurur] beni serbest bıraktıklarında...
Mord: Serbest kalmak mı istiyorsun? [hücresinin bittiği yeri işaret eder] Atla, serbest kal.
Tyrion Lannister: Hiç 'Lannister kadar zengin' sözünü duydun mu? Elbette duymuşsundur! Zeki bir adamsın. Lannisterlar'ı tanıyorsun. Ben bir Lannister'ım. Tyrion, Tywin'in oğlu! Elbette şu sözü de duymuşsundur: "Bir Lannister asla borçlu kalmaz." Benden Leydi Arryn'e bir mesaj iletirsen sana borçlu kalırım.
[Mord, Tyrion'a şüpheyle bakar]
Tyrion Lannister: Sana altın borçlanırım. Mesajı iletirsen ve ben yaşarsam, ki niyetim bu.
Mord: [şüpheyle] Ne mesajı?
Tyrion Lannister: [ayağa kalkar] Suçlarımı itiraf etmek istediğimi söyle.

[Bronn, fighting for Tyrion, has just slain Lysa Arryn's champion in a trial by combat]
Lysa Arryn: [Bronn'a] Şerefinle dövüşmüyorsun!
Bronn: Evet. [aşağıya düşen rakibini göstererek] O dövüştü.
Robin Arryn: Şimdi küçük adamı uçurabilir miyim?
Tyrion Lannister: Bu küçük adamı değil. Bu küçük adam evine gidiyor. [Rodrik'e yaklaşarak] Sende bana ait bir şey vardı.
[Rodrik, Tyrion'ın cüzdanını ona fırlatır ve daha önceden söz vermiş olduğu gibi Tyron, Mord'a altınları verir]
Tyrion Lannister: Bir Lannister asla borçlu kalmaz.

You Win or You Die[düzenle]

Tywin Lannister: Bir aslan, koyunların kendiyle ilgili fikirlerini umursamaz. [susar] Kibrinin, pervasızlığının önüne geçmesine şükretmeliyim sanırım. [susar] Sana kuvvetlerimizin yarısını veriyorum. 30.000 adam. Onları Catelyn Stark'ın genç kızlık evine götürüp ona Lannisterlar'ın asla borçlu kalmayacağını hatırlat.
Jaime Lannister: Kardeşimin hayatına bu kadar önem verdiğini bilmezdim.
Tywin Lannister: O bir Lannister.
Jaime Lannister: Demek bir aslan, başkalarının fikirlerine önem verebiliyor –
Tywin Lannister: Hayır, bu bir fikir değil. Gerçek. Başka bir hanedan bizden birini alıkoyup esir tutar ve cezasız kalırsa artık korkulan bir hanedan olmayız. Annen öldü. Bir süre sonra ben de öleceğim. Ve sen erkek kardeşin, kız kardeşin onun çocukları hepimiz ölüp toprakta çürüyeceğiz. Ama soyadımız devam edecek. Sadece o devam edecek. Şahsi şanın, şerefin değil, ailen.
...
Tywin Lannister: Anladın mı? Sana çok az adamın sahip olduğu beceriler lütfedildi. Krallıklar'ın en güçlü ailesinin ferdi olmak lütfedildi Ve hala gençlik lütfuna sahipsin. Pekki bu lütuflarla ne yaptın? İki krala gösterişli koruma görevi yaptın. Biri deli, öteki ayyaş. Ailemizin geleceği, önümüzdeki birkaç ayda belirlenecek. Bin yıl sürecek bir hanedan kurabiliriz. Ya da Targaryenler gibi yıkılıp gideriz. Her zaman olman gerektiği gibi bir adam olmanı istiyorum. Seneye değil. Yarın değil. Şimdi.

