Can Yücel

Vikisöz sitesinden
Atla: kullan, ara
Nuvola apps kate.png
Bu maddenin biçim olarak Vikisöz standartlarına ulaşması için elden geçirilmesi gerekmektedir.

Düzenleme yapıldıktan sonra bu açıklama silinmelidir.


Can Yücel
Replace this image male.png
Türk şair.
Doğumu
1926
İstanbul
Ölümü
12 Ağustos 1999


  • Acılara bakıp da küsme sevdalara,
Gavura kızıp da oruç bozulmaz.
Sök at kafandan acabaları,
Kemik aynı yerden iki defa kırılmaz.
  • Anladım ki aşk; her iki tarafı da mağdur eden, yürekte izinsiz gösteri yapan mutluluk karşıtı bir eylem.
  • Anne karnına sığarken dünyaya neden sığamadığını ve sonunda bir metrekarelik yere sığmak zorunda kalacağını farketmeli insan.
  • Aşk; kelime değil bir cümledir. Kurmak içinse, özneyle yüklem değil, iki yürek gerekir.
  • Aşkta kimsenin kimseden farkı yok... Sadece biri daha iyi yalan söyler, biri daha iyi oynar oyununu. Hepsi bu!
  • Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
‘O olmazsa yaşayamam’ demeyeceksin,
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
  • Bazen kırdım, çoğu kez kırıldım; ama ben hiç kimseyi kaybetmedim, sadece zamanı gelince vazgeçmesini bildim.
  • Bazen zordur dönmek yada herşeyi unutup gitmek.
Anladım ki insanı en acıtan şey;
Sevilmediğini bildiği halde
Delicesine sevmek.
  • Belki de insan sevmeyi bilmediğinden değil, sevgisine layık biri olmadığından yalnızdır.
  • Ben şiiri ciddiye almıyorum ki zaten, yeter ki şiir beni ciddiye alsın! Davetsiz misafirdir,pat diye gelir o, ya bir Afrika menekşesini, ya ölen bir delikanlıyı bahane eder, kaldırabilirsen kaldır artık.
(Güne Bakanları Korumakla Uğraşıyorum adlı söyleşisinden)
  • Benim öfkem gecelerin beyidir, kalkar bi tek çocuk ağlasa! İşte bak bu anasız yasa, Kanuni’nin değil bizimdir.
  • Bi hayli kırgınım.. Kime olduğunu, neden olduğunu bilmeden.. Belki hayata, belki kendime, belkide dilimden düşmeyen keşke’lere .
  • Bilinmedik bir hüzün var içimde, bir gariplik. Anladım ki, ya ben fazlayım bu şehirde ya da biri eksik.
  • Bilir misin ne zordur severek yaşamak. Ona benimsin deyip sarılamamak.. Ne zordur hep yakın hissedip aslında ondan uzak olmak.
  • Bir insanı herhangi biri kırabilir; ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş. Çok acıttığında anladım.
  • Bir şanstan söz ettirmeyecek kadar, mükemmel olmalı aşk.
  • Biraz değiştim, Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar… Değiştim,Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum, Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni Ben benimle savaşıyorum, Seninle değil! …Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim, Sorun değil!
  • Biri sana git dediğinde, kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek Git dediklerinde gittiğimde anladım.
  • Boş boş seviyorum demekle olmaz; Göstereceksin sevdiğini, hissettireceksin.. yapamıyor musun ! O zaman yoldan çekileceksin.
  • Bu damsız damda, bu havvasız havada saf şair olamıyor adam, sökmüyor sırf şiirsel yorum.
  • Bugün bu kuburda kokuşsam da yarın, Çiçek Dağlarında seyirtecek seyrim, değil mi ki burnumda tüten toprak kokusudur Devrim!
  • Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de, Kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer….
  • Çok çalıştım gitmeye de kalmaya da. İkiside aynı acı, İkiside rezil. Daha önce de gitmiştim ama böyle kalarak değil !
  • Değişmek zor; ama bazen aynı adam olmak daha zor. Hayat öyle yüklenir ki; ne kalmak istersin, ne gitmek. O durumdayım işte.
  • Dünya öküzün boynuzlarında dururmuş,Her kıpırdayışında deprem olurmuş.Oysa dünya,halkların omzu üstünde durur,Kıpırdasın da gör.
  • Fukara bir midyeden başlayan deniz, nasıl da büyüdü mavi oldu. Oturmuş yere hanım hanımcık, ölümün ayaklarını yıkıyor.
  • Galiba yoruldum. Herşey kadar, herkes kadar, sen kadar. ‘Kendimi her kaybettiğimde, Seni de kaybediyor olmaktan yoruldum.
  • Gururunu hiçe sayıp dön demezsen, hergün arkasından bakmakla yetinirsin.
  • Gül benizli isyanım! Eksi çıktıkça kanım, arta durdu bicanım. Ben ölsem ölsem bile dipdiri o.
  • Güle Sormuşlar: Neden Dikenlisin ? – Beni Yalandan Değil Gerçekten Seven Tutabilsin Diye !
  • Hani bazı şehirler vardır ya; Saat 10′dan sonra kimsecikler olmaz… İşte sen’den sonrası, on’dan sonrası..!
  • Haykıracaksın ama isyan etmeyeceksin. Ağlayacaksın ama belli etmeyeceksin. Onsuz kalacaksın belki; ama asla vazgeçmeyeceksin .
  • Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış/ Kendi yolumu çizdiğimde anladım.
  • Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
  • Kural bu: En çok seven, hep en önce terkedilir. Unutma; Vedalar acıtsada, bazen gitmek gerekir.
  • Küçükken annem, yerde ekmek görünce: yükseğe koy kuşlar yer derdi. Sevdiklerimizi hep yüksekte tuttuk, acaba kuşlar mı yedi ?
  • Küfür burjuvazinin ağzında lağım çukurudur, işçi sınıfının ağzında açan çiçektir…
  • Memnun olan yok hayatından ! Kiminle konuşsam aynı şey.. Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
  • Ne kadar güzel geçti bütün yaz, Geceler küçük bahçede, Sen zambaklar kadar beyaz, bense yasak bir düşüncede.
  • O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
  • Ölürsem neye gam yerim ki en çok? Bi daha küfredemeyeceğime.
  • Öyle bir seveceksin ki, yüreğinden kimse ayıramayacak. Ve öyle birini seveceksin ki, Seni gözleriyle bile aldatmayacak.
  • Öyle parçalandım ki ömrümde.. Sevgi ile öfke arasında. Sevgimi öfke vurdu, öfkemi sevgi kaçırdı, İçim parçalandı arada..
  • Sen, Seni seveni görmeyecek kadar körsen, O da sana sevgisini söylemeyecek kadar gururludur işte.
  • Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Nerden bileceksin! Sen hiç benimle olmadınki, ya aklın başka yerdeydi ya yüreğin.
  • Sessizlikten yaratmışsa evreni yaradan; Seslerden sessizlikler yaratmaktır yaratıcılık…
  • Sevgi emekmiş.. Emek ise vazgeçmeyecek kadar, Ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş.
  • Sevgili dediğin koluna değil, yüreğine yakışmalı.. Ve öyle gelip geçici bir heves değil, Sonsuza dek nefesin olmalı !
  • Sevgili, arayıp da bulduğun birisi değil. Hiç aklında yokken aşık olduğun kişidir.
  • Şişede durduğu gibi durmaz ki kafir,tutar insana insanları sevdirir,kimi de tutamağı tutar,tutar insanı insanlardan bezdirir.
  • Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim. Sen beni hep bıraktın; Bense hep arkandan ağladım.
  • Terzi Fikri öyle bir giysi dikti ki Fatsa’ya
    O Gürcü öyle bir gürledi ki arkadaşlarıyla
    Noktalar, noktalı virgüller, askeri operasyonlar
    Kimseler çıkaramaz Fatsa’nın sırtından
    Emek hakkının sımsıcak çıplaklığını
  • Umursamıyorum artık hiçbir şeyi ve istemiyorum kimseyi yanımda! Her gelen biraz daha acıtıp gidiyor nasılsa.
  • Yalnızım.. Çünkü herhangi biriyle değil, Beklediğime değecek kişiyle devαm etmeliyim bu yola.
  • Yalnızlığım benim çoğul türkülerim, Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.
  • Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık; çalınan birinin kalbiyse eğer.
  • Öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni.
    Tebessümler açtırmalı yüzünde.
    Birgün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde.
    Birbirimizi sevmenin gururu olmalı her şeyde....
  • Olmuyorsa zorlamayacaksın.
  • Benim halim memleketin hali.
  • Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.
  • Gidiyorum ben boşçakallar,sıçmışım ortaklık yerinize.Kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık
  • Gitmek istiyorsa, bırakacaksın gitsin. Aklı seninle olmayanın bedeni yanında olsun ister misin?
  • Unutma; "Onu artık unuttum" demek, Bir kez daha hatırlamaktır aslında..
  • Herşeyin kadar değil, değeri kadar seveceksin. Çünkü beklentin ne kadar çok olursa, o kadar kırılırsın.
  • Senle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Nerden bileceksin! Sen hiç benimle olmadınki, ya aklın başka yerdeydi ya yüreğin.
  • Bilmelisin ki. Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
  • Dünya bir meşin toparlaktır, Allah da gol!
(İspor şiirinden)
  • Bu memlekette göte "göt" diyemeyecek miyiz?
(Kendisi aleyhine açılan bir hakaret davası sırasında)
  • Körfezdeki dalgın suya bir bak; göreceksin Nato'nun kablosu durmakta derinde.
(Nazireler 3'ten)
  • Kaşı babam kaşı demeye kadar, mahmut başar kardeş, kazı babam kazı, kaşlarını
Kendisine göbekatan sarnıcı diyen eski sınıf arkadaşı Mahmut Başar Özer'e kızgınlığı
  • ‘Kara kaşlı bir bulut geldi... Gürledi ama yağmadı değil, yağmadı ama gürledi gitti’...
Cumhurbaşkanı seçilmesi gündemde olan 15. Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler için.
  • "Beni derginin kıçına koyanın gelir kıçına korum"
(Leman dergisindeki ilk yazısını derginin son sayfasına koyan Metin Üstündağ'a)
  • Yıllar önce ODTÜ'de yaptığı bir konuşma...
Üç bin kişilik mimarlık amfisi tıklık tıklım dolu, hatta onu dinlemek için ayakta kalan onlarca kişi var...
Can Yücel konuşmaya şöyle başlar:

