Polat Alemdar ile Aslan Akbey'in kavgası

Vikisöz sitesinden
Atla: kullan, ara

Türk televizyon tarihinin en başarılı ve fenomen olmuş dizilerinden Kurtlar Vadisi'nin 46. bölümünde, KGT (Kamu Güvenliği Teşkilatı) Şefi Aslan Akbey ile, gizli KGT ajanı Polat Alemdar(Ali Candan) arasında yaşanan sert tartışma ve kavganın dökümü...



(Polat, Çakır'ın ölümünden sonra, Sefirlik Masası'ndaki altı büyük babayı öldürüp Testere Necmi'ye giderek "Laz Ziya'ya Çakır'i öldürdüğünü ve kesilecek cezaya razı olduğunu söylemesini" söyler. Bunu duyan Aslan Akbey, Polat'ı görüşmeye çağırır.)

Polat: Nasılsın?
Aslan Bey: İyidir, senden n’aber?
Polat: İyi
(…)
Polat: Belliydi satacakları… Bedo’ya çok ağır gelmişti kurşunlanmak. Hiç ateşin ortasında kalmak istemiyorken, kendisini bizden taraf buldu.
Aslan Bey: Fethi?
Polat: En tehlikelisi oydu. Ben en çok ondan hamle bekliyordum. Aslında fırsatı olmadı. Biraz daha iyileşmeyi bekliyordu ama… Nasip…
Aslan Bey: Yarım bırakmanı tasvip etmemiştim zaten. Adamı kötü aşağıladınız.
Polat: Aşağılığın önde gideniydi de ondan.
Aslan Bey: Demir’i niye vurdun?
Polat: 10.000 dolar vermemek için Halit’in yeğenini satan adam, bizi kaça satardı sence?
Aslan Bey: Üstün?
(Sessizlik)
Polat: Gözüm tutmamıştı!
Aslan Bey: Faris?
Polat: Tipini sevmemiştim!
Aslan Bey: Ne oluyor aslanım?! Ne tribe girdin?! Karşında sorgu yok!
Polat: O zaman sorgulama!
Aslan Bey: Halit ne anlattı?
Polat: Çakır’ı nasıl tuzağa düşürdüğünü…
(…)
Aslan Bey: Sonra?
Polat: Sonra Testere’ye gittim.
Aslan Bey: (Sertçe) Sebep!
Polat: Mektubu adresine iade etmek için. (Sertçe) Kime gitseydim?! Baron’a mı?!
Aslan Bey: Aslanım sen iyi misin?!
Polat: Değilim!
Aslan Bey: Belli!
Polat: Lütfen! Yine yukarıdan konuşmaya başlama!
Aslan Bey: Sen aklınla hareket etmiyorsun. Hislerinle hareket ediyorsun! Bana bir tek sebep söyle. Testere’ye gitmek için bir tek sebep!... Ya da boşver sebebi! Ne elde ettin? Ne elde etmeye gittin, ne elde ettin?
Polat: Lütfen… Evet haklısın. İyi değilim.
Aslan Bey: Ne konuştunuz Testere’yle?
Polat: Laz Ziya’ya Çakır’ı öldürdüğünü ve cezasına razı olduğunu söylemesini istedim.
Aslan Bey: Testere’den!!!
Polat: ('Ne var bunda' der gibi) Eveet?
Aslan Bey: Aslanım!... Sen iyi değilsin, demiştim ama, sen kafayı yemişsin! Bunun iyilikle kötülükle alakası yok! Sen projeyi bitirmek istiyorsun!
Polat: (Şaşırır) Nasıl bu sonuca vardın merak ediyorum.
Aslan Bey: Bak aslanım! Bir: Kafana göre bu memlekette mafya babası öldüremezsin! İki: Hadi diyelim ki öldürmen gerekti, bunu benden habersiz ve izinsiz yapamazsın! Üç: Diyelim ki yaptın, Konsey üyesi bir kişiyi, ki bu Testere Necmi, tetikçileri, gidip alenen âşikârâne tehdit edemezsin! Dört: Ettin mi? Bu iş bitti, geçmiş olsun!
Polat: Bir şey söyleyeyim mi? Edemezsin dediğin her şeyi ettim. Bence de iyi ettim!
Aslan Bey: Ben de sana bir şey söyleyeyim mi? Herşeyin içine ettin!!!
(…)
Polat: (Bağırır) Ne yapmışım içine edecek?! Kalkmışsın bana, altı tane ciğeri beş para etmez adamı niye öldürdün, yedincisini niye tehdit ediyorsun, diyorsun! Sen kimden yanasın Aslan Bey?!
Aslan Bey: Çizmeyi aşma! Benim yanım da belli, yerim de… Ben devletim! Sen de devletin için hizmet ediyorsun!
Polat: (Bağırır) Çizme kanla dolup taşmış, sen bana boğul diyorsun!… Yok öyle bir devlet hizmetkarını kana boğdurtacak!
Aslan Bey: Millete kestiğin raconu bana kesme! Bana sökmez! Sen mafya babası değilsin! Devlet görevlisisin!
Polat: (Bağırır) Neye göre?! Kime göre?!
Aslan Bey: (Bağırır) Bana göre, sana göre!
Polat: Bak Aslan Bey! Ben mafya babasıyım! Kabul et bunu! (Bağırır) MAFYA BABASIYIIIM!!! Ve şunu unutma: Sen beni mafya babası yaptın!
Aslan Bey: Ve ben sana diyorum ki yanlış yapıyorsun!
Polat: (Bir 'Yâ Sabır' jestinden sonra) Doğrusu neymiş?!
Aslan Bey: Yaptığın ve yapacağın her şeyde bana karşı mesulsün. Benim bilgim, emrim, iznim olmadan, kimseyi öldüremezsin, (sesini yükseltir) öldürtemezsin! (Bağırır) Senin ardından dosya kapatmakla uğraşamam ben!
Polat: (Bağırır) Başka işin mi var?! Ben öldüreceğim, sen gömeceksin! İşimiz bu!
Aslan Bey: (Sertçe) Ben sana böyle mi öğrettim işini?!
Polat: Bana her şeyi öğrettin. Savaşmayı, strateji üretmeyi, karar vermeyi, kararı anında uygulamayı… Mükemmel bir hocasın. Ama kabul et: Öğrencin de mükemmel! (Bağırır) Hocaaaam! Boynuz kulağı geçti, kabul et!
(Sessizlik)
Polat: Ben o ameliyathanede karar vereceğime senin yanına koşturup gelseydim, ne olacak diye sorsaydım, bugün her şey çoktaaan bitmişti! Kusura bakma! Bu sefer doğru kararı ben verdim! Nasıl sen bu vadiye beni sokarak doğru bir karar verdiysen!
(…)
Polat: Sana bugüne kadar bir tek şeye olmaz yapamam dedim mi?! Hangi operasyonu verdiysen, üstesinden geldim! Ama ben robot değilim! Ben etten kemikten bir adamım! Senin gibi antrenör değilim. Sahanın içindeyim. Her attığım çalımdan sonra kulübeye dönüp bakarsam top oynayamam Aslan Bey!
Aslan Bey: Bu maç değil, satranç! Devlet top oynamaz, ama satranç oynar!
Polat: Ne korkuyorsun? Hesap vereceğin yerler mi var?
Aslan Bey: Devlet yeri geldiğinde hesabını sorar!
Polat: Sen de verirsin!
Aslan Bey: (Öfkeyle) Sen kimsin lan benimle böyle konuşuyorsun?!
Polat: (Bağırır) Ben Polat Alemdar’ım! Ali Candan değilim!!! Şizofreniden kurtuldum, sen de kurtul! Öldü, anladın mı, öldü!!! Artık bunu kabul et! En azından Elif kadar kabul et!
Aslan Bey: Herşeyi kabul ederim. Ama yanlış yaptığın şeylerin arkasına sığınıp, duygu sömürüsü yapmanı, asla!
Polat: (Bağırır) Benim duygum-muygum yok lan!! Sen Duran Emmi’nin karşısına geçip, silahı doğrultup, nasıl kafasına sıktıysan; ben de devletin bekası için yapmam gerekeni sonuna kadar yaparım, o kadar! Ne duygusu!!!
(…)
Polat: Sen beni aptal mı zannediyorsun? Aklın sıra gizli iş çeviriyorsun. Ben senin öğrencinim! Ben de senin kadar bilirim sır kaç kişinin arasında kalır.
Aslan Bey: Sen bu işin altından kalkamadın evlat… Maalesef ilk defa beni hayal kırıklığına uğrattın.
Polat: Benimki ilk, seninki son değil…
Aslan Bey: Yeter!
Polat: Yetmez!!! Beni sen konuşturdun! Hep bir bildiğin vardır diye, kaç gece avundum, biliyor musun?! Ama öğrendim ki, bildiğin tek şey hesap sormakmış!
Aslan Bey: Benim bildiklerim olmasa sen buralara gelemezdin.
Polat: Şimdi de beni mafya babası yaptığın için övünüyor musun?
Aslan Bey: Nankörlük etme! Seni bu devlet okutmadı mı? Yetiştirmedi mi? Ben senin arkadaşını da biliyorum. Otuz senede ilerleye ilerleye, teypten müzik seti tamir etmeye ilerledi!
Polat: Ne olacak?! Ben de babamın yanında kitap satardım. Oturduğum yerde Hikmet’le vatan kurtarırdık. Arada bir de sen gelirdin işte. Ne olacak?! Ne fark ederdi?! Bana Üstün Hizmet Madalyası verecektin de vaz mı geçtin?!
Aslan Bey: Vazgeçtim!
(…)
Aslan Bey: Vazgeçtim… Bitti… Buraya kadar… Kurtlar Vadisi Operasyonu bitmiştir!
Polat: Ölüleri mi dirilteceksin?
Aslan Bey: Belki dirileri öldürürüm!
(…)
Aslan Bey: Kendine ülke seç. Tatile çıkacaksın! Sen gittikten sonra ben karar vereceğim dönüp dönmemene.
Polat: Başka?
Aslan Bey: Bugüne kadarki hizmetlerin için teşekkür ederim. Ama buraya kadar…
Polat: Ne kadar, nereye kadar, bundan sonra ben karar veririm! Operasyon bitti mi? Devlet görevi de bitti! Seninle bağım da bitti!... Ama şunu unutma: Ben hiçbir işimi yarım bırakmam!... Aslan Amca!