Jean Baudrillard

Vikisöz sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Jean Baudrillard
WikipediaBaudrillard20040612-cropped.png
21. Yüzyıl Filozofu, Yazar
Doğumu
20 Haziran 1929
Reims, Fransa
Ölümü
6 Mart 2007
Paris, Fransa


Sözleri[değiştir]

Kaynaksız[değiştir]

  • Artık inanamıyoruz; ama inanana inanıyoruz. Artık sevemiyoruz; yalnızca seveni seviyoruz. Artık ne istediğimizi bilmiyoruz, ama bir başkasının istediğini isteyebiliyoruz. İstemek, yapabilmek ve bilmek eylemleri terk edilmedi ama bir başkasına devredilerek genel olarak ilga edildiler.
  • Bir kadın öylesine makyajlı olabilir ki, yok olduğunu anlamayabilirsiniz. Hayat öylesine aldatıcı olabilir ki, bunu hiç fark edemeyebilirsiniz.
  • Bizler bilginin sürekli arttığı ama irfanın sürekli azaldığı bir dünyada yaşıyoruz.
  • Farklılığın doğru kullanımı yoktur. Yalnızca ırkçılığın değil farklılığı sürdürmeye ve korumaya yönelik tüm ırkçılık karşıtı ve insancıl çabaların gösterdiği de budur.
  • Felsefenin sırrı , belki de kendini tanımak veya nereye gittiğini bilmek değil, ötekilerin düşlediğini düşlemektir. Kendi başına inanmak değil, inananlara inanmaktır.
  • Hiçbir şey baştan çıkarmanın kendisinden daha büyük olmayı beceremeyecektir; onu yok eden düzen bile.
  • Fotoğraf sanatı bizim için bir 'cin kovma'dır. İlkel toplumun maskları vardı, burjuva toplumunun aynaları, bizim ise görüntülerimiz var. Fotoğrafı çekilen nesne geri kalan her şeyin yok olmasının izidir sadece. Neredeyse kusursuz bir cinayet. Fotoğraftır bizi görüntüsüz bir evrene, yani salt görünüşe, en çok yaklaştıran. Çünkü nesnedir bizi gören, nesnedir bizi düşleyen. Dünyadır bizi yansıtan, dünyadır bizi düşünen. Budur temel kural.
  • Kapitalizm erkeği tehlikesiz hale getirip, ehlileştirmek, bir dolap beygiri yapmak için kadını kullanır.
  • Mutlak koruma öldürücüdür. Tıp bunu anlamıyor. Oysa kanser ve AIDS gibi hastalıklar mutlak korunma önlemleri ve tıbbın zaferinden doğan hastalıklardır.
  • Ne estetik ne cinsel bir inancımız var ama hala bunlara sahip olmayı öğreniyoruz ve gerçek bir felaket olmayacak çünkü sanal felaket koşullarında yaşıyoruz. Hızla çoğalan aşırı şişen ama doğuramayan bir dünyanın bulantısı bu.
  • Tanrı var ama ben inanmıyorum ya da Tanrı yok ama ben inanıyorum önermeleri paradoksal bir şekilde eğer Tanrı varsa inanmak anlamsızdır, eğer Tanrı yoksa inanma bir zorunluluğa dönüşmektedir anlamına gelirler. Eğer bir şey yoksa ona inanmak lazımdır. Öyleyse Tanrı'ya inanmak o'nun varlığından, belirginliğinden ve şu anda buradalığından kuşkulanmak demektir.
  • Televizyonda filmleri kesen reklamlar kuşkusuz toplum ahlakına hakarettir.
  • Yeni dünya düzenindeki kötülük bir kötü niyet ve irade ürünü değil, rasyonel düşünce biçiminin; yaşayıp giden normalliğin ürünüdür.
  • Birisinin: ‘Bu doğrudur, bu gerçektir.’ dediği bir yerde bir kişi herkesi kahkahaya boğan bir kültür hayal edebilir.
  • Dünyanın ikinci en büyük suçu sıkıcılık olabilir. İlki ise sıkıntı veren olmaktır.

Eserleri[değiştir]

Birisinin: ‘Bu doğrudur, bu gerçektir.’ dediği bir yerde bir kişi herkesi kahkahaya boğan bir kültür hayal edebilir.

Benzerlik ve Simülasyon (1981)[değiştir]

Kötülüğün Şeffaflığı (1990)[değiştir]

  • ..hümanizm, normallik, yaşam kalitesi kavramlarının artık sadece karlılığın değişkenleri olduğu gerçeği, hiçbir zaman bu kadar net olarak ifade edilmemiştir: hayvan üretim çiftliklerindeki aşırı nüfus ve alan darlığı dolayısıyla hayvanların düştükleri hasta durum ve endüstriyel yoğunlaşma, üretim bantları ve diğer çalışma ortamlarının bilimsel organizasyonu nedeniyle insanların düştükleri durum arasındaki paralellik oldukça aydınlatıcıdır. Dahası insanı ilgilendiren ikinci durumda, "besiciler" iş kalitesi, çok yönlü çalışma, esnek saatler ve fabrikanın psiko-sosyal yönü gibi keşiflerle sömürülerini yok edici bir yöntemle revize etme yoluna gitmişlerdir. Bu paralellikte insanları hayvanlardan ayıran tek durum, hayvanın kısa zamanda bıçak altına giderek öldürülmesinin kaçınılmazlığıdır.[1]

Kusursuz Suç (1993)[değiştir]

  • Enigmatik duruma gelmeyen hiç bir şey tamamen apaçık değildir. Gerçeğin kendisi doğru olmak için yeterince apaçık değildir.

İmkansız Takas (1999)[değiştir]

  • Bütün alanlarda insandışını bertaraf etmeyi her şeyi insan yargılarının egemenliği altına sokmayı hedefleyen antropolojik bir bütüncülüğe doğru gidiyoruz. İnsan hakları burcunun etkisiyle hayvanları, doğayı ve bütün türleri genel olarak insanlaştırma, ahlaki bir antropoloji ve evrensel bir ekoloji kurma çabasındayız.[2]

Şeytana Satılan Ruh ya da Kötülüğün Egemenliği[değiştir]

  • Politikanın gizli kusuru neyi "Kötülük" olarak adlandırabileceğini bilemeyecek bir hale gelmiş olmasıdır... Politikacıların sürekli olarak yaptıkları yanlışları düzeltmeye çalışmaktan başka bir şeyle uğraşmadıkları söylenebilir.


Kaynakça[değiştir]

  1. Jean Baudrillard, Kötülüğün Şeffaflığı
  2. Jean Baudrillard, İmkânsız Takas, Çev: Ayşegül Sönmezay, Ayrıntı Yayınları, İstanbul 2005, s22

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Commons'da Jean Baudrillard ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

Vikikaynak'ta Jean Baudrillard ile ilgili belge kayıtları bulunmaktadır.

Vikipedi'de Jean Baudrillard ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.