- Biz hiç bi bok olamadık!

Salondakiler bir anda neye uğradıklarını şaşırırlar. derin bir sessizlik kaplar ortalığı...
Salona gelmeden önce 3 bira ve yarım votka içmesine rağmen muhteşem bir konuşma yapar. Hiç şüphesiz bol küfürlü bir konuşma...
Söyleşinin soru-cevap kısmında ön sıralarda oturan hanım hanımcık bir kız öğrenci parmak kaldırıp Can Yücel'e şöyle sorar:

- Can bey, bizler şiirlerinizi ve düşüncelerinizi çok beğeniyoruz,size büyük bir saygı duyuyoruz ama konuşmalarınızda çok fazla küfüre ve argoya yer veriyorsunuz, küfürlü konuşmasanız olmaz mı?

Can Yücel önce susar, sonra yavaşça doğrulur, o kocaman ellerini kürsünün üzerine koyup:

- Küfür, burjuvazinin ağzında bir lağım çukurudur... Küfür, işçi sınıfının ağzında bir çiçektir!.. deyince salonda müthiş bir alkış kopar.

Sonra tamamen ayağa kalkıp şöyle bitirir konuşmasını:

- Arkadaşlar bugün de çok kafa siktim!!!

  • Can Yücel, vakt-i zamanda bir yazısında adamın birisine 'göt' dediği için dava açılmış. Mahkemede Can Yücel şunu anlatmış:

Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora getirir hastayı köylüler. Koca devletin koca doktoruna. Doktor hastaya fitil verir ve köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler köylülere. Köylüler tabi 'tamam dohtor bey' diyip köye giderler. Köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez. Bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya.

Hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir. Bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. Ne cüret di mi doktoru arayacak bi köylü. Neyse durumun vehameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. Bütün köylü toplanır santrale, muhtar arar, 'Biz ne yapacaamızı bilemedik dohtor bey' felan der işte. Karşıdan doktor bişiler söyler. Muhtar döner, ama arkasına: 'makattan verin dedi dohtor' der. Yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini yollayıp sordururlar felan, ama makat ne bilen yoktur yine. Hasta ise giti gidecek, ateşler içinde kıvranıyo baya.