Eddard Stark: Jon Arryn'in uğruna öldüğü gerçeği biliyorum.
Cersei Lannister: Öyle mi, Lord Stark?
Eddard Stark: [Cersei'nin yanağındaki çürüğe elini götürerek] Bunu daha önce yaptı mı?
Cersei Lannister: Jaime onu öldürürdü. Kardeşim, senin arkadaşından bin tanesine bedeldir.
Eddard Stark: Kardeşiniz mi? Sevgiliniz mi?
Cersei Lannister: Targaryenler sülalelerini katıksız tutmak için 300 yıldan fazla süre kardeşleri evlendirdiler. Jaime ile ben, kardeşten öteyiz. Bir rahmi paylaştık. Bu dünyaya birlikte geldik. Birbirimize aidiz.
Eddard Stark: Oğlum seni onunla gördü.
Cersei Lannister: Çocuklarını seviyor musun?
Eddard Stark: Bütün kalbimle.
Cersei Lannister: Benimkileri sevdiğim kadar değil.
Eddard Stark: Ve hepsi Jaime'den.
Cersei Lannister: [gülerek] Tanrılara şükür. Robert'ın sarhoş halde yatağıma düşecek kadar fahişelerinden ayrıldığı nadir zamanlarda. onu başka şekillerde doyuma ulaştırırdım. Sabahleyin hatırlamazdı.
Eddard Stark: Ondan hep nefret ettin.
Cersei Lannister: Nefret etmek mi? Ona taptım. Yedi Krallık'taki her kız onun hayalini kurarken, o benim olmaya yemin etmişti. Sonunda düğün günümüzde onu Baelor Septi'nde, filinta gibi ateş saçan, siyah sakallı haliyle gördüğüm an. hayatımın en mutlu anıydı. Sonra o gece ağzı şarap kokarak üstüme çıkıp ne yapabildiyse yaptı, ki pek bir şey yapamadı ve kulağıma Lyanna diye fısıldadı. Kız kardeşin bir cesetti, bense kanlı canlı bir kızdım ama onu benden daha çok seviyordu.
Eddard Stark: Kral, avından geri döndüğünde ona gerçeği söyleyeceğim. O zamana dek sen ve çocukların gitmiş olmalısınız. Elime onların kanını bulaştıramam. Alabildiğiniz kadar adamla gidebildiğiniz kadar uzağa gidin. Çünkü nereye giderseniz gidin Robert'ın gazabı sizi izleyecektir.
Cersei Lannister: Peki benim gazabım ne olacak, Lord Stark? Diyarı kendine almalıydın. Jaime, Kralın Toprakları'nın fethedildiği günü anlattı. Demir Taht'a oturmuş ama sen onu vazgeçirmişsin. Tek yapman gereken o basamakları kendin çıkmaktı. Çok üzücü bir hata.
Eddard Stark: Hayatımda birçok hata yaptım. ama bu onlardan biri değildi.
Cersei Lannister: Hayır, öyleydi. Taht oyunları oynuyorsan, ya kazanırsın ya da ölürsün. Ortası yoktur.
Taht oyunları oynuyorsan, ya kazanırsın ya da ölürsün. Ortası yoktur.

The Pointy End[düzenle]

Ser Meryn Trant: Arya Stark, bizimle gel. Baban seni görmek istiyor. [Arya, Trant'a doğru yürümeye başlar fakat Syrio onu durdurur]
Syrio Forel: Lord Eddard neden kendi adamları yerine. Lannisterlar'ın adamlarını gönderdi? Merak ettim doğrusu.
Ser Meryn Trant: Haddini bil, dans hocası. Bu mesele seni ilgilendirmez.
Arya Stark: Babam sizi göndermez. [uygulama yaparken kullandığı tahta kılıcı alarak] Ve istemezsem sizinle gitmek zorunda değilim.
Ser Meryn Trant: [güler] Al onu.
Syrio Forel: Erkek misiniz, yılan mısınız ki bir çocuğu tehdit ediyorsunuz?
Lannister guard: Çekil önümden, ufak adam.
Syrio Forel: Ben Syrio Forel...
Lannister guard: Yabancı piç.
[Syrio, Lannister korumasına tahta kılıcıyla sertçe vurur ve onu nakavt eder]
Syrio Forel: Ve benimle daha saygılı konuşacaksınız.
Ser Meryn Trant: Braavoslu'yu öldürün. Kızı getirin.
Syrio Forel: Arya çocuğum, bugünlük dans dersimiz bitti. Babanın yanına koş.
[Syrio, dört Lannister askeriyle dövüşerek ilerler]
Ser Meryn Trant: [kılıcını çeker] Kahrolası sersemler.
Syrio Forel: Artık git, Arya.
Arya Stark: Benimle gel. Kaç.
Syrio Forel: Braavos'un baş kılıç savaşçısı kaçmaz.
[Meryn Trant ile Syrio dövüşürler, sonrasında Trant, Syrio'nun kılıcını ikiye böler]
Syrio Forel: Ölüm tanrısına ne diyoruz?
Arya Stark: [titrer] Bugün değil. [kaçar]

