Nâzım Hikmet

Vikisöz sitesinden
Atla: kullan, ara
Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.

Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli
ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el
kapıları bir daha açılmasın
yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!
  • Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
    Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
    Bu memleket bizim!
    Bilekler kan içinde, dişler kenetli
    ayaklar çıplak
    Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
    Bu cehennem, bu cennet bizim!
    Kapansın el
    kapıları bir daha açılmasın
    yok edin insanın insana kulluğunu
    Bu davet bizim!
    Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
    Ve bir orman gibi kardeşçesine
    Bu hasret bizim!
  • Gönlümle baş başa düşündüm demin;
    Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
    Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
    Akisleri sönen bir ses gibisin.

    Mâziye karışıp sevda yeminim,
    Bir anda unuttum seni, eminim
    Kalbimde kalbine yok bile kinim
    Bence artık sen de herkes gibisin.
  • Kelebek misalidir aşk; anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük!
  • Matematik, sibernetik, fizik, müzik, tüm bunlar, eninde sonunda, sadece, insanlar şiir okumayı öğrensinler ve anlasınlar diye gereklidir.(Nazım'la Söyleşi, Vera Tulyakova Hikmet, Türkçe çeviri Ataol Behramoğlu, İstanbul, 1989, sayfa 23)
  • Yoldaşlar, nasib olmazsa görmek o günü,
    Ölürsem kurtuluştan önce yani, alıp götürün
    Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.
  • Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
    Öylece gibi de görünüyor,
    Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
    ve de uyarına gelirse,
    tepemde bir de çınar olursa
    taş maş da istemez hani.
  • Geçtim putların ormanından baltalayarak, ne de kolay yıkılıyorlardı.
  • Ölüm kendinden önce bana yalnızlığını yolladı. (12 Ocak 1963)
  • Antepliler silâhşor olur,
    uçan turnayı gözünden,
    kaçan tavşanı ard ayağından vururlar.
  • Tavşan korktuğu için kaçmaz,
    Kaçtığı için korkar.
  • Topraktan öğrenip kitapsız bilendir.
    Hoca Nasreddin gibi ağlayan,
    Bayburtlu Zihni gibi gülendir.
    Ferhad'dır.
    Kerem'dir.
    Ve Keloğlan'dır. (Türk Köylüsü şiirinden)
  • Memleketim: Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya, kurşun kubbeler ve fabrika bacaları benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.
  • Memleketimi seviyorum: Çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım. Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.
  • Yağmur yağıyordu boyuna. Sözü onlar alıp dediler ona: "Daha pazar kurulmadı kurulacak. Esen rüzgâr durulmadı durulacak. Boynu daha vurulmadı vurulacak." (Şeyh Bedrettin Destanı'ndan)
  • Bu göl İznik gölüdür.
    Durgundur.
    Karanlıktır.
    Derindir.
    Bir kuyu suyu gibi içindedir dağların.
  • 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali. Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. (Vatan Haini Şiiri)
  • Benim idealimdeki rejim olsa, ben de seni astırırdım. Sonra da darağacının altına oturup hüngür hüngür ağlardım!
(Necip Fazıl'ın 'Benim idealimdeki rejim olsa seni astırır, sonra da mezarını türbe yaptırırdım' sözüne cevaben)
  • Vatan çiftliklerinizse,
    kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
    vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
    vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
    fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
    vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
    vatan, mızraklı ilmühalse,
    vatan, polis copuysa,
    ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
    vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
    vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
    ben vatan hainiyim.
  • Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
  • Ve gayrisi mesela benim on sene yatmam Laf-ı güzaftır.
  • Pamuk gibiydi bembeyazdı ekmek.
  • İnsan birisiyle yaşlanmalı, birisi yüzünden değil.
  • Biz başka severdik. O yüzden başka sevemedik.
  • Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde.
  • Şimdi on yaşına bastı. Ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar.
  • Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü Dünya.
  • Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman. Sonra resmen kapandı o fasıl, şimdi üçüncüden bahsediyor, Amerikan doları fakat gün ışıdı her şeye rağmen.
  • Ben, sensiz yaşayamam diyenlerden değilim. "Sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarım.
  • İnsan, ya hayrandır sana, ya düşman. Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun, ya bir dakika bile çıkmazsın akıldan.
  • Kararmasın yeter ki; sol memenin altındaki cevahir!
  • Giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak.
  • Serçe gibisin kardeşim.
  • Bir senfoni vardı kulağımda çalınan, bitti artık hepsi...
  • Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine. Onlar ki; toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar. Korkak, cesur, cahil ve çocukturlar.
  • Ben Türk dilinin şairiyim. Hayatımı buna adadım.
  • Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine. (Davet Şiiri)
  • Gerçek şair kendi aşkı, kendi mutluluğu ve acısıyla uğraşmaz.Şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır.
  • Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır.
  • Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen kimse, saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır.
  • Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da, hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
  • Arkadaşlık ağaca benzer, kurudu mu bir daha yeşermez.
  • Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa? (Hava Kurşun Gibi Ağır şiirinden)
  • Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele...
  • İnsanların kanatları yok, insanların kanatları yüreklerinde. (Dört Güvercin şiiri)
  • En fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı. (Karıma Mektup şiiri)
  • Gökyüzünü başımın üstünde görmek bana yasak.
(Bir Cezaevinde Tecritteki Adamın Mektupları şiiri)
  • İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman. (Vera'ya şiiri)
  • İki şey var; ancak ölümle unutulur, anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü. (Saman Sarısı şiiri)
  • Nabzını boşlukta sayan bir gece... (Kaçırılan Kız Kardeşler şiiri)
  • Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı, ya da ölüm inecek yeryüzüne.
  • Düşmana inat bir gün daha fazla yaşayacaksın.
  • Benim gönlüm bir kartaldır.
  • Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır.
  • Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.
  • Ekmek hepimize yetmiyor, kitap da öyle ama keder... Alabildiği kadar.
  • Gelecek günler için gökten ayet inmedi bize. Onu biz kendimiz vaad ettik kendimize.

Hakkında söylenenler[düzenle]

  • Nâzım Hikmet'in ateşi bugün yurdun dört bir yanında despotluğa, yobazlığa başkaldıranların ellerindeki meşale, yüreklerindeki ateştir. Nâzım'ın şiirleri ile 1960'lı yıllarının en başında Yön dergisinde tanıştım. Beni en çok etkileyen onun ülke sevgi ve özlemini dile getiren şiirleri olmuştur. - Çetin Doğan[1]

Kaynak[düzenle]

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Vikikaynak'ta Nâzım Hikmet ile ilgili belge kayıtları bulunmaktadır.

Vikipedi'de Nâzım Hikmet ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.