İhtiyar meclisi toplanır. Son çare, doktorun bir kez daha aranmasına karar verilir. Yine kimse aramaz istemez doktoru. Nihayetinde yine biri kandırılır, telefonun başına geçer, ama bi yandan söylenmektedir: 'çok kızacak dohtor çok!' diye. Sonunda telefonu açar, durum anlatır, doktor bişiler söyler yine. Telefondaki köylü, yüzü allak bullak, arkasını döner: 'çok kızacak demiştim; götüne sokun dedi' Yani işin aslı hakim bey 'bizim orada göte göt derler'

  • Yine bir üniversitede öğrencinin biri sorar:
Neden okuduğumuz bütün şairler erkek? kadınlardan iyi şair çıkmaz mı?
Can Yücel şöyle cevap verir:
Biz şiiri sikimizle mi yazıyoz, ne biliim ben...
  • Can Yücel'e soruyorlar: "Zeki Müren'e niye paşa diyorlar?"
Cevap:
Bu memlekete paşalara ibne denemediği için ibnelere paşa deniyor...
  • Türkiye İşçi Partisi zamanlarında bir tüzük toplantısında herkesin komünizmi anlatmaya çalıştığı şöyle olsun, böyle olsun dediği bir toplantıda Can Baba ayağa kalkar ve bir efsaneyi daha patlatır:
  • Beyler beyler, Türkiye'de komünist olmak tüzük değil büzük ister.
  • Bir sergide ortada dolanırken, alımlı bir kadın heyecanla yanına gelir:
Can bey, tanıştığımıza ne kadar memnun oldum anlatamam. sizin en büyük hayranınızım.

Can Yücel sırıtır:

Demek öyle, yatalım o halde?
Kadın küskün bir ifadeyle bozuk atar:
Aşk olsun can bey!
Can Yücel cevaplar:
Aşk da olacak elbet...
  • Can Yücel'e bir mahkeme çıkışında soru soran gazeteci şu dörtlüğü cevap olarak alır:
Ne yorum ne forum
Belki yarın konuşurum
Öyle gitti ki durum
Soru sorana korum
  • Bir televizyon programın da genç bir öğrenci soracak soru bulamadığından herhalde şunu sorar
Hangi takımı tutuyosunuz?

can baba cevap verir,

Eşim ve ben genellikle benim takımlarımı tutuyoruz...
  • Can yücel'e sorarlar:
Efendim nedir bizim memleketteki bu sağcılık solculuk davaları?

Can Yücel:

Bu ülkede sabah kalktığında malafat eğer sağ tarafa kaymışsa sağcısındır, yok eğer sol taraftaysa solcu...
Peki sizinki ne tarafta ?
İleride daima ileride
  • "Seke seke geldik.. Sike sike gidiyoruz..." sözlerinin sahibi büyük şair Can Yücel, bir takım hayranları ve arkadaşlarıyla bir yerlerde içer, sohbet eder. Aynı grup, sabahın 5'i 6'sı gibi pek de kimsenin bulunmadığı kıbrıs şehitleri caddesinde yürürken, şair birden durur ve yere yatar. Yanındakiler de hemen aynı şeyi yaparlar. Şair, gözlerini kırpmadan gökyüzüne bakmaktadır. Yanindakiler de sıra sıra yerde yatmakta, gökyüzüne bakmaktadırlar. Hayranlardan birisi dayanamayıp sorar:
Baba, ne görüyorsun, bize de söyle...

Ondan ulvi ya da şairane bir söz bekleyen vatandaş, aldığı cevapla şok olur:

Çok sarhoşum amına koyim.

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Vikipedi'de Can Yücel ile ilgili ansiklopedik bilgi bulunmaktadır.









Kişiler | Atasözleri | Konular | Kitaplar | Hayali karakterler | Filmler | Diyaloglar | Belgeler | Duvar yazıları | Mesajlar | Gaflar | Sloganlar | Çeviriler

Tüm kategoriler - Tüm sayfalar - Rastgele sayfa