Baelor[düzenle]

Eddard Stark: Beni bu cehennemden çıkarabilir misin?
Varys: Çıkarabilirim. Ama çıkarır mıyım? Hayır. Dediğim gibi, kahraman değilim.
Eddard Stark: Ne istiyorsun? Söyle. Bilmeceleri, hikâyeleri bırak. Söyle, ne istiyorsun?
Varys: Barış. Oğlunuzun kuzeyli ordusuyla güneye geldiğini biliyor musunuz? Sadık çocuk. Babasının özgürlüğü için savaşıyor.
Eddard Stark: Robb mu? O daha çocuk.
Varys: Önceden de çocuk fatihler görüldü. Ama Cersei'yi geceleri asıl uyutmayan adam, kralın yani merhum kralın kardeşi.Tahtta en çok hak sahibi kişi Lord Stannis. Kendini kanıtlamış bir savaş kumandanı ve düpedüz merhametsiz.
Eddard Stark: Stannis Baratheon, Robert'ın gerçek varisi. Taht onun hakkı.
Varys: Sansa canınız için çok yalvardı. Yabana atmak yazık olur. Cersei aptal değil. Evcil bir kurdun, ölü bir kurttan daha çok işine yarayacağını biliyor.
Eddard Stark: Kralımı öldüren, adamlarımı katleden, oğlumu sakat bırakan kadına hizmet etmemi mi istiyorsun?
Varys: Diyara hizmet etmenizi istiyorum! Kraliçeye alçakça hıyanetinizi itiraf edeceğinizi ve oğlunuza kılıcını bıraktırıp Joffrey'i gerçek varis olarak kabul edeceğinizi söyleyin. Cersei sizi onurlu bir adam olarak tanıyor. Ona istediği barışı verip, sırrını mezara taşımayı vaat ederseniz. siyahlara bürünüp geri kalan hayatınızı Sur'da kardeşiniz ve piç oğlunuzla geçirmenize izin verecektir.
Eddard Stark: [güler] Hayatımın benim için değerli olduğunu mu sanıyorsun? Onurumu birkaç günlük bir şeye değişeceğimi mi neye? Aktörlerle büyümüşsün.Yeteneklerini iyi bir şekilde ama ben askerlerle büyüdüm. Nasıl ölüneceğini uzun zaman önce öğrendim.
Varys: Yazık. Çok yazık. Peki ya kızınızın hayatı, lordum? O sizin için değerli mi?

Fire and Blood[düzenle]

[Catelyn ile Robb Stark, Ned'in öldürüldüğü öğreni]
Robb Stark: Hepsini öldüreceğim. Her birini. Hepsini öldüreceğim.
Catelyn Stark: Oğlum. Kız kardeşlerin ellerinde. Kızları geri almalıyız. Sonra hepsini öldüreceğiz.

Daenerys Targaryen: [öfkeyle] Ne satın aldığımı biliyordun, bedelini de.
Mirri Maz Duur: Tapınağımı yakmaları yanlıştı. Büyük Çoban'ı kızdırdılar.
Daenerys Targaryen: Bu Tanrı'nın işi değil. Çocuğum masumdu.
Mirri Maz Duur: Masum mu? Dünyanın sırtına binen aygır olacaktı. Şehirleri yakamayacak. Khalasar'ı hiçbir ulusu ezip yok edemeyecek..
Daenerys Targaryen: Sana sahip çıktım. Seni kurtardım.
Mirri Maz Duur: Beni kurtarmak mı? Sen beni kurtarmadan önce, o atlılardan üçü ırzıma geçmişti bile. Tanrımın evinin yanışını izledim. Orada sayısız kadına ve erkeğe şifa vermiştim. Sokaklarda yığın yığın kelle gördüm. Ekmeğimi yapan fırıncının kellesi üç ay önce ateşli hastalığını iyileştirdiğim küçük çocuğun kellesi. O yüzden söyle bakalım. Sen tam olarak neyi kurtardın?
Daenerys Targaryen: Hayatını.
Mirri Maz Duur: Khal'ına bir baksana geriye kalan her şey gittiğinde hayatın ne değeri kaldığını